Fehmi Koru'dan Eroğan'a faiz ve din tepkisi: Tane tane anlatacağım

Gazeteci Fehmi Koru, yaşanan ekonomik kriz kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve AKP iktidarının uyguladığı ekonomi modelini eleştirdi.

Büyütmek için resme tıklayın

Gazeteci Fehmi Koru, AKP iktidarının uyguladığı ekonomi modeli eleştirerek yazılarını yayımladığı internet sitesinde "Faiz sıfırlanmak isteniyorsa tutulan yol yanlış…" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazısında hükümetin ekonomi modelini eleştiren Koru, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın attığı adımların hem ekonomiye hem dine zarar verdiğini söyledi.

Koru, yazısında "Faizle uğraşmanın maliyeti yüksek. Bunu yaparken dini argümanlar kullanmak ise dine de zarar veriyor" dedi.

Yazısında "Enflasyonu sıfıra yaklaştırsınlar faiz kendiliğinden sorun olmaktan çıkar" ifadelerini kullanan Koru, şu şekilde ifade etti:

"Korona dalgası her ülkenin kimyasını bozdu, bundan hemen her alan etkilendi, o yüzden tam fark edilmiyor: Koronanın kimya bozucu etkisine kadar, ‘gelişmiş’ sıfatıyla anılan ülkelerin ekonomilerinde geçerli olan faiz ya sıfırdı ya da sıfıra yakındı.
Bankaya para yatıranın mevduatına oralarda faiz tahakkuk ettirilmezdi. Bazı ülkelerin bazı bankaları mevduat sahiplerinin hesaplarından, paralarını muhafaza ettikleri için, ücret bile alırdı.
Geçmişte iki eli kanda olsa borçlarını son kuruşuna kadar ödemiş olmasına rağmen, Türkiye’ye, her an iflas edip borçlarını ödeyemez hale düşebilecek muamelesi edildiği için yüksek faizle borç verildiğinden, ‘gelişmiş’ sıfatını taşıyan ülkelerin kendi aralarındaki borçlanmaların da faizsiz veya az faizli gerçekleştirildiği gerçeği pek fark edilmez.
Ancak gerçek yazdığım gibidir: Batı ülkeleri arası borç-alacak muameleleri de ‘faiz’ kokusu taşımaz.
Sözün kısası, ekonomisi ‘enflasyon’ hastalığına düçar olmamış ülkelerin faiz diye bir derdi yoktur.
Faizi dünya ekonomisine Korona virüsü geri getirdi.
Halkı rahatlatmak için bol para bocalandı gelişmiş ülkelerde; o uygulama da enflasyonu artırıcı sonuçlar doğurdu.
Şimdi alınan tedbirlerle, ABD ve Almanya gibi ülkeler, Korona etkisiyle uyguladıkları finansal politikalar yüzünden artmış olan enflasyonu yeniden sıfırlayabilmek için çaba gösteriyor. Başardıklarında, onlarda ve benzeri ülkelerde faiz yeniden etkisini yitirecektir.
Demem o dur ki, Türkiye’de aşırı yüksek olan faizden rahatsızlık duyan ve ‘faizle mücadele’ etme görevini üstlendiğini her fırsatta ifade eden siyasiler, savlarını kuvvetlendirmek için konuyu din ile irtibatlamaktan vazgeçebilirler.
Faizi sıfırlamak veya asgariye indirmek isteyenin, her şeyden önce, faizden daha fahiş halde bulunan enflasyonu ortadan kaldırmaya çalışması gerekir.
Enflasyon sıfıra yaklaştığında faizin dert haline dönüşmesi de sona erecektir.
Peki ya bankalar?
Ülkemizde mevcut kamuya ait olanlar dışındaki bankaların neredeyse bütünü ya yabancı sermayeye ait ya da yabancı bankalar sermayenin büyük bölümünün sahibi durumdalar.
Yabancı bankaların ve onların sermayedarlarının Türkiye sevgisi nereden geliyor dersiniz?
Bozukluğu herkesin dilinde olan ve bundan toplumun bütün unsurlarının olumsuz etkilendiği bilinen ülkemiz ekonomisinde, bu yıl da dahil, şu son yıllarda en yüksek oranda kâr eden kurumların bankalar olması herhalde bir tesadüf değildir.
Hiç kuşkunuz olmasın, bankacılık ülkemizde bugün en kârlı sektör durumunda.
Sebep ne?
Faiz-enflasyon girdabına kapılmış ve yapıları bu sarmal yüzünden bozulmuş ekonomiler bankaları ihya eder. Sebep budur.
