Reklamı Kapat

Namaz kulluğun zirve noktasıdır

Namaz kulluğun zirve noktasıdır

Karşılaştığımızda, ezan okunuyordu.

- Gel seni camiye götüreyim dedim. Bugün Cuma biliyorsun.

- Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi.

- Biliyorum, ama dedim, sebebini de merak ediyorum.

- Ne bileyim olmuyor işte, dedi. Belki çevrenin tesiri var. Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.

Gayri ihtiyari gülmeye başladım.

- Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için cami terkedilir mi?

- Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile çok düşkün olduğumu bilirsin.

Gerçekten de öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.

- Peki, dedim. Hayatında hiç camiye gitmedin mi?

Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim, diye cevap verdi. Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi pek zannetmiyorum.

Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.

Onunla konuşmamızdan iki ay sonra, kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.

- Hani dedim. Camiye gelmeyecektin?

Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu..

Ahmet Saban Hoca efendi;  Özellikle uzmanlık alanı olan fıkıh üzerine yazılar yazmakta. Yeni çıkardığı namaz kitabında, namazı bütün yönleri ile ele aldı. Bir benzeri daha olmayan kitabını ve güncel meseleleri sorduk hocamızda cevapladı...

–Hocam "Ahmet Saban Hoca" kimdir?

Ahmet Saban Hoca efendi:

–Efendim öncelikle okurları derinden saygı ve muhabbetlerimle selamlarım.

1973 yılında İstanbul‘da doğdum. İlköğrenimimi Gaziosmanpaşa Cumhuriyet İlkokulunda tamamladım. Ortaokul ve Liseyi dışarıdan bitirdim. İlköğrenimden sonra kısa da olsa babamın işyerinde ayakkabıcılık mesleğini icra ettim. 1987 yılında babamın tutmuş olduğu ilk hocam Mehmet Efendiden Kur‘an dersleri almaya başladım. 1989 yılına kadar Kur‘an öğrenimim devam etti. Bu zaman zarfında Mescid–i Selam‘dan (Tebliğ Cemaatinin Türkiye‘deki Merkezi) defalarca tebliğ seferlerine çıktım. Bu seferlerde içimde ilme karşı büyük bir iştihak uyandı. Ve devamlı olarak okumaya karar verdim. Meseleyi rahmetli babama açtığımda hiç itiraz etmeden ilim yoluna girmeme müsaade etti. Böylece Rabbimin lütfü, rahmetli babamın vesilesiyle bu fakire ilim yolunun kapıları açılmış oldu.

1989 yılında Mürşidimiz üstad Hacı Mahmud Efendi Hazretlerinin irşadıyla Rize‘nin Pazar ilçesi Tütüncüler Köyü Kur‘an Kursuna gittim. Çünkü ilim hayatıma Karadeniz‘in Medar–ı İftiharı Resul Bölükbaş Hoca efendinin tedrisatında başlayacaktım. İlk olarak İsmail Yılmaz Hoca Efendiden Arapça Gramer derslerini aldım. Daha sonra sırasıyla Halil Bölükbaş Hoca Efendiden devam ettim ve nihayetinde Yakup Kabalak Hoca Efendiden Fesahat ve Belagat ilimlerini tamamladım. Arapçadan sonra Resul Bölükbaş Hoca efendiden Fıkıh, Tefsir, Akide ve Hadis dersleri aldım. Şunu samimiyetle söyleyebilirim ki hayatımın en güzel günleri bu şirin köyde geçti. Yıllar geçmesine rağmen o güzel günlerin hatırasını unutamadım. Hatta birçok sabah uyandığımda o güzel köye, o güzel hatıralara dönmek isterim.

1994 yılında izdivaç sebebiyle İstanbul‘a döndüm. 1995 yılında Resul Bölükbaş Hoca efendiden Hicazet aldım. Rize‘den döndükten sonra 1 yıla yakın Bayrampaşa Yıldırım Mahallesi Hacı Mümin Cami‘nde imamlık yaptım.

İstanbul‘a döndükten sonra Seyyid Mazhar Baskın Hoca Efendiyle tanıştım ve kendisinden doğu usulü Arapça ve Fıkıh dersleri aldım.

