“Adil bir düzen için denk bütçe”

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığının Kasım ayı Genişletilmiş Divan Toplantısı dün Prof. Dr. Sabri Tekir’in katılımıyla Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Haber Merkezi
Haber Merkezi Tüm Haberleri

Divan toplantısında konuşan Sabri Tekir, “Kapitalizmin hâkim olduğu ülkelerde asla paranın kontrolü halkın elinde olmaz. Bizim Refahyol hükümetinde uyguladığımız ekonomi politikaları paranın halkın elinde olması yönündeydi. O dönem ortaya çıkan tepkiler, paranın halkın eline geçmesini istemeyen kesimler tarafından çıkarılmıştır” dedi.

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nın Genişletişmiş Kasım ayı Divan Toplantısı, coşkulu bir atmosferde dün Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saadet Partisi İstanbul il ve ilçe teşkilat raporlarının müzakere edildiği toplantıda, Millî Görüş kadrolarının Türkiye için hazır olduğu mesajı verildi. Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı Kasım ayı Divan Toplantısı’na, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Tekir, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı, Saadet Partisi İstanbul İl Başkan yardımcıları, Saadet Partisi İstanbul ilçe başkanları ve birçok teşkilat mensubu katıldı.

“ADİL BİR DÜZEN İÇİN BÜTÇE DENKLİĞİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ GEREK”

Divan toplantısında katılımcılara hitap eden Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Tekir, bir ülkede adaletli bir sistem olup olmadığını ekonomiyle olan ilişkisine işaret ederek, “Para ne tarafa doğru akıtılıyorsa, o ülkede adaletli bir sitem vardır ya da yoktur. Paranın akış istikametini takip ettiğiniz zaman o ülkedeki idarecilerin ne derecede adil, ne derecede adaletsiz olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Adil bir düzen için bütçe denkliğinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Paranın akış istikametini tayin eden üç önemli unsur vardır. Bunlardan bir tanesi vergilerdir, diğeri kredi mekanizmasıdır ve üçüncüsü de sigorta şirketleridir. Adil olarak bu üç unsur çalışmadığı sürece o ülkede adaletin varlığından bahsedemeyiz” ifadelerini kullandı.

“VERGİLER TOPLUMUN GENELİ ÜZERİNDE YOĞUNLAŞIYORSA PROBLEM VARDIR”

Vergilendirmenin adil olup olmadığının tartışılması gerektiğine değinen Sabri Tekir, “Her şeyden önce verginin yükü toplumun hangi kesimi üzerinde yoğunlaşmakta ona bakmamız gerekir. Eğer bir ülkede gelir vergisi mükellefleri, kurumlar vergisi mükellefleri ve benzeri hususlarda mükelleflerin ödedikleri vergiler, toplam vergi gelirleri içerisinde sadece yüzde 20-25 seviyelerinde bulunuyorsa burada bir problem vardır. Eğer özel tüketim vergileri, tüketim vergileri, katma değer vergileri ve benzeri birtakım vergiler toplumun geneli üzerinde yoğunlaşıyorsa burada bir problem vardır. Erbakan Hocamızın tabiriyle, ‘Hortumların nereye kanalize edildiğinin göstergesi’ olarak vergilerdeki sorunlara bakabiliriz” diye konuştu.

“BANKALAR SİGORTA ŞİRKETLERİNİN KONTROLÜNDE KURULUR”

Sabri Tekir, kredi mekanizmasına da değinerek, “Eğer iş yapmak isteyenler istedikleri kredilere erişebilme imkânlarına sahiplerse, makul bir sistem içerisinde bunu yapabiliyorlarsa ve toplum kesimleri arasında eşitlik varsa orada imkân bakımından bir adalet var demektir. Ancak belli bir kesime yönelik paranın akıtıldığı bir sitem çalıştırılıyorsa orada adaletsiz bir sistem vardır ve belirli bir kesimin toplum üstünde hâkimiyet kurması isteniyor demektir. Onun için krediler çok önemlidir. Üçüncü bir husus da sigorta müessesesidir. Bizim insanımız genellikle bankacılık sistemi üstünde yoğunlaşan bir dikkate sahiptir ve her şeyin bankacılık sistemi üzerinden gerçekleştirildiğini zanneder. Hâlbuki küresel kapitalist sistem sigorta şirketleri üzerinden faaliyet gösterir. Bankalar da sigorta şirketlerinin kontrolünde kurulurlar” şeklinde konuştu.

“HAK ÖLÇÜTÜNÜN OLDUĞU BİR PARA SİSTEMİNE İHTİYACIMIZ VAR”

Sabri Tekir, “Kapitalizmin hâkim olduğu ülkelerde asla paranın kontrolü