Reklamı Kapat

Aşk: aşktır sultanım

Aşk: aşktır sultanım

HAZIRLAYAN: MUSTAFA KILIÇ

?Adın nedir Derviş?? diye sordu padişah / Aşk: ?Aşk?tır sultanım?

Padişah, onun haline bakıp gülümseyerek: ?Madem Aşk?mış adın. Aşk, aşkı bulmaya niçin gitsin ki? Niçin aynaya bakıp da kendinde bulmaz insan da hep o  diyar senin bu diyar benim dolaşıp durur??

?Aşk, aramakla bulunmaz, bilirim sultanım, nasiptir. Az olana az, çok olana çok düşer.? Bu güzel cümleler Hayrettin Orhanoğlu?nun Parafiks Yayınlarından çıkan ?Adımı Aşk Verdi? isimli kitabında yer alıyor. Bu kitabı elinize aldığınızda ve kapağını ilk açtığınız andan itibaren sizi derin bir tefekkür yolculuğuna çıkarır. Uzunca bir yolculuğun ardından aşkın tarifi etrafın da döner durursunuz. Bu aşk bizim bildiğimiz beşeri aşk değil. Belki Mevlana?nın, Yunus?un yaratılandan başlayıp yaratıcıyı bulma aşkı? bazen mecnun olup yollara düşecek bazen Ferhat olup dağları delecek, bazen de Ünlü Kürt Mütefekkir Ahmed-i Xani?nin Mem?i olup Zin?in aşkına yelken açacaksınız.

Allah aşkına ulaşacaksınız

Bu uzun ve anlamlı yolculukta asıl olan Allah Aşkına ulaşacaksınız. Aldığınız nefes, yediğiniz yemek, içtiğiniz su olacak AŞK?  Ama hiçbir aşk sizi Allah?a olandan geri koyamayacak? Bu kitapta Allah?ın sıfatlarıyla tanışıp üzerinde tefekkür etme şansını bulacaksınız. ?Adımı Aşk Verdi? isimli bu kitapta şiirsel bir dil kullanılmış. Kitabı elinize aldığınızda ilk sayfasından son sayfasına kadar deyim yerindeyse ?tek solukta? okuyabileceğiz bir eser niteliğini taşıyor. Sizi ilahi Aşkın doruğuna çıkaracak ve beşeri aşkın dünyevi olduğunun farkına vardıracak bir eser.

Kitap hakkındaki yazımı kitaptan bir alıntıyla sonlandırayım;

?Bu sonsuzdan bir önceki yoldur.

Gerisi yaşayamadıkların ve hep erteleyeceklerindir.

Tıpkı hayat gibi?

Şimdi sen;

Âşık değil aşk ol da gel. Beni çağıran sensin. Bu sayfadaki kelimeleri arayıp bulan sensin!

Her biri binlerce dağın ardındadır aradığın...

Aşk, dağlanmış yara! Ama hiçbir dağın, hiçbir yaranın diğerine tahammülü yoktur.

Yara, yarayı unutturur.

Kaç dağ aştın da döndün kalbine?

Her biri bin dağ aştıran kederlerle yoğrulup her birinde binlerce yol aldın?

İşte yine kendinle karşılaştın!

Sen ayrılık sanıyorsun kavuşmayı! Aşk odur ki vuslat dersin de gurbettir nasibin?

Gurbet diye yola çıkarsın da sılana varırsın. Aşk, aklın ayağına çelme takar da senden yeni bir sen buldurur?

Ve seni bir yandan sınayan karanlığa bakıp, kumların üzerinden aşıp gelen rüzgâra karışan sesinle, işte diyorsun. Her adım yeni bir yoldur.  Her ad başka bir aşk??

