Reklamı Kapat

Cihat Yaycı Özel Röportajı: Tedbirden tasarruf olmaz

ASAM TÜRK DEGS ( Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi) Başkanı ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Milli Gazete’nin sorularını yanıtladı.

Büyütmek için resme tıklayın

RÖPORTAJ: ABDUSSAMET KARATAŞ

ASAM TÜRK DEGS Başkanı İstanbul Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı Ukrayna- Rusya Savaşı sebebiyle Karadeniz’de varlık gösteren ve Türkiye’nin karasularını tehdit eden mayın tehlikesine karşı Milli Gazete’ye özel değerlendirmelerde bulundu. Cihat Yaycı “Mayın tehlikesine karşı alınması gereken önlemler bellidir; Türk Deniz Kuvvetleri’nin mayın arama ve tarama ekibi bu konuda bölgedeki en yüksek kapasiteye sahip güçlerin en başında gelmektedir. Tüm ihracatımızın %85’ini doğrudan denizler üzerinden yapmaktayız. Bu konuda söylenecek en net tespit; “Tedbirden tasarruf olmaz!” dedi.

SERSERİ MAYINLAR BÜYÜK BİR TEHLİKE TAŞIYOR

Rusya’nın döşediği mayınlar İstanbul Boğazı ve Akdeniz’e ulaşır mı?

Rusya Hidroloji Kurumunun 18 Mart 2022 tarihli duyurusuna göre Ukrayna tarafından Odesa, Oçakov, Çernomorsk ve Yujniy liman bölgelerinde döşenen mayınlar fırtına yüzünden çıpalarından kurtularak kontrolsüz şekilde hareket etmeye başlamıştır. Mayın sayısı tahmini 420 civarında. Kaç tanesinin koparak ya da bırakılarak serseri mayın halinde geldiği bilinmemektedir. Mayının ne derece tehlikeli bir silah olduğunu kendi tarihimizden de rahatlıkla öğrenebiliriz. Nusret Mayın gemisinin döşediği 26 adet mayın döneminde dünyanın en güçlü ve en büyük armadasını batırmıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi mayın son derece ucuz fakat tehlikeli ve tahrip kapasitesi yüksek bir mühimmattır. Mayınlar ‘YM’ ve ‘YRM’ tipinde. YM” tipi deniz mayını İkinci Dünya Savaşı’nda SSCB tarafından üretilmeye başlandı. İlk defa Finlandiya Körfezi’nde kullanıldı. Genel hacmi 172 kg olan mayının içinde 20 kg TNT patlayıcı bulunuyor. Suya 1-2 metre derinliğe yerleştiriliyor. Temas prensibiyle çalışan mayın infilak ettiğinde gemilere parça tesiriyle zarar veriyor veya batırabiliyor. “YRM” mayın tipi denizden çıkarmaları engelleme amaçlı kullanılıyor. Yine SSCB döneminde üretilen bu tür mayınlar yaklaşık 30 kg. Aktif patlayıcı miktarı 3 kg civarında. Temas halinde patlayan mayın parça tesirli ve düşmanın canlı kuvvetlerini imha etme amacı taşıyor. Her iki mayın tipinin Rusya ve Ukrayna tarafından kullanıldığı biliniyor.

Rusya 18 Mart 2022 tarihinde Karadeniz sularında serseri mayın tehlikesi karşısında uluslararası NAVAREA sistemi üzerinden “Coastal Warning” (Sahil Uyarısı) resmi duyurusu da yayınlamıştır. Bu durum uçağa bomba ihbarı yapılması ile benzer bir durumdur. Risk alamaz ve kayıtsız kalamazsınız. Hemen ciddiye alarak, gerekli mayın arama, tarama ve avlama faaliyetlerinin derhal başlatılmasını gerektirir. Mayın filomuzun gemilerinin 18 Mart 2022 tarihinden itibaren bölgeye intikal ederek gerekli tedbirleri almış olduğunu düşünüyorum Zira bu gibi durumlarda tedbirden tasarruf olmaz. Askeri terminolojide serseri mayın olarak tabir edilen bu mühimmatlar oldukça tehlikeli ve riskli silahlardır. Öyle ki; 1907 La Hey sözleşmeleri 8. Protokolde mayın kullanımı oldukça sınırlandırılmış ve kıyı ve limanların açığına da deniz mayını döşemek yasaklanmıştır. Mayın döşemek, döşeyen ülkeye çok büyük bir sorumluluk yükler. Koptu izlenimi veren mayınlar Karadeniz ve Boğazlar açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Serseri mayın olarak tabir edilen ve kopan ya da bilinçli bir şekilde koparılan bu mayınlar denizde başıboş bir şekilde ilerleyerek Karadeniz ve Boğaz’da büyük tehlike yaratır. Zira Karadeniz’de genel akıntı da Tuna Nehrinin de etkisi ile İstanbul Boğazına doğrudur. Yani, varsa eğer, serseri mayınların İstanbul Boğazına doğru sürüklenme ve tehlike doğruma ihtimali yüksektir.