Yüksek faiz yüzünden yatırımlar durur, üretkenlik azalır, işsizlik yaygınlaşır, ülke fakirleşir, ancak bankalar bu olumsuzluklardan etkilenmek yerine kârlı bile çıkar.
Türkiye’de enflasyonun kabul edilebilir oranların üstünde seyretmesinin ürünüdür bu durum.
Nedense gelmiş-geçmiş iktidarlar enflasyonla mücadeleyi bir türlü başaramadılar.
Bugün yaşananlara bu gerçekler ışığında baktığımızda nasıl bir tablo görüyoruz:
Mücadele enflasyona karşı yapılmak yerine faize karşı yapıldığı için beklenenin tam tersi sonuç veriyor: Faiz düşürüldükçe ülkenin yerli parasının -TL’nin- yabancı paralar karşısındaki değeri düşüyor ve bunun ilk etkisi hayatın pahalanmasıyla hissediliyor.
Enflasyon oranı derhal yükseliyor.
Suni yöntemlerle enflasyon oranını düşük göstermeye kalkışmak da faydasız; çarşı-pazar-market fiyatları insanların cebini yakınca, alınan tedbirlerin olumsuz etkisi daha da katmerleniyor.
Kendi parasından kaçıyor insanlar ve bozulan ekonominin olumsuz etkisinden korunmak için tasarruflarını yabancı paralara yatırıyorlar.
Burada nefes almak için biraz durup bir anekdot aktarayım:
Birkaç yıl önce yolum bir zamanların en kötücül komünizm uygulamalarına tanıklık etmiş Pol Pot’un ülkesi Kamboçya’ya düştüğünde, gördüğüm manzara beni müthiş şaşırtmıştı. Kamboçya kendi parası Riel’in yanında Dolar’a da kendi parasıymış muamelesi yapmaktaydı. Marketlerde, manavlarda, dükkanlarda satışa sunulan malların -biri Riel diğeri de Dolar olarak- iki etiketi bulunuyordu.
‘Dolarizasyon’ denilen olguyu benimsemiş bir ülkeye dönüşmüştü bir zamanların komünist rüyasını gerçekleştirdiği sanılan Kamboçya. O rüya gerçekleşecek diye, Kızıl Kmerler hareketi lideri Pol Pot, ülke nüfusunun yaklaşık dörtte birini – onlar içerisinde de en fazla okumuş-yazmışlar takımını- infaz edebilmişti.
Bugün o ülke ekonomisinde Dolar ile iş görülüyor.
[Bir zamanlar gittiğimizde parasının pula dönmesi yüzünden üzüldüğümüz ‘kardeş ülke’ Azerbaycan’ın yerel para birimi Manat ile iki paralı ekonomiye sahip Kamboçya’nın Riel’i karşısında TL ne durumdadır diye merak ettim. Bugün itibariyle durum şu: 1 Manat yaklaşık 8 TL, 1 Riel ise 0,0033 TL. Azerbaycan parası bizimkinden değerli hale gelmiş, Kamboçya parası ise sıfıra yakın değerde. Değersizleşen para birimi ülkeleri acayip uygulamalara zorluyor; Kamboçya bu yüzden Dolara kendi parasıymış muamelesi yapıyor. En hazin durumda olan ülke Venezuela iki ay önce 14 sıfırlı parasından 6 sıfırı attı; bu 2008’den bu yana yapılan üçüncü sıfır atma operasyonu. O sayede şimdilerde 1 milyon Bolivar ABD para birimine göre 25 cent eder hale geldi. Yani, 4 milyon Bolivar 1 Dolar ediyor.]
“Tane tane anlatmak” diye bir deyimimiz var ya, ben şimdi ona başvuracağım: Faizle doğrudan uğraşılacağına, onu ekonomiden dışlamak isteyen politikacılara düşen, enflasyona düşman muamelesi yapmaktır. Enflasyonu sıfıra yaklaştırsınlar faiz kendiliğinden sorun olmaktan çıkar.
Tezimin doğruluğunu sınamak için, Korona-öncesi Batı’nın gelişmiş ülkelerinin ekonomilerine ve aynı ülkelerin Korona etkisiyle yükselmiş enflasyonla mücadelesine bakılması yeter.
Faizle uğraşmanın maliyeti yüksek. Bunu yaparken dini argümanlar kullanmak ise dine de zarar veriyor."

02 Ara 2021 - 12:17 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

09

Nsn - Acaba siyonistlerin verdiği talimatladoğrultusunda gidilen den dahafazla ne zararverebilir dinimize cebimize ehlisünnete vatanimiza

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 03 Aralık 06:26
08

Yahya Yayla - Sorun ekonominin üretim bölümündedir.

