Reklamı Kapat

Bir Güzel Kitap Ve Hatırlattıkları

Bir Güzel Kitap Ve Hatırlattıkları

Hatice Çay

Mekke?den Medine?ye, kâh çöllerde kavrulup yanarak, kâh develerin üzerinde yollar aşarak ilerliyoruz. Gözümüz ve kulağımız hep onda. Her sözü bir nakış gibi işliyor kalbimize. Ruhumuz öylesine açmış ki anlıyoruz, onunla doluyor ciğerlerimiz, onu anıyoruz her nefeste. Bir aşk ki bu miras bize on dört asır evvelinden.

Müslüman?ız, güzeliz, kalbimiz iyilik ve şefkatle dolu. İşimize aşkla tutunuyoruz. Adımlarımız ağır ağır ilerler sabırla. Şarktan aldığımız bir rüzgârı taşırız solumuzda. Sürüklenmek değil uçmak bu adeta. Göğsümüz genişliyor onun adını her duyuşumuzda. Renkler beliriyor karanlığın ortasında kavrulup duran kimsesiz yalnız tarafımıza. Bir kandil işte belirdi mağaranın ucunda. Yürüyelim bu ışığa sonsuz aşkla. Ebubekir?in dostluğu gibi bir dostluk sunmaya. Taif?e siper Zeyd olmaya, duran taşların karşısında.

Bir iman ki küçük kıvılcımlar değse harlanacak. Bu öyle bir kalp ki bize bahşedilen, durgun su görünümlü fırtına habercisi? Bir yaprak düşse dalından, değse hafifçecik yetecek. İman kabarıp taşacak kalbimizden ve yayılacak dünyaya. Öyle ki değmediği iğne deliği yok! Gökte bulut, yerde karınca hep zikirde, hepsi anmakta ve iman etmekte... Dağa yüklense kaldıramayacaktı insan olma yükünü. Böyleyken biz nasıl kaldırıyoruz? Kaldırdığımız zannında mıyız yoksa.

Çöle İnen Nur iniyor kalbimize, iştiyak edersek şayet. Bir izin verirsek ona, düşüşüne cemrenin ve serpilip gelişmesine bahar olmasına sonra, sonra yaz? Kavursun kalbimizi elinden geldiğince bu kutlu ateş bu nar, bu tutkulu bağ. Her salâvatta titresin içimiz, ona kavuşma arzusuyla kaçsın uykularımız, dağılsın tüm hayallerimiz. Koşan, düşe kalka koşan ve bu telaşının nedeni namazı yakalayabilmek olan o küçük çocuğun telaşıyla aşkıyla. Koşalım ona doğru, nefes nefese. Tam soluğumuz kesildi dediğimiz anda, artık duracağım daha fazla takatim kalmadı, dediğimiz anda, yeniden yakarak körleşen ateşi şevkle koşalım. Durmak ümitsizliğe düşmek pes etmek yakışmaz bize. Biz kalbimizden sorumluyuz ve içimize bir defa düşmüşse imanın ateşi onu harlandırmakla mükellefiz.

Etrafımızda dolaşan söylentilere kulak asmadan kalbimizle söyleşerek, inancımızı bileyip keskinleştirelim ve küfrün tuzak dolu yalanlarını keselim onunla. Nefsin tükenmez arzularını dizginleyelim, bir köpeği eğitir gibi, çıkarır gibi zehrini yılanın, engebeli arazileri düzleştirir gibi, çakıllardan arındırarak yolları, eğitelim ehlileştirelim. Onun aşkıyla şevklenen bir şeye dönüşsün, edeple kuşansın dört bir yanını. Ateşe atılmanın dehşetini taşısın içinde. Allah?a bağlansın sonsuz bir direnişle. Çağrıldığı kötü yollardan yüz çevirsin. Kandillerle muştulanan yollara sürelim onu, dikenleri tatsın, acılardan geçsin, her belada Rabbim beni sınadı desin ve davransın tövbeye. Elde imanın tutulmasının avuçta ateşi tutmaya benzediği günlerde, isterse köz olsun avuçları, açmasın. Bir nefes gibi yapışsın imana ve onsuz hayatı kendine zül bilsin.

Kalbimizi hareketlendiren iman ateşimiz canlandıran Necip Fazıl?a sonsuz rahmetle?

#

30 Eyl 2014 - 21:49 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?