Reklamı Kapat

Bayrağımız yarıya inerken...

Bayrağımız yarıya inerken...

Ahmed Selman Demirel

Bu münasebetle Türkiye, Aliya ile kardeş Bosna devletine ve Boşnaklara duyduğu sevgi ve saygının bir gereği olarak bayrağımızı yarıya indirme kararı aldı. Evet, o tarihte bu olaya kimse itiraz etmedi. Çünkü Bosna, bizimdi. Aliya bizden biriydi, mazlumların sesiydi, bilge bir mücahitti. Bir kardeşimizi kaybetmiştik. Onu ‘tek dişi kalmış canavar’a karşı gösterdiği mücadele ile tanıdık; bundan sonra da böyle hatırlayacağız. Yasını tuttuk geride bıraktığı hatırasına saygımızı gösterdik. İslâm’dan bir nişane olan bayrağımızı yarıya indirdik. Aliya, İslâm sancağının Bosna’da dalgalanması için mücadele etmişti çünkü. Yaser Arafat’ı ölümünde de işin içinde Kudüs ve Filistin var diye ses etmedik bayrağımıızn yarıya indirilmesine. Zira o her ne kadar zaman zaman savrulmalar yaşasa da son tahlilde Kudüs davamızın sembolüydü. Halkı gibi o da yokluklar içinde yaşam sürdü. O yüzden sevdik Arafat’ı ve bayrağımızı o yüzden yarıya indirdik.

Bayrağımızın yarıya indirilmesini açıkça yadırgadık

Birkaç gün önce Suudi Arabistan kralı Abdullah öldü. Flaş haber olarak düştü ajanslara. Gerçi beklenen bir ölümdü. Ama yine de her ölüm ani sayılır. İnsanı sarsar, hele yakınlarını daha bir sarsar. Devlet, kral Abdullah’ın ölümünde de bayrağımızı yarıya indirdi. İçimiz cız etti, kabullenemedik. Çünkü kral, İslâm coğrafyasına kendi dar mezhebinden başka birşey ihraç etmedi. Özellikle Balkanlar ve Ortaasya’ya hizmet götüren yeni kolonizatör dervişlerden çokça duyduk ve dinledik kralın adamlarının buralarda yaptıklarını. Kudüs davamız karşısındaki tutumu, Mısır’daki dikta yönetimiyle olan sıcak ilişkileri gün gibi ortadayken, İslâm için küfre kurşun sıkmayan ve sürekli kendi menfaatleri için özellikle Batı ve Abd ile denge siyaseti güden, daha doğrusu varlığını onların onayına borçlu olan ve siyasetini bu yol üzerine inşa eden, bu uğurda halkını adeta silikleştiren biri için, bayrağımızın yarıya indirilmesini açıkça yadırgadık.

Haç’ın temsil ettiği zihniyetle işbirliği yapmak

Bu bayrak yüzyıllar boyunca İslâm’ın sesi, nefesi ve gölgesi olmuş. Ve ona ses ve nefes verenleri gölgesinde saklamıştır. Hal böyleyken İslâm’ın anagövdesi olan ehl-i sünneti dışlayan ve ehl-i sünnetin inanç ve uygulamalarını Hicaz bölgesine sokmayan bir mezhebin siyasi uygulayıcısı için, Türk bayrağının temsil ettiği hilal’in karşısına tüm yeryüzünde haç’ın işine yarayacak faaliyetlerle dikilip kimi yerlerde haç’ın temsil ettiği zihniyetle işbirliği yapmaktan çekinmeyen, medeniyetimizin izi yerine kendi kavminin daha doğrusu aşiretinin izi üzerine yürümeyi tercih eden ve bu uğurda bütün bir İslâm milletini karşısına alan bir devletin başkanı için duyulan üzüntü, bayrağımız üzerinden gösterilmemeliydi. Zira belki siz kralın ölümüne üzülüyor olabilirsiniz, ancak bayrak asla üzülmüyor. Çünkü bayrak milletindir ve millet kral için üzgün değil. Biri parçalanmış Büyük Devletimizle bütün olma yolunda adımlar atan, Türkiyeyi Bosna Hersek’ten sorumlu tutan bilge bir mücahit, diğeri bütün gel-gitlerine rağmen Kudüs davasının tüm inanaların davası olduğunu haykıran bir şehit, diğeri Büyük Devlet’ten kopuşu daha da kalınlaştırarak, halklar arasındaki köprüleri de atan bir kral... Büyük Devleti temsil eden bayrak hangisine sahip çıkardı dersiniz?

30 Ocak 2015 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?