Reklamı Kapat

“Ramazan ayı, bir irfan okuludur”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali eEbaş, Ramazan ayına özel gazetemizin sorularını yanıtladı…

Ahmet Açkay
Ahmet Açkay Tüm Haberleri

“Hayatımıza heyecan katan, hanelerimize güzellik getiren Ramazan, tam anlamıyla bir irfan okuludur. İmsak ile sabretmeyi öğreniriz. İftar ile şükretmenin hazzını tadarız. Sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini idrak ederiz. Bizlere bahşettikleri için her daim Rabbimize hamd ederiz. Sadece bu bile başlı başına büyük bir kazançtır.”

“RAMAZAN, MÜSLÜMAN’A GÜÇLÜ BİR DURUŞ KAZANDIRIR”

“Hayata istikamet veren anlamı ve ihtiva ettiği ibadetleriyle ihya edeceğimiz Ramazan ayı, kuşkusuz bizleri Allah’ın rızasına ulaştıracaktır. Bizlere, dünyanın tahrik edici ayartmalarına, oyalamalarına ve her türlü olumsuzluklarına karşı güçlü bir duruş kazandıracaktır.”

“EL UZATMAK İMANİ VE KULLUK SORUMLULUĞUMUZDUR”

“İslam coğrafyalarında milyonlarca kardeşimiz, savaşların, işgallerin, terör saldırılarının girdabında zor ve sıkıntılı süreçler yaşamaktadır. Onlara el uzatmak, dertlerine derman olmak, yaralarını sarıp acıları dindirmek, haddi zatında bizim için iman ve kulluk sorumluluğudur.”

“RAMAZAN, ÜMMET ŞUURUNU İNŞA EDER”

İşte Ramazan ayı, müminlerde güçlü bir varoluş bilinci ve ümmet şuuru inşa ederek, bireyselleşmeyi ve dolayısıyla yalnızlaşmayı bertaraf edecek bir atmosfere sahiptir.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ramazan ayına ilişkin gazetemizin sorularını yanıtladı. Ramazan ayının öneminden söz eden Erbaş, yardımlaşmanın Müslümanlar için ne kadar kıymetli olduğunu da ifade etti. Erbaş, Ramazan ayının bir irfan mektebi olduğunun da altını çizerken, “Bizlere, dünyanın tahrik edici ayartmalarına, oyalamalarına ve her türlü olumsuzluklarına karşı güçlü bir duruş kazandıracaktır” ifadelerini kullandı.

Oruç ne demektir, Ramazan ayı ve oruç ibadetinin öneminden bahsedebilir misiniz? Müslümanlar bu ayda neler yapmalı, nelere dikkat etmeli?

Öncelikle aziz milletimizin ve bütün İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum. Ramazan’ı en güzel şekilde ihya ederek bizleri sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde bayrama kavuşturmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Oruç, Allah tarafından belirlenmiş ibadeti yerine getirmek niyetiyle, tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar yeme, içme ve belli davranışlardan uzak durmayı ifade eder. Müslüman olmanın temel şartlarından ve dinimizin başlıca ibadetlerinden biridir. Bütün ibadetlerde olduğu gibi oruç ibadetinde de temel gaye, takva bilinciyle Allah’ın emrine riayet etmek ve rızasını kazanmaktır. Rabbimiz, “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” buyurarak orucun, sorumluluk bilincini diri tutan bir ibadet olduğuna dikkatimizi çekmektedir.

“ORUÇ, BİR İRADE EĞİTİMİDİR”

Süre bakımından en uzun ibadetlerden biri olduğu için oruç tutan bir mümin, gün boyu ibadet halindedir. Esasen bu, tam anlamıyla bir irade eğitimidir. Çünkü bu süre içerisinde insan, beşerî arzularından ve hayatın birtakım meşgalelerinden kendi isteğiyle uzak kalarak iradesini güçlendirme imkânı bulur. Böylece sadece midesi değil, el, dil, göz, kulak vs. bütün azaları üzerinde bir kontrol sağlamayı öğrenir. Nitekim “Oruç sabrın yarısıdır” buyuran Sevgili Peygamberimiz, “Her şeyin bir zekâtı vardır bedenin zekâtı da oruçtur” hadisiyle de orucun bedenimiz için bir arınma vesilesi olduğunu belirtmiştir. Nasıl ki zekât malı arındırıyorsa oruç da aynı şekilde bedeni yüklerinden arındırır ve ruhu kirlerinden temizler.