MÜSLİM VE LATİF HİKÂYESİ

Müslim ve Latif, ikizdir. Görünüşleri ne denli benziyorsa kişilikleri o denli farklıdır. ?İstanbul?a bin küsur kilometre uzaklıkta? bir Anadolu şehrinde amca çocukları Azmi ile birlikte büyümüşler; aynı oyunlardan, aynı dualardan, aynı sırlardan geçmişlerdir. İki binli yılların başından itibaren eski şehrin karşısına yeni bir ?akrep oyunu? ve başka bir şehir kurulur. Yıkılmaz gibi görünen kardeşlik duygusu ?iki yaz? içinde bu oyuna kurban olacak; paranın gücü ve iktidar ilişkileri, dün kardeş olanlara düşmanlık rolleri biçecektir.

Şehrin lisesinde öğretmenlik yapan Mahir Hoca ile kardeşler arasında gelişen dostluğun mayası ise, farklı hayatlardan gelmelerine rağmen birbirlerine ayna tutacak ortak dertlerden mustarip olmalarıdır. Öyle ki, kadınların; Aynzilha, Peyman ve Elif?in yazgıları, erkeklerin dünyasıyla ve o aynanın kırıldığı anlarda belirlenir.

Türkülerden Kebap Tezgahlarına?

Akrebin Yazı, Sumer tabletlerindeki anlatım biçimlerinden günümüz roman sanatının olanaklarına uzanan yazının coğrafyasında konuyor, göçüyor. Sayfalar arasında? Türkülerin, kebap tezgâhlarından yayılan et kokusunun, akrep yuvalarının, para sayma makinelerinin, güvercin taklalarının, ezan seslerinin, aşkların, patlayan silahların ve dökülen kanın karnavalında, kadim bir Mezopotamya şehrinde neyin ziyan edildiğine ve ziyan olmamak için şehrin nasıl direndiğine de tanıklık ediyoruz. Epeydir incinmiş kardeşlik duygusuna duyulan hasretle? Zamanımızın ruhuna tutulmuş bir ayna, Akrebin Yazı. Bu ve daha fazlasını Telus yayınlarından çıkan Akrebin Yazı isimli kitapta bulabilirsiniz.

BARBAROS SULTAN

Denizciliğe heves ettiler, tayfa oldular. Azmettiler, çalıştılar, teknenin sahibi oldular. Oruçla Hızır?la birleşip, deryalara açılıp, yeni yerler ve insanlar tanımak istediler. Reislik hevesine kapılıp reisliklerinden oldular. Köyleri, evleri, kaleleri yağmalandı, sevdikleri şehit edildi, sabrettiler. Yine denize açılıp kendiişlerinde olmayı dilediler ama hapsedildiler. Rablerine yalvarıp kendi kurtuluşları ve cümle İslâm?ın ferahı için yakardılar, kurtuluşa nail oldular. Zaman geldi, sultanlara bey oldular, kâfirlere karşı Müslümanların yardımına koştular. Yaralandılar, uzuvlarını kaybettiler ancak asla yılmadılar, İslâm için cihattan geri durmadılar. Gün geldi ihanete uğradılar ama her durumda tevekkül ettiler. Çalıştılar, cihat ettiler, ihsanda bulundular ve kendi mülklerini edinip, üzerinde sultan oldular. Zevkusefaya düşüp Allah yolunda cenk etmekten yüz çevirmediler. Türk adını Mağrip diyarından tüm cihana duyurdular. Belki peşlerinde kabir bırakamadılar ama övünülecek şanlı bir tarihi miras bıraktılar.

Bu kitap, Oruç ve Hızır Reislerin 1478-1518 yılları arasındaki yaşantılarının, tecrübelere ve belgelere dayanılarak ?Tarihi Empati/Roman? türünde anlatılıp kaleme alınmış bir eser niteliği taşıyor. ?Oruç Barbaros Sulan? isimli bu kitaba Ötüken yayınlarından ulaşabilirsiniz.

TÜM ‘KİTAP ANALİZLERİ‘ İÇİN TIKLAYINIZ

27 Nis 2014 - 13:03 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?