Reklamı Kapat

AKP'nin oyu düşüyor ama muhalefetin artmıyor: Kararsızlar ne istiyor?

Yeniçağ Gazetesi yazarı Mehmet Faraç bugünkü köşesinde, AKP'nin oy miktarının her geçen gün daha da düştüğünü ama bu düşüşe nispeten muhalefetin miktarının daha az artması durumunu ele aldı.

Gazeteci Mehmet Faraç bugünkü köşesinde, ''Ne istiyorsunuz ey ''kararsız''lar?..'' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Faraç, ANAP, DYP ve DSP kadar hızlı olmasa da AKP'nin de oylarının eridiğine vurgu yaparak AKP^'den kopan seçmenin yeni bir parti seçme konusunda fazlasıyla kararsız ve yavaş olduğunu belirtti.

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik zorlukları peş peşe sıralayan Saraç, tüm sorunlarla birlikte AKP'den kopan seçmenin yeni oy tercihi konusunda yaşadığı karar verme sürecini değerlendirdi.

Mehmet Faraç'ın yazısının tamamı şu şekilde:

Geçen yılın 8 Şubat'ında bu köşede, "İşte Türkiye'nin yükselen partisi" diyerek, "seçenek" kıskacındaki "kararsız" seçmene dikkat çekmiştik ya, işte o tablodaki sonuçlar daha da şaşırtıcı ve sarsıcı hale geliyor...

Nasıl bir siyasi girdaptır, nasıl bir seçmen çıkmazıdır bu acaba?..

Ve nasıl bir devasa şaşkınlık kuşatmış ki milleti?..

Muhalefetin bir kesimi o kadar çırpınırken, Türkiye'nin neredeyse dörtte biri oy vereceği parti konusunda rotasını nasıl bulamıyor, iktidar hedefini nasıl işaret edemiyor, bir noktada nasıl toplanamıyor ve AKP'ye karşı etkili bir gücü nasıl oluşturamıyor?..

Akıllara durgunluk veren bu siyasi çıkmazla ilgili başka sarsıcı ve düşündürücü sorular da var...

Dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar, neredeyse her hafta bir anket yayımlanıyor Türkiye'de...

Ve muhalif gazetelerin tamamı bu anketlerden yola çıkarak AKP'nin battığını, çöktüğünü ve bittiğini yazıyor...

Hiç kuşkusuz ANAP, DYP ve DSP kadar hızlı olmasa da, AKP eriyor...

Din bezirgânlarının oyununa gelen bilgisiz bırakılmış kitleler, tarikat-cemaat kuşatmasındaki mürit-militanlar ve Akdeniz bölgesinden Doğu Anadolu'ya kadar feodalite çemberinde tutulan aşiret üyeleri dışında, AKP'ye bilinçli olarak oy veren kesimler bile yılgınlık içinde...

Çünkü milletin karnı aç, insanlar sofralarından doymadan kalkıyor...

Toplumun ezici çoğunluğu; allak bullak olmuş bir ekonomi, döviz kıskacı, zam baskısı ve enflasyon canavarının tehdidi altında ne yapacağını şaşırmış durumda, sadece ve sadece "yaşamak" istiyor, ayakta durmaya çalışıyor...

Bu köşede ısrarla vurguladığımız yoksullaştır, köleleştir stratejisinin kuşatmasındaki kitleler, din sömürüsü, aşiret çarkı ve tarikat cemaat dayatmasıyla AKP'nin peşinden koşarken, diğer taraftan son 20 yılda AKP'ye oy vermiş muhafazakâr-dindar kesim, ya da merkez sağdan kaçmış büyük bir kitle de her açıdan yaşam savaşının içinde sadece karnını doyurmak için çırpınıyor...

Siyaset çıkmazında protestocular!..

Yazının başında dikkat çekilen o "kararsız" kitleyi ekonomik baskılar, zam, enflasyon, piyasa kazıkçılığı ne kadar geri planda tutuyor bilinmez ama, toplumun neredeyse yüzde 70'i son iki yılda iyice zıvanadan çıkan piyasa vurgunculuğu ve fahiş zamların baskısı altında ezilirken, bir başka tablo da insanları iyice tüketmiş durumda!..

Ekonomik yıkım tablosuna yeniden dikkat çekelim ki; bir taraftan AKP'den kaçarken, diğer yandan AKP ile mücadele etmeye çalışan muhalefet partilerine de pek yanaşmayan bir kitle bakın hangi girdabın içinde çırpınıyor?..

AKP'nin yüzde 50 oranında zam yaptığı asgari ücretliler; akaryakıt, doğal gaz, elektrik ve benzeri giderlere yapılan fahiş zamlarla devletten aldıkları maaş artışını neredeyse tamamen kaybettiler...

AKP'liler şimdi asgari ücrete yeni bir zam yapma peşinde...

Türkiye'de piyasa vurgunculuğu ve fahiş zam politikasının altında en çok ezilen kitle ise sayıları 14 milyona yaklaşan emekliler...

