Reklamı Kapat

Dünya, ölümüne sessiz!

Yunanistan’ın düzensiz göçmenleri ‘ölüme itmesine’ uluslararası tepki, dolaylı ve sınırlı oldu.

Bu çağa başka bir isim arasak ‘Ayıplı Çağ’ desek yakışır. Batı toplumunun işgal ve kaos iştihası karşılansın, Siyonizm’in küresel sömürü ve iktidar hayali gerçekleşsin diye tüm dünyayı ateşe verip doymayacak bir saldırganlık içinde her yerde sistematik ve kaotik alanlar oluşturuluyor. Bölgesel savaşlar küresel etkilere neden oluyor. Bu küresel etkilerden en önemlisi Büyük Göç kitleleri. Devasa kitleler halinde insanlar yurtlarını terk ederek güven içinde olacaklarını düşündükleri coğrafyalara doğru hareket ediyorlar. Bir kısmı zorunlu göçün etkisi ile en yakınında ve tekrar dönebileceği güvenli bölgeleri seçerken kimi ise zulmün kalbi olan Batı evrenine doğru hareket ediyor. Tartışmasız bölgesel savaş ve işgallerin en yoğun yaşandığı bölgeler Müslümanlara ait topraklar. Çoğu yakın, uzak komşumuz olan bu topraklardan yurdumuza emin bölge olarak koşup gelen insanlar konusunda millet ve devlet olarak büyük bir gayret ortaya koyuluyor.

BATI’NIN HİÇBİR AHLÂKİ VE İNSANİ NORMU YOK

Yunanistan, bu hassas boyutu ile Batı’ya göçün en kritik sınırı. Göçmen toplulukların zorladıkları sınır, aslında bir algıyı da ortaya koyan sınır. Zaten Doğu’dan gelen göçmenlerin ait olduklarını düşündükleri Türk topraklarında kalması için çirkin ve sefil davranışlar sergilemekten de imtina etmiyorlar. Yunanistan sınır devriyesi hassas bir ideolojik rol oynadığının bilinci ile kendisini fonlayan ve cesaretlendiren aidiyete hizmet ederken var ettikleri uygarlık kriterlerinden ödün vermekten hiç imtina etmiyor. Ellerinde sopalarla, jop, silah, kimyasallarla bir sınır savaşı vermenin rahatlığı ile hareket ediyorlar zira bu çabaları bir ülkenin çabası değil, mensup oldukları uygarlığın müdafaası. Peki, bu çabayı ortaya koyarken hiç mi kural, norm değer, ölçü yok? Evet yok! İki yüzlü medeniyetlerine ait İspanyol, Portekiz, İngiliz, Fransız ve Amerikalı denizcilerin dünyanın dört bir tarafında yaptıkları sömürgecilik faaliyetleri ile bugünkü zihin dünyaları arasında hiçbir fark yok. Bizzat kendi sebep oldukları işgal ve vasisi oldukları savaşların sorumluluğunu üstlenmek gibi bir niyetleri de hiç yok.

FOTOĞRAFLAR NAMUSSUZLUĞUN GÖSTERGESİ

İsmail Mansur Özdemir'in haberine göre, Yunanistan sınırında nerede ise her gün birkaç kişinin ölmesi günlük basit haber hükmünde artık tüm dünya için. Fakat son yaşanan dram öyle üstü kolayca örtülecek cinsten değil.Sınırı geçmeye çalışırken kıyafetleri soyulup Türkiye topraklarına doğru bir gece vakti itilen mazlum göçmenlerden 19’u çok ağır şekilde donarak hayatını kaybetti. En son ABD, Kabil’den kaçarken uçakların uçuş takımlarına gizlenmiş ve uçak kalkınca birer birer düşen insanları gözyaşı içinde izlemiştik. Kamuoyuna düşen son görüntüler de bu acımasız sürecin, tutarsızlığın ve namussuzluğun adeta bir göstergesi gibi. UHİM, “Uluslararası Hak İhlalleri Merkezi” açıklamasında ifade edildiği gibi; küresel güçlerin İsrail ile birlikte iki şımarık çocuğundan biri olan Yunanistan’ın mülteci ve sığınmacılar ile ilgili insanlık dışı uygulamaları hep toleransla karşılandı, hatta teşvik edildi. Adalarda kurulmuş izole sığınmacı kampları, Nazi zulmünü hatırlatan ölüm kamplarına dönüştürüldüğünde görmezden gelindi. Sınırlarda insanlar taammüden hedef alınarak kurşun yağmuruna tutuldu ve ateşe verildi, ses çıkarılmadı. Denizlerde masum yavruların feryatları, biçare annelerin hıçkırıkları, birbirini yok eden dalgaların köpükleri gibi yitip gitti.

