Reklamı Kapat

Bozuk düzeni değiştireceğiz

Bozuk düzeni değiştireceğiz

Yaklaşan genel seçimler öncesi Saadet Partisi çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Bu kapsamda Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Ankara’da büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Türkiye’nin ve İslam coğrafyasının tarihte eşine rastlanmamış biçimde kuşatma altında olduğunu söyledi. Emperyalizmin İslam dünyasını tarumar ettiğini belirten Kamalak, ”Türkiye’yi yönetenler hâlâ çelik çomak oynuyor. Hâlâ Avrupa Birliği’nden medet umuluyor ve Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen hakiki aktörlerin Avrupa olduğu hâlâ fark edilmiyor. Dünyada Avrupa Birliği Bakanlığı bulunan tek ülke Türkiye, öte yandan işsizlik, dış borç, yolsuzluklar almış başını gidiyor” değerlendirmesinde bulundu.

6 Milyon İşsiz Var

Türkiye’dE 6 milyon kişinin işsiz olduğunu ifade eden Kamalak: “Bu kadar işsize iş taahhüt ediyorsunuz, ‘kaynak ne’ diye soracaklar. Bütün bunların hesabı, planı, projesi yapılmıştır. Emek yoğun alanlarda bir işçinin istihdamı için ortalama 250 bin liraya ihtiyaç var. Ak Saray’ın maliyeti ne kadar 10 milyar lira. O sarayı yaptıracağımıza iş alanına yönelmiş olsak, sadece o binanın maliyetiyle tam 40 bin gencimize iş imkanı sağlamış olacaktık. Bunlar bir tercih meselesidir. Asıl olan sağlıklı, iktisadi karar verebilmektir, rasyonel kararlar verebilmektir” şeklinde konuştu.

Asgari ücretliden vergi alınmayacak

Baş aşağıya giden ekonomik tablo hakkında da bilgi veren Kamalak, “Ankara bir takım yolsuzlukların, pisliklerin üstünü örtmeye çalışırken, Anadolu işsizlikle, yoksullukla uğraşmaktadır” dedi. İktidara geldiklerinde adil düzeni kuracaklarını, gelir dağılımını düzelteceklerini, tüm isteyenlere iş imkanı sağlayacaklarını belirten Mustafa Kamalak, iktidara geldikleri ilk gün işçi, memur ve emekliye bir maaş ikramiye sözü verdi. Yine ilk günden itibaren asgari ücretten vergiyi kaldıracaklarını dile getiren Kamalak, bunun da asgari ücretlinin maaşında yüzde 50 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Ankara Bürosu

Saadet Partisi Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı Ankara’da büyük bir coşku ve heyecan içinde başladı.  Milli Görüş kuruluşlarının üst yönetimleri ile il yönetimlerinin iştirak ettiği toplantı ile Saadet Partisi, seçimlere yönelik son hazırlıklarını da ele aldı. Saadet Partisi yaptığı bu toplantı ile seçimlere tam kadro hazır olduğu mesajını da vermiş oldu.

Türkiye Barolar Birliği Toplantı Salonu’nda düzenlenen programın açılışını Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak yaptı, Alkışlar ve sloganlar eşliğinde kürsüye gelen Kamalak, gündeme ilişken yaptığı değerlendirmelerde önemli tespitlerde bulundu. Kamalak’ın konuşmasının önemli bölümleri ise şu şekilde;

