Ramazan, ihya olmak ve ihya etmektir

Ramazan-ı Şerif’in manevi iklimi hakkında değerlendirmelerde bulunan eğitimci-yazar Ömer Arif, Millî Gazete’nin sorularını cevapladı.

Abdussamet Karataş
Abdussamet Karataş Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Müminlere rahmet, bereket ve esenlikler getiren Ramazan-ı Şerif ayı hayatlarımızı teşrif etti. Maddi ve manevi anlamda Müslümanları ferahlatan ve gönül dünyalarımızda yeni kapılar açan mübarek Ramazan-ı Şerif nasıl ihya edilmeli? Bu bereketli ay hangi güzellikleri ihtiva ediyor? Eğitimci-yazar Ömer Arif, Kur’an-ı Azimüşşan’ın inzal edildiği ay olan Ramazan-ı Şerif hakkında gazetemize çok özel değerlendirmelerde bulundu.

- Hocam öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz? Ömer Arif kimdir?

Bismillah… Öncelikle bu fırsatı bize verdiğiniz için sizlere ve Millî Gazete’ye teşekkür ederek sözlerime başlamak isterim. 1973 yılında Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde doğdum. İlk, orta ve lise tahsilini memleketim Yahyalı’da, üniversite tahsilini Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nde tamamladım. Özel medrese usulü klasik-modern Arapça ve İslami ilimler eğitimi aldım. Anadolu Gençlik ve Yeni Dünya dergilerinde yazdım. Muhtelif konularda seri seminerler, konferanslar ve televizyon programları icra etmekteyim. Kayseri’de Ashab-ı Suffa İslami İlimler Merkezi ve Ashab-ı Suffa Derneği’ni kurduk. Halen Kayseri’de eğitim faaliyetleri yapmaktayım. Arapça, Farsça ve İngilizce, üzerinde çalıştığım yabancı diller... Evli ve 9 çocuk babasıyım.

“RAMAZAN AYI, ORUÇ TUTAN MÜMİNLERİN GÜNAHLARINI YAKAR, YOK EDER”

- Hocam, Kur’an-ı Kerim ayı olan Ramazan ayının faziletleri nelerdir, kısaca bahseder misiniz?

Arapça olan “Ramazan” kelimesi, dil kökü itibarıyla güneşin toprağı ısıtıp kavurduğu manasına gelen “ramad” kökünden gelir. Bu manadan hareketle; nasıl ki güneş, o vakitte toprağı şiddetli sıcağı ile yakar, kavurur; Ramazan ayı da oruç tutan müminlerin günahlarını yakar, yok eder. Öncelikle Kur’an’ın kendisinde indirildiği ay olması ve Kadir Gecesi’ni içerisinde barındırması ilk zikredilmeye değer özelliğidir. Bu ay, insanlığı şirkin karanlığından imanın aydınlığına, cehaletin karanlığından ilmin aydınlığına, kula kulluk karanlığından Allah’a kulluk aydınlığına çıkaracak olan, Kur’an nurunun Hira Nur’da Rasulüllah’ın kalbine indiği gibi mümin gönüllere ineceği bereket ayıdır. Ramazan’ın fazileti sadedinde hepimizin çok iyi bildiği hutbe ve vaazlarda çokça duyduğumuz birkaç hadis-i şerifi arz etmek isterim. “Ramazan ayı geldiği zaman rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire vurulur.” “Kim, inanarak ve sevabını Allah’tan (celle celaluhu) umarak Ramazan ayını ihya ederse geçmiş günahları affedilir.” Bu ve benzeri hadis-i şeriflere baktığımız zaman Kur’an ayı Ramazan-ı Şerif’te, cennet kapılarının sonuna kadar açıldığı, cehennem kapılarının sonuna kadar kapatıldığı ve şeytanların zincirlere vurulduğu ayrıca inanarak, sevabını Allah’tan (celle celaluhu) umarak tutulan oruçların geçmiş günahların affına vesile olacağı ifade edilmektedir. Gündüz orucu, gece teravihi ile başı rahmet, ortası günahlardan mağfiret ve sonu cehennemden azad olan bu mübarek ay, kulların manevi bir sığınağıdır. İftar sofrasında iftarı beklerken, iftar ettirdiği kardeşlerinin mutluluğu ayrı bir huzurun ve sevabın kaynağı olur. Peygamber Efendimizin Ramazan’ı ihya ederken ibadetlerinde ve zikrinde daha da yoğunlaşması, cömertlikte akan sular gibi coşması mutlaka örnek alınmalıdır. Peygamber Efendimiz’in ilk gazvesi Bedir ve Mekke’nin Fethi Ramazan ayında vuku bulmuştur. Bu sebeple Ramazan, hem maddi hem de manevi fetihlerin ayıdır. Gönülleri fethetme ayıdır. Bu yönüyle Ramazan; aklı, naklin emrine verip aklıselimi, fıtratın nadide güzelliğini koruyarak zevki selimi, başta küfür ve nifak olmak üzere kalbi manevi hastalıklardan koruyarak kalbi selimi elde etme ayıdır.

