Bin 400 yıllık huzuru Haçlı sürüsü bozdu

Bin 400 yıllık huzuru Haçlı sürüsü bozdu

HZ. Ömer (R.A.) Efendimiz Kudüs’ü fethederken, Kudüs halkı onun adaletini bildiği için, kendisini, yollara çiçekler atarak karşıladı. O devesine kölesi ile beraber sırayla biniyordu. Kudüs’e girdiğinde deve üzerinde kölesi vardı.  Filistin ve Kudüs 14 asır boyunca İslam idaresinde kardeşlik, barış ve huzur içersinde yaşadı. 14 asırlık dönemin tek istisnası, Avrupa’nın her yerinden toplanarak gelen Haçlı sürülerinin Aslan Yürekli Rişar kumandasında takriben 50 yıllık bir işgal dönemidir.

Asırlar boyunca Kudüs’ü, Filistin’i ve yeryüzünü ifsad etmek için ırkçı emperyalizm, hep büyük İsrail’i kurmak maksadıyla daima Ortadoğu’daki huzuru ifsad etmiştir. Batılıları aldatarak 19 Haçlı Seferi düzenlediler.

Hz. Ömer (R.A.) efendimiz Kudüs’ü fethederken, Kudüs halkı onun adaletini bildiği için, kendisini, yollara çiçekler atarak karşıladı. O devesine kölesi ile beraber sırayla biniyordu. Kudüs’e girdiğinde deve üzerinde kölesi vardı.  Filistin ve Kudüs 14 asır boyunca İslam idaresinde kardeşlik, barış ve huzur içersinde yaşadı. 14 asırlık dönemin tek istisnası, Avrupa’nın her yerinden toplanarak gelen Haçlı sürülerinin Aslan Yürekli Rişar kumandasında takriben 50 yıllık bir işgal dönemidir.

Esselam-ü aleyküm,

çok aziz ve muhterem kardeşlerim…

Bugün 4 Ocak 2009…

Siz inançlı, heyecanlı kardeşlerim olarak ülkenin dört bir tarafından hava şartlarına rağmen kalbinizdeki ateşle, azimle, gayretle İstanbul’umuza koştunuz. Sabahtan beri insan selleri gibi akarak İstanbul’umuzun bu en büyük meydanı olan Çağlayan Meydanı’nı bundan öncekiler gibi tarihe altın harflerle kaydetmek üzere bir insan okyanusu haline getirdiniz. Dolayısıyla biz Filistin’e geleceğiz demiyorum, geliyoruz diyorum…

Muhterem kardeşlerim…

Biz bu muhteşem mitingle en asgari insanlık vazifemizi yerine getiriyoruz. Bu muhteşem mitinge iştirakinizden ötürü hepinize teşekkürlerimi iletiyor, alnınızdan öpüyor, bağrıma basıyor ve bu mitingin Filistinli kardeşlerimizin uğradıkları vahşet, soykırım ve zulümlerden bir an evvel kurtulmasına vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum. Allah Filistinli kardeşlerimizden de hepinizden de razı olsun.

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim…

Bu tarihi günde, bu muazzam heyecan, coşku ve aksiyon karşısında birkaç hususu belirtmekte yarar görüyorum. Filistin’de yaşanan vahşet nedir? Filistin’de eşi görülmemiş vahşete bakın, bir de tarihe bakın… Biz ve onlar… Hepinizin bildiği gibi Filistin Hz. Ömer R.A. zamanından beri 1400 yıllık bir İslam diyarıdır. Bu diyarda İslam hâkim olduğu sürece ilk günden itibaren hangi inanca mensup olursa olsun insanlar bir arada mutluluk içerisinde yaşadılar.

Bizimle onlar arasındaki farkı görün. Hz. Ömer (R.A.) efendimiz Kudüs’ü fethederken, Kudüs halkı onun adaletini bildiği için, kendisini, yollara çiçekler atarak karşıladı. O devesine kölesi ile beraber sırayla biniyordu. Kudüs’e girdiğinde deve üzerinde kölesi vardı.