Ortadoğu’da Sınırlar Müslümanların  Aleyhine Çiziliyor

Türkiye ve İslam coğrafyası, tarihte hiç görülmediği kadar kritik bir süreçten geçiyor.  Tam bir ateş çemberinin içindeyiz. Hepinizin bildiği gibi en son Yemen karıştı. Irak, Libya, Suriye ve Sudan’ın ardından bir İslam ülkesi daha parçalanmanın eşiğine geldi. Kuzey ve Güney olmak üzere resmen olmasa bile fiilen ikiye bölündü. 2013 yılında New York Times’de bir makale çıkmıştı. Bu makalede 5 ayrı İslam ülkesinin, 14 ayrı devletçiğe bölüneceği öngörülüyordu. Hatta söz konusu makalede yeni devletlerin isimleri bile vardı; Şiistan, Sünnistan, Kürdistan, Dürzistan!... İşte Yemen’e bakıyoruz, bir tarafta Şii’ler, diğer tarafta sünniler. Yemen son örnek. Sadece Yemen’de değil, bütün İslam coğrafyasında aynı tehlikeli oyunlar oynanıyor. “Şii”, “Sunni”, “Türk”, “Kürt”, “Arap”, “Acem” denilerek, her türlü etnik ve mezhebi farklılıklar tahrik ediliyor, kışkırtılıyor. Zaten bölünmüş bir coğrafya bu yolla daha da küçük parçalara bölünüyor. “Mikro Devletçikler” kuruluyor. Sınırlar Müslümanların aleyhine olarak yeniden çiziliyor. “Böl-parçala ve yok et taktiği” acımasızca uygulanıyor.

Asıl Hedef ‘Türkiye’ Demiştik

Zulüm yerine adaleti yeniden hâkim kılmaya mecburuz. Bunun için yapmamız gereken ilk iş şahsiyetli bir dış politika ortaya koymaktır. Artık Avrupa kapılarında oyalanmak yerine, öze dönmek, kendimize gelmek ve İslam Birliğini kurmaktır. Öze dönmek, kendimize gelmek ve İslam ülkelerini bir araya getirerek, güçlerini birleştirmektir. Çünkü İslam Birliği’ni kurmadan, adil bir dünya kurmak mümkün değildir. İnanın artık vakit kalmadı. Ateş kapımıza dayandı. Küresel emperyalizmin ve Irkçı Siyonizm’in asıl hedefi Türkiye’dir. Irak, Suriye, Libya, Yemen… Her düşen İslam ülkesi, tehlikenin Türkiye’ye biraz daha yaklaştığını göstermektedir. Bu yüzden ya bir olacağız ya da yok olacağız! İnanın artık vakit çok daraldı, çünkü ateş kapımıza dayanmış durumda. Küresel emperyalizmin ve ırkçı siyonizmin asıl hedefi Türkiye’dir. Bundan on küsür yıl önce ırak işgal edildiği zaman halkımızı uyarmıştık. Irak’tan sonra sıra Suriye’ye gelecek demiştik, unutmayın asıl hedef Türkiye’dir demiştik. Gerçekten Suriye bu gün ne halde tam ateş çemberi içinde.

Çipras AB’ye rest çekerken, biz fasıl açıyoruz!

Peki İslam coğrafyası bu kadar hassas, bu kadar tehlikeli ve bu kadar kritik bir süreçten geçerken, İslam ülkelerine öncülük etmesi gereken Türkiye’de neler oluyor? Hala çelik çomak oynanıyor. Hala Avrupa Birliği’nden medet umuluyor. Hala, Türkiye’yi bölüp-parçalamak isteyenin Avrupa Birliği olduğu unutuluyor.  Olayın vahametini anlamak için sadece bir örnek vermek istiyorum. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta sonu Yunanistan’da seçimler yapıldı. Peki İktidara kim geldi? Avrupa Birliği karşıtı söylemleriyle dikkat çeken, “Gerekirse Avro bölgesinden çıkarız” diyen, bir parti Avrupa Birliği’nin dayatmalarına rest çeken bir parti geldi.  İlginç olan “nedir” biliyor musunuz? Yunanistan’ın yeni lideri Çipras, Avrupa’ya rest çekerken, aynı gün Davos’ta bizim Avrupa Birliği bakanımız bir açıklama yaptı. Ne dedi? “Avrupa Birliği komiserleriyle sürekli görüşüyoruz” Peki ne diyormuş onlara?  “Getirin istediğiniz faslı açalım. İki ay içinde de o faslı yerine getirelim!”diyerek adeta yalvarıyorlar. 55 yıldır kapısında bekledikleri Avrupa’ya, divan pençe durmuş durumdalar. Hatırlarsınız, şimdiki Cumhurbaşkanımızın, Başbakan iken,  “ne notası veriyorsun”, “müzik notası mı” diye bir çıkışı olmuştu. Şimdi biz de diyoruz ki, “Ne Faslı?”  “Müzik faslı mı!”  Bakınız, Yunanistan bile anladı. Siz hala anlamayacak mısınız. Malumunuz dünyada Avrupa Birliği diye bir Bakanlığı olan tek ülke Türkiye’dir. Bu millet, bu zilleti hak etmiyor, adeta bir uşak gibi kapıda bekletiliyor. Bu millet tarihin en şerefli milletidir.  Boğazına bir yudum ekmek, ayağına ham çarık bulamadığı günlerde bile Avrupa’ya boyun eğmedi.