1995 yılının sonunda vatani görevimi yapmak üzere askere gittim. Askerliğimi Artvin‘in Hopa İlçesinde tabur imamı olarak tamamladım. 1997 yılında teskere aldım.

Can yoldaşım, ders arkadaşım biricik sevgili dostum Sinan Tunç kardeşim 1995 yılında Küçükçekmece Tevhid Kur‘an Kursunda vazifeye başlamıştı. Bende askerden sonra Sinan Tunç kardeşimin yanında Tevhid Kur‘an Kursunda vazifeye başladım. On yıla yakın süre Sinan kardeşimle beraber onlarca talebe yetiştirdik. Bu vazifemizin yanında 3 yıl Mehmet Savaş Hoca Efendinin Süleymaniye de vermiş olduğu fıkıh derslerine iştirak ettik. Mehmet Savaş Hocamızın yanında fıkıh melekemizde büyük gelişmeler oldu. Allah celle celaluhu kendisinden razı olsun. Kendisine hayırlı ve uzun ömürler ihsan eylesin.

İstanbul‘un muhtelif yerlerinde birçok hoca efendinin derslerinde hazır bulundum. Hatta bir ara Şehit Mektubatçı Bayram Hoca Efendi‘den fıkıh ve usul–ü fıkıh dersleri aldım. Kendisini büyük bir saygı ve rahmetle anıyorum. Halen Dr. Ahmet Efe ve Rıza Zirek Hoca Efendilerin derslerine devam etmekteyim ve Rabbimden bir ömür boyu bu aciz kulunu talebelikten ayırmamasını niyaz ediyorum.

Ahmet Saban Hoca efendi:

BEDENDE RUH NE İSE DİNDE FIKIH ODUR!...

–Yazılarınız daha çok fıkıh ağırlıklı oluyor. İslami yaşama açısından fıkhın önemi ortada. Fıkhın İslam‘daki yeri nedir?

Ahmet Saban Hoca efendi:

–Bedende ruh ne ise, dinde fıkıh odur. Ruhsuz bir beden düşünülemeyeceği gibi fıkıhsız da bir din düşünülemez. Din fıkıhla yaşanır. Fıkıhla kaim olur. Mesela namaz kılacaksanız abdest almanız gerekir. Abdest alabilmeniz için abdesti bilmeniz gerekir. Bu bilginin yolu da fıkıhtan geçer.

– Hocam! yazılarınızda en çok üzerinde durduğunuz hususların başında Namaz gelmektedir. Namazı anlatan bir de kitabınız çıktı. Ne diyeceksiniz?

Ahmet Saban Hoca efendi:

Bu sorunuzun cevabına müsaade ederseniz üstad Necip Fazıl‘ın bir şiiri ile başlamak isterim.

"Namaz, sancıma ilaç yanık yerime merhem

Onsuz ebedi hayat benim olsa istemem"

Gerçekten de üstad ne güzel ifade etmiş. Maddi manevi sancılarımızın ilacı manevi yaralarımızın merhemidir. Namaz yeter ki hakkıyla kılınabilsin.

Evet buyurduğunuz gibi Rabbimizin lütfüyle namaz hakkında bir kitabımız çıktı ve kitabımıza "Her Yönüyle Namaz" ismini verdik. Bu kitabımızda her yönüyle namazı işlemeye gayret ettik. Kitabımızın bir bölümünü namaza teşvik diğer bölümünü ise namazın fıkhî boyutuna ayırdık. Yani bir Müslüman‘ın namazla ilgili kafasına takılan sorulara cevap vermeye çalıştık.

Rabbimden kitabımızı hayırlara vesile kılmasını ve tüm Müslümanları içindeki bilgilerden müstefid etmesini ve bu küçücük çalışmanın bizlere ahiret azığı olmasını niyaz ederim.

Ahmet Saban Hoca efendi:

NAMAZ KULLUĞUN ZİRVE NOKTASIDIR...

–Biri size namaz nedir diye sorsa vereceğiniz cevap ne olur?

Ahmet Saban Hoca efendi:

–Namaz kulluğun zirvesidir.

