Reklamı Kapat

Vatandaştan Erdoğan'a ekonomi serzenişi: Ameliyatlıyım. Ben de açım!

İsmail Saymaz kaleme aldığı bugünkü yazısında Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'a ekonomi tepkisi gösteren vatandaşların geri dönüşlerine dikkat çekti.

Gazeteci İsmail Saymaz bugünkü yazısında Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'a Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde ekonomi tepkisi gösteren ve ardında 'öyle demek istemedim' diyen vatandaşların ortak noktalarına dikkat çekti. Gösterdikleri tepkiler sonrası devlet dairelerinde tam tersi açıklamalar yapan vatandaşların arşivini ele alan İsmail Saymaz, "AK Parti iktidarı yokluğu varlık, açlığı tokluk gibi göstermek için vatandaşları tehdit ediyor. Dün eve ekmek götüremeyen minübüsçü, bugün kameraların önüne geçirilerek, "O bir espriydi" demek zorunda bırakılıyor. "Açım" diye feveran eden kadın, valinin huzuruna çekilip Erdoğan'a dua ettiriliyor. İşsizlikten yakınan bir çiftçi Mahir Ünal'ın montaj operasyonuna uğruyor." ifadelerini kullandı.

İşte, Halk Tv yazarı İsmail Saymaz'ın dikkat çeken o yazısı:

Şahsi görüş-resmi görüş

Vatandaşın bir şahsi görüş var.

Bir de resmi görüşü.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir buçuk yıl önce geldiği Malatya'da, şehrin girişinde önü minibüsçüler tarafından kesilince mikrofonu kaptığı gibi otobüsün camına çıktı.

Tam şahlanan Türkiye'den söz edecekti ki...

Bir adım öne çıkan Minibüsçüler ve Umumi Servisçiler Odası Başkanı Mesut İnce, şahsi görüşünü beyan etti.

Yalvarırcasına "İşsiziz. Evimize ekmek götüremiyoruz" dedi.

Erdoğan, "Bu biraz abartılı geldi" diye yanıt verdi.

Ardından İnce'ye çay poşeti fırlattı.

"Keyif çayı. Bu çayı iç!" dedi.

İnce, ertesi gün bana yaptığı açıklamada, AK Partili olduğunu söyledi. "Esnaf olarak kırıldık, üzüldük" dedi.

O andan sonra İnce, saatlerce telefonuna çıkmadı.

Her ne olduysa akşama doğru resmi görüşünü kamuoyu ile paylaşmak üzere Anadolu Ajansı (AA) kamerasının önüne geçti.

Elindeki metni kekeleyerek okudu.

Dedi ki:

"Eve ekmek götüremiyoruz' cümlesini mecazi olarak kullandım. Cumhurbaşkanımız da esprili bir dille 'Keyif çayı iç' diyerek karşılık verdi. Gergin bir atmosfer oluşmadı. Sözlerim çarpıtıldı. Hayatlarında esnaf kapısından girmemiş insanların cumhurbaşkanımızla muhabbetimizi bilmesi beklenemez."

İnce'nin resmi görüşünü dile getirmesi sayesinde, İstanbul Havalimanı'nı çekemeyen Almanlar hasetinden bir kez daha çatladı.

Dış güçler hüsrana uğradı.

Malatya'da eve ekmek götüremeyen hiç kimse yoktu.

Olay çarpıtılmıştı.

***

Erdoğan, geçen yıl cenaze töreni için Elazığ'ın Harput ilçesine geldi. Yanında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu vardı. Mezarlıkta iki devlet büyüğünü gören kadınlar maruzatlarını aktarmaya koyuldu. Sesleri birbirine karıştı.

İş isteyenler mi dersin, meramını bir kağıda yazıp Soylu'nun eline tutuşturanlar mı...

İçlerinden biri, 57 yaşındaki Bedriye Fırat, ulu orta şahsi görüşünü açıkladı.

"Oğlum askerden geldi. Ameliyatlıyım. Ben de açım" dedi.

Erdoğan, elini anlamsızca sallayarak yanıt verdi.

Ertesi gün Bedriye hanım, Elazığ Valiliği'ne çağrıldı. Bedriye hanım, valinin yanında ve kameraların huzurunda resmi görüşünü ifade etti.

Şöyle dedi:

"Benim bir ihtiyacım yok. Kocam emekli. Çok şükür, evim de var. Oğlumun işi yok, iki senedir. Fabrikalara, her yere başvurdum. Yanlış anlamışlar. Allah cumhurbaşkanımızı başımızdan eksik etmesin. O bizim başımızın tacı. Allah, ömrümden alsın, onunkine versin."

Bedriye hanımın resmi görüşü, ümmete soluk aldırdı.

Kudüs, Filistin'e katılmış kadar sevindi.

Kahire mutluluktan göbek attı.

Esad, dünya gözüyle kabir azabı yaşadı.

Bedriye hanım kesinlikle toktu. İnanmayan, kulağını karnına dayayabilirdi. Oğlu ise iş beğenmiyordu.

Olay yanlış anlamadan kaynaklanmıştı.