“ORUÇ, MÜSLÜMAN İÇİN KALKANDIR”

Peygamber Efendimiz, orucu, bir kalkana benzetmiştir. “Sizden biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine hakaret eder ya da çatarsa ‘ben oruçluyum’ desin” buyurarak orucun insanı, yalan, gıybet, kötü söz ve kavga gibi fıtratı tahrip eden her türlü olumsuzluktan, kötülükten ve aşırılıktan uzak tutması gerektiğine vurgu yapmıştır. Zira yalnız Allah’ın rızası için tutulan oruç, insanın imanını ve istikametini muhafaza eder. Söz, tutum ve davranışlarında mümine yaraşır bir duruş sergileme bilinci ve iradesi kazandırır. Aksi halde orucun bir anlamı ve değeri kalmaz. Bu bağlamda Allah Rasulü (s.a.s), “Nice oruç tutanlar vardır ki; orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz. Geceleri nice namaz kılanlar vardır ki; namazlarından kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur” buyurmuştur.

Oruç, Ramazan ayına mahsus olarak farz kılınmış bir ibadettir. Ramazan, bir oruç ayıdır. Kur’an’da Ramazan ayının faziletinden bahseden ayette “…içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin” buyurulmaktadır. Sevgili Peygamberimiz de, “mübarek ve bereketli bir ay” diye nitelendirdiği Ramazan’da “Cennet kapılarının açıldığını cehennem kapılarının kapatıldığını ve şeytanların zincire vurulduğunu” haber vermiştir. “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır” buyurmak suretiyle de Ramazan’ın ve orucun insanı arındıran yönüne vurgu yapmıştır. Bu yüzden Ramazan ayı, içinde yapılacak ibadetlere bahşedilen sevap yönünden diğer zamanlardan üstün tutulmuştur.

Ramazan’ı asıl değerli kılan ise insanlık için bir hidayet, rahmet ve şifa kaynağı olarak gönderilen Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmiş olmasıdır. Yüce Rabbimizin bin aydan daha hayırlı addettiği Kadir Gecesi’nde nazil olmaya başlayan Kerim Kitabımız, yeryüzünü kuşatan kötülüklerin kavurucu etkisiyle çoraklaşmış yüreklere ab-ı hayat olmuştur. Varoluşunun anlamını unutan insanlığı nuruyla aydınlatmış; adalete, merhamete, iffete ve güzel ahlaka davet etmiştir.

“RAMAZAN AYI GÜÇLÜ BİR DURUŞ KAZANDIRIR”

Dolayısıyla hayra yönelmenin her zamankinden daha faziletli olduğu bir zaman dilimi olarak Ramazan, kendimizle yüzleşmemiz, kitabımızla buluşmamız, hayatımızı muhasebe etmemiz, hata ve günahlarımızdan arınarak bütün benliğimizle Rabbimize yönelmemiz için eşsiz bir fırsattır. Bu ayda oruç tutmanın yanı sıra vaktimizi bol bol Kur’an okuyarak, tefekkür ve tezekkür ederek, tövbe ve istiğfarda bulunarak geçirmek, bizim için imanî bir ödevdir. Bu ayda ifa edeceğimiz fitrelerimiz, zekâtlarımız, sadakalarımız ve tüm iyiliklerimiz, Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği sayısız nimetlerden dolayı bir şükür borcudur. Bu bilinçle, hayata istikamet veren anlamı ve ihtiva ettiği ibadetleriyle ihya edeceğimiz Ramazan ayı, kuşkusuz bizleri Allah’ın rızasına ulaştıracaktır. Bizlere, dünyanın tahrik edici ayartmalarına, oyalamalarına ve her türlü olumsuzluklarına karşı güçlü bir duruş kazandıracaktır.