Kendisi devenin önünde yaya olarak yürüyordu. Kudüs halkı köleyi Hz. Ömer (R.A) sanmıştı. İşte İslam nurunu taşıyan büyük insan… Kudüs’ün kurtarılmasından sonra ne yaptı.

Tıpkı Allah’ın Sevgilisi Efendimiz (S.A.V)’in Mekke’yi fethinde yaptığı gibi onun ashabına yakışır bir şekilde hangi dine mensup olursa olsun, bütün insanlara, temel insan haklarını, yani, yaşama, mülkiyet, nesebin korunması, aklın korunması ve inancın korunması haklarını teminat altına aldı. Filistin’e adalet getirdi. Adil Bir Düzen getirdi.

Ondan sonra hep Filistin ve Kudüs 14 asır boyunca İslam idaresinde kardeşlik, barış ve huzur içersinde yaşadı. 14 asırlık dönemin tek istisnası, Avrupa’nın her yerinden toplanarak gelen Haçlı sürülerinin Aslan Yürekli Rişar kumandasında takriben 50 yıllık bir işgal dönemidir.

Bu dönemin başında, Haçlı sürüleri Kudüs’e girdiklerinde tarihçilerin kaydına göre 100 bin Müslüman’ı katletmişler ve bir rivayete göre sokaklardan akan insan kanları atların üzengilerine kadar yükselmiştir. 50 sene sonra Kudüs, Selahattin Eyyubi tarafından kurtarıldı.

Ama Selahattin Eyyubi, fetihten sonra, siz 100 bin Müslüman’ı katlettiniz, bende 200 bin Hıristiyan’ı katledeceğim demedi. Ben, Peygamber Efendimiz (A.S)’ın ümmetindenim ve Hz. Ömer (R.A.)’ın ahfadındanım, kimseye en ufak bir zarar dahi vermeyeceğim. Herkesin insan hakkını teminat altına alacağım. Kudüs’te, Filistin’de yeniden Adil Düzeni tesis edeceğim dedi ve dediğini yaptı.

Tarih boyunca İslam hep saadet getirmiştir.

Buna mukabil onlar, asırlar boyunca Kudüs’ü, Filistin’i ve yeryüzünü ifsat etmek için ırkçı emperyalizm, hep büyük İsrail’i kurmak maksadıyla daima Ortadoğu’daki huzuru ifsat etmiştir. Batılıları aldatarak 19 Haçlı seferi düzenlediler.

Bunları hep Selçuklu ve Osmanlı ecdadımız önledi ve yeryüzünün bugünkü Filistin’e dönmesine fırsat vermedi. Selçuklular ve Osmanlılar, Haçlı ordularını tarlalarımızı elimizden alacaklar diye değil, Büyük İsrail’i kurup, yeryüzünü bugünkü Filistin gibi kan gölüne çevireceklerini bildiklerinden, buna engel olmak için, yani bütün insanlığın saadeti için canlarıyla, başlarıyla çarpıştılar. Hep geri püskürttüler, insanlığı korudular, kurtardılar.

Irkçı emperyalizm 5700 yıldır Büyük İsrail’i kurmak için çalışıyor.

Son 130 yıldır ne yaptı?

Asırlar İslam idaresinde böylece huzur içinde geçerken 19. Yüzyılın sonlarında ırkçı emperyalizm Osmanlı’yı içinden yıkarak, bütün arzı mev’udu kaplayacak şekilde Büyük İsrail’i kurma hedefine yöneldi. Bunun için her türlü entrikayı çevirdi. Filistin ve Ortadoğu korumasız kaldı. Osmanlı’yı içinden yıktılar.

İkinci Cihan Harbi’nden sonra, ırkçı emperyalizm tarafından kurulan Birleşmiş Milletler’in ilk kararı Filistin topraklarında İsrail Devleti’ni kurmak oldu. Bunu gerçekleştirmek için başta Amerika ve İngiltere olmak üzere bütün Batı seferber oldu.