“MÜBAREK AYI CİDDİ MANADA MUHASEBE AYI İLAN ETMEMİZ GEREKİR”

- Ramazan ayı Müslümanlarda bir uyanış ve silkiliş ayı oluyor mu? Toplum olarak Ramazan ayının bereketinden yeterince faydalanabiliyor muyuz?

Elbette Ramazan-ı Şerif’le tam olarak hakkıyla istifade edilmemekle birlikte bir manevi atmosfer oluşuyor. İnsanlar daha önce yaptığı bazı yanlışları terk etme ve yapmadığı iyiliklerden bazısını yapma tercihinde bulunuyorlar. Fakat Müslümanların şuurlu bir şekilde inançta, ibadette, muamelatta ve ümmet bilincinin tahakkukunda bir dirilişin olduğunu söyleyemeyiz maalesef. İnsanlar, Ramazan’ın bireysel, ailevi, toplumsal ve manevi olarak ne mana ifade ettiğini idrak ederlerse o zaman Ramazan’ın bereketinden daha iyi istifade edebilirler. Bu şekliyle Ramazan’ın maddi ve manevi bereketinden toplum olarak hakkıyla istifade ettiğimiz söylenemez. Topluma yön veren kanaat önderlerinin ve âlimlerin özelde Ramazan ayı ve genelde her zaman toplumu doğru yönlendirmesi gerekiyor. Bu doğru yönlendirme yapılmadığı için insanlar farzı bırakıp nafilelere sarılıyor, haramı rahat bir şekilde işleyip mübahın çoğundan sözüm ona takva adına kaçıyor. Ramazan ayının dirilişe sebep olması için toplum olarak bu mübarek ayı ciddi manada muhasebe ayı ilan etmemiz gerekir.

“HER FERT ‘BU GİDİŞ NEREYE’ DİYE KENDİNE SORMALI”

Her ferdin “bu gidiş nereye” diye kendine sorması lazım. Akademik kariyere kurban edip maneviyatı tamamen tahrip olan çocuklarımız ve yanlış alışkanlıkların pençesine attığımız gençliğimizin kurtuluşu için planlama yapmalı, dağılmayla yüz yüze gelen aile yapımızı toparlama derdine düşmeliyiz. Tefekkürden ve nefis muhasebesinden arınmış bir şekilde dirilişin gerçekleşmesi mümkün değildir. Ayrıca hayat tarzımızı sorgulamamız ve değişmez tutku gibi sarıldığımız bazı nefsani arzularımızdan kurtulmamız gerekir. Rahmet yağmurları sağanak sağanak yağarken kalp kabını dolması için açanlar ancak bu rahmet sağanağından istifade ederler. İman nuruna gönül penceresini açanlar ancak bu iman nurundan istifade ederler. Kalp kabını ters çeviren bu rahmetten nasıl istifade etsin? Gönül evinin penceresine nefsani kara kara perde çekenler nuru ilahiden nasıl istifade etsinler? Şeytanlar zincirlere vurulduğu halde hâlâ namazsız, oruçsuz bir Ramazan geçirilip birtakım günahlar ısrarla işleniyorsa, nefislerin en üst düzeyde şeytanı sevindirecek bir yapıyla karakterize olduğu ortaya çıkmaktadır. Hakkıyla ihya edilen Ramazan ayı, taklidi imandan tahkiki imana geçişi sağlar ve yılın tamamına rengini verir. Ramazan ayı bitince ibadet hassasiyetimiz, aile hayatımız, ticari hayatımız, insanlarla ilişkilerimiz müspet manada Kur’an ve sünnetin istediği boyutta ilerliyorsa işte o zaman Ramazan’ın bereketinden istifade ettiğimiz söylenebilir.

