Akıllı Öyküler

Amine Ateş Kabaktepe’nin kaleme aldığı, 3 kitaptan oluşan bu eserde; çocukların birbirleriyle iletişimlerinde hoşgörülü olmaların...

Amine Ateş Kabaktepe’nin kaleme aldığı, 3 kitaptan oluşan bu eserde; çocukların birbirleriyle iletişimlerinde hoşgörülü olmalarını, sosyal ortamlarda empati yeteneğini geliştirmelerini, ailelerine karşı saygılı davranmalarını, hayvan sevgisi kazanmalarını ve yardımlaşma bilincin geliştirmelerini hedeflemektedir. Çocuklarımızın sosyal medyadan ne kadar etkilendiği malum olan günümüzde hassasiyetlerimizin hatırlanması açısından bu kitaplar daha önemli bir hale gelmektedir.

Çılgın Karınca

“Ben de anlamıyorum. Niçin bu kadar çalışıyorlar. Durmak nedir bilmiyorlar. Çok sıkıldım. Anneme, babama soruyorum. Onlar da: “Kışın kimseye muhtaç olmamak için” diyorlar. “Benim ilk kışım olacak. Sence de bu kadar çalışmak, hazırlanmak gerekli mi?” diye sordu Çılgın Karınca Simsi. Ağustos böceği Melodi: “Sen, gerçekten bir karınca mısın? Bana göre bedenin karınca; ama ruhun bambaşka” dedi.

Kabarık Saç

Kabarık Saç ve arkadaşları kimse görmeden gizlice gemiye girdiler ve yük bölümüne geçip uygun yerlere yerleştiler. Yarım saat kadar hiç ses olmadı; ama daha sonra birileri gemiye geldi ve gemi hareket etmeye başladı. Beşi de derin bir “Oh!” çekti. Artık buradan, acımasız Müdür Baba’dan, bu sıkıcı yurttan kurtuluyorlardı. Evet, bilmedikleri tanımadıkları yerlere, çok uzaklara gidiyorlardı. Kim bilir ne tehlikeler atlatacaklardı. Sanki yurtta çok mu rahatlardı! Kabarık Saç, büyüdüğü zaman bu yurtlardaki çocukları kurtaracağına dair kendisine söz vermişti. 296 sayfalık bu seri Hepsiçocuk Yayınları imzasıyla alıcısını bekliyor.

Balığın Dersi

“O da ne? Neler oluyor? Bu balık akvaryumdaydı, nasıl havuza geldi? Allah, Allah!” der. Balık, öfkeli ve sert bir şekilde Doğan’a bakmaya devam eder. Doğan: “Ne istiyorsun? Sen de nereden çıktın?” diye sorar. Balık, öfke saçan bakışlarını, Doğan’a diker. Bütün gücüyle ona bağırır: “Sen, beni suyumdan nasıl çıkartmıştın? Ben nefes alamayıp çırpınırken, gülüp duruyordun. Yetmezmiş gibi, beni sıkarak keyifle, acı çekmemi seyrediyordun. Vicdansız seni!” der. Ebrar, resmi yaparken adeta çizdiği şeyi yaşıyordu. Çizdiği dünyaya gitti. Nereye baksa mutlu yüzler, güzellikler vardı. Renkli olmalıydı bu güzellikler. En güzel, en canlı, en gülümseyen renkleri hak ediyordu bu gülen dünya. Tebessüm ederek: “Ne güzel! Savaş yok, çocuklar ağlamıyor, öksüz kalmıyor; dünya gülüyor.” dedi.

20 Eyl 2016 - 19:55 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?