KARADENİZ HAVZASI BU MESELE NEDENİYLE ÇOK BÜYÜK BİR YARA ALIR

Böyle bir durum yaşanırsa bizi nasıl bir tehlike bekliyor?

Yıllık 40 ila 50 bin geminin geçtiği Boğazlarımızda ve Karadeniz’de ticaret hayatı oldukça büyük bir darbe yer. Diğer yandan; bölgesel güvenlik tamamen risk altına girmiş olur. Bir barış denizi olarak senelerdir ticaret, diplomasi ve kültürel ilişkilerin kuvvetli olduğu Karadeniz havzası da bu mesele nedeniyle çok büyük bir yara alır. Ülkeler arasındaki ilişki gerilim üzerine kurgulanır. Burada ihbarların tamamen ciddiye alınması gerekmektedir. Özetle; bölgede olası mayınlar dolayısı ile; güvenlik, ekonomik ve askeri riskler beklemektedir. Ticaret güvenliğinin zedeleneceği Karadeniz’de bizim de deniz ulaştırması bağlamında ekonomik faaliyetlerimiz durma noktasına gelir. Askeri olarak mayınların yaratacağı gerilimden ötürü tehdit algımız olumsuz anlamda çeşitlenir diğer yandan diplomatik olarak da ilişkilerimizde olumsuz bir etki doğar. Bölgede enerji havzasıyla ilgili hazırlıklarımız sona geldi. Böyle bir şey enerji havzasına da zarar verir. Gelinen noktada halihazırda 2 adet mayın sahillerimizde tespit edilmiştir. Tehlikeli bir durumdur. Diğer yandan size bir acı olayı hatırlatmak isterim. Sarıyer’in Rumeli Feneri köyünde 18 Aralık 1989 günü denize açılan bir balıkçı teknesinin ağına takılan yine bu tip bir mayın patlamıştı. Görgü tanıklarına göre patlama anında parçalar 60 metre kadar yukarı fırlamıştı. Teknedeki 4 balıkçının ölümü Rumeli Feneri köyünü yasa boğmuştu.

GELEN TÜM İHBARLAR VE UYARILAR DİKKATE ALINMALIDIR

Bu mayınların tespit edilmesi ve temizlenmesi mümkün mü?

YM tipi deniz mayını İkinci Dünya Savaşı’nda SSCB tarafından üretilmeye başlandı. İlk defa Finlandiya körfezinde uygulandı. Genel hacmi 172 kg olan mayının içinde 20 kg TNT patlayıcı bulunuyor. Suya 1-2 metre derinliğe yerleştiriliyor. Temas prensibiyle çalışan mayın infilak ettiğinde gemilere parça tesiriyle zarara veriyor veya batırabiliyor. YRM mayın tipi denizden çıkarmaları engelleme amaçlı kullanılıyor. Yine SSCB döneminde üretilen bu tür mayınlar yaklaşık 30 kg. Aktif patlayıcı miktarı 3 kg civarında. Temas halinde patlayan mayın parça tesirli ve düşmanın canlı kuvvetlerini imha etme amacı taşıyor. YM tipi mayınların yerinin tespiti sonar sistemleriyle bir ölçüde başarılı olsa da, YRM tipi mayınlar küçük olması sebebiyle tespit edilmesinin daha zor olduğu görülüyor. Bir mayının yok edilmesi ya da bulunup temizlenmesi aylar hatta yıllar süren bir faaliyettir. Yakın zamanda dahi hala dünyanın çeşitli noktalarında Birinci ve İkinci Dünya savaşından kalma deniz mayınları bulunuyor ve yeni imha edilebiliyor. Böylesi bir süreç oldukça meşakkatli ve tarama faaliyetlerinin titizlikle yürütülmesi gereken bir husustur. Ülkemizin de güçlü bir hassasiyet göstererek gelen tüm ihbarları ve uyarıları dikkate alması gerekmektedir çünkü bir mayın büyük bir gemiyi batırmaya yetecek kadar riskli bir silahtır.

Diğer yandan ise; La Hey Sözleşmesinde de mayın oldukça kısıtlanmış ve liman, ticaret rotalarında ise yasaklanmış bir silahtır temizlemek ise tamamen döşeyen ülke ve ülkelerin sorumluluğundadır.
Deniz Mayınları (1907 La Hey Sözleşmeleri VIII nci Protokol) :

(1) Mayınlar; sadece deniz bölgelerinin düşmana verilmemesi gibi meşru askeri amaçlar için kullanılır.
(2) Mayınlar; ayrıldıklarında ya da bunların üzerindeki kontrol kaybolduğunda işleyen etkin bir nötrleştirme mekanizmasına sahip olmadıkları sürece kullanılmayacaktır.
(3) Yüzer mayınlar (serseri mayınlar), askeri bir hedefe karşı yöneltilmedikleri ve bunların üzerindeki kontrol kaybolduktan sonra bir saat içinde zararsız hale gelmedikleri sürece kullanılamazlar.
(4) Mayın döşenen yerler kaydedilecektir.
(5) Mayınların döşenmesi tarafsız gemilerin açık denizlere çıkışına olanak sağlayacak ve uluslar arası boğazlar ve takım ada deniz yolları üzerindeki rotaları açık tutacak şekilde yapılmalıdır.
(6) Mekanizmaların nötrleştirilmesinin amacı, mayınlar; muharibin kontrolünden çıktıktan sonra onların gemilere zarar vermemesini sağlamaktır. Bu düşmanlıkların sona ermesinden sonra mayın temizlenmesini mümkün kılmak açısından gereklidir.