“SAHUR VE İFTAR SOFRALARINI DEĞERLER EĞİTİMİNE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ”

Ramazan ayı içerisinde iftar ve sahur anları gibi önemli zaman dilimleri var. Bu zamanları nasıl değerlendirmeliyiz, iftar ve sahur sofralarıyla ilgili tavsiyeleriniz nelerdir? 

Hayatımıza heyecan katan, hanelerimize güzellik getiren Ramazan, tam anlamıyla bir irfan okuludur. İçinde barındırdığı önemli anların her biri, bize bir şey öğretir. Bizler, imsak ile sabretmeyi öğreniriz. İftar ile şükretmenin hazzını tadarız. Sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini idrak ederiz. Bizlere bahşettikleri için her daim Rabbimize hamd ederiz. Sadece bu bile başlı başına büyük bir kazançtır.

Bununla birlikte gerek iftar gerekse sahur vakitleri, çoğu zaman dünyevî meşgaleler sebebiyle unuttuğumuz veya ihmal ettiğimiz değerlerimizi yeniden hatırlamak için önemli fırsatlardır. Ailemiz, akrabalarımız, dostlarımız ve komşularımızla aynı sofra etrafında birlik, beraberlik ve kardeşlik duyguları içerisinde ibadet bilinciyle buluşuruz. Allah için bir araya gelmenin huzurunu yaşarız. Sevinçlerimiz paylaşarak çoğaltır, hüzünlerimizi paylaşarak dindiririz.

Dolayısıyla bu vakitleri, aynı manevi hazzı yaşamanın ve birbirimize daha da yakınlaşmanın imkânı olarak görmeliyiz. Aynı amaç için, aynı duygularla ibadet sofrasının etrafında olmanın lezzetini hep birlikte hissetmeli ve çocuklarımıza hissettirmeliyiz. İftar ve sahur sofralarımızı özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz için birer değerler eğitimi mektebine; şükür, tefekkür ve dua meclisine dönüştürmenin gayreti içerisinde olmalıyız.

“SOFRALAR; İSRAFTAN, GÖSTERİŞTEN, AŞIRILIKTAN UZAK OLMALI”

Bu noktada bir hususun da altını çizmek isterim. İftar sofralarında israftan, gösterişten ve her türlü aşırılıktan kesinlikle uzak durulmalıdır. Yeme, içme ve tüketme hususunda hepimiz, Ramazan ayının ruhuna ve oruç ibadetinin anlamına uygun bir tutum ve davranış içinde olmak zorundayız. Ayrıca iftar sofralarımızda yetimlere, yoksullara, kimsesizlere, akraba ve komşulara yer ayırmanın heyecanı içerisinde olmalıyız. Evlerimizde bunu gerçekleştirme imkânı bulamasak bile uzaktaki bir kardeşimizin iftar yahut sahur sofrasına katkı sunmanın yollarını aramalıyız.

“EL UZATMAK, İMAN VE KULLUK SORUMLULUĞUDUR”

Ramazan ayı bir yanıyla da yardımlaşmanın öne çıktığı bir zaman dilimi, Ramazan ayında yardımlaşmanın öneminden de söz eder misiniz?

Ramazan, bir ibadet ayı olmasının yanında aynı zamanda bir iyilik ve bereket iklimidir. Yardımlaşma ve paylaşma mevsimidir. Bu mevsimde ibadeti, sevgiyi, emeği ve ekmeği paylaşırız. Ramazan’ın eşsiz atmosferinde yaşadığımız kulluk şöleninin ardından bayramı paylaşarak kardeşliğimizi ve birlik beraberliğimizi daha da pekiştiririz.

