Reklamı Kapat

AKP'nin dolar planı iflas ediyor! Ünlü isim çözümü gösterdi

AK Parti'nin ekonomi modeline ilişkin yorumda bulunan dolar uzmanı ekonomist Evren Devrim Zelyut, AKP ekonomi modelinin parçalarına ayrıldığını söyledi. Ünlü isim çözüm içinde sandığı gösterdi.

Büyütmek için resme tıklayın

Ünlü ekonomist Evren Devrim Zelyut, AK Parti’nin ekonomi modelinin parçalara ayrıldığını savundu. AK Parti’nin güç ve para karşılığında Türkiye’ye verdiği sözlerini unutup ülkeyi parti devleti haline getirerek özellikle 2018 yılında itibaren ekonomiyi tahrip etmeye başladığını yazdı. Evren Devrim Zelyut, “An itibari ile AKP'nin ana modelinin çöktüğü yani bağımlı sanayi ve ithalatçı tarım politikalarının iflas ettiğini üretici fiyatlarının resmi rakamlarda bile %93 olmasından anlıyoruz.” dedi.

AK Parti modelinin tarımı ihmal ettiğini söyleyen Zelyut, “Gıda fiyatları roket gibi yukarı giderken tarımın desteklenmesi yerine yandaş müteahhitler ve teknik olarak çoktan batmış zombi firmalar KGF kredileri ile hayatta tutulmuştur.” diye yazdı.

AKP'NİN SANDIKTA YOLCU EDİLMESİNDEN BAŞKA ÇIKIŞ YOLU YOK

Sandığı işaret eden Yeniçağ yazarı Evren Devrim Zelyut, “AKP modeli ülkeyi dış girdi bağı ile enflasyona, işsizliğe, sefalete mahkûm etmiştir. Ekonominin düzelmesi için AKP'nin sandıkta, demokratik yollarla yolcu edilmesinden başka çıkış yolu yoktur.” ifadelerini kullandı.

Evren Devrim Zelyut'un "AKP ekonomi modeli parçalarına ayrılıyor!" başlıklı yazısı şöyle: 

"AKP'nin iki binli yılların başında yıldızını parlatan verdiği demokrasi ve adalet sözlerine istinaden gelen yabancı yatırımcı idi. 2008 sonrası ABD'nin bastığı paralar o zamanlar popülist ekonomi politikalarına, yandaşlığa, hukuksuzluğa, kamu kaynaklarını hovardaca kullanmaya, lükse karşı gibi duran AKP yönetimine güvenerek Türkiye'ye girmiş, dolar/TL'yi bire kadar indirmişti. Ancak AKP, güç ve para karşısında verdiği sözleri unutup ülkeyi parti devleti haline getirerek özellikle 2018 yılından sonra ekonomiyi tahrip etmeye başladı.

AKP ekonomi modeli nedir dediğimizde karşımıza 2008 sonrası ABD kaynaklı bol dövize sırtını dayadığı için teknoloji ve yarı mamul üretmeyi gereksiz gören sanayi sistemi ve kısa vadede tatlı rant bıraktığı için konut üretimin öne çıktığını görürüz.

Ancak Türkiye'nin iç ve dış politikasında sertleşmesi, parti devleti haline gelerek hukuk normları ile ters düşmesi yabancı girişlerini tersine çevirerek kurları yukarı çektikçe ülkede enflasyon ve durgunluk başlamıştır.

An itibari ile AKP'nin ana modelinin çöktüğü yani bağımlı sanayi ve ithalatçı tarım politikalarının iflas ettiğini üretici fiyatlarının resmi rakamlarda bile %93 olmasından anlıyoruz.

Modelin parçalandığının somut göstergelerinden birisi de toplumun ne durumda olduğunu gösteren icra dosya sayısındaki dramatik artışlardır.

"Bu yılın ilk iki haftasında icra ve iflas dairelerine toplam 401 bin yeni dosya geldi. 323 bin dosya ise sonuçlandırıldı. Böylece derdest dosya sayısı 76 bin adet artarak 14 Ocak itibarıyla 22 milyon 647 bine çıktı."

AKP modeli yukarıda da belirttiğimiz üzere tarımı ihmal ederek, Türkiye'yi enerjiden sonra buğday gibi en önemli üründe bile Rusya'ya bağlı kılmıştır. Üreticilerin durumu o kadar zora girmiştir ki, "Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 2022 Ocak verilerine göre, Türkiye'de 2 milyon 113 bin 81 tarım arazisi sahibi yaklaşık 4 milyon hektarlık verimli tarım arazisini bankalara ipotek ettirmiştir. İpotek bedelinin 3 trilyon lira olduğu ortaya çıkmıştır."