“ZAFER İNANANLARINDIR VE ZAFER YAKINDIR”

- Bu yıl da Ramazan ayına Müslüman coğrafyalarda yaşanan katliamlar, zulüm ve fitne tohumlarıyla girdik. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

İslam âlemi, ifade ettiğiniz gibi yine kan, gözyaşı, fitne ve pek çok sıkıntının içerisinde bir Ramazan’ı idrak ediyor. Gerek harici ve gerekse dâhili şer mihrakların kıskacında ümmet inim inim inlerken yine bir Ramazan’a girdik. Bunun baş sorumlusu elbette İslam’ı anlamayan ve hayatına hâkim kılmayan Müslümanlardır. Sadece dış mihrakları suçlamak elbette kolaycılıktan başka bir şey olmaz. Müslümanlar, hidayet rehberi olan Kur’an ve sünnetten uzaklaşmanın, tek bir ümmet olamamanın bedelini ödemektedir. Siyonist ve sömürgeci Batı, gücü eline aldığı günden itibaren, başta İslam âlemi olmak üzere insanlığa menfaati ve çıkarı uğruna kan, gözyaşı, zulüm ve sömürüden başka bir şey getirmemiştir. İslam âleminin basiretsiz yöneticileri, kendi içinde İslam birliğini sağlama yerine bu zalim Batı’ya uşak olmayı tercih ettiği için Müslüman halklar sıkıntılar içinde inim inim inlemektedir. Birlik, beraberlik ve dirlik içerisinde ortaya çıkan bir İslam birliği olmadıkça bu sıkıntıların devam edeceği aşikârdır. Bu zulüm düzeni daha fazla gitmez. Benim inancım; “zafer yakındır ve zafer inananlarındır”. Bizler İslam âleminin ve insanlığın kurtuluşu için hem kavli hem de fiili duaya ısrarla devam etmeliyiz.

“RAMAZAN AYI TOPLUMSAL KAYNAŞMAYA VESİLE OLUYOR”

- Ramazan ayının sosyolojik faydaları nelerdir?

Ramazan ayının; maddi, manevi, psikolojik ve sosyal açıdan topluma müspet etkisi olmaktadır. Sosyal olarak, insanların birbirine yardım etmekte yarıştığını, sosyal statülerin devre dışı bırakılarak kaynaşmanın hâsıl olduğunu, komşuluk, akrabalık bağlarının daha güçlendiğini ve hayırlarda bir yarışın başladığını görmekteyiz. Bununla birlikte kırgınlıkların telafi edildiği, küslerin barıştığı, ziyaretlerin çoğaldığı ve suçların daha da azaldığını müşahede etmekteyiz.

“BÜTÜN AZALARIMIZA GÜNAH İŞLEMEME ORUCU TUTTURALIM”

- Okurlarımız için Ramazan ayı mesajınızı alabilir miyiz?

Öncelikle Allah’tan (celle celaluhu) beni ve sizi Ramazan’ın faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan umarak oruç tutup hakkıyla ihya olanlardan kılmasını istiyorum. Şimdi teravihiyle, sahuruyla ve iftarıyla hoş geldin dediğimiz misafire ikram zamanıdır. Bu ikram, sadece oruç tutmak değildir. Ramazan, ihya olmak ve başkalarını ihya etmek demektir. Sadece midelere oruç tutturma demek de değildir. Ramazan, bütün azalara günah işlememe orucunu tutturma demektir. Özetle; haramlardan uzak durarak oruçlarımızı tutalım; teravihlerimizde ve  namazlarımızda hassas olalım; manasını düşünerek ve kurtuluş reçetesi olduğunu idrak ederek Kur’an okumaya ağırlık verelim; fakirleri, yetimleri ve muhtaçları gözetip onları sevindirelim; faydalı kitaplardan her gün ailemizle birlikte okuyalım, dilimize ve gözümüze sahip olalım, gıybet etmekten, yalandan dilimizi, harama bakmaktan gözümüzü koruyalım; Her geceyi Kadir bilip, her günün hakkını vermek için çaba gösterelim. Ve son olarak: Zalimlerin hükümranlığı çoğu zaman salihlerin tembelliği sebebiyledir. Tembellikten Allah’a (celle celaluhu) sığınan bir peygamberin ümmeti olarak insanlığın kurtuluşu için gece gündüz çalışmamız gerektiğini asla unutmayalım.

Değerli cevaplarınız için teşekkürler hocam, Allah celle celaluhu razı olsun

Bu fırsatı verdiğiniz için asıl ben sizlere ve Millî Gazete’ye teşekkür ederim. Rabbim razı olsun, yayın hayatınızda muvaffak kılsın.

07 Nis 2022 - 04:30 - Ramazan

Muhabir  Abdussamet Karataş


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.