Reklamı Kapat

Kaleme kağıda sığmayan öyküler

Kaleme kağıda sığmayan öyküler

Hatice Ebrar AKBULUT

Alışılageldik gibi dururken alışılmadık bir şeyin birden bire karşımıza çıkması, bizi garip bir şekilde kendisine çeker. Farkında olmadan kendimizi anlayamadığımız bu şeye kaptırırız. Tuhaftır, hiçbir şey anlamasak bile o şeyin içinde ısrarla yol almak isteriz. Arada bir anlaşılır gibi gelenler olur, tam o sırada şifreyi çözdüğümüzü zannederiz. Fakat yanılırız yine, bir sürpriz daha çıkar karşımıza çünkü ya da çıkabilme ihtimali hep vardır. Güray Süngü’nün Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk kitabı böyle labirentli, çok sansasyonel bir öykü kitabı. Öykü denilen şey, inceleme yazısı, makale ya da deneme denilen türe hiç benzemiyor. Öykü de düz yazı olmasına rağmen diğer düz yazı türlerinden ayrılıyor. Öykü yazabilmek için yoğun bir hissediş, ciddî bir bakış gerekiyor. Yaşananlarda ve yaşanmışlıklarda gizli olan ince ayrıntıları fark edebilmek gerekiyor. Yaşam serüveni olmayan cansız varlıkların dahi dilini çözmek, onlara da his kumaşından bir kılıf dikip içlerini yaşam ile doldurmak gerekiyor. Öykü aktif bir bakış istiyor. Durağan, sadece bakan, herkesin gördüğünü görebilen bir bakış değil, kimsenin göremediğini görebilen ya da herkesin gördüğünü bambaşka bir anlatımla sunabilen bir yeti istiyor. Süngü’nün bir röportajında kullandığı şu cümleler, hem öyküye hem de Süngü’nün kendi öykülerine yaklaşmamız açısından anahtar niteliğinde: ‘İçimizi delen şeyden çıkar hikâye, bakıp da gördüğümüz şeyden değil.’ Önce Süngü hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Süngü’nün muhtelif yerlerde yazıları yayınlanmakta.  Düş Kesiği romanıyla 2010 Oğuz Atay Roman Ödülü’ne, Kış Bahçesi romanıyla 2011 TYB Roman Ödülü’ne lâyık görüldü. Bu yıl ise Hiçbir şey Anlatmayan Hikâyelerin İkincisi kitabıyla Necip Fazıl Hikâye Ödülü’nü aldı. Kaliteli yazarların popüler olmak gibi bir kaygısı yoktur ya da yazdıklarını/yazacaklarını popüler olmak için yazmazlar. Bu kaygıyı pek de hissedemeyen bir okur kitlesi var. Bu kitleye göre yazar bir şekilde göz önüne çıkmalı, kendini görücüye çıkarmalıdır. Böyle olmalı ki, bu kitleye göre kalite yerini bulsun! Güray Süngü’nün Necip Fazıl Hikâye Ödülü’nü almasının ardından itiraf etmeliyim ki Süngü ismini daha çok duyar oldum. Sosyal medyada ve kitap kritikleri yapan gençler arasında Süngü ismi daha sık geçmeye başladı. Yazarın mevcut bulunan okuyucularının arasına yeni isimler, yeni gençler dâhil oldu. Tüyap kitap fuarına katılan arkadaşlarım Süngü’nün kitaplarının tükendiğini söyledi. Bunlar güzel gelişmeler.