Bu sözleşmede belirtilen şartları sağlamayarak mayın silahını kullanan devletler savaş suçu işlemiş olurlar. Ki burada serseri mayınların varlığından bahsediyorsak mayın silahını kullananlar savaş suçu işlemişlerdir demektir.

Bu durumda Türk Deniz Kuvvetlerinin mayın tarama ve avlama sistem ve gemileri mevcuttur. Türk Deniz Kuvvetleri son derece eğitimlidir ve mutlaka gereğini Rusların duyurusunun hemen akabinde yapmış ve yapıyordur. Bu gemiler hem mayın bulunma riski yüksek hem de trafiğin yoğun olduğu bölgelerde mayın tespit ve etkisi hale getirme faaliyetleri icra ederler. Gerekirse İstanbul Boğazı girişine doğru mayın olmadığından emin olunan ve sık sık mayın arama, tarama ve avama faaliyeti icra ederek emniyetli koridorlar oluşturulabilir. Buna taranmış kanal diyoruz.

Ancak burada yapılması gereken ilk şey bir devlet mayın dökmüş ise bunu açıklamalı ve kopan mayınları varsa sayısı ve niteliğini, ne zaman koptuğunu en azından Karadeniz’e kıyıdaş devletlere bildirmelidir.

DENİZ MAYINLARININ DOĞAYA DA ÇOK BÜYÜK ZARARLARI VARDIR

Mayınlar deniz canlıları için nasıl bir tehlike oluşturur?
İnsan eliyle yürütülen bu tarz müdahalelerin tamamı doğaya çok büyük zararlar vermektedir. Karadeniz jeolojik ve biyolojik olarak güçlü çeşitliliğe sahip hatta korunması gereken bir doğal coğrafyadır. Karadeniz’deki balık türleri ve endemik canlıların da bu olumsuz durumdan ne yazık etki görmeleri muhtemeldir. Olası bir patlama durumunda bu insanlar, gemiler ve ticaretin göreceği felaketi ne yazık ki Karadeniz’deki canlılarda yaşar burada yaşayan endemik türlerin yaşam alanları, yumurtlama mevsimleri ve sürü hareketleri bu patlamanın etkisiyle ölümcül bir şekilde değişme riskiyle karşı karşıyadır. Ekosistem üzerindeki etkisini sadece patlamanın yaratacağı etkiyle değil deniz kirliliği ve doğuracağı risklerle de değerlendirmemiz şarttır.

Mayın riskini doğru anlamak ve güçlü bir tedbir yaratabilmek adına şu örneği iyi hatırlamak gerekmektedir; “İstanbul Boğazı'ndaki kazaların en büyüklerinden biri. 15 Kasım 1979 tarihinde Haydarpaşa önlerinde Romen bandıralı Independenta isimli tanker Evriali isimli Yunan tankeriyle çarpışmış ve 95 bin ton petrol denize dökülmüş, deniz ve çevre kirliliği yaşanmış ve 43 denizci hayatını kaybetmişti.” Gemi haftalarca yanmış, patlama İstanbul’da neredeyse deprem etkisi oluşturmuş ve geminin enkazı Haydarpaşa önlerinden yıllarca kalkmamıştı.

TUNA NEHRİ’NİN OLUŞTURDUĞU AKINTI BU MAYINLARI İSTANBUL BOĞAZI’NA TAŞIYOR

Karadeniz bölgesindeki mayın durumu tıpkı uçakta yapılmış bir bomba ihbarı olarak görülmelidir. Gerekli önlemin kati süratle alınarak tedbiri elden bırakmamak şarttır; Karadeniz’de şu an Türkiye’nin sondaj ve sismik arama gemileri bulunmaktadır. Diğer yandan Tuna Nehri’nin yarattığı akıntı doğrudan bu mayınları İstanbul Boğazı’na taşımaktadır. Bu duruma karşı alınması gereken önlemler bellidir; Türk Deniz Kuvvetleri’nin mayın arama ve tarama ekibi bu konuda bölgedeki en yüksek kapasiteye sahip güçlerin en başında gelmektedir. Taranmış kanal (güvenli koridor) oluşturularak bölgedeki risk ve tehlike bir nebze olsun azaltılabilir. Tedbir konusu oldukça önemli bir gerekliliktir. Bugün dünya petrol ticaretinin %3’ü Karadeniz havzasında gerçekleşip doğrudan Boğazlarımızdan geçmektedir. Türkiye’nin buğday ihracatı ve ithalatı Karadeniz’deki gemi trafiğine bağlı durumdadır. Tüm ihracatımızın %85’ini doğrudan denizler üzerinden yapmaktayız. Bu konuda söylenecek en net tespit; “Tedbirden tasarruf olmaz!”

30 Mar 2022 - 04:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.