Ve 1400 yıllık İslam toprağından Filistinlileri, kaba kuvvet zoruyla ve füzelerle, tanklarla evlerinden, yurtlarından göçe mecbur bırakarak İsrail’i kurdular. Sonra da ırkçı emperyalizm, bu İsrail’i bütün arz-ı mev’udu içine alacak şekilde Büyük İsrail’e çevirmek için, 70 yıldan beri Ortadoğu’da sürekli savaş, tecavüz, terör ve suikastlar yaparak huzur namına bir şey bırakmadı.

1990’da Sovyetler dağılıp, komünizm iflas edince hedef İslam alemi ve Türkiye olmuştur. ABD’nin tek kutup olmasını artık nihai zaferleri için yeterli gören ırkçı emperyalizm, şimdi 19 yıldan beri bir yandan Büyük İsrail’i kurmak, diğer yandan da Fas’tan Endonezya’ya kadar 28 Müslüman ülkeyi kendi kontrolü altına almak için, İsrail’in emniyetini sağlamak maksadıyla 19 yıldan beri 20. Haçlı seferini yapmakta kesin ve kararlı adımlarla hedeflerine doğru yürümeye çalışmaktadır.

Sevr anlaşması, Osmanlı’nın önüne Büyük İsrail’i kurmak için konulmuştur. Fakat Anadolu’nun inançlı evlatları buna müsaade etmediler. 5 yıl boyunca İstiklal Savaşı’mızı yaptık. Selçukluların ve Osmanlıların ahfadı olarak ırkçı emperyalizmin Büyük İsrail’in bir parçası saydıkları Güneydoğu Anadolu’muzu ve bütün yurdumuzu istilacı zalimlerden kurtardık.

Fakat şimdi ırkçı emperyalizmin 1990’dan sonraki yeni politikalarıyla BOP adı altında Büyük İsrail’in kurulması ve onun emniyeti için Fas’tan Endonezya’ya kadar 28 İslam ülkesinin kontrol altına alınması ve bu meyanda Selçukluların, Osmanlıların mirasçısı, bağımsız bir devletin olmaması, yani Türkiye’nin olmaması, hedefi yeniden ortaya konduğu içindir ki Afganistan ve Irak’ın işgal olaylarını yaşadık.

Ve bunu takiben İran, Suriye, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye’nin ırkçı emperyalizmin kontrolü altına geçmesi için atılan adımları ve yapılan gayretli çalışmaları yaşıyoruz.

Hedef İslam Âlemi ve Türkiye’dir

İşte ırkçı emperyalizmin bu gayeleri çerçevesinde ve arz ettiğimiz tarihi gelişmeler sonucunda bugünkü Filistin soykırımı ve katliamını yaşıyoruz.

Filistinliler, bilelim ki, sadece kendi ülkeleri için değil İslam alemi, Türkiye ve bütün insanlık için mücadele ediyorlar.

İsrail’in hileli, vahşi planlarını yaşıyoruz.

İsrail Gazze bölgesini sözde Filistin’in bir bölgesini serbest bırakıyormuş görüntüsü altında boşalttı. Halbuki asıl maksadı orayı bir bütünüyle bombalayıp yok ederken kendi askerlerine bir zarar gelmemesini temin etmek korumak içindi.

Hedef Gazze’deki 1,5 milyon Müslüman kardeşimizin bir yandan tanklarla, füzelerle, uçak bombardımanı ile yok edilmesi sağlanırken, öbür yandan kuşatılmış Gazze bölgesine konulan ambargolarla buradaki kardeşlerimizin aç, ilaçsız, elektriksiz ve susuz bırakılması suretiyle yok edilmelerini sağlamaktır. Son 15 günde 484 şehit, 4000’in üstünde yaralı ve ilaç ve yiyecek tedarikinde kullanılan 40 tünel, bütün ikmal mahalleri yıkılmıştır. Bir tane taş üstüne taş bırakılmamıştır.

Bu zulüm 50 yıldan beri devam etmektedir. İsrail böylece, Firavunların İsrailoğulları’na uyguladıklarından daha fazlasını Filistinli kardeşlerimize uygulamaktadır.