Yapılan araştırmalar bu kitlenin artık nefes alamayacak hale geldiğini gösteriyor...

Son araştırmalara göre, iktidarın emeklilere verdiği yüzde 25 orandaki zam da tamamen eridi...

İşte bu yüzden "8 milyon emeklinin açlık sınırında yaşadığını" yazdı dünkü gazeteler...

"12,5 milyon emeklinin de bankalara kredi borcu varmış" diye duyurdu muhalif basın...

Peki, maaşları eriyen, bankalara borçlanan ve büyük bölümü açlık sınırındaki emekliler ne yapıyor, nasıl ayakta duruyor acaba?..

İŞKUR verilerine göre, 2022'nin Şubat ayına gelindiğinde, 50 yaş üzeri 205 bin civarında emekli iş bulmak için kuruma başvurmuş...

Peki iş bulamayanlar ne yapıyor?.. Çeşitli sendikaların yaptığı araştırmalara da bakılırsa, emekliler artık evlerini kapatarak, çocuklarının yanlarına taşınmak zorunda kalıyor...

Çünkü emeklilerin büyük bölümü artık ev kiralarını bile ödeyemiyor.

Türkiye'nin birçok yerinde, son bir yıl içerisinde ev kiralarının yüzde 84 oranında artması bu kıskacın gerekçesini anlatıyor...

Peki, Türkiye'de hayat pahalılığı altında ezilen ve artık yaşayamaz hale gelen tek kitle emekliler mi?.. Ne yazık ki değil...

Yüzde 25 sandığa gitmeyecek mi?..

İflastan işsizliğe, kredi batağından icraya kadar toplumu esaret altına alan yoksulluk, zam ve fahiş fiyat politikasının kirli zinciri ne yazık ki işsizlerden asgari ücretlilere, çalışanlardan emeklilere kadar herkesi ezmeye devam ediyor...

İşte bu esaretin boyutları, artık adliyelere sığmayan icra iflas dosyalarından da anlaşılıyor...

Yılbaşından bu yana icra iflas dairelerinde 2 milyon 291 bin yeni dosya açılmış...

Yani toplam icra dosyası sayısı 25 milyon 320 bine ulaşmış...

Millet icra iflas batağında çırpınırken; elektrik, doğal gaz ve yakıta gelen zamlardan sonra tepkileri giderek büyüyen bir kitle de esnaf kesimi...

Türkiye'de kapanan işyeri sayısı hızla artarken, 1,5 milyon üniversiteli işsiz yetmezmiş gibi, farklı kesimlerden her ay 50 bin kişi de işsizler ordusuna katılıyor...

Evet; aslında derdimiz bu köşede ısrarla dikkat çektiğimiz yoksulluk, sefalet, açlık, işsizlik, enflasyon, fahiş fiyat politikası ve acımasız zamlara bir kez daha vurgu yapmak değil...

Asıl mesele, tüm bu yıkıcı ekonomik tablonun altında ezilen kitlenin bir bölümü AKP'nin peşinden koşarken, bir bölümünün de muhalefetten de uzak durarak, "kararsız" hale gelmesi ve siyaseti kilitlemesi...

Dünyanın hiçbir ülkesinde görünmeyen bir siyasi çarpıklık tablosu giderek daha da çıkmaza dönüşüyor vesselam...

İşte MetroPoll Araştırma şirketinin kararsızları analiz ettiği son anketin sonuçları da, Türkiye'de siyaseti kilitleyen derin paradoksu ve çelişkiyi bir kez daha deşifre ediyor...

Şubat ayında yapılan anketin verilerine bakılırsa, milyonların AKP'ye tepkisi artarken, seçmenin bir bölümü ne tuhaftır ki gidecek parti bulamıyor!!!

Çünkü kararsızlar ya da protestocuların seçmen tablosu içerisindeki oranı yüzde 25'e ulaşmış...

MetroPoll bu verileri 2018 seçimlerine göre de analiz etmiş...

Buna göre kararsızların yüzde 35'ini AKP seçmeni, yüzde 11'ini CHP, yüzde 12'sini MHP, yüzde 3'ünü İYİ Parti, yüzde 2'sini de HDP seçmeni oluşturuyormuş...

Muhalefet ne yapacak?..

Şimdi asıl soruyu soralım; Siyaseti kilitleyen, AKP'nin daha zayıflamasını, muhalefetin daha da güçlenmesini önleyen bu seçmen girdabının, kısır döngünün ve seçenek çıkmazının sebebi nedir?..

Seçmenin dörtte biri nasıl oluyor da rotasını çizemiyor, AKP'ye karşı cephe oluşturmaktan kaçınıyor ve muhalefetin safına gitmekten geri duruyor acaba?..

Neden kararsızdır seçmenler, neyi ya da kimi protesto ediyor acaba milyonlarcası?..

Kim dağıtacak acaba bu sandık, seçmen, tercih girdabını, kim kapatacak bu çıkmazı ve kim ortaya çıkartacak bu paradoksun derin, düşündürücü ve sarsıcı gerekçelerini?..