YUNANİSTAN, AVRUPA’NIN KALE SURU

Batı medeniyetinin tarihi ve jeopolitik olarak başladığı blok Yunanistan. AB sisteminin de bir parçası olan Yunanistan ile Batı medeniyetinin ilişkisi tarihsel ve Batı ideolojisinden kaynaklı sebeplerle oldukça romantik. ABD ve Avrupa sistemi ülkemiz topraklarından başlayarak öteki dünya olarak algıladığı İslâm dünyasına Atina’da bir mukavemet bloku oluşturarak bakıyor. Özellikle Balkan ve Batı Trakya Müslümanları bu hassas dengeyi Müslümanlar lehine bozduğu için zihin altında Sırp saldırganlığına benzer bir saldırganlık yaşamaya devam ediyor. Bunun en güzel örneği Srebrenitza’da ahaliyi korumak için bulunan Hollanda ordusunun bir soykırımı izlemesi olmuştu. Batı dünyasının dişlerinin arasından sızan kan, bu tarihi medeniyet blokunda Balkan Müslümanlarının ‘rahatsız edici’ varlığı her durumda kendisini hissettiriyor.

BATI’NIN GERÇEKLE YÜZLEŞMESİ GEREKİYOR

Bu gerçekle tüm boyutları ile Batı’nın yüzleşmesi gerekiyor. Bu katliamın bir sessiz ölüm olarak kalmaması ve bir küresel çığlığa dönüşmesi gerekiyor. Bu sebeple insanoğlunun onur ve haysiyetini korumak amacıyla tüm kaynak, imkân, aygıt, kurum, kuruluşlarının harekete geçmesi gerekiyor. Belli tarihi gerçekleri saptırarak sözde ‘katliamlar’ için insanlığın başının etini yiyen diasporalar için olmadık işler yapan uluslararası mahkemelerin kapısının zorlanması gerekiyor. “Yunan Sınır Katliamı” olarak tanımlanarak ilgili tüm kurumların harekete geçmesi gerekiyor. Dünyanın dört bir yanında gıda yardımı için çaba sarf eden kuruluşların ortalığı ayağa kaldırması gerekiyor. İnsan hakları kuruluşlarının, icra ettikleri vazifenin gereği olarak uluslararası mahkemelere suç duyurusunda bulunması gerekiyor. Ülkemiz mahkemeleri uluslararası davalar konusundaki başvuruları alma yetkisine sahipler. Adalet Bakanlığı iznine tabi bu küresel hukuk müdafaasının çok büyük bir tarihsel anlamının olduğunu düşünüyorum. Propaganda ve medya boyutunun ihmal edilmemesi gereken suç duyuruları küresel sistemin bu derin tutarsızlığını yüzüne vurmak açısından çok değerlidir. Bu sebeple öncelikle mensubu olduğum, emek verdiğim kuruluşlardan başlayarak tüm kuruluşlara açık çağrı yapıyorum. ‘Yunan Sınır Katliamı’ olarak tanımlanacak bu büyük devlet suçu ile ilgili suç duyurusunda bulunun ve tüm dünyayı bu dramdan haberdar ediniz.

05 Şub 2022 - 04:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Ebu Ubeyde - Bu Suriyeli sığınmacıları Edirne sınırından Yunanistan'a kim gönderdi Tabii ki Erdoğan gönderdi Bu ölenlerin vebali Erdoğan'ın boynuna Avrupa'ya şantaj yapmak için para sızdırmak için para alabilmek için Para koparmak için Maalesef bu Masum masum insanları orada perişan olmasına ölmesine sebep olan Tabii ki Erdoğan'ın ve AKP'nin ta kendisidir Avrupa'ya parmak sallayıp Ey Avrupa bana para vermezseniz bakın göçmenleri size gönderirim ha diyen bir adamdan bahsediyoruz maalesef Erdoğan'ın aklı fikri parada insana hiç değer vermiyor Bu sebeple orada donarak ölenlerin vebali boynuna Erdoğan

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 05 Şubat 12:12
01

Okur - ABD ve Avrupa , Suriye , Afganistan ve Irak'ta kurduğu örgüt ve kişilerle bu ülkeleri bu hale getirdi. Şimdi ülkesine hainlik yapanlar mülteci durumunda olup hayvan muamelesi görüyorlar. Ülkemizi karıştırmak isteyen PKK ve Kavala gibi kişilerin peşinden gidenler kendilerinin de mülteci duruma düşürülmek istendiğini göremiyor mu?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Şubat 09:36