İçi Sırlarla Dolu Metinleri Anlamak Zor

Tek Kişilik Aşk, Derviş isimli öyküyle başlıyor. Bu öyküyü İtibar dergisinin Nisan 2014 sayısında okumuştum. İçi sırlarla, ironilerle, önemli imge ve vurgularla örülü olan metinleri anlamak hayli zor oluyor. Bu minvaldeki metinler, bir kez değil birkaç kez okutturuyor kendisini. Her okuyuşta insan, yeni bir keşif, yeni bir duyuş ve heyecan duygusunu tadıyor. Derviş öyküsü benim için böyleydi. Önce bir gül imgesi, sonra öykü kahramanının psikolojisi ve yaşadıkları anlatılır. Öykünün bitişi oldukça düşündürücüdür. Öykü hâlâ bitmiyor gibidir. Kahramanın hayatındaki olumsuzluklar, ona hep diken gibi görünüp dururken, insan olma kemâline erdikten sonra ‘İnsan asıl dikeni gül belleyince derviş olurmuş, bunca yıl bunca yol onun içinmiş.’ itirafında bulunur. Ampul Kafa isimli öyküde dış görüntüsüyle barışık olmayan, üzerinde çevresindekilerin tuhaf bakışlarını hissedip içine kapanan biri vardır. Bu kahraman ilgi duyduğu kız ile bir araya gelir ve kız ona ‘Senin kafan ampulden değil.’ der. Bunu söylerken kızın gözleri öyle şefkatli ve içten bakar ki, öykünün kahramanı ezberini bozar ve ampul kafa olmadığına inanır. Bu kısımda ilginin ve moral vermenin insan psikolojisi üzerinde ne kadar etkili olduğunu görüyoruz. Saplantısı olan bir insanı olumlu manada etkileyebilmenin tablosunu çiziyor yazar. ‘Ampul kafa değilim ben. İnanınca ve anlayınca kalbimde bir şey oluyor.’ Kusursuz Dünya öyküsünde aşkın düştüğü yerden kaldırılışını okuruz. Yazar öyküsüne soru sorarak başlar, ‘Aşkı içinizde mi taşıyacaksınız, sırtınızda mı? Sırtınızda taşıyacaksanız günün birinde bitecek. Size yük olacak. Mutsuz olacaksınız. İçinizde taşıyacaksanız ise…’ Bu kısımdan sonra öykü kahramanının dünyasını güzelleştiren aşk hikâyesi başlar. Bu öyküde ‘âşık olanın tavrı nasıl olmalıdır’ı anlatan kısım etkileyicidir. Âşık sevdiğine bakarken dizini masaya çarpar. Sevdiği de onun kendisini sevdiğinden habersiz ne kadar sakarsın der ona. Sonra masadan kalkar kız, ama o masaya çarpmaz dizini kalkarken. ‘Bu benim canımı, masaya dizimi çarpışımdan daha çok acıtıyordu.’

Birçok Kez Yazmaktan Vazgeçtim

Süngü’nün dili oldukça akıcı ve sade. Hatta yazar, günlük dildeki ifadeleri de öykülerinde kullanıyor. Düğüm şurada: Bunca anlaşılır bir dile rağmen bu öyküler neden kavranamıyor? Bu sorunun cevabını ben bulamadım. Sanırım yazarın anlatımını biricikleştiren, onu farklı kılan şey burada yatıyor. Süngü aklın sınırlarını zorlayan kurmacaları kullansa da reel hayatta olabilecekleri de öykülerinde kullanıyor. Varlıklı bir ailenin çocuğu olan bir öykü kahramanı, ailesinin sunduğu imkânları kendi istek ve doğrultusunda kullanıyor, aşk gibi gerçek bir mevzu derinlemesine işleniyor, ölüm temasına ciddi vurgular yapılıyor, annesini ve babasını küçük yaşlarda kaybeden bir gencin hayata karşı acımasız oluşu anlatılıyor. Kitabı okurken bazen  öykünün kahramanı mı konuşuyor; yoksa yazarın kendisi mi konuşuyor gibi ikilem duygusunu yaşıyoruz. Tek Kişilik Aşk, 10 güzel öyküden oluşuyor. Okuduktan sonra çözemediğim, bende garip bir his bırakan bu kitap, çeşitli kurmacalarla dolu. Tek Kişilik Aşk hakkında yazmaya çalıştığım bu tanıtım yazısını defalarca sildim, birçok kez yazmaktan vazgeçtim. 102 sayfa olan kitap, sanki çoğaldıkça çoğaldı. Elime, avucuma, zihnime, kalbime sığamaz oldu. Bu tarz anlatımları içeren kitaplar hakkında tanıtım yazısı yazmak bir hayli zormuş, bunu Güray Süngü’nün Tek Kişilik Aşk’ı ile tecrübe edinmiş oldum. Mehmet Narlı, Tek Kişilik Aşk için sosyal medyada şöyle bir şey paylaşmıştı, anlatmak istediğimi anlatması bakımından ve bu kitabı okumak isteyeceklere de rehber olması bakımından buraya almak istedim: ‘Güray Süngü’nün Tek Kişilik Aşk’ı okunmuştur; okudukça “Bunlar bu dil kırmalarını, söz oyunlarını, ironiyi, lirik kurguları ve modernin içine postu sermeyi nasıl da öğrenmişler.” denmiştir. Dedalus yayınlarından çıkan ‘Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk’ kitabı, farklı üslubu ve anlatımıyla, öykü meraklılarının ve hayata farklı bir açıdan bakmak isteyen okurların ilgisini her dönemde çekeceğe benziyor.

28 Kas 2014 - 22:01 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?