Reklamı Kapat

“Kültürümüzün yok olmasına göz yumamayız”

Halim Gençoğlu, Güney Afrika’da, Müderris Ebubekir Efendi ve Dr. Havva Hayrunnisa Hanım başta olmak üzere çok sayıda Osmanlı münevverinin kabirlerini tamir ettirdi.

Abdussamet Karataş
Abdussamet Karataş Tüm Haberleri
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Güney Afrika’daki Türk akademisyen, Araştırmacı-Yazar Dr. Halim Gençoğlu ile Afrika’daki kültür mirasımıza dair özel bir röportaj gerçekleştirdik. Halim Gençoğlu, “Afrika’da Osmanlı mezarları şüphesiz bu yaşlı kıtadaki tapu senetlerimizdir. Osmanlı münevverlerinin mezarlarını onararak kültür mirasımıza sahip çıkıyoruz” dedi.

Güney Afrika’nın en önemli eğitim merkezlerinden olan Cape Town Üniversitesinde Afrika Çalışmaları Bölümünde araştırmacı olarak görev yapan Dr. Halim Gençoğlu, Osmanlı Devleti’nin Afrika’daki kültür mirasının korunması adına özverili çalışmalar ortaya koyuyor. Halim Gençoğlu, Güney Afrika’da, Müderris Ebubekir Efendi ve Dr. Havva Hayrunnisa Hanım başta olmak üzere çok sayıda Osmanlı münevverinin kabirlerini tamir ettirdi. Ata mezarlarımıza sahip çıkmayı tarihi bir sorumluluk olarak gören Gençoğlu, bu çalışmalarını sürdürmekte kararlı. Hali hazırda gerek Güney Afrika’da gerekse Afrika kıtasında çok sayıda Osmanlı mezarının bakıma muhtaç halde olduğunu hatırlatan Gençoğlu, Millî Gazete’nin sorularını cevapladı. 

“KÜLTÜR MİRASIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ”

Sayın Gençoğlu, Osmanlı Devleti’nin gerek Afrika kıtasının genelinde gerekse Güney Afrika ülkesindeki kültür mirasının yaşatılması adına önemli hizmetlerde bulunduğunuzu biliyoruz. Bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Sömürge tarihi çalışmaları amacıyla 13 sene önce geldiğim Güney Afrika’da yaşadığım süre zarfında Osmanlı münevverlerine ait kaybolmaya yüz tutmuş olan mezarları bulup tamir etmeye gayret gösteriyorum. Bu mezarları yaptırma işine gitmemin bir sebebi, esas tamir etmekle mükellef olan kurumun baştan beri konuya ilgisiz olmasından ve yıllar önce bilgilendirmemize rağmen bir cevap alamamış olmamızdan kaynaklı idi. Bu vesileyle ilk olarak 2013 yılında Ebubekir Efendi’nin mezarını yaptırdım. Güney Afrika’daki araştırmalarım sırasında bulduğum başka dokuz Osmanlı vatandaşının kabirlerini de onardım. Bu çalışmalarımı sosyal medya ve kitaplarım aracılığıyla halka duyurdum. Bu süreçte halkımızın maddi manevi desteğine mazhar olduğumu söylemem icap eder. Esasında bu faaliyetlerle tarihi mirasa sahip çıkmak adına bir mezarı onarmanın zannedildiği kadar zor olmadığı da ortaya çıkmış oldu. Naçizane kanaatimce her şeyi devletten beklemek yerine elini taşın altına koyarak Afrika’daki kültür mirasımıza sahip çıkmanın daha doğru olduğuna inanıyorum. Başkası yapmıyor diye ne o mirasın yok olmasına göz yumabiliriz, ne de devlet yapsın deyip işin içinden çıkabiliriz. Bunların her Türk evladının hiçbir karşılık beklemeden hassasiyet göstermesi gereken vicdani sorumluluğu olduğu kanaatindeyim.

“OSMANLI MEZARLARI AFRİKA’DAKİ TAPU SENETLERİMİZDİR”

Bir akademisyen ve tarih araştırmacısı olarak, Afrika’da Osmanlı mezarlarının kıymetini nasıl ifade edersiniz?

Afrika’da Osmanlı mezarları şüphesiz bu yaşlı kıtadaki tapu senetlerimizdir. Eski kıtanın çeşitli ülkelerinde yeni kuşaklara hayat vermiş ve oralarda vefat etmiş olan Osmanlı münevverlerini hatırlamak ve gelecek nesillere öğretmek yalnız vefa borcu değil bir zarurettir. Afrika deyince son zamanlarda sosyal medyada görülen “Kara Afrika”, “hiç et yememiş Afrikalı yerli” veya “ilk defa temiz suyla yıkanmış çocuk” gibi yersiz ifadelerin bizim tarihimizle alakası yoktur. Ecdadımız Afrika’da yerli halka hizmet ederken bu tür bir yaklaşım sergileseydi şüphesiz yüzyıllara dayanan o ortak kültür mirası oluşamazdı.

“AFRİKA’DAKİ ECDÂDIMIZIN KABİRLERİ BAKIMA MUHTAÇ”

Afrika’da sahip çıkılmayı bekleyen Osmanlı mezarları olduğunu sizden daha önce duymuştum. Güney Afrika dışında başka nerelerde var bu ecdâd mezarları?

1200 yıl önce Kahire’de bir Türk emiri Tulunoğlu Ahmet tarafından inşa edilen tarihi cami halen ayaktadır. Evliya Çelebi’nin Kürt Sinan Efendi diye bahsettiği Mısır’da metfun olan Osmanlı aliminin mezarı bakıma muhtaçtır. Mauritius adasında Osmanlı denizcilerinin gömüldüğü mezarların Laskar şehrinde tespit edildiğini Mauritius Kültür Bakanlığı bizzat bize iletmişti. Bu bilgiyi yetkililere iletmemize rağmen henüz söz konusu mezarların tarihe kazandırılması için bir adım atılmamıştır. Bizim yetişemediğimiz yerlerde halen bakıma muhtaç ve gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen Osmanlı mezarları vardır. Yine onarılması gereken tarihi Osmanlı mezarlarından biri de Eritre’de bulunan Yemen Beylerbeyi Özdemir Paşa’nın kabridir. Doğu Afrika’da özellikle Kızıldeniz sahillerinde Portekizlilerle mücadele yıllarında bölgeden ayrılamadığı için o topraklarda vefat eden ve mezarı Massava’da bulunan Özdemir Paşa, tarihimizde çok büyük bir yer tutar. Onun kabrinin onarılıp gün yüzüne çıkarılması, esasında devletimize yakışan bir proje olarak durmaktadır. Bu mezar Eritre - Türkiye ilişkilerinin geçmişi hakkında da bize önemli bir ipucu verir. Güney Afrika’da vefat eden ilk Müslüman kadın doktor, Havva Hayrünnisa Hanım’ın mezarı da şüphesiz bu tarihi kabirlerden biridir.

“TARİHİ BİR ŞAHSİYET DR. HAVVA HAYRUNNİSA”

Geçtiğimiz Şubat ayında kabrini tamir ettirdiğiniz Dr. Havva Hayrünnisa Hanım’ın tarihimiz için önemi nedir? Bu münevver Türk büyüğünün hikayesini anlatır mısınız?

Havva Hayrünnisa Hanım, Müderris Ebubekir Efendi’nin torunu, Ahmet Ataullah Bey’in kızı olarak 1888 yılında Cape Town’da doğuyor. 1903 yılında babası Singapur Başkonsolosu iken vefat edince Osmanlı Devleti tarafından desteklenerek Londra’da tıp tahsili alıyor ve bir süre İstanbul’da doktorluk yapıyor. Cihan Harbi yıllarında parasız kaldığı için mikroskopunu sattığına dair mektubunu daha önce paylaşmıştım. Geçen yıl kaleme aldığım Bree Sokağı 122 adlı kitabımızda onun hakkında tafsilatlı bir bölüm vardır.  O bölümde ilk defa Havva Hayrünnisa Hanım’ın tarihi şahsiyetini ortaya koymuş ve Johannesburg’da bulduğumuz mezarını paylaşmıştım.

“TARİHİ DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMA SERÜVENİ”

Dr. Havva Hayrünnisa Hanım’ın kabrinin yapılması için gösterdiğiniz mücadeleyi okurlarımızla paylaşır mısınız?

Dr. Havva Hayrünnisa Hanım’ın kabrinin yapılması için öncelikle bu mezarı yetkililere bildirdim. Haber alamayınca aklıma bir fikir geldi. Neden bu mezarı da yaptırmıyorum dedim. Havva Hayrünnisa Hanım’ın kabri Johannesburg’da olduğu için mezar taşının Cape Town’dan oraya nakledilmesi biraz zordu. Niyet ettik ve yola çıktık. Önce bu mezarı sosyal medya aracılığıyla halka duyurdum ve gelin hep birlikte yapalım diyerek bir çağrı yaptım. Türk milletinde hayır işlerinde elini taşın altına koyanlar her zaman çıkar.  Kaymakamından mühendisine, öğretmeninden diplomatına birçok güzel insan işin ucundan tuttu. Az çok demeden hepsi destek oldu. Afrika’daki bir Türk mezarına Sivas’tan, Tekirdağ’dan, İzmir’den, İstanbul’dan yardım etmek isteyenler aslında tarihine sahip çıkanlardı. Bunu bilmek bile aslında çok güzel bir şey. Demek ki, sosyal medya denen mecra, hayal olduğu kadar da hakikatmiş. Belki bu tamiratı daha geç bitirecektim. Halkımızın maddi manevi değerli destekleri bu mütevazı projenin hızlanması için beni teşvik etti. Mezar taşını Cape Town’da yaptırdım. Başkonsolosumuz Sinan Yeşildağ’dan bir Türk bayrağı alıp yola çıktım.  Boyu 1,70 cm. olan mezar taşını uçak kabul etmeyince kara yoluyla Johannesburg’a götürdüm. Pazar günü aile yakınları ve büyükelçimiz Ayşegül Kandaş hanımın da iştirak ettiği bir anma programıyla Dr. Havva Hayrünnisa Hanım’ın mezar taşını yeğenlerinden Yural Atala ve Ekrem Tansel ile beraber yerine koyduk. Programı AFROSAM, sosyal medya üzerinden bağlanarak canlı paylaştı. Bu vesileyle isteyince neler yapabileceğimizi bir kez daha hep birlikte görmüş olduk.

“NE MUTLU BİZE”

Son mesajlarınızı alabilir miyiz?

Koca Yunus’un dediği gibi, “Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz” misali, bir yükü hep birlikte sırtladık. Ben meselenin özünü bu kadar basit görüyorum. Min gayri haddin hiç Merkür’ün çekimine, Venüs’ün güzelliğine, astrolojik bir izaha girmeden Afrika’nın ucunda Johannesburg Newcleare mezarlığında adı, sanı, yeri belli olan bir büyüğümüzün mezarı da artık kayıt altına alındı. Bir Türk münevveri Dr. Havva Hayrünnisa Hanım orada yatıyor diyebiliyorsak ne mutlu bize… Maddi manevi destek olan, herkese minnettarım.

# Afrika

10 Mar 2022 - 04:30 - Kültür-Sanat

Muhabir  Abdussamet Karataş


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.