Sosyologlar, psikologlar, siyaset bilimcileri belli ki bu işin içinden çıkamayacak...

Başta CHP ve İYİ Parti olmak üzere, muhalefet bu kararsız ve protestocu seçmenin asıl derdi nedir, bir an önce bulmak zorundadır...

Çünkü iktidar tüm pervasızlığıyla bildiğini okurken, kararsızların, protestocuların bu kadar artması, muhalefetin (milleti ikna etmek konusunda) havanda su dövdüğü anlamına da gelir ki, bu da siyasi gidişatı daha karanlık hale getirir...

Evet; AKP'nin oyu düşerken, muhalefetin oyu beklendiği gibi yükselmiyorsa bir soru daha sormak şart oldu;

Ne istiyorsunuz ey kararsızlar?.. Nedir asıl derdiniz?.. İktidarla derdiniz belli de, muhalefetle sorununuz nedir acaba?..

Ve ey muhalefet, nasıl bir cevap vereceksiniz kararsızlara, ne zaman dinleyeceksiniz, ikna edeceksiniz ve nasıl çekeceksiniz bu kitleyi yanınıza?..

21 Mar 2022 - 15:55 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

06

Selim Geriş - makarna kömüre yatmanın bedelini ağır ödeyecek bu millet okadar anlatıyoruz anlamıyorlar ki malesef insanımızın ruhu ölmüş fabrikalar satılırken uyumanın bedeli çok ağır olacaktır ayrıca hırsızlığın Nirvanasını yaşıyoruz malesef. makam ve rütbe yalakaları yüzünden milletimizin geleceği çalındı işimiz çok zor ama imkansız değil

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Mart 22:53
04

hasta memur - 28 şubat döneminde insanlarımız yediği dayağı unutmadı .... muhalefetten gelen açıklamalar özellikle suriyeliler ve başrtülü insanlarımız için yapılan açıklamalar üzücü ve beklentilerin çok altında .....

Yanıtla . 3Beğen . 4Beğenme 21 Mart 16:36
03

Nafırka - Ben bir kararsızım mesela ne mi istiyorum,

Yönetenlerin saltanat sürmediği bir ülke. En yüksek maaş üç asgari ücretin üzerinde olmamalı...bedava yeme içmeler, lojmanlar ve makam arabaları kaldırılmalı...Bedenen çalışmanın hakkı verilmeli. Bir usta bir mimar kadar para kazanmalı...her çiftçi 55 yaşında emekli olmak üzere sigortası devlet tarafından ödenmeli...köylülere bedava ev, ahır, merek yapılıp teslim edilmeli...köylünün ürettiği her mal miktarına bakılmaksızın devlet ofislerince satın alınma garantisi verilmeli ve halkta isterse marketlerden değil, o ofislerden gıdalarını alabilmeli...

üniversite sayısı yarıya düşürülmeli...temel bilimler dışındaki akademik ünvanlar kaldırılıp insanlar POZİTİF BİLİMLERE yönlendirilmeli. Bilimsel bir buluş yapmayan bilim adamlarının maaşı düşük olmalı ama yapacakları ilk buluşla maaşları on kat artırılacak şekilde önleri açık bırakılmalı...hava alanları yarıya indirilmeli ve karstan edirneye kuzeyden ve güneyden olmak üzere iki hızlı tren hattı yapılarak bu hatlardan hem yolcu taşımacılığı yapılmalı ve hemde TARIMSAL ÜRÜNLERİN AKIŞI SAĞLANARAK aracı bahanesine artık son verilmeli...Eğitimde kültürden uzaklaşılıp irfana geçilmeli...batının sosyoloji, psikoloji, pedagoji gibi ideolojileri artık okullarda ders olarak okutulmamalı...Uzun...

Yanıtla . 2Beğen . 3Beğenme 21 Mart 16:30
02

Erenler - Ben sizlere emeklilerin veya kararsız olanlar renklerini sandıkta söyleyecekler.aynen İstanbul ve Ankara'da yerel seçimlerde olduğu gibi

Yanıtla . 5Beğen . 2Beğenme 21 Mart 16:19
01

Tuğrul - Muhalefet yok ki, En başta muhalefetin güveni yok. Bunların eline kaldığı an bu ülke bitmiştir. Kendini idare etmekten acizler ülke idare edebir mi?

Yanıtla . 3Beğen . 6Beğenme 21 Mart 16:05
07

Flamingo - @Tuğrul 01 nolu yoruma cevabı: Hiç iktidara gelememiş bir parti için ağır sözler nerden biliyorsunuz kahinmisiniz deniyceksin arkadaş pardon ülke 20 yıldan beri yönetilmediki zaten çatır çatır Sa til Di...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Mart 04:04
05

Erenler - @Tuğrul 01 nolu yoruma cevabı: muhalefet yoksa muhalefetlik görevini bir zahmet sizler yükleniverin

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Mart 19:53