Milletin Alınteri Bir Avuç Rantiyeciye Akıyor

Sadece dış politika mı? Maalesef, Türkiye, Gelir dağılımındaki adaletsizlikle, Yüzde onları aşan işsizlikle, Rüşvet ve yolsuzlukla, Ahlaki kokuşmuşlukla da ekonomi büyük bir felaketin içine sürüklemiştir. Şükür ediyoruz ki, gücünü geçmişten alan bir kadro yani saadet partisi var. Son yıllarda kazanan hep rantiye olmuştur. İşte Halkla kucaklaşma programımızda bir kez daha gördük. Esnaf perişan, çiftçi perişan, emekli perişan, memur perişan… Koskoca bir milletin alınteri, bir avuç rantiyeciye akıyor. Koskoca Türkiye 400-500 aile için ter döküyor, can veriyor. Sadece birkaç rakama bakmak bile milletimizin durumunu anlavmak için yeterli: On yıl önce, mahkemelerimizde 9 milyon icra dosyası vardı, bugün 22 milyon icra dosyası var. On yıl önce, vatandaşın bankalara olan borcu 6.5 milyardı! Bugün 330 milyar. On yıl önce, kişi başına düşen 3.210 dolar idi. Bugün kişi başına düşen toplam borç 8.520 dolar. On yıl önce son 20 yılın işsizlik ortalaması yüzde 6.6 idi. Bugün yüzde 10.5’tir. Gerçek işsizlik ise yüzde 20’nin üzerinde. Sayısal olarak altı milyon kadar insanımız işsiz. İşsizler ordusunun 900 bini üniversite mezunu gencimizdir. 330 bin öğretmenimiz tayin bekliyor. Buna karşılık 110.000 okulumuz da öğretmen bekliyor. 47 bin öğretmenimiz ücret karşılığı (asgari ücrette) ders veriyor. Mademki bu öğretmenlerimiz ders verebiliyor. Neden kadrolu değil de, ücret karşılığı (asgari ücretle) çalıştırılıyor? Çünkü ücretli çalıştırmak, Devlet için ucuza geliyor. Zira kadro maaşı ile asgari ücret arasındaki fark Devlet’e kalıyor. Yani Devlet, bu 47.000 öğretmenimizin alın terinin yarıdan fazlasını gasp ediyor.

İktidardan düşmedik, başarılı olduğumuz için yolumuz kesildi

İktidara geldiğimizde öyle bir besmele çekeceğiz ki, Türkiye’de yer yerinden oynayacak.  Ülkemiz hızla kalkınacak, milletimiz bolluk ve refaha kavuşacak. Tıpkı, Türkiye’nin bir sente muhtaç olduğu bir dönemde bütün Anadolu’yu fabrikalarla donattığımız gibi. Biz başarısız olduğumuz için iktidardan düşmedik, başarılı olduğumuz için iktidardan uzaklaştırıldık. Bize engel olan şey başarısızlığımız, değil başarımızdan dolayı yolumuzu kesen gafiller oldu. Duyduğumuz endişeleri bir mektup bir takım uygulamaların yanlış olduğunu iki ay öncesinden hem sayın cumhurbaşkanına hem de sayın başbakanımıza ilettik. Bu ülke için hizmet edene, şükranlarımızı sunarız, ama biliyoruz ki, milli görüş dışında bu ülkeyi bir bütün halinde kucaklayacak başka bir kadro yoktur. Olsaydı bu zamana kadar zaten çözerlerdi.

Mustafa Kamalak: “İktidara geldiğimizde öyle bir besmele çekeceğiz ki, Türkiye’de yer yerinden oynayacak.  Ülkemiz hızla kalkınacak, milletimiz bolluk ve refaha kavuşacak. Tıpkı, Türkiye’nin bir sente muhtaç olduğu bir dönemde bütün Anadolu’yu fabrikalarla donattığımız gibi” sözlerini söyledi.

