Akşener'den Nebati'nin sözlerine tepki: Böyle bir rezalet görülmedi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin TBMM grup toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin açıklamalarına tepki gösterdi. Akşener, "Böyle bir rezalet görülmedi." dedi.

Meral Akşener grup toplantısında konuşuyor
Video için play'e tıklayın

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin haftalık grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Yap-işlet-devret modelini eleştiren Akşener, Hazine ve Maliye Bakanı Nebati'nin yatırımcılara yaptığı açıklamalara tepki gösterdi. Türkiye'de kurumların yok edildiğini savunan İYİ Parti lideri Akşener, "Hiç kusura bakma başaramayacaksın. Türkiye'yi bu kurumsuzlaşma çukurundan çekip çıkaracağız. Atatürk'ün koyduğu vizyona sarılarak çıkaracağız." dedi.

Konuşmasına Muhsin Yazıcıoğlu'nu anarak başlayan İYİ Parti lideri Akşener, "2 gün sonra Türk siyasetinin dürüst evladı Muhsin Yazıcıoğlu'nun şahadetinin yıldönümü. Ruhu şad, mekanı cennet olsun." ifadelerini kullandı.

Çanakkale Zaferi'nin 107'nci yıldönümünü kutlayan Meral Akşener, "Memlekette kime sorsanız akla ilk gelen isim Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ancak Cuma namazları hutbelerinde nedense Atatürk gelmiyor. Hutbelerde onun adını anmamak için adeta özel bir çaba harcanıyor. Buradan Diyanet yetkililerine seslenmek istiyorum; ecdadımıza herkesten önce sizin vefa göstermeniz gerekmez mi? İstiklal kahramanlarına bir Fatiha'yı çok görmek ayıp değil mi? Yazıklar olsun hepinize." diye konuştu. 

BAY KRİZ MİLYONLARCA DOLARI RANTIN 5 ATLISINA ÖDÜYOR

"18 Mart'ta 1915 Çanakkale Köprüsü'nün açılışı yapıldı" diyen İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, "Biz bu taşın nasıl konulduğuyla da ilgiliyiz. Biz ranta karşıyız. O rant devletin hazinesinden çıkıyor. Çalışanlarımız, emeklilerimiz, esnafımız, çiftçilerimiz pahalılıkla, yoklukla mücadele ederken bay kriz milyonlarca doları rantın 5 atlısına ödüyor. Bizim karşı olduğumuz şey bu soygundur. Çelişkiler insanı bay kriz, 'Bu köprüler, yollar için milletin kesesinden 5 kuruş çıkmıyor' diyordu. Ancak Çanakkale Köprüsü açılışında kendisini yalanladı. 'Geçen 200 liracık verecek ama üzerini de devlet olarak biz tamamlayacağız' dedi. Gerçeği kendi sesinden itiraf etti. Bu arkadaşlar 246 milyon Euro'yu garanti ettiler" ifadelerini kullandı.

HAZİNEYİ NEDEN 5 MÜTEAHHİTE PEŞKEŞ ÇEKİYORSUNUZ

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Ben neden köprü yaptınız' demiyorum. Ben Hong Kong ile Çin'i bağlayan köprünün maliyeti 360 milyon dolar iken bay krizin yaptırdığı köprünün maliyeti 900 milyon dolar diyorum. Biz milletimizin alın teriyle fedakarlıkla dolduğu Hazine'yi neden 5 müteahhite peşkeş çekiyorsunuz diyorum" dedi.

İstanbul Şile ve Aydın'a yaptığı ziyaretlere ilişkin bilgi aktaran Akşener, "Turizmden tarıma birçok imkana sahip Aydın'da işsizlik, yoksulluk ve pahalılık almış başını gitmiş" diyerek vatandaşların sorunlarını gündeme getirdi.

YERLİ VE MİLLİ TARIM ÜRETİMİNİ BİRLİKTE YAPACAĞIZ

Çiftçilere seslenen Akşener, "AK Parti ne tohumun ne toprağın ne de sizin kıymetinizi bilmiyor. Ama biz, Türkiye'nin kalkınmasında sizlerin ne kadar önemli olduğunuzu biliyoruz. Biraz daha sabredin, çok az kaldı" dedi. Akşener, "Atatürk Orman Çiftçiliği Tarım Bilimleri Akademisi'nde birlikte çalışarak yerli ve milli tarım üretimini birlikte yapacağız" ifadelerini kullandı.