Malumunuz olduğu üzere yaşadığımız çağda dünyamız olağan dışı süreçlerden geçmektedir. Özellikle İslam coğrafyalarında milyonlarca kardeşimiz, savaşların, işgallerin, terör saldırılarının girdabında zor ve sıkıntılı süreçler yaşamaktadır. En temel haklarından bile mahrum kalan milyonlarca insan, yoksulluğun, açlığın ve çaresizliğin cenderesinde hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Onlara el uzatmak, dertlerine derman olmak, yaralarını sarıp acıları dindirmek, haddi zatında bizim için iman ve kulluk sorumluluğudur. Allah’ın bizlere verdiği nimet ve imkânları böyle zamanlarda ve özellikle Ramazan’da onlarla paylaşmak, yapabileceğimiz en değerli ameldir. Nitekim Allah Rasulü’ne, “Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye sorulduğunda; O, “Ramazan ayında verilen sadaka!” cevabını vermiştir.

“YARDIMLAŞMAK, DÜNYANIN BÜTÜN NİMETLERİNDEN DAHA HAYIRLIDIR”

İyiliklerin karşılığının kat kat fazlasıyla verildiği Ramazan ayında ihtiyaç sahibi kardeşlerimize, yoksullara, kimsesizlere, yetimlere el uzatmak; bize umut bağlayan kardeşlerimizin sıkıntılarını bir nebze de olsa dindirebilmek, bizim için dünyanın bütün nimetlerine sahip olmaktan daha hayırlıdır. Dolayısıyla Ramazan vesilesiyle zekât, fitre, sadaka ve iftar sofralarımızla iyiliği ve bereketi çoğaltmanın gayreti içerisinde olmalıyız. Allah’ın bize ihsan ettiği gibi bizler de başta yakınımızdakiler olmak üzere ihtiyaç sahibi kardeşlerimize ihsanda bulunmalı; hiçbir karşılık beklemeden cömertçe ikram etmeliyiz. Unutmamalıyız ki zekâtlarımız, fitrelerimiz, sadakalarımız ve tüm iyiliklerimiz, Rabbimize ve inancımıza karşı samimiyetimizin, sadakatimizin, dürüstlüğümüzün bir göstergesidir. Hiç şüphesiz Yüce Rabbimiz, verdiklerimizden daha hayırlısını Ramazan’ın bereketiyle bizlere ihsan edecektir.

“BİREY OLMAK İLE BİREYSELLEŞMEK AYNI ŞEY DEĞİL”

Ramazan bireyselleşmeyi öteleyerek toplumsal kaynaşmaya, beraber hareket etmeye de önemli katkılar sunuyor, bu konu hakkında neler söylersiniz?

Modern çağ insanının en temel sorunlarından biri, yalnızlaşmadır. Maalesef bugün çeşitli propagandalarla öne çıkarılan bireysellik, esasında sosyal hayattaki huzurun, barışın, birlik ve beraberliğin önündeki en büyük engellerden biridir. Bireysellik, kişinin kendinden, değerlerinden ve çevresinden kopuşun bir tezahürüdür. Birey olmakla bireyselleşmek aynı şey değildir. Birey olmak, varoluşun farkında olmayı, kendini bilmeyi ve bunu çevresine anlatabilmeyi ifade eden bir süreçtir ki bu, sağlıklı sosyalleşmenin zeminini oluşturur. Nitekim İslam ümmeti, birey olmanın idrakine varan müminlerin oluşturduğu birliği ifade eder.

“RAMAZAN, ÜMMET ŞUURUNU İNŞA EDER”

İşte Ramazan ayı, müminlerde güçlü bir varoluş bilinci ve ümmet şuuru inşa ederek, bireyselleşmeyi ve dolayısıyla yalnızlaşmayı bertaraf edecek bir atmosfere sahiptir. Başta oruç ibadeti olmak üzere Ramazan’ı anlamlı ve değerli kılan bütün ibadetler, müminleri iyi olmaya, iyilik yapmaya, hayırda ve takvada yarışmaya yöneltir. Bencillik, kibir, hırs, tamahkârlık gibi menfi duygulardan arınarak diğerkâmlık, tevazu, samimiyet ve kanaat gibi erdemleri kuşanmayı sağlar. Adalet, merhamet, muhabbet, metanet, şükür ve tövbe gibi ulvî değerlerle hayatı anlamlı hale getirir.