Topyekün üretim seferberliği başlatacağız

Buna karşılık Devlet Bütçesi’nden her yıl faiz lobisine ortalama 50 milyar TL ödeniyor. 2015 yılı Bütçesinde bu miktar, yani faiz ödeneği 55 milyar TL’dir. Demek ki millet yine rantiye için çalışılacaktır. Öte yandan “IMF’ye olan 23 milyar doları biz ödedik” diye propaganda yapılıyor. Ama aynı dönemde 420 milyar dolar yeni borçlanmayla toplam borcun 650 milyar dolara çıktığı söylenmiyor. On yıl önce, tarımda kendi kendine yeten bir Türkiye vardı. Bugün Arjantin’den mısır, Ukrayna’dan buğday, Şili’den Angus ithal eden bir Türkiye var.  Anadolu’yu gezdiğimizde görüyoruz ki, Ankara’nın gündemi başka, milletin gündemi başkadır. Ankara bir tıkım yolsuzlukların, pisliklerin üzerini öretmeye çalışırken, Anadolu işsizlikle ve yoklukla uğraşıyor.

Saadet Partisi İktidara Gelince Neler Yapacak

Anadolu bizi bekliyor. Anadolu Saadet’i bekliyor. Peki Saadet Partisi gelince ne yapacak. Bu bozuk düzene çeki düzen vereceğiz. Saadet Partisi iktidara gelir gelmez ‘Adil Bir Düzen Kuracaktır’. Gelir dağılımındaki adalet sağlanacaktır. İktidara geldiği gün, emeklinin, işçinin ve memurun mutfağındaki yangını söndürmek için bir maaş ikramiye olarak verilecektir. Sonra tıpkı 1996’da yaptığımız gibi, Hazine’nin durumu, gözden geçirilecek ve bu artış sürekli hale getirilecektir. Asgari ücretten vergi alınmayacaktır. Bu, asgari ücretin % 50 artırılması demektir. Bilindiği gibi bugün asgari ücret 949.-TL açlık sınırı ise 1.400 TL. Asgari ücretin açlık sınırının altında tespit edilmesi sosyal devlet bakımından asla kabul edilemez.

Elbette biliyorum, bu aşamada birileri çıkıp “İyi de Sayın Kamalak, parayı nereden bulacaksınız?” diyecektir. 1996 yılında parayı nerelerden buldu isek yine oralardan bulacağız. Bunun hesabı yapılmıştır. Örneğin, buraya kadar saydığımız harcamaların toplamı 2015 Bütçesi’nde faiz lobisi için ayrılan 54 milyarın beşte birinden bile daha azdır. Sosyal yardımlara istikrarlı biçimde devam edilecektir. Vatandaşlarımızı sadaka ile kandırıyorlar. Taşeron işçiler kadroya geçirilecek; böylece, sosyal hukuk devleti için bir yüz karası olan çağdaş köleliğe son verilecektir.

“Özelleştirme değil eşe-dosta peşkeş”

Bu maksatla bütün üretim faktörleri faaliyete geçirilecektir. Bugün, işsizlerimizin sayısı altı milyonu bulmuş durumdadır. Anadolu göç veriyor. Bu yüzden topraklarımızın çok önemli bir bölümü işletilemiyor. Hayvancılık ise ölmüş durumdadır. Bankalar ise bütünüyle tüketim kredisi vermektedir. Üretime yönelik hemen hiçbir yatarım yapılmamaktadır. Üstelik Milli Görüş İktidarlarının kurduğu fabrikalar da “Özelleştirme” ismi altında önce eşe-dosta peşkeş çekilmekte, sonra da bunların yerlerine yüksek katlı apartmanlar dikilmektedir. Saadet İktidarında durum bütünüyle farklı olacaktır. Çünkü biz, topyekün bir üretim seferberliği başlatacağız. “Bütün topraklar ekilsin, boş arazi kalmasın” diye çiftçilerimiz hem sübvansiyonla hem de “mavi mazot” (vergisiz mazot) ile desteklenecektir. Ayrıca çitçilerimizin Devlete olan faiz borçları silinecektir. Esnafımız için faizsiz kredi sağlanacaktır. Aynı şekilde esnafımızın Devlete olan faiz borçları silinecektir. Sanayicilerimiz, baş tacımızdır. Onların yatırıma yönelik her türlü faaliyetleri teşvik edilecektir. Emek, ancak ve ancak ‘hizmet’  ve ‘hâsıla’ biçiminde tasarruf edilebilir. Biliyorum: Bu bağlamda yine ‘Kaynağı nereden bulacaksınız?’ diye soracaklar. Her ne kadar birileri faiz bir dünya gerçeğidir dese de hayır faiz bir dünya gerçeği değil, küresel emperyalizmin sömürü aracıdır. Faiz karşı çıkmayan hiçbir sistem, sömürüye karşı çıkamaz.