BAKAN NEBATİ'NİN SÖZLERİNDEN ANLIYORUZ Kİ, PADİŞAHIM BİLİR

"Biz herkesin bitti dediği anda yeniden doğan büyük bir milletiz. Biz bastığımız toprağın da kurduğumuz devletin de değerlerini çok iyi biliriz" diyen Akşener sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşgalcilere karşı önce bir Meclis kurdular, sonra siyasi iktidar inşa ettiler. Ankara'da top sesleri duyurulurken bile istişare mekanizmalarını çalıştırdı. Mustafa Kemal hiçbir zaman 'Ben' demedi. Devleti meydana getiren kanunlara, kurallara, kurumlara büyük mesai harcadılar. Bu devlet en büyük gücünü milletin ve memleketin birliğinden alacaktı. Devlet-millet birliğinin sağlanması için sadece yasalar çıkarmak yeterli değildi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Erzurum'da yaşlı bir köylüyü yanına çağırdı. 'Depremden çok zarar gördünüz mü baba' diye sordu. 'Zararın ne' diye sordu Atatürk, yaşlı adam 'Padişah bilir' dedi. Atatürk genelgelerle, yasalarla değil onları besleyecek kurumları da inşa ederek devlet kimliğine kavuşturdu. Neydi bu kurumlar; TÜİK, bakanlıklar, Diyanet İşleri Başkanlığı, şeker fabrikaları, kağıt fabrikaları, Merkez Bankası ve niceleri... Son saydığım kurumlar AK Parti'nin ya kapattığı, ya sattığı ya da kendi himayesine almaya çalıştığı kurumlar.

Hazine ve Maliye Bakanı ne dedi; 'Bir problem mi yaşadınız, bize ulaşırsınız bürokrasiyi alaşağı ederiz arkamızda Cumhurbaşkanımız var' dedi. Bunu yatırımcılara dedi. Türkiye Cumhuriyeti böyle bir rezalet görmedi, Türkiye böyle bir cıvıklık görmedi. Yazıklar olsun demekten dilimde tüy bitti. Bu devlet krizi olduğunun itirafıdır. Bakan Nebati'nin sözlerinden anlıyoruz ki, padişahım bilir.

TÜRKİYE'NİN KURUMLARINI İHLAL EDEN BİR İKTİDAR VAR

İktidarda oldukları süre boyunca devlet kurumları Sayın Erdoğan'ın kişisel mülküne, kanunlar onun ağzından çıkacak iki kelimeye indirgendi. Devletin ruhunu kanunlar ve kanunları uygulamakla yükümlü kurumlar oluşturur. Devletimiz olabildiğince zayıflarken, kişiler güçlendi. Karşımızda 14'üncü Louis gibi devlet gibi Erdoğan var. Karşımızda Türkiye'nin kanun ve kurumlarını ihlal eden ve bunu kendinde hak gören bir iktidar var. Kanunu kendisine uyduran, istediğini cezalandıran hoyrat bir zihniyet var. Karşımızda kurumsal devlet yapısını kaldıran ucube bir devlet anlayışı var.

ERDOĞAN'IN BACISI OLMAK İÇİN ÖNCE KENDİSİNE TABİİ OLMAK GEREKİRMİŞ

Devletin soyut kişiliğini öldürüp, onun yerine Sayın Erdoğan'ın biyolojik kişiliğini koyan bir tavırla mücadele ediyoruz. Artık bugün Türkiye'de ne modern bir devletten ne eşit vatandaşlıktan bahsedemeyiz. Kendisini Müslüman olarak tanımlamak, baş örtülü olmak yeterli kriter değilmiş. Adana'da yaşananlar bize gösterdi ki Sayın Erdoğan'ın bacısı olmak için önce kendisine tabii olmak gerekirmiş. Başörtülü kadınlarımızın hukuku AK Parti'ye oy verdiklerince kutsalmış.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Biz bu hastalıklı tavrın, memleketin huzuru milletimizin geleceğini tehlikeye attığını biliyoruz. Şahsi hırslarına kapılanların milletine yaşattığı acıları her yerde görüyoruz. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik acımasız ve kanlı işgal girişimine bakalım. Kiev'in 48 saat içinde düşmesini bekleyenler 1 ayını dolduracak savaşın içindeler.

Bir insan her şeyi bilemez. Putin şu an her şeyi biliyor. Tiranların gerçeklik algısı bozuktur. Tiranarın o gerçekliklere ihtiyacı da yoktur. Putin de bu yolda emin adımlarla yürüyor. Binlerce insan hayatını, işini kaybetti. Ne için, bir kişinin çar olma hayali için. Bugün Rus devleti Putin ve arkadaşlarının elnde her zamankinden daha güçsüz halde.

GÖÇ POLİTİKASINI HERKESİ MEMNUN ETME ÜZERİNE KURDU

Devletin kurumsal yolundan bir kere ayrılınca gerisi de çorap söküğü gibi gelir. Vatandaşınızı köleleştirmeye çalışır, ülkenizi de kupon arazi olarak görmeye başlarsınız. Ekonomiden tarıma, eğitimden sağlığa kadar her alanda bu çarpık bakış açısının verdiği zararları yaşıyoruz. Göç politikasını da bundan ayrı düşünemeyiz. Hatalar üzerine rastgele oluşmuş bir problem olduğunu düşünmeyin. Tabloyu bizzat Sayın Erdoğan istedi ve tasarladı. Devletin kurumsal değerli ve hafızasını hiçe sayarak, Türkiye'nin göç polikasındaki felsefeyi herkesi memnun etme üzerine kurdu.

