Reklamı Kapat

Murat Yetkin açıkladı: Erdoğan yarın faiz arttırımına izin verir mi?

Gazeteci Murat Yetkin kendi blogu olan yetkinreport'ta, Erdoğan'ın 17 Mart'ta MB tarafından açıklanacak olan politika faiziyle ilgili kararında nasıl bir tavır alacağını değerlendirdi.

Gazeteci/yazar Murat Yetkin kendi blogu olan yetkinreport'ta Erdoğan'ın yarın açıklanacak olan TCMB politika faizi kararına ilişkin takınacağı tavrı değerlendirdiği bir yazı kaleme aldı.

Yetkin yazısında, Erdoğan'ın faiz arttırımına izin vermesiyle birlikte iç ve dış piyasaların buna olumlu geri dönüşünün olacağını ve Rusya- Ukrayna Savaşı'nın olduğu kritik bir dönemde bu kararı almasının izahını daha kolay yapabileceğini ifade etti.

Diğer taraftan yıllardır tekrar ettiği ''faiz sebep, enflasyon neticedir'' teziyle çelişen bu kararını alıp almama konusunda da yaşayacağı ikilemi vurgulayan Yetkin, yazısının tamamında şu ifadeleri kullandı:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan aslında siyaseten de ekonomik olarak da ne yapması gerektiğinin gayet iyi farkında.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı ardından Türkiye’nin diplomasi sahnesinde öne çıkışını ekonomik olarak lehine çevirmesi, hatta bunu önümüzdeki seçimlerde oya tahvil etmesi umuduyla ilk aşamada atması gereken iki basit adım var.

Öncelikle Merkez Bankası Para Politikası Kurulunun 17 Mart toplantısında faiz artırımına gitmesine izin verebilir örneğin. Bu dönüşü Rusya-Ukrayna Krizi nedeniyle yaşanan dış nedenlere bağlayarak açıklayabilir. Böylesi bir adıma iç ve dış piyasalar olumlu tepki verecek, hatta Erdoğan’ın Ortodoks, geleneksel ekonomi hattına döndüğünü zannedecek, inanmak isteyenler olacaktır.
İkincisi mahkemelerin fikir değiştirip örneğin Selahattin Demirtaş olmasa bile Osman Kavala’yı, hemen tahliye edilecek bir cezaya çarptırmasına ses çıkarmayabilir. Bunu da daha geçenlerde “Bize karışamaz” dediği AİHM kararlarına uymak zorunda olduğunu söyleyerek bile izah edebilir.

Faiz artırımına siyaseten gider mi?

Sadece bu iki adım bile Batı’da bize naif gelecek bir umuda yol açabilir. Neticede Rusya’dan çekilen paranın bölgemizde bir yerlere gitmesi lazım. Türkiye’ye gelme ihtimali böylece yükseltilebilir, değil mi? Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati boşuna mı Londra’da para arayışında?

Üstelik Erdoğan’ın çevresinde sadece ona ne yaparsa yapsın hak verenler değil -sayıları giderek azalsa da- bunları yaparsa rahatlama sağlayacağını düşünenler de var. Hatta ileri gidip ekonomide yapısal reformların gerektiğini dile getirenler de.
Erdoğan faiz artırımına onay verse dolar kuru düşebilir örneğin. Bu da Hazine’nin 24 Mart’ta ilk üç aylık süresi dolacak Kur Korumalı Mevduat hesaplarına yapılacak geri ödeme miktarını düşürebilir. Bunun enflasyon oranını düşürücü etkisi de olabilir. Yani ülke ekonomisine de geçim sıkıntısı günbegün artan halka da yarayabilir.

Ama Erdoğan faiz artırımına siyaseten onay verir mi?

Refahın tam kıyısındaymışız

Çok zor. Çünkü siyaseten faiz artırışına onay verirse 2018’den bu yana ülkeyi krize sürükleyen “faizi düşürürsem, enflasyon da hayat pahalılığı da cari açık da azalır” tezinin yanlış olduğunu kabul etmiş olur. Oysa bunun doğru olduğuna hâlâ inanıyor. Bakın dünkü kabine toplantısı ardından ne dedi Cumhurbaşkanı?
• “Kontrolü elimizde olmayan sebeplerden kaynaklanan olumsuzlukları bir kenara bırakacak olursak refah seviyesinin tam kıyısında bulunuyoruz.”
Refah seviyesinin kıyısındaymışız. Cumhurbaşkanının olumsuzluklar diye geçiştirdiği da resmî rakamla yüzde 54 enflasyon, yüzde 25’i bulan reel faiz ve yüzde 142 dış ticaret açığıdır.
Öte yandan rakipleri siyaseten “Hani Nas vardı?” diyebilirler de.

Hukuken tamam da ya siyaseten?

Aynı durum örneğin Osman Kavala ve başka siyasi tutuklular için de geçerli.
Gazeteci Sedef Kabaş’a tam içeride yattığı günü karşılayacak kadar ceza verip tahliye eden bağımsız Türk yargısı, pek ala somut hiçbir suçu görünmeyen Kavala için de aynısını yapabilir. Asıl olması gereken bu tür davaların düşürülmesi, hiç açılmamasıdır, o ayrı. Ama bu hülleye de hukuken bir mâni yok da ya siyaseten?
Erdoğan Kavala’nın da Demirtaş’ın da kendi Başkanlığına engel olma çabaları nedeniyle ibreti âlem için içeride kalmalarını istiyor. Serbest kalmaları ihtimalini siyaseten yenilgi sayıyor. Ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli de öyle.
Yoksa tam sırası.
Alternatifi, hayat pahalılığıyla mücadele ipinin ucunu bırakıp gerekirse asgari ücreti bir daha artırıp seçimi bulma, asıl kemer sıkma politikasını da seçim sonrasına bırakmaktır. Bu halkı seçimi kim kazanırsa kazansın kemer sıkma politikalarına mahkûm etmek anlamına gelir. Oraya doğru gidiyoruz maalesef.

Öte yandan Erdoğan bu tür adımları atarsa, anlayın ki durumu gerçekten, siyasi tezlerinde ısrarı bırakacak kadar sıkışık görüyor. Birkaç güne anlarız.

16 Mar 2022 - 21:58 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.