Reklamı Kapat

Halka tek taraflı fikirler enjekte ediliyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TV 5’te “Gündem Özel” programında Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ın sorularını cevaplandırdı. Karamollaoğlu, “Topluma hep tek taraflı fikirler enjekte ederseniz o Erbakan Hocanın deyimi ile demokratur olur, demokrasi olmaz. Demokrasi halkın doğrudan doğruya yönetimde etkili olmasıdır. Demokratur ise halkın yönetime alet edilmesidir. Halkın hür olması için, basın hür ve tarafsız olmalıdır” dedi.

TOLGA SAÇIKARALI

TV 5’teki Gündem Özel programında kutuplaşma meselesine değinen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, tartışılması gereken en önemli meselenin kutuplaşma olduğunu vurgulayarak, “Biz sürekli farklılaşıyoruz, kutuplaşıyoruz. Bu arada da birçok şeyi kaybediyoruz, çözemiyoruz. Gündemimize bile alamıyoruz. O yüzden kamplaşma sadece bizim değil tüm dünyanın en önemli meselesidir. İnsanlar birbiriyle konuşabilmeli, insanlar birbiriyle kucaklaşabilmeli. Farklı fikirleri taşıyarak dost olabilmeliler. Bu sağlanmazsa huzur olmaz. Bu sağlanmazsa düşünmekte mümkün olmaz. Çünkü insanları tahrik etmek kolaydır. Tahrik edilen insan ise artık düşünerek hareket etmez. Hissiyatıyla hareket eder. Osmanlı’da meşhur bir laftır; vurun konuşturmayın! Niye, konuştuğu zaman insanlar ne yapıyoruz diyecek, aklıselime gelecek. Fakat bu mantık şu an ülkemizde yaşanıyor. Beni en çok üzen de düne kadar beraber olduğumuz, arkadaş olduğumuz insanlar birbirlerini itham eder hale geldiler. Bu çok yanlış bir yaklaşım tarzı, çok yanlış… O yüzden bizim bir numaralı meselemiz kutuplaşmadan kurtulmaktır” diye konuştu.

TERÖR ÜRETEN ÜLKELER DÜNYAYA HUZUR VERMİYOR

Türkiye’nin büyük atılımlar yapabilmesi için terör belasından kurtulmasının şart olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, “Bugün dünyada terör ülkeden ülkeler var. Özellikle batı âleminde başta Amerika olmak üzere, İslam ülkelerinin kendilerine gelememeleri için teröristleri destekliyor. Üstelik sadece sözlü destekle de değil. Para vererek silah vererek, eğitim vererek destekliyor. Dünya da terör üreten devletler var şu anda biz bunu görmezden gelemeyiz. Bu meseleye başka bir açıdan bakacak olursak; Bu terör üreten devletler İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yenidünya düzeni diye bir düzen kurdular. Bizde yeni bir dünyadan bahsediyoruz. Fakat biz adalete dayalı yeni bir dünya istiyoruz. Ülkeler arasındaki çatışmaları ortadan kaldıracak, sömürüyü bitirecek, çifte standardın olmadığı bir düzen istiyoruz. Kimsenin kimse üstünde bir jandarma gibi beklemediği bir dünya istiyoruz. Fakat ikinci dünya savaşında yeni bir dünya kuranlar, sömürü sistemini kuranlar adil bir dünyaya hayır diyorlar. Mesela Amerika’daki 11 Eylül faciası Müslümanlara mal edildi. Bu planlı bir projeydi. Tesadüf değildi. Amerika’da bile düşünen milyonlarca insan bunun Müslümanlar tarafından yapılmadığını biliyor. 6 ay uçak eğitimi almış birisi çıkacak iki dev kuleyi yıkacak. Bu mümkün değil. Niye yaptı Amerika bunu? Terör üretebilmek için vatandaşın desteğini alması gerekiyordu onun için yaptı. Halkına dedi ki; biz Amerika’yı korumak için başka ülkelerde de operasyon yapacağız. Sorgulamalar, işkenceler yapacağız. Gerektiği durumlarda katliam yapacağız… Hukuku rafa kaldıracağız. Hukuk içinde çalışamayız dediler. Böyle bir dünya ya huzur gelir mi?