Yardımlaşma ve dayanışma duyarlılığının toplumsal boyutta gerçekleştiği bu ay, müminleri tevhit inancı ekseninde bir araya getiren bereketli bir zaman dilimidir. Sahuruyla, orucuyla, iftarıyla teravihiyle hep birlikte ihya edilen Ramazan; toplumsal kaynaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerine sahne olur. Rabbimizin rahmeti ve mağfiretiyle gönülleri imar eden Ramazan, zekât, sadaka, ikram ve hayır-hasenatla mümin gönülleri birbirine yaklaştırarak toplumun huzur, güven ve mutluluğunu tesis eder.

“SIRF REYTİNG İÇİN HURAFELERİN EKRANLARA TAŞINMASI VEBALDİR”

Son yıllarda ekranlarda, sosyal medyada din adına konuşanların sayısı arttı. Bu Ramazan ayında da çok ama çok ön plana çıkarılıyor. Bu da haliyle sahih dini bilgiye ulaşma sorununu ortaya çıkarıyor. Vatandaşlar, sahih dini bilgiye ulaşma noktasında hangi yolları takip etmeli, nelere dikkat etmeli?

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bizler, dinî duyguların yoğunlaştığı bu güzel zamanları, toplumumuzu sahih dini bilgiyle buluşturmak için bir imkân olarak görüyoruz. Aynı hassasiyetle insanımıza rehberlik etmek isteyenleri ve bu hususta emek ve gayret ortaya koyanları da elbette takdirle karşılıyoruz.

Ancak her vesileyle dile getirdiğim bu hususu, sizin aracılığınızla tekrar milletimizin dikkatine sunmak isterim. Zaman zaman medyada ve sosyal medya mecralarında dinimiz ve ibadetlerimizle ilgili hususların gelişigüzel tartışmalara konu edildiğine şahit oluyoruz. İnsanımızın dini konulardaki ilgisinin ve hassasiyetinin bu şekilde suiistimal edildiğini görmek, bizleri derinden üzüyor. Temelsiz ve ilkesiz yaklaşımlarla, nezaket ve zarafetten uzak bir üslupla yapılan bu tür programların bir istismar aracına dönüştürüldüğü açıktır.

Açıkça ifade edeyim ki, İslam’ın hayat veren ilkelerinin ve değerlerinin yersiz ve anlamsız tartışmalara malzeme yapılması, kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Dinimiz ve inancımız için bir bühtan sayılacak hurafelerin gelişigüzel bir şekilde ekranlara taşınması; sırf reyting ve beğeni toplamak uğruna bunların din diye insanlara anlatılması büyük bir vebaldir. Herkesin bu konuda sorumluluk bilinciyle hareket etmesini istirham ediyorum.

Milletimizden talebim ise din anlatırken ötekileştirici, dışlayıcı ve popülist bir tavır sergileyenlere karşı uyanık olmalarıdır. Mesnetsiz, değersiz ve faydasız bilgilerle Ramazan’ın manevi havasına gölge düşürenlere kesinlikle itibar etmemeleridir. Bizim en temel ölçümüz Kur’an ve sünnettir. Ve hamdolsun bugün Kur’an’ın ve sünnetin rehberliğinde, sahih dini bilgiye ulaşma noktasında geniş imkânlara sahibiz. Doğru bilgiye ulaşmanın yolu, doğru kaynaklara, doğru bir yöntemle ulaşmaktan geçer. Bu anlamda Başkanlığımızın gerek basılı, gerek görsel ve işitsel gerekse dijital mecralardaki yayınlarını özellikle takip etmelerini tavsiye ediyorum. Biliyorsunuz başta Diyanet İslam Ansiklopedisi, Kur’an Yolu Tefsiri ve Hadislerle İslam olmak üzere binlerce dini eseri dijital ortamda ücretsiz bir şekilde milletimizin ve nesillerimizin istifadesine sunmuş bulunmaktayız. Bir hazine kadar zengin içeriğe sahip bütün bu eserler, artık bir cep telefonu kadar yakınımızdadır. Ramazan ayı boyunca haftanın 7 günü 08.00-22.00 saatleri arasında “Alo 190 Dinî Bilgilendirme Hattı” da vatandaşlarımızın hizmetinde olacaktır. Diğer yandan Diyanet TV, Diyanet Radyo, Diyanet Kur’an Radyo ve Diyanet Risalet Radyo’muz adeta birer mektep gibi hizmet üretmektedir.

