Reklamı Kapat

Hakikat için uykuya dalmak

Hakikat için uykuya dalmak

Bazen yaşanılan hayat hikâyelerinde zaman ve mekân önemini yitiren sıradan unsurlar haline gelir. Nedeni ise o hikâyelerin zaman ve mekân üzerinde yaptıkları devrimlerdir. Zamanı ve mekânı aşarak insanların dimağında yer etmiş bu hayatlar bizlere bazen tevekkülün bazen sabrın ve benzeri şeylerin öğretisi ile gelir, zaman ve mekânı aşarak. Peki, insan zekâ sahibi, meraklı bir varlıkken ve aklı bu derece gözüne inmişken neden inanmak ister bu zamana sığmayan rüya gibi olaylara. Nedeni çok açıktır aslında çünkü herkes kendini sonsuz bir varlık olarak görmek ister ve bu hikayeler sonsuz bir gücün varlığına işaret eder!.. Bu inanış bazen bir rüyadan gelir bazen kâinat üzerine serpiştirilmiş küçük mesajlardan fakat mutlaka gelir… Bu bağlamda okuyucuya sunulan her kitap büyük bir sorumluluk ve insan ruhunu ifşa ve inşa eden bir yapı taşıdır. Rüyasına inanan insan, yaradılışının gaye ve amacına kapılarını açan insandır. Bir kitabın yaşanmışlıklara ve kâinat üzerindeki varlıklara tercüman olması için önce o kitabın rüyasının görülmesi gerekir. Rüyada bile “Doğru cümleler kurarak doğru soruyu sorabilmek” bu serüveni daha cazip hale getirir.

“Mor Rüya- Yedi Uyurlar”

Bir rüyaya inanmak ve ondan kuvvet almak adına kurulan başka bir rüyanın tezahürüdür diyebileceğimiz bir kitap Aralık 2014’te çıktı. Mor Rüya- Yedi Uyurlar adı ile okuyucu ile yeniden buluştu. Yazarı Eda Bildek. Kalemi güçlü ve coşkulu bir üsluba sahip. “Mor Rüya- Yedi Uyurlar” kitabında, güzel ve akıcı bir üslupla insan hayatının en güzel rüyalarından biri ele alınmış. Tarihin sayfalarında onlarca rüya vardır elbet, fakat Allah kelamı ile bize anlatılan rüyalar içerisinde belki de en güzel hikâyelerden birisi de bu rüyadır. Mor Rüya edebi anlamda okunması rahat ve anlatım dili açık bir kitap. Cümleler insan ruhuna sirayet edecek şekilde örülmüş. Yazar hikâye ettiği bu yaşanmışlık serüvenine dair bakın ne diyor; “…Bir uçurumun kıyısında tam düşecekken yüreğimden tutup da çıkaran binde birimden kalan ‘Gönlü avutarak, gönlü süsleyerek yakan’ hatıranın ta kendisi! Kalbim, binde bir olanın kalbine ses verdi. Sonra yek bir kalbe dönüştüysek de her kuvvetli hikâyede muhakkak ayrılık kaçınılmazdı; ayrı iki ülke oldular. Bu yüzden adım aşk kaldı. Öyle bir yerde tuttu ki nefesini binde birim, Mor Rüya efsunlu bir uykuya dönüştü. Ne bir adım ileri artık ne bir adım geri… Ya düşmeli, ya düşmemeli! İkisi arasındaki yerde, yangındaydı suzidilâra… Ne denilse artık kâr etmedi. Sözcükler daima kan kırmızı…”… “Mor Rüya- Yedi Uyurlar” adlı kitap aslında insanın kendi rüyalarının bir inanış hakikatiyle gerçeğe dönüşmesinin bir delili. Yazar ise, kendi rüyası için yola çıkmış bir insanoğlu ve yolculuğunda kelimeleri kendine yoldaş edinmiş bir kalem.

Hamzaname ve Sahipkıran fantastik unsurlar içeren ve günümüz diline uyarlanmış iki nadide eser

Fantastik kurgulu metinlerden hoşlanan çocuklarımız için de başta Büyüyen Ay Yayınlarından çıkan Hazret-i Ali Cenkleri, Mevlid Hikayeleri, Hikaye-i Şabur Çelebi, Katil Kahraman adlı eserler ile Yunus Emre Özsaray’ın kaleme aldığı Küçük Kahramanlar adlı Osmanlı tarihini anlatan seri hikayeler tavsiyemizdir. Özellikle son dönemde vampirli mampirli romanların arttığı kendi çapında bir okuyucu kitlesi bile oluşturduğu bu eserlerin alternetifini hızlıca üretmemiz gerekiyor. Zira alacakaranlık adıyla anılacak bir kuşak bile türeyebilir yakında. Hadd-i zatında bizim geleneğimizde fantastik unsurlar barındıran ve muhayyileye hitap eden nice güzel eserler var. Mesele, bu güzel eserleri, bugünün diliyle yorumlamak. Değerli çizer Hasan Aycın’ın kaleme aldığı Hamzaname ve Sahipkıran böylesi fantastik unsurlar içeren ve günümüz diline uyarlanmış iki nadide eser. İkisi de İz Yayıncılıktan çıkan bu eserler hem bize İslam tarihinin önemli şahsiyetleri etrafında halelenen bir kahramanlığı halkın muhayyilesiyle anlatıyor, hem de bizim önümüze bir örnek koyuyor. Çocuklarımızın özellikle böylesi eserlerle içlerinde var olan fantasya açlığını doyurabileceklerini düşünüyorum. Bu konuya ara ara değineceğiz, ilerleyen günlerde.

Hayatın hakikatinde bir yolculuk gibi

“…Gözbebeklerinden içeri sızan mor bir rüya mağarayı işaret etti. Mağaranın eşiğine çöküverdi. Avuçlarına konuverdi yeniden aynı kelebek. Kadın irkildi ve “Sen ölmemiş miydin?” dedi. Kelebek dile geldi, “Hakikat için uykuya daldım sadece”… Kadın, uyku ile uyanıklık; ölüm ile dirim arasında sığındı Rabbine”… “Mor Rüya- Yedi Uyurlar” samimi, içten, yalın bir anlatım. Yaşanmışlık öykülerini akıcı ve çekici bir üslupla anlatmak zordur. Hele de anlattığınız hikâye Cenab-ı Hak’kın anlattığı bir hikâye ise… Yazar, kurgusu ve anlatım tekniğiyle bu hikâyeyi çekici hale getirmeyi başarmış. Kitaba başlayınca sizi alıp o rüyada gezdiriyor. Kitap, okunduktan sonra “Herkes kendi rüyasında, peki ya sen?” sorgusuna kapı açacak nitelikte. Bir yazar için bu, kalemi ile çıkardığı yolculuğun hedefine ulaşması anlamına gelir.

19 Oca 2015 - 22:51 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?