–Son zamanlarda namaz platformu diye bir hareket çıktı ortaya. Bu platformdan haberiniz var mı? Namaz platformu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ahmet Saban Hoca efendi:

–Evet gerek basın yayından gerekse bazı hoca arkadaşlarımızdan namaz platformu hakkında haberdar olduk. Hatta platformun başkanı Ahmet Bulut Hoca efendi kardeşimle geçen Ramazan Sultan Ahmet Kitap fuarında kısa da olsa bir görüşmemiz oldu. Kendilerini bu yapmış oldukları çalışmalardan dolayı tebrik ettim.

Namaz platformu hakkındaki düşüncemiz. Namaz platformu gerçekten de güzel bir oluşum. Bugün namaz platformu kurulacak duruma gelinmesi Müslümanların namaza verdiği ehemmiyetin tezahürüdür. Tabiî ki bu çalışmaların kesintiye uğramadan devam etmesi de çok mühimdir. Bu hususta başta biz din görevlilerine daha sonra tüm Müslümanlara büyük görevler düşmektedir. Rabbim cümlemizin hak yolundaki çalışmalarını muvaffak eylesin. Amin!

–Hocam 1994 yılında izdivaç yaptığınızı söylediniz. O halde evlisiniz. Çocuğunuz var mı? Onları tanıyabilir miyiz?

Ahmet Saban Hoca efendi:

–Evet 1994 yılının ağustos ayında Rabbimin lütfüyle izdivaç yaptım. Ve ellerinizden öper Mustafa, Sevde, Selma ve Numan Kerem adında dört çocuğum var. Rabbim hepsini inşallah hayırlı evlat eylesin, bir ömür boyu Din–i Mübin–i İslam’ın ve Müslümanların hadimi eylesin.

Ahmet Saban Hoca efendi:

–Hocam! Gerek cemiyetin, gerekse fertlerin durumu ortada, insanlık nereye gidiyor? Geleceğe nasıl bakıyorsunuz?

Ahmet Saban Hoca efendi:

–Madalyonun iki yüzü var. Bir yüzünde fitne fesat almış gidiyor. Diğer yüzünde ise şuurlu insanların hizmet faaliyetleri doruk noktaya çıkmış.

İnsanların nereye gittiğine gelince burada sonuç her şey olabilir. Yani durumumuz hareket halindeki tekeri patlayan bir otobüse benziyor. Hiçbir zararı olmadan yolun kenarında da durabilir yada Allah muhafaza takla da atabilir.

Tabiî ki burada sadece yapılan yanlışlıkları eleştirmek çözüm değildir. Bu yanlışlıklara nasıl dur denebilir? Bir Müslüman olarak bu kötü gidişata set çekmede bizim misyonumuz ne olmalı? Bunları çok iyi düşünüp aklıselim ile şuurlu bir şekilde hareket etmemiz gerekir.

Şu da unutulmamalıdır ki; Karanlığa küfretmekle karanlık aydınlanmaz. Karanlığı aydınlatmak için bir mum yakmak gerekir. Hepimiz karanlık bir mekânda toplansak ve sabaha kadar karanlığı kötülesek, karanlığa lanet etsek karanlık aydınlanmaz. Ancak birer mum yaksak her taraf ışıl ışıl olur. Bugün şuurlu Müslümanların manevi mumlarını yakma günüdür.

Geleceğe bakışımızı sordunuz.

Hiçbir zaman hiçbir Müslüman gelecekten umudunu kesemez. Daima ümitvar olmak zorundadır. İçindeki iman kudretini zaafa uğratmadan imanından aldığı güçle daima gelecek için çalışmak zorundadır. Yarın kendinden sonraki nesillere yaşanılabilecek bir dünya bırakmak en büyük vazifesidir. Bugün kimi Müslümanları gelecekten umudunu yitirmiş olarak görmekteyiz. Toplumdaki kötü gidişatın hiçbir zaman hiçbir şekilde düzelmeyeceği kanaatini taşımaktadırlar. Ne kadar yanlış bir düşünce.