Bu eğitimli insanlarımızın batıya gönderilmesini hedefliyor. Milletimizin kurduğu okullardan mezun olan doktorlarımız, mühendislerimiz ve akademisyenlerimzi bilinçli şekilde yurtdışına gitmeye zorlanıyor. Tek kuruş ödemedikleri doktorlarımızı, mühendislerimizi kendi ekonomilerine sunuyorlar. Diğer yandan vasıfsız işgücü de ülkemize akın ediyor. Senin doğurduğun, başında dikildiğin, iyi okulların kazanılması için gayret ettiğin, evladının tok yatması için kendinin aç yattığın evladını Sayın Erdoğan istemiyor. Bay krizin kurduğu kölelik sistemine bu göç dalgalarıyla gelen insanlar dahil oluyor.

Bu göç bazı illerde demografinin değişmesine yol açmış durumda. Bilerek, bilinçli, şuurlu bir şekilde ortaya konulan politikadır. Demografinin nasıl siyasi enstürman olarak kullanıldığını görürüz. Kırım'ın demografisi değişmeseydi Rusya burayı ilhak edebilir miydi?

KANTARIN TOPUZUNU KAÇIRDILAR

Hatay'ın geleceğine dair tehdide işaret eden Büyükşehir Başkanımıza soruşturma açacak kadar kantarın topuzunu kaçırabiliyor. Bu konular siyasi rant devşirecek konular değildir. Lütfü Başkan sizi işinizi yapmaya çağırıyor. Biz sığınmacılara vicdansızlık edilmesini istemiyoruz. Sığınmacıların gelmesinin tek sorumlusu Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Bir taraftan ensar diye diye ülkeyi yol geçen hanına çeviren bay kriz var, diğer taraftan yabancı düşmanlığını körükleyen bir zihniyet var. Ya vicdanlı olup armut gibi bekleyeceksin ya da vicdansız olup sığınmacılara söveceksin. Her iki düşüncenin de birbirini beslediği, iki dilin de Sayın Erdoğan'ı orada tutma amaçlı olduğunu paylaşmak istiyorum. Biz armut gibi bekleyen değiliz, ancak siyasi rant peşinde koşacak da değiliz. Bu sığ tartışma zeminini reddediyoruz. Bu strateji rafa kalkmadan, göç politikası değişmeden sonuç alamayız.

HİÇ KUSURA BAKMA BAŞARAMAYACAKSIN

Bir devlet krizi içinde sürükleniyoruz. Bu nedenle, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nden acilen kurtulmak ve devletimizi yeniden inşa etmek durumundayız. İçinde bulunduğumuz dönem bir fetret dönemidir. Bugün tüm vesayetçi bürokrasi sarayın varlıklı odalarında yeniden inşa edilmiş durumdadır. Bu tablo adım adım örülen bu yolda ne isteniyorsa verilen bir kurumsuzlaştırma tarihinin hazin hikayesidir. Bugün bizi Tanzimat'ın gerisine düşürübilecek bir keyfiyetin varlığı apaçık ortadadır. Devlete dair her şeyi ganimet gibi görüp tazmin edenler iktidardadır.

Hiç kusura bakma başaramayacaksın. Türkiye'yi bu kurumsuzlaşma çukurundan çekip çıkaracağız. Atatürk'ün koyduğu vizyona sarılarak çıkaracağız. Sen ve arkadaşların istediği kadar yıkmaya çalışın biz Türkiye'yi düze çıkaracağız. Kişiye göre, işine göre Anayasa'yı delmek mümkün olmayacak. Kuvvetler ayrılığı keskin ve net şekilde ayrılacak. Gazi Meclisimiz yeniden hak ettiği değere kavuşacak. İYİ Parti iktidarında devlet ekonomideki yetki ve sınırlarını aşamayacak. İYİ Parti iktidarında devlet piyasa ekonomisi işleyişine gerektiğinde ve sınırlı şekilde müdahale edebilecek. Milletimiz vergilerinin nereye gittiğini bilecek. Devlet sorumlu ve sosyal devlet bilinciyle hareket edecek."

23 Mar 2022 - 10:37 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Ercan - Muhalefet etmek yalnızca laf üretmek eleştirmek değildir.Bu güne kadar hiç bir ekonomik sosyal kültürel vs ..proje üretmeden elindeki kaynaklarla küçükte olsa sosyal proje ve destek üretmeyenlerin boş laf ürettikleri şimdiden belli oluyor....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Mart 16:03
01

Çiftçi Kardeşler - doğru söyleyiyorsun kendinizi tarif ediyorsunuz galiba

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 23 Mart 13:03