***

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Adıyaman'da partililere seslenirken, çiftçi Ali Avcı ayağa kalktı ve şahsi görüşünü bildirdi. "Kendim de AK Parti'deyim. Meselemiz işsizlik, vallahi açım ben" dedi.

Bir polis, Avcı'yı kolundan tutup sütunun arkasına oturttu.

Avcı, yarasına merhem bulamayacağını anlayınca salondan çıktı. Merdiveni inerken telefonu çaldı. "Gel, seni Ünal ile görüştüreceğiz" dediler.

Odaya girer girmez azarlandı.

AA kamerası çağrıldı.

Avcı, şahsi görüşünü yineledi.

Hazine arazisine çiftlik kurduğunu, evini ipotek ederek devletten 100 bin TL kredi desteği aldığını söyledi. Ancak Adıyaman 3. Çevre Yolu, arazisinden geçtiği için çiftliğin yıkıldığını, hayvanları 70 bin TL'ye satmak zorunda kaldığını ve 30 bin TL zararda olduğunu anlattı. AK Partili belediyenin 3 bin TL'yi eline tutuşturarak, kendisini başından savdığını kaydetti. Üç çocuk okuttuğunu, imkansızlıktan ötürü birini üniversiteye gönderemediğini, günde 50 TL ile geçindiklerini belirtti.

Kamera kapandı.

AK Parti İl Başkanı "Çık git" diyerek, Avcı'yı odadan kovdu.

Ünal, "Bunu izlemeye alın" diye buyurdu.

AA'nın görüntüleri kesilip biçildi.

Avcı'nın 100 koyununun olduğu ve belediyeden 3 bin TL yardım aldığını söylediği kısım servis edildi.

İktidar, Avcı adına 'resmi görüş' hazırladı.

Ardından Ünal, şu tweeti attı:

"Bu ses hakikatin ve milletin sesi değil. Çiftliği olan, bir kısmını devletin hibe desteği ile aldığı 100 koyunu varmış. Adıyaman belediyesinden de maddi destek almış bir vatandaşımız. Toplantı sonrası kendisini dinledim. Bu bilgileri o verdi. Hakikat kazanacak, siz kaybedeceksiniz."

Böylece Faiz Lobisi'ne milli iradenin gücü gösterildi.

Döviz Baronları'na diz çökertildi.

Ali Avcı, nankördü.

Olay bir provokasyondan ibaretti.

***

AK Parti iktidarı yokluğu varlık, açlığı tokluk gibi göstermek için vatandaşları tehdit ediyor. Dün eve ekmek götüremeyen minübüsçü, bugün kameraların önüne geçirilerek, "O bir espriydi" demek zorunda bırakılıyor. "Açım" diye feveran eden kadın, valinin huzuruna çekilip Erdoğan'a dua ettiriliyor. İşsizlikten yakınan bir çiftçi Mahir Ünal'ın montaj operasyonuna uğruyor.

Ak-trollerin ahlaktan ve haysiyetten ne denli uzak olduklarını ortalığa döken Ünal'ın 'Yeşil Top' kampanyası gibi, bu zorbalıklar da gizli kalmıyor ve kalmayacak.

Dedim ya...

Vatandaşın bir şahsi görüşü var.

Bir de şahsi görüşü...

Bugünlerde resmi görüşünü söylemeye mecbur edilenler, yarın sandık başında şahsi görüşünü açıklayacak.

18 Oca 2022 - 19:42 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Serkan Millet Ittifakı - Mesela ben de size bir anektod aktarayım mesela Süleyman Soylu ne diyordu Tayyip Erdoğan'a Ey Tayyip Erdoğan senden ve ailenden hesap sormazsam namerdim boğazımıza kadar yolsuzluğa baktınız seni yargılayacağız diyordu sonra bir baktık Süleyman Soylu denilen şahıs AKP de belirli verdi ve bakan oldu bir numaralı tayyipçi oldu sonra Numan Kurtulmuş ne diyordu Erdoğan'a Harun gibi geldiniz Karun gibi gidiyorsunuz ülkeyi soydunuz soğana çevirdiniz Erdoğan Yahudi Siyonistlerin Doğubank kurtulmamış Ne oldu Sonra AKP'ye gitti erdoğan'cı oldu Sonra Doğu Perinçek cezaevinden çıkışta kınından çıkmış Kılıç gibi AKP iktidarının yerin dibine batıracağım yargılanacaklar Ergenekon'un hesabını soracağız diyordu sonra bir de baktık Perinçek ve yandaşları sarayın adam olup AKP'ye biat ettiler daha onlarcası var sayabilirim ancak yer kısıtlı olduğu için Şimdilik bu kadar yazıyorum Yani kısacası Erdoğan AKP iktidarı kendisine bağladığı çıkar ilişkisi içerisinde olduğu yanda yandaşları ile beraber ülkeyi soyup soğana çeviriyor lar Dün Erdoğan'a küfür eden hakaret edenler bugün saraydan beslenip Erdoğan'ın ayaklarını öpüyorlar İşte gördüğünüz gibi onursuzluk siyasete de Sokağa da sirayet etmiş durumda

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Ocak 00:09

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi