Safiyye annemiz radıyallahü anha

Safiyye annemiz radıyallahü anha

Baba tarafından Benî Nudayr ve anne tarafından da Yahudilerin Beni Kureyza aşiretinin ileri gelenlerindendi. Babası Huyey bin Ahtab, Arabistan’daki bütün Yahudilerin başı sayılırdı. Annesi Berre’nin babası Semran Arabistan’da şecaat ve cesareti ile şöhretliydi. Asıl adı Zeynep iken Hayber esirleri arasında Peygamberimiz (s.a.v)’in sehmine düştüğünden dolayı Safiyye denildi. Sonraları bu isimle anıldı.

Henüz on yaşlarında bulunduğu sıralarda Medine’ye teşrif eden Peygamberimiz (s.a.v)’i görmeye giden ve dönen baba ve amcasıyla ilgili bir hatırasını da bilvesile şöyle anlatmıştır:

“Ben babamın da amcam Ebu Yasir’in de en sevgili çocuğuydum. Onlarla karşılaştığımda bütün çocuklarından önce benimle ilgilenirlerdi. Rasulallah (s.a.v) Medine’ye geldikten sonra bunları bir düşüncedir aldı. Onların eve dönüşü güneşin batıp karanlığın çökmesi gibi bir hava getirdi. Eve gelirken sanki düşüverecekmiş gibi sarsak bir şekilde geldiler. Her zaman yaptığım gibi onları neşelendirmeye çalıştım, ama üzüntülerinin çokluğundan ikisi de benim yüzüme bile bakmadılar. Amcam Ebu Yasir’in şöyle sorduğunu işittim:

“O, o peygamber midir?”

Babam: “Evet” dedi.

Amcam: “Onu tanıyor ve gerçekliğine inanıyor musun?” Babam: “Evet” dedi.

Bu cevaplar üzerine amcam şöyle sordu: “Ona karşı içinden ne duyuyorsun?”

Babam: “Vallahi, yaşadığım sürece ona karşı düşmanlık duyacağım.” Dedi.

Safiyye Hayber’de, neslinin üstünlüğü, güzelliği iyi ahlâk ve namusluluğu ile herkesçe beğenilirdi. Hayber’de ilk önce meşhûr bir şâir ve kumandan olan Yahudi Sellâm bin Mişkem el-Kuradı ile nişanlandı. Bundan ayrılarak, Hayber’in en meşhûr kalesi Şemmus Kalesi’nin kumandanı çok zengin Kinâne bin Hakîk ile evlendi. Kinâne ile evliyken rüyasında; Ay’ın onun odasına düştüğünü görmüştü. Bu rüyasını kocasına anlatınca; Kinâne: “Sen ancak Hicaz’ın Meliki Muhammed’i istiyorsun” deyip, yüzüne bir tokat attı. Gözü morardı.  Müslümanlar Hayber’i (M. 629) senesinde feth etti. Safiyye’nin babası ve kocası öldürülüp, kendisi de esir edildi. Esirler bölüşülünce Safiyye de âlemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber Efendimiz Muhammed’in (s.a.v.) hissesine düştü. Hz. Muhammed (s.a.v.) Safiyye’yi azâd etti. İman edince, Resûlallah’ın nikâhıyla şereflendi. Ümmül mü’minîn yani Müslümanların annesi oldu. Sehba mevkiinde düğünü yapılıp, kavun ve hurma velime olarak verildi. Gözünün morarmasına Resûlallah (s.a.v):

“Nedir bu iz?” buyurunca, “Bir gece rüyamda sanki ay gökten inip, koynuma girmiş gördüydüm. Kocam Kinâne’ye anlattım. Sen şu üzerimize gelen Arap Melikinin hanımı olmaya göz dikmişsin, diyerek yüzüme bir tokat vurup, izi kaldı” diyerek rüyasını arz etti.  “Senin benim eşim olmaya gönlün var mı?” diye soran Peygamberimiz (s.a.v)’e verdiği cevap bütün bu denli olup bitenlerin tam bir özeti sayılır diyebiliriz.  İşte o kısa muhteşem cevap:  “Ya Rasulallah! Ben seninle evlenmeyi müşrikken de istiyordum. Allah bana Müslüman olmak imkânını verdikten sonra nasıl istemem?” İslâmiyetle şereflenince çok samimi bir Müslüman oldu. Vaktini ibadet ve zikir ile geçirirdi. Ziynet eşyası fazla olduğundan bunu Peygamber Efendimizin hanımları arasında paylaştırdı. Çok yardımsever olup, daima fedakârlıklarda bulunurdu. Peygamberimize (s.a.v) karşı çok büyük muhabbeti vardı. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hastalığında bütün hanımları görmeye gelirlerdi. Hz. Safiyye de geldiğinde; “Yâ Nebîyyallah! Keşke sizin bütün ağrılarınızı, acılarınızı ben çekseydim” buyururdu. Hz. Safiyye çok büyük üstün faziletlerinin yanında ilim hazinesiydi. Yanına çok kimseler gelip, kendisine mesele danışırlardı. Hac mevsiminde taşralı kadınlar gelip, kendisine ilmî meseleler sorup, öğrenirlerdi.

Hz. Safiyye çok cömertti

Eline geçenleri dağıtırdı. Hz. Safiyye, Peygamberimizin hastalanmasına, onun bir yerinin ağrımasına tahammül edemez, o acıları kendisinin çekmesini arzu ederdi. Peygamber Efendimiz hastalandığında müminlerin anneleri etrafını sardı. Safiyye validemizin gözü yaşlı idi. Bütün samimiyetiyle şöyle dedi:

“Yâ Nebiyallah! Keşke sizin bütün ağrılarınızı, acılarınızı ben çekseydim!...”(Tabakât, 8: 128.)

Safiyye validemiz, Hicret’in 52. yılında Hz. Muâviye’nin hilafeti zamanında vefat etti.

08 Oca 2015 - 22:23 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?