“DUYULAN HER ŞEYİN DOĞRULUĞU ARAŞTIRILMADAN PAYLAŞMASI, GÜNAH OLARAK YETER”

Diyanet İşleri Başkanlığımızın bu yılki Ramazan ayına yönelik hazırlamış olduğu konsept; Ramazan ve doğruluk. Bu açıdan bakınca neler ifade etmek istersiniz?

İletişim ve etkileşim araçlarının biçim değiştirdiği bir dünyada yaşıyoruz. İnancın, değerlerin ve ahlakın ihmal edildiği, ötelendiği bir düzlemde İslam’ın hayat tasavvuruna ve ahlak ilkelerine duyduğumuz ihtiyaç, her geçen gün kendisini daha fazla hissettirmektedir. Kuşkusuz bu ilkelerin başında ise doğruluk gelmektedir. Allah’a iman üzere inşa edilen hayat nizamının özünü teşkil eden doğruluk, sözün öze uymasıdır. Kalpteki niyetin tutum ve davranışla bir olmasıdır. İhlas ve samimiyetinin bir tezahürü olan doğruluk, insanı hem dünyada hem de ahirette iyiliğe ulaştıracak en temel ahlaki değerdir.

Huzura, refaha, sekinete dayalı bir hayat ve adalete, merhamete, muhabbete dayalı bir toplum inşa edebilme noktasında dinimizin referans kavramı doğruluktur. Doğruluk her türlü bereketin kaynağıdır. Bu yüzden Sevgili Peygamberimiz, doğruluğu ve güveni, iman ile ilişkilendirerek, komşusuna güven telkin edemeyen kişinin, gerçek manada iman etmiş olamayacağını ifade etmiştir.

Ne yazık ki özellikle sosyal medya mecralarında alabildiğine ihmal edilen doğruluk, günümüzde birçok insanın yitiği durumundadır. Birtakım insanlar, internette ve sosyal paylaşım platformlarında her türlü yalanı üretip fütursuzca paylaşabilmektedir. Oysa bir insanın, duyduğu her şeyi doğruluğunu araştırmadan paylaşması, ona günah olarak yeter. Kasıtlı bir şekilde yalanın yayılmasına sebebiyet vermek, her şeyden önce kul hakkı olarak büyük bir vebaldir. Toplumsal birlik beraberliği tehdit eden en büyük tehlikedir.

Onun için bu yıl Ramazan teması olarak “doğruluk” konusunu gündemimize aldık. Bir ay boyunca bu konuyu etraflıca işleyerek bir toplumsal duyarlılık oluşturmayı hedefliyoruz. Zira bütün hayatımızı kuşatan bir prensip olarak doğruluk, insanın yeryüzündeki en kapsamlı ve en büyük sorumluluğudur. İnsanın yeryüzünde huzurlu ve güvenli bir hayat yaşaması, aileden çevreye öznesi insan olan her ilişkinin sağlıklı bir zemin bulması, ancak bu sorumluluğun ifasıyla mümkündür. Yalanın, hilelin, aldatmanın olduğu yerde güven toplumundan bahsedilemeyeceği gibi huzurdan, barıştan, kardeşlikten, dayanışmadan ve yardımlaşmadan da söz edilemez.

09 Nis 2022 - 04:30 - Ramazan

Muhabir  Ahmet Açkay


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

doğrusöyler - Doğru size son model makam araçları israf lüks şatafat, garibana Ramazan Bir hurma bir hırka, saldım çayıra mevlam kayıra... geç orayı o aldığın maaş bile sana zehir zakkum olsun..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Nisan 09:23
02

Nefer Zurnacı - Ramazan ayında bile Camii tuvaletleri paralı; bu nasıl islâm anlayışı???

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Nisan 07:27
01

Okur - Politize olmuş siyasete bulaşmış bir dini kurumun başkanı din hakkında inanılırlığını kaybeder.kılıcı yanında mıydı bari.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Nisan 04:36