BATI, MENFAATİNE UYMADIĞINDA MÜDAHALE ETMEKTEN ÇEKİNMİYOR

Amerika’nın Suriye’deki saldırılarına da değinen Karamollaoğlu, ”Bizim şunu görmemiz lazım; bizim huzura, adalete saygıya, hukukun üstünlüğüne ihtiyacımız var. Ayrıca bu istediklerimizi icra etmek içinde güce ihtiyacımız var. Çünkü biz kendi sorunlarımızı çözmek istediğimiz zaman bu batının menfaatlerine uygun düşmüyorsa hemen müdahale ediyorlar.  Hiç de tereddüt ediyorlar. İşte Mısır, güya demokrasi gelmişti. Halk tarafından Mursi seçilmişti. Askeri darbe oldu Amerika destekledi. Hani demokrasi savunucusuydunuz? 1993’de Cezayir’de seçimler yapılırken istemedikleri bir partinin seçimleri kazanacağı görülünce hemen müdahale ettiler. Fransa’nın etkisi ile ihtilal yapıldı. Sandıklardaki sayım durduruldu. Sadece bir yerde değil her yerde biz bunu yaşıyoruz, görüyoruz. Bunun üstesinden gelebilmek için biz kendi kendimize döneceğiz…

TÜRKİYE OSMANLI’NIN VARİSİ

Karamollaoğlu şu ifadelere kullandı: “Hiçbir sömürü ülkesi Türkiye’nin maddi, manevi güçlenmesini, ilerlemesini istemiyor.  Türkiye’nin ilerlemesi durumunda, müdahale etmeyi kendilerine bir vazife gibi görüyorlar. Ayrıca diğer Türkiye diğer İslam ülkelerinden farklı bir özelliğe sahip. Türkiye’yi Osmanlı’nın varisi. Ayrıca üç kıtanın birleştiği yerde. Tüm bunların dışında dünyada derin izleri olan çok büyük bir medeniyetin de sahibi. Efendim, Avrupa’nın bazı noktaları bizim medeniyetimizden daha iyi. Evet, trafik kurallarına uyuyorlar, şehirleri düzenli. Çok güzel, Avrupa’nın bu işlerini alabiliriz. Biz de düzenli şehirler kuralım, kurallara uyalım, hürriyet herkeste bulunsun. Buna bir itirazımız yok.  Ancak burada bir parantez açmak gerekirse o ülkelerde de hürriyet noktasında bir yerden sonra müdahale ederler. Bunu ezan yasaklarında, başörtüsü yasaklarında görüyoruz. Öncelikle Türkiye’nin ahlaki ve manevi özgüvenini sağlaması, hukuku üstün tutması, ardından da güçlü ülke haline gelmesi gerekiyor.”

YARGIDA BAĞIMSIZLIĞINI KAYBEDİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptıkları görüşmenin fazla abartılıp farklı mecralara çekilmemesi gerektiğini belirten Karamollaoğlu, “Biz görüştüğümüzde referandum kesinleşmemişti. Orada kendisine başkanlığa karşı olmadığımızı ancak kuvvetler ayrımının muhakkak olması gerektiğini ifade ettik. Netice de denetim ciddi bir mesele. Meclis de halkın en az yüzde 85- 90’ının seçtiği insanlardan oluşuyor. Cumhurbaşkanı ise yüzde 52-60 gibi oranlarla bile seçilebilir.  Bakanlıkları meclisin denetlemesi gerekirdi. Elbette Cumhurbaşkanı bazı kararnameleri çıkartacak fakat bu yetkiler kuvvetler ayrımını zedelememeli. Biz bu konudaki dikkat edilmesi gerekenleri ve hassasiyetlerimiz hem Cumhurbaşkanına, hem Başbakana hem de tüm parti başkanlarına yazılı bir mektupla bildirdik. Orada da ifade ettiğimiz şey çok basitti. Kuvvetler ayrımı olmayan bir sistemin denetimi çok zor olur ve sistem otoriter bir yapıya dönüşür dedik. Meclisin rahat hareket edebilmesi için Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmemesi gerekirdi. Öte yandan yargıda bağımsızlığını kaybediyor. Şimdiki metinde 13 kişilik yargının 6’sını Cumhurbaşkanı atıyor, 7’sini meclis atıyor. Meclis zaten Cumhurbaşkanın partisinden oluyor. Bu durumda yargı Türkiye’nin yargısı değil Ak Parti’nin yargısı haline gelecek. Biz bunu gelecek için tehlikeli görüyoruz” şeklinde konuştu.

HALK YÖNETİME ALET EDİLİYOR

Medyanın tarafsız olamadığını belirten Karamollaoğlu,  “Biz görüşlerimizi birçok televizyon kanalında anlattık. Ancak başkanlık sistemine temelde karşı olmadığımızı söyleyince, bize açılan birçok kanal bir anda kapandı. Bu doğru değil. Madem ki demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Demokrasinin temel özelliklerinden biriside basının hür olmasıdır. Ayrıca basının hür olması da yetmez. Basın aynı zamanda tarafsız da olacak. Toplumu hep tek taraflı fikirlerle enjekte ederseniz o Erbakan hocanın deyimi ile demokratur olur, demokrasi olmaz.  Demokrasi halkın doğrudan doğruya yönetimde etkili olmasıdır. Demokratur ise halkın yönetime alet edilmesidir.” ifadelerini kullandı.

14 Nis 2017 - 23:22 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?