Ünlü ekonomist 3 Aralık'a işaret etti: Dolar kurunda yeni rekor yolda

Dolar kurunun dün akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasıyla 14 TL'yi geçti. Dolar kurundaki yükselişi Ekonomist Evren Devrim Zelyut değerlendirdi. Zelyut, 3 Aralık'ı işaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün akşam TRT canlı yayında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması sonrasında dolar kuru 14 TL'yi geçerek 13,47'lik tarihi rekorunu kırdı. Dolar kurunda yaşanan yükselişin ardından Ekonomist Evren Devrim Zelyut, çarpıcı yorumlarda bulundu. 3 Aralık'ta kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in yayınlayacağı rapora işaret eden Zelyut, dolar kurunda yeni rekorlar görüleceğini vurguladı.

Yeniçağ'da 'Kredi notu düşecek dolar yeni rekorlara gidecek!' başlıklı köşe yazısında Zelyut şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta faizleri enflasyonun altına çekmeye devam edeceğini söylüyor. Bunun en son örneğini geçen hafta İzmir'de yaptığı konuşmada da gördük. Elbette ki enflasyon yükselirken, faizi aşağılara itmenin maliyeti de kurun artması oluyor. Değersizleşen Lira'da vatandaş kalmak istemiyor. AKP kendi siyasi geleceğini kurtarmak isterken; güya vatandaşı faize ezdirmiyorum derken, halkı artan kurla yükselen enflasyona ezdirdiği zaman, bunun sonuçları olmayacak mı? Elbette olacak, Türkiye'nin kredi notunun düşmesi 3 Aralık'ta karşımıza gelirse şaşırmayın.

Büyük bir ihtimalle 3 Aralık'ta Moody's Türkiye hakkında bir değerlendirme açıklayacak. Bu değerlendirmede Türkiye'de politikacıların yaptığı bu son faiz çılgınlığı mutlaka göz önünde tutulacaktır.

Kredi notumuzun düşürülmesine dair yazılacak karar metnini adeta görür gibiyim. Bakın maddeler halinde gerekçeler neler olacak:

1- Türk Lirası, iktidar partisinin hiçbir ekonomik gerçekliğe uymayan faiz politikası ile büyük değer kaybetmiştir. Anılan durum Türkiye'de fiyatlar genel düzeyini etkilemeye başlamış, yeni yıldan sonra kur geçişkenliği ile anılan politikaların devam etmesi halinde hiperenflasyona kadar uzanacak kötü günlere kapıyı açmıştır.

2-Lira'daki değer kayıpları ülke içinde dolarizasyonu artırarak kredi mekanizmasının sağlıklı işleyişini engellemiştir.

3-Bütün bu sıkıntılara rağmen hükümetin tarım ve sanayide yapısal reformları devreye almak yerine zaman geçirdiği, yeni ekonomik model diye sadece değer kaybeden Lira'nın sayesinde oluşan geçici ihracat artışlarına yaslandığı görülmüştür.

Oysa Türk ekonomisinde eksi olan rezervler hâlâ büyük bir tehdittir. Varyantların konuşulduğu bu dönemde dış şoklara karşı faiz indirimleri ile iyice savunmasız bırakılan Lira varken rezervler nasıl dolacaktır? Rezervlerin dolması Türkiye'nin ihracatında %2.9 olan yüksek teknoloji içeren malların satışı ile mevcuttur. Bu oranın artması ise ancak reformlarla mümkündür.

4-İç ve dış yatırımcının Türkiye'ye güvenini bitiren hak ihlalleri de unutulmaması gereken bir başlıktır. AİHM kararlarına rağmen hapiste tutulan insanların varlığı, muhalif siyasetçilere, gazetecilere yapılan baskılar ve en son örneğini Boğaziçi Üniversitesi rektör seçimlerinde gördüğümüz sıkıntılar Türkiye'nin demokratik bir ülke olmaktan hızla çıktığını göstermektedir. Böyle bir yapıya doğrudan ve portföy yatırımlarından girişin azalması mevcut sorunların artışına neden olacaktır.

5-Yukarıda bahsettiğimiz hiperenflasyon tehlikesi risk olarak masada dursa da, Türkiye'de 2022 için resmî enflasyonun en az %30 olacağı kesin gibidir. Kur artışlarının enflasyonu yukarı çekmesi para ve maliye politikalarındaki yanlışla birleşerek şirketlerin temerrüt risklerini artırmaktadır.

6-Türkiye'de sanayide öncü veriler olan PMI, KKO ve Sanayi Üretimi rakamları duraklamayı göstermektedir. Kur artışlarının girdi maliyetlerini artıracak olması üretimi daha da vuracak ve 2022 büyümesinden çalacaktır.

7-Kurdaki hareket sadece firmalar ve hane halkını etkilememiştir. Türk bankacılık sektöründeki kredi risklerinin de arttığı bir gerçektir. Kredilerin %36'sı döviz cinsindendir ve artan kurla varlık kalitesi düşmüş, özellikle inşaat, enerji, gayrimenkul, turizm sektörünün riskleri büyümüştür.

8-Kur artışları sendikasyon kredilerine dayalı Türk bankacılık sektörü üzerinde ilk etapta 3-5 milyar dolarlık ek yükler oluşturarak sermaye yeterlilik oranlarına baskı yapmıştır.

9-Bütün bu gelişmeler bankacılık sektöründeki refinansman sıkıntılarını da beraberinde getirecektir.

10- Merkez Bankası net rezervlerindeki erime Türk varlıklarının yabancılara satışı ile dahi durdurulamıyor. Bu durumun çok yakında kurda daha sert hareketlere kapı açması sürpriz olmayacaktır.

Tam 10 madde saydık. Peki kredi notunun düşmesi bizleri nasıl etkiler? Küresel yatırımcılar bir ülkeye gitmeden önce kredi notuna bakarlar ve ona göre yatırım kararı verirler. Moody's'in Türkiye notuna baktığımızda B2 olduğunu görüyoruz. B2 notuna sahip olan diğer ülkeler neler dediğimiz de ise karşımıza Kenya, Nijerya, Tanzanya, Uganda, Ruanda gibi ülkeler çıkıyor. Peki Türkiye böylesine çöp ligindeyken küresel yatırımcı dönüp bize gelir mi? Yukarıda 10 maddede belirttiğimiz koşullar iyileşmeden gelmez. Onlar gelmedikçe de fabrika sayısı artmaz, işsizlik düşmez, doları düşürecek döviz ülkeye gelip hisse senedi, tahvil almazsa kur rekor kırmaya devam eder.

Kredi notu 3 Aralık'ta kırılmadı diyelim, 22 Ocak'ta S&P değerlendirmesi, 19 Şubat'ta FITCH değerlendirmesi olacak. Bu akıl dışı işler devam ederse bu tarihlerden birisinde not illa ki kırılacak. Acısını da yandaşlar değil vatandaşlar çekecek."

01 Ara 2021 - 09:55 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.