Milettin Parasıyla Saray  Değil, Fabrikalar Kuracağız

Bu ülke zengindir. Ancak kaynakları israf ediliyor. Yapılan hesaplamalara göre Türkiye’de, bir işçi istihdamı için gerekli sermaye ortalama 250.000 TL’dir. AK Saray’ın maliyetinin ise 10 milyar olduğu söyleniyor. Bu durumda 10 milyar Saray’a değil de, yatırıma yöneltilmiş olsaydı 40.000 insanımız iş ve aş sahibi olacaktı. Kısacası, bütün insanlarımıza iş temin etmek zorundayız. Bu da ancak yeni iş sahaları açmakla, ağır sanayiye geçmekle, milli kaynaklara dayanan hızlı ve yaygın sanayi hamlesiyle mümkün olabilir. Saadet iktidarında bin odalı saraylar değil, her birinde en az binlerce gencimizin çalışacağı binlerce fabrika yapacağız. Sanayi hamlemiz belli bir program dâhilinde, ileri teknoloji kullanarak “makine üreten makine” üretmeyi amaç edinmelidir. İleri teknoloji mutlaka devreye sokulmalıdır. Çünkü en fazla katma değer üreten alan ileri teknoloji alanıdır. Demirin tonu piyasada 2.000 TL’dir.  Elin adamı, 1 ton demirden ileri teknoloji kullanarak 50’şer gramlık tam 20.000 adet “akıllı telefon” yapmaktadır. Bir akıllı telefon da 3.000 TL olduğuna göre bizim 2.000 TL’den sattığımız bir ton demir bize 60 milyonluk telefon olarak satılmaktadır. Bu basit örnek bile yüksek teknolojinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Yasal Kirlenmeyi Önlemek İçin Anayasayı Değiştireceğiz

Anayasa değişikliği ile bir yandan Meclis’in kirlenmesi önlenecek, diğer yandan da milletvekilleri daha çok çalıştırılacak, böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi, toplum katında daha saygın hale getirilecektir. Bunun için; Bakanlar hakkındaki yolsuzluk soruşturmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ad çekme yoluyla belirleyeceği dokuz kişilik bir yüksek hâkimler kurulunca yapılacaktır. Yasama dokunulmazlığı kürsü sorumsuzluğu ile sınırlı tutulacaktır. Üçüncü olarak, mazeretsiz biçimde Meclis çalışmasına katılmayan Milletvekili’nin katılmadığı günlere tekabül eden maaş kısmı kesilip Hazineye devredilecektir.

Tutmadık El, Dokunmadık Yürek Bırakmayacağız

Bu işler heyecan işidir. Bu işler inanç işidir. Bu işler azim işidir. Bu işler iman işidir. Bizim amacımız da, hedefimiz de bellidir; Kısacası: Hukukta adalet, Kazançta bereket, İnsanda fazilet, Temiz toplum, temiz siyaset, Dünyada Saadet. Ayakkabısı delik Recep amca için üzülmek yetmiyor. Soma’da, Ermenek’te kaybettiğimiz canlar için ağlamak yetmiyor. Çünkü önemli olan ne kadar ağladığımız değil, ne kadar çalıştığımızdır.  Şimdi bunun için önümüzde tarihi bir fırsat var. Sadece 4 ayımız kaldı. Bu 4 aylık süre içinde takatimizin sonuna kadar koşuşturacağız. Kapı kapı dolaşacağız. Tutmadık el, dokunmadık yürek bırakmayacağız. Milletimizle el ele verip bu bozuk düzeni, bu soygun düzenini değiştireceğiz.

31 Ocak 2015 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?