Geçmiş bir zamanda okyanusun sahilinde yüz binlerce kaplumbağa görülmüş bazı insanlar kaplumbağaları okyanusa atıp hayata çevirme gayreti içerisine girmişler. Orada bulunan umutsuz birisi kaplumbağayı okyanusa atan kişiye "Bu yüz binlerce kaplumbağayı nasıl kurtaracaksın? Bırak bu işten vazgeç” demiş. O anda kaplumbağaları okyanusa atan kişinin elinde bir kaplumbağa bulunuyormuş. Onu da okyanusa atmış ve o ümitsiz kişiye demiş ki "Bak biri daha kurtuldu"

–Son olarak gerek kamuoyuna söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ahmet Saban Hoca efendi:

–Rabbimizin ifadesiyle "Dünya hayatı ancak bir oyundan ibarettir." Bu oyuna kapılıpta ebedi hayatımızı unutmayalım. Önümüzde çok zorlu günler çok uzun menziller var. Bu zorlu günlerin kolaylığı, uzun menzillerin kısalığı, elimizdeki fırsatları iyi değerlendirmeye bağlıdır. Hayatımızın her anını iyi değerlendirelim. Ömrümüz boş işlerle geçmesin. Yarın mahşer gününde duyacağımız pişmanlık bize hiçbir fayda sağlamaz.

On Parmağında On Marifet Bulunan Ahmet Saban Hoca

Erkek kuran kursunda hocalık yapan birçok radyo da program yapan, çeşitli dergilerde makale yazan ve hizmette sınır tanımayan kitap yazarlığı yapan Ahmet hocayı tanıyalım

AHMET SABAN HOCA KİMDİR

İlahiyatçı Yazar - Fıkıhçı - Radyo Dolunay fm‘de Fıkıh saati Program yapımcılarındandır. Şu an Hazreti Ömer Ekek Kuran Kursunda idarecilik yapmakta olup Endülüs İlim Yayma cemiyetinde aktif görev almaktadır

Aslen Sakaryalı olup 1973 yılında İstanbul‘da doğdu. İlköğrenimini Gaziosmanpaşa Cumhuriyet İlkokulu‘nda tamamladı. Orta Lise Anadolu Üniversitesi Açık öğretim İlahiyat Fakültesini dışarıdan tamamladı. İlköğretim sonrası babasını işyerinde kısa süreli de olsa ayakkabıcılık mesleğini icra etti.

1987 yılında babasının öncülüğünde özel olarak Kur‘an dersleri almaya başladı. 1989 yılında ilmi seyahati başladı ve o yıl Rize‘nin Pazar ilçesi. Tütüncüler köyü Kur‘an Kursunda Yakup KABALIK Hoca Efendi‘den Gramer Arapça Üstat Resul BÖLÜKBAŞI Hoca Efendi‘den Fıkıh Tefsir Hadis ve Akaid dallarında dersler gördü. 1995 yılında Üstat Resul BÖLÜKBAŞI Hoca Efendi‘den icazet sonrası İstanbul‘da Mazhar BASKIN Hoca Efendi‘den doğu usulü Gramer Arapça ve Fıkıh dersleri aldı.

Askerlik vazifesinin ifa ettikten sonra 1997 yılında tevhid Kur‘an Kursunda vazifeye başladı. Birçok talebe yetiştirdi. Bu vazifenin yanında meşhur Fıkıhçı Mehmet SAVAŞ Hoca Efendi‘nin Süleymaniye‘de vermiş olduğu Fıkıh derslerine iştirak etti. Bunun haricinde İstanbul’un muhtelif yerlerinde birçok Hoca Efendi‘nin ve özellikle Rıza ZİYREK Hoca Efendi‘nin derslerinde hazır bulundu. Beyan Dergi‘sinde çok sayıda makale ve Fıkıh yazılarını yayınlanan Ahmet SABAN, radyo DOLUNAY’ DA Fıkıh Saati programına devam etmektedir. Şu sırala ise Hz. Ömer Erkek Kur‘an Kursu‘nda vazife yapıp yeni projeler için çalışmalar hazırlıyor

Yayınlanmış eserleri:

Her yönüyle Namaz: 2007

Nefsin Zindanı Ruhun Kalesi Oruç 2008

Daha geniş bilgi için http://ahmetsaban.com/index.html tıklayınız

milligazete.com.tr

01 Oca 2015 - 10:27 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?