Aylardan beri devam eden vahşet bir yandan ırkçı emperyalizmin ne olduğunu gözler önüne sererken diğer yandan bütün dünya ülkelerinin ve ,sözlerime dikkat edin lütfen, Müslüman ülke yöneticilerinin ne yapıda olduklarını da açıkça gözükür hale getirmektedir.

İsrail’in vahşi saldırıları karşısında Milli Görüşçüler olarak bizler bugüne kadar ne yaptık?

Biz, Milli Görüşçüler olarak Selçukluların ve Osmanlıların ahfadı olarak, aziz Milletimizi inancıyla, imanıyla, ruh köküyle tarihiyle ve kimliğiyle temsil ettiğimiz için bundan önce nasıl İsrail’in, Kudüs’ü başkent ilan etmesi üzerine siyasi ilişkileri kesmeyen Dışişleri Bakanını ıskat ettiysek ve bu güne kadar çeşitli mitinglerle, hep Filistin’deki insanlık dışı zulümlerin karşısında olup, üzerimize düşeni yapmaya çalıştıysak şimdi de, Filistin’de aylardan beri devam eden insanlık dışı soykırım, katliam ve vahşet karşısında bu muazzam mitingi yaparak Selçuklu, Osmanlı ecdadımızın torunları olduğumuzu ortaya koyuyoruz.

İsrail’in zulümlerini telin ediyoruz ve bütün gücümüzle katliama ve soykırıma uğrayan Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırıyoruz. Bu ecdadımızın bize bıraktığı mirastır. Görevimizi yapıyoruz. Ecdadımıza layık olmaya çalışıyoruz. Kimliğimizin gereğini yerine getiriyoruz. Çok aziz ve muhterem kardeşlerim; Şimdi bu hitabımın en mühim cümlesini söylüyorum:

Görevi layıkıyla yapmak başka şeydir, bir şey yapıyormuş gibi lafla geçiştirmek başka şeydir. Laf yetmez, hareket, aksiyon ve çözüm gerekir.

Bu mitingin yapılmasını nasip ettiği için Cenab-ı Hakka sonsuz şükrederken, başta İslam Âlemi olmak üzere, insanlığın tamamını bu mitingimiz vesilesiyle Filistin’deki katliamın derhal durdurulması için, hiç vakit kaybetmeden gereken tedbirleri almaya davet ediyoruz.

Bu meyanda ilk iş D-8’lerin, D-60’ların ve D-160’ların yani bütün ezilenlerin Türkiye tarafından harekete geçirilmesi ve 70 yıldır yapılan katliamların kökünden çözüme bağlanması için gereken aksiyon planının hazırlanması ve uygulanmaya konması gereklidir. Amerika İsrail’i çok seviyorsa, onlara Amerika’da bir eyalet versin. Biz, kimseye düşman değiliz, Ben-i İsrail Irkına mensup olanlar dâhil, Allah’ın bütün kullarının insan haklarını teminat altına almayı hedef almışızdır.

Sözlerimi tamamlarken Cenab-ı Allah’tan ülkemize, Ortadoğu’ya barış, Filistinli kardeşlerimize en kısa zamanda kurtuluş, yurtlarına sahip olma imkanını bahşetmesi duasıyla sözlerime son verirken bu muhteşem tarihi mitingi tertip eden Saadet Parti’miz ve bunu destekleyen meslek kuruluşlarını ve büyük insan selini meydana getiren siz inançlı kardeşlerimi tebrik eder, hepinizi Allah’a emanet ederim. Bu muhteşem tarihi şahlanışın hayırlara vesile olmasını ve Filistinli kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olmasını dilerim.

Şimdi herkes ellerini havaya kaldırsın.

Hep beraber başlıyoruz.

“Mukaddes şehrimiz Kudüs’ü, mukaddes mabedimiz Mescid-i Aksa’yı, İslam diyarı Gazze’yi, her türlü işgal ve tecavüzden kurtarmak için, bütün İslam alemi ve insanlık adına, bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz.”

Gazamız mübarek olsun.

Allah’a emanet olun.

Esselamu aleyküm.

06 Kas 2014 - 23:50 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?