Geldi çattı 5 Ocak!

Geldi çattı 5 Ocak!

Ahmet YAVUZ

Hindistan’da 700 milyon insanın “Kutsal İneğe” taptığı malum! “Kahrolası menfaatlerimizi” kutsallaştırmak yetmedi mi? Yüce Divan’ın eşiğine gelmiş olmak, AKP’yi ciddi bir muhasebeye sevk etmeli. Yüce Divan, Mahkeme-i Kübra’ya kalmamalı…

Çoğunluk olmak demokrasilerde bir değer olsa da Hakk’ın nazarında, haklı olmak için bir anlam ifade etmiyor. Hindistan’da 700 milyon insanın “Kutsal İneğe” taptığı malum! “Kahrolası menfaatlerimizi” kutsallaştırmak yetmedi mi? Yüce Divan’ın eşiğine gelmiş olmak, AKP’yi ciddi bir muhasebeye sevk etmeli. Aksi halde, yağma-talan, bu düğün-dernek zihniyeti, insanlığın ümidi ülkemiz ve milletimizi çürütüp yok edecek. Yüce Divan, Mahkeme-i Kübra’ya kalmamalı…

İktidar Vekilleri Yüce Divan’dan Yana

Meclis Soruşturma Komisyonu, AKP’nin “Rüşvet almak, nüfuz ticareti yapmak ve görevi kötüye kullanmakla” suçlanan gözde 4 bakanıyla ilgili Yüce Divan kararını bugün oylayacak. AKP’li Komisyon Üyesi Mustafa Akış’ın ifadesiyle belki de “Türk siyasi hayatının son 15-20 yılındaki en kritik komisyonlardan biri” yine en kritik kararlardan birini verecek. Komisyon, ya “Bilirkişi raporları, araştırmalarımız, soruşturmalarımız, tanıklar, ifadeler apaçık bir şüpheyi ortaya koyuyor. Çağlayan, Güler, Bağış ve Erdoğan’ın dördü veya bir kısmını Yüce Divan soruşturup yargılasın” diyecek. Veya “Hayır, rüşvet, nüfuz ticareti vs.” iddiaları doğru değil. Yüce Divan’lık bir durum yok” kararını verecek. Ancak Komisyon üyesi Akış’ın, “Ben henüz kafamda bazı şeyleri netleştirebilmiş değilim.” demesi gibi Komisyon’un kafası net değil. Aslında Ak Parti’nin kafası da net değil. Konuştuğumuz iktidar vekilleri, “Biz 705 bin liralık saatin kamburunu niye taşıyalım. Gidip Yüce Divan’da yargılansınlar.” düşüncesini apaçık dille getirmekten çekinmiyorlar. “Seçim süreci boyunca sürekli gündemde kalacak olan ‘4 AKP’li bakan yolsuzluk, rüşvet’ algısını partiniz nasıl taşır” sorumuza çoğunlukla şu cevapları aldık: “İktidar, çoğunluk gücüyle yolsuzluğun üzerini örttü ithamı Yüce Divan’a gitmezlerse sürekli üzerimizde kalır.”

“Yüzde 50’de” kafalar karışık, tek kişi hariç!

Vekiller böyle düşünüyor ama, bir tek kişinin bu konuda kafası gayet net. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Erdoğan, kesinlikle Yüce Divan’a gönderilmemesi yönünde irade koyuyor. Kararını vermek üzeri 22 Aralık’ta toplanan Komisyon’un kararını bugüne ertelemesi de Erdoğan’ın bu tavrından kaynaklandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu konuda Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüştüğü, 4 bakan ve bazı komisyon üyeleriyle de görüşerek bizzat devreye girdiği, parti yönetimine de aklama yönünde karar çıkması için baskı yaptığı biliniyor. Davutoğlu’nun ise her ne kadar Hükümetin son döneminde sadece dış politikada aktif rol alsa da, 12 yılın Başbakanı değil. “Yeni Türkiye” vurgusuyla bir şekilde ayyuka çıkan “Rant, ihale, yolsuzluk,yozlaşma ve dejenerasyon” kamburunu taşımak istemediğini zımnen ortaya koyuyor. Davutoğlu’nun, Komisyonun 8 aylık inişli çıkışlı sürecinde özellikle 4 aylık başbakanlığı döneminde 4 Bakanla birlikte görüntü vermediğini hatırlatmış olalım. En azından, Meclis’te böyle bir kareye bizler rastlamadık.

Nepotistlerle bir dava nasıl yürütülecek?

Ve Davutoğlu, bu seçimde Genel Başkanlığı, Başbakanlığı, Genel Başkanlığının test edileceğini biliyor. Dahası Prof. Ahmet Davutoğlu, “Nepotizmle ahlaki dejenerasyona uğramış kadrolara” sürekli bir DAVA’dan, Erenlerden, Evliyalardan aşı yapmaya çalışıyor. İşi çok zor gerçekten! Bu durumda hem AKP, hem Başbakanın şahsında iktidar için Yüce Divan tam bir dilemma. Tenakuz. Ne ki, ANAP da da böyle olmuştu. Kısmen tek başına güçlü iktidarlar icracı olsa da, ahlaken tekamül etmeyip, “Önce kalkınma değil, ahlak ve maneviyat” diye yola çıkmadıkları için yolsuzluk, rüşvet, dejenerasyon, rant, talan tekil değil, bir zihniyete dönüşüyor. Kitleselleşiyor. Kitle partileri ya hani!

Ahmet Davutoğlu’nun ateşten imtihanı

Ancak Davutoğlu’nun işi zor. Belki gerçek biraz farklı olsa da, kendisine “Başbakanlık koltuğunu hediye etmiş, ve halen Liderimiz dediği bir Cumhurbaşkanı Erdoğan” gerçeği var. Erdoğan’ın parti ve grup üzerindeki mutlak hakimiyeti var. Muhalefetin bu yöndeki haklı yönlendirme ve kışkırtmasına karşın Erdoğan ile şu aşamada politik olarak karşı karşıya gelmek, ayrışmak “stratejik bir derinlik” taşımıyor Davutoğlu için. Elbette milletin yüzde 50’sinin, yani her iki kişiden birinin oy ve takdirini almış bir Ak Parti olsa da Başbakan’ın önünde, şunu da iyi okuyor Prof. Davutoğlu. 12 yıllık gerilim siyaseti, yandaş, rant, ihale, tek adamlık ve dindarların ahlaki erozyonu sonucunda toplumun öteki yarısında da müthiş bir “AKP nefreti” gün be gün yerleşiyor.  Ya eski usüllerle, gerilim siyaseti, demokratur ile, “kışı kışı, bili bili” metodu ile Ak Parti’nin oyunu koruyacak. Veya “12 yılın toplumca kabul gören başarıları ile geleceğe yürüyebiliriz. Faiz, rüşvet, ahlaki dejenerasyon ile değil. Yeni Türkiye olacaksa, Ak Parti’nin de yenilenmesi lazım.”

05 Oca 2015 - 00:59 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?