Reklamı Kapat

Mahçupyan: 'Evet' çıkarsa hükümet daha fazla zor kullanabilir, Türkiye zayıflar

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eski danışmanlarından, Karar yazarı Etyen Mahçupyan, 16 Nisan'da oylamaya sunulacak 18 maddelik anayasa deği...

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eski danışmanlarından, Karar yazarı Etyen Mahçupyan, 16 Nisan'da oylamaya sunulacak 18 maddelik anayasa değişikliği teklifiyle ilgili olarak "Yönetilmesi giderek zorlaşacak olan ülkede, hükümet giderek daha fazla zor kullanma eğilimi gösterebilir ve tamiri zor toplumsal kırılmalar yaşanabilir. Kısacası referandumdan çıkacak ‘Evet’, Türkiye’yi güçlendirmek bir yana, aksine zayıflatabilir" dedi.

"Yetkileri tek elde toplayan ve denetlenmesi çok zorlaştırılan bir yürütmeyi savunmak zor… Belki ülkeniz tehdit altındaysa geçici bir süre için bu tür bir tedbir alma ihtiyacı duyabilirsiniz. Nitekim Cumhurbaşkanlığı sistemini savunanlar da böyle bir ‘beka’ meselemiz olduğunu öne sürüyorlar. Tabii öyle olsa bile sorunu kalıcı bir sistem değişikliğiyle çözmek zorunda değiliz. Ancak buna karşı da söz konusu tehditlerin hep devam edeceği, hiç bitmeyeceği söyleniyor. Türkiye’nin niçin böyle bir durumda olduğu ise Batı’nın ontolojik düşmanlığıyla açıklanıyor. Türkiye’yi ezeli ve ebedi bir beka meselesiyle karşı karşıya göstermenin yürütmeye birçok avantaj sağladığını görmek zor değil…" diyen Etyen Mahçupyan'ın "Evet Türkiye'yi güçlendirir mi?" başlığıyla yayımlanan (6 Nisan 2017) yazısının devamı şöyle:

***

Gerçeklere dönersek, ne Batı’dan ne Doğu’dan kimsenin Türkiye’yi bölmek, parçalamak gibi bir derdi yok. Bu savın ne tarihsel ne de kimliksel temeli var. Nitekim Osmanlı’nın parçalanması da kendisini idame ettiremeyeceği belli olduğunda gündeme gelmişti. Ayrıca pratik açıdan kimse dünyanın bu bölgesinde sonradan başına bela almak da istemez... Ancak hem Batı’dan hem Doğu’dan güçlü aktörlerin Türkiye’nin özellikle dış politikasını kendi uhdeleri altına almaya hevesli oldukları ve bunun gerçekleşmediği dönemlerde Türkiye’ye doğrudan ve dolaylı baskı uyguladıkları da bir gerçek. Dolayısıyla bu baskılara direnebilecek ve söz konusu büyük güçlerin manipülatif siyasetini boşa çıkaracak bir yönetim sistemine ve onu destekleyen sosyoekonomik refaha ve toplumsal istikrara sahip olmamız lazım.

Şimdi soralım… Acaba önerilen Cumhurbaşkanlığı sistemi gelirse böyle ‘sağlam’ bir yapı üretme ve dünyadaki istemediğimiz gelişmelere direnme imkanımız artacak mı, yoksa azalacak mı? ‘Düşmanlarımızın’ başarılı olabilmesi bizim yönetim zaafı göstermemizi gerektiriyor. Dolayısıyla ‘hangi durumda yönetim zayıflar ve zaaf içermeye başlar’ diye sormamız lazım. Bunun üç temel sebebi olabilir: 1) Devlet yönetiminde rasyonel iradeyi ve koordinasyonu engelleyen bir durum varsa, 2) Hükümetin ve genelde rejimin meşruiyet açığı bulunuyorsa 3) Toplumsal barışı engelleyen bir ideolojik veya kimliksel kırılma yaşanıyorsa... Bu hallerin her biri, bir ülkenin dış faktörlerce manipüle edilmesini, üzerinde oyun oynanmasını kolaylaştırır.

İlk unsur açısından şu anki yönetim sistemi ile önerilen arasında büyük bir farklılık olduğunu söylemek mümkün değil. Hükümet, asker ve yargı başta olmak üzere, bürokrasi ile uyumlu bir performans izliyor. FETÖ temizliğini veya terörle mücadeleyi zora sokan bir durum yaşanmıyor. OHAL idaresine ilkesel olarak kimsenin itirazı olmadığı gibi, toplum genelinde destek var. Ekonomiden eğitime her alanda hükümet tam anlamıyla muktedir… O nedenle Cumhurbaşkanlığı sisteminin yönetime katkısı ya olmayacak ya da çok cüzi kalacaktır.

***

Ancak diğer iki unsur tam aksi yönde bir zaafiyetin kapıda olduğunu söylüyor. Ucu ucuna geçecek bir referandum sayesinde ‘aşırı’ yetkilerle donanacak olan hükümet, meşruiyet sıkıntısı yaşayabilir ve ikna edemediği büyük bir toplumsal kesime zar zor kazanılmış çoğunluktan hareketle demokratik zaafiyeti olan bir yönetim dayatmak durumunda kalabilir. Ayrıca yeni sistemin kabulü belirli ölçülerde laik/dindar şeklindeki kimliksel kırılmaya karşılık gelirken, muhafazakârlar içinde de ideolojik bir ayrışmanın tohumlarını atabilir.

Böyle bir ortam Türkiye düşmanları için bulunmaz bir nimet olarak değerlendirilecektir... Yönetilmesi giderek zorlaşacak olan ülkede, hükümet giderek daha fazla zor kullanma eğilimi gösterebilir ve tamiri zor toplumsal kırılmalar yaşanabilir. Kısacası referandumdan çıkacak ‘Evet’, Türkiye’yi güçlendirmek bir yana, aksine zayıflatabilir..."

Karar

06 Nis 2017 - 15:18 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?