Gıda fiyatları roket gibi yukarı giderken tarımın desteklenmesi yerine yandaş müteahhitler ve teknik olarak çoktan batmış zombi firmalar KGF kredileri ile hayatta tutulmuştur. Bu noktada konuyu özetlemesi adına CHP Manisa Milletvekili Vehbi Bakırlıoğlu'na kulak verelim. Bakırlıoğlu mazota bir yılda yüzde 115 zam geldiğine işaret ederek "Bir yılda ortalama 3.5 milyar litre mazot kullanan çiftçinin cebinden 27 milyar lira daha fazla para çıkacak. Peki, çiftçi ne kadar mazot desteği alacak? Sadece 3.1 milyar lira. Yani mazot desteği daha çiftçinin cebine girmeden 9 kat fazlası cebinden çıkmış olacak" diyerek çiftçinin neden üretimden çekildiğini gözler önüne sermiştir.

AKP'nin modelindeki parçalanma onu geçici taktik çözümlere itmiştir. Bu taktik çözümlerin ilki Merkez Bankası'nın politika faizinin belirlenmesinde TÜFE yerine çekirdek enflasyonun baz alınmasıdır. Ancak MB Başkanı Kavcıoğlu'nun 8 Eylül'de yaptığı bu değişikliğin arkasından artan enflasyon çekirdekte de yukarı hareketi beraberinde getirerek başkanı boşa düşürmüştür.

Daha sonra düşen gelirler, azalan Lira değerine bağlı olarak Türkiye'nin ucuz iş gücü ve coğrafya avantajı nedeni ile Avrupa'nın üretim üssü olacağı, 'Yeni Çin' söylemi çıkmış ancak o da bir ay sonra iflas etmiştir. Zira Çin olmak demek sadece iş gücü ucuzluğu değil, arkasında yüksek teknoloji olan imalat sanayi demektir. Milyarlarca dolarlık tesisler ile yarı mamul üretim gücüne sahip olmaktır. Türkiye yarı mamul bağı ve düşük teknolojisi ile Çin'in yanından bile geçememiştir. Kamuoyunda bu görüşe sıkı sıkıya sarılanların yüzünün kızardığı an ise Türk sanayicisine verilen enerjinin zamlı olmasından öteye kesilmesidir. Büyük bir ekonomide enerji kesintileri asla olmaz, stratejik rezervler (petrol+gaz) ekonomideki çarkların 7/24 dönmesini sağlar.

Son taktik iflası ise 'rekabetçi kur' söylemi ile karşımıza çıkmıştır. Türkiye'de kur 8'den 18'e yükselirken, kurun ihracatı artırarak döviz açığını kapatacağı söylenmiştir. Türkiye'nin yüksek teknoloji üretip satmadığı, düşük teknoloji içeren satışlarının da sadece kur avantajı nedeni ile sürekli olamayacağı atlanmıştır. Vietnam, Tayland gibi ucuz iş gücüne sahip Asya ülkeleri ve bazı Afrika ülkelerinin, Türkiye'nin ürettiği mallara benzer üretim yapıları ile fiyat kırarak Türk mallarının yerine geçeceği akıl edilememiştir.

En önemli konu ise 18 olan kurun büyük bir enflasyon dalgası yaratarak AKP'yi erken genel seçime zorlaması ekonomi yönetimini örtülü faiz artışına iterek kuru 13 seviyesine indirmiş, ihracatta geçici görülen avantaj kaybolmuştur. Zaten düşük teknoloji içeren mal satışları ile rezervlerin dolarak döviz açığını kapatması da mümkün olmayan bir durumdu.

Yukarıda söylediklerimizin doğruluğunu Ocak ayına ilişkin dış ticaret rakamları doğrulamıştır. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, "2022 yılı Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre; ihracat %17,3 oranında artışla 17 milyar 593 milyon dolar, ithalat %55,2 oranında artışla 28 milyar 32 milyon dolar oldu."

Geçen yıl ticaret açığımız Ocak ayında 3 milyar dolarken bu yıl 10,4 milyar dolar olmuştur. Bir ayda 10 milyar dolar açık vermek ne demektir? Sizin ihracatçı kur söyleminizin darmadağın olduğunu gösterir. İhracattan çok daha fazla ithalat artıyorsa bu sizin modelinizin yanlış olmasına bağlıdır. Üretmek için ithal eden sistem açık kapatmayı bırakın, açık vererek yeni döviz krizlerine kapı açar.

AKP modelinin parçalarına ayrıldığının bir ispatı da ithalat bileşenlerine bakıldığında anlaşılmaktadır. Ocak ayında ithalatın yüzde 84'ü ara malı, yüzde 10'u sermaye malıdır. Yani üretmek için muhtaç olduğumuz girdiler ithalatın yüzde 94'ünü tutmaktadır. Tüketim malı ise sadece yüzde 6'dır. O zaman bu sistem nasıl elinde döviz tutacaktır?

İhracata baktığımızda ise sadece yüzde 37 tüketim malı vardır. O mallar da düşük teknoloji ile üretilen yani sizden kolaylıkla vazgeçilerek yerine başka ülke malları konabilecek türde mallardır. Çok para etmez, dolayısıyla bu satış geliri ile de rezerv dolmaz.

AKP modeli ülkeyi dış girdi bağı ile enflasyona, işsizliğe, sefalete mahkûm etmiştir. Ekonominin düzelmesi için AKP'nin sandıkta, demokratik yollarla yolcu edilmesinden başka çıkış yolu yoktur."

08 Şub 2022 - 09:33 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.