Bütün mesele tükettiğinin ürettiğinden fazla olmasıdır.

Ürettiğinden fazla tüketiyorSan ithal ediyorsun demektir.

Daha kötüsü borçlanarak ithal etmektir, katmerli bir batağın içine düştün demektir ..

Silkinip kendine gelerek yavaş yavaş üretimi artırıp tüketimi eşit hatta ondan fazla yapmaya çalışmak yerine gitgide artan borç ve faiz ödemelerinin ayrıca bir de yine ithalat a TL değil dolar vermek zorunda olduğundan bugünkü ekonomik çöküş Türk lirasının pula dönüşü kaçınılmazdır .

ancak ülke idaresinde killer bu bahsettiğim konuları ne anlayacak ne de kavrayacak kapasitede değil.

merhum yüzyılın lideri hocamız bunlara leblebici dükkanı bile teslim edilmez boşuna demedi.

Sıkıntının büyüğü ise bu milletin ısrarla her seçimde Yarabbi benim belamı ver diye AKP'ye oy vermesidir Allah kulunun ısrarla ettiği duayı kabul etmez mi!??

Yanıtla . 5Beğen . 1Beğenme 02 Aralık 17:48
07

43 - fetöcü doğru söylemiş fetöcü cumhurbaşkanına

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 02 Aralık 17:15
06

Sezgin - Sen önce kendi pisliklerini ne zaman temizledinki yıllarca fetöşün ekmeğini yiyip darbecilerle beraber oldun seni cezalandırmaktan ayri tutan hükümeti din adına eleştirip konuşuyurson hala okyanus ötesinden emir mi aliyorson fehmi

Yanıtla . 2Beğen . 2Beğenme 02 Aralık 17:07
05

Kuru İnatçi - Sayın Fehmi Koru, O zat-ı muhterem hazretleri laftan anlamaz. Ona Cenab-ı Allah'ım akıl fikir versin.

Yanıtla . 6Beğen . 3Beğenme 02 Aralık 16:20
04

Şerif - Faizle mücadele ediyor gibi yapmak, inanıyor gibi olan, inançlı olduğunu zanneden büyük cahil kitlelerin oylarının üzerine oturmanın dışinda , onları konsolite etmenin dışında hiçbir amacı yoktur. Bilmeyenlere duyurulur.

Yanıtla . 10Beğen . 1Beğenme 02 Aralık 15:41
03

Aramis - kuranda stokculuk haram yazmaz her yere din bulaştırma doğru değil arti devletin görevi stokculara engel olmak olmalı haram deyim kimi ikna edeceksiniz?

Yanıtla . 2Beğen . 7Beğenme 02 Aralık 13:57
02

Faiz/cari Açık - Faizi de cari açığı da sıfırlarsanız gerisi kendiliğinden gelir. Cari açığı iki şekilde düşürebilirsiniz. Gelirleri ve ihracatı arttırmak zor ve zaman alıcıdır. Daha basit ve kısa zamanda sonuç almanın yolu ise tasarruf yapmak ve zorunlu olmayan ve lüks tüketim mallarının ithalatına kota koymaktır. Faizi ve cari açığı sıfırlamak kurtuluş savaşı vermek gibidir. Karşı taraf direnecektir. Sermayelerini kullanır TL’nin değerini düşürürler, stokçuluk yaparlar, medyayı kullanırlar, zamları pompalayıp enflasyonu patlatarak baskı yaparlar ve geri adım atmanızı isterler. Buna karşılık kararlı ve dirayetli olabilirseniz sonuçları mükemmel olur, ama yarı yolda pes ederseniz eskisinden beter olursunuz.

Yanıtla . 2Beğen . 4Beğenme 02 Aralık 13:26
01

Dr.refah - Yazık Fehmi Hocam, gerçekten üzülüyorum bu halinize ve yorumunuza ; faiz soyut değil somut bir ekonomi ve ticaret yutucusudur. Keşke biraz kapitalizmin gelişim tarihine vakıf olsaydınız da İslam’ın ekonomi ve politika perspektifini daha iyi yorumlasaydınız. Erbakan Hocamızdan sonra Sayın Erdoğan biraz da şartların zorlaması ile ilk defa faiz konusunda bu kadar net tutum alıyor ve siz de politik ve konjonktürel gerekçelerle tenkid ediyorsunuz. Rahmetli S. Karagül’lenin de kemiklerini sızlatıyorsunuz. Selam ve dostlukla…

Yanıtla . 2Beğen . 6Beğenme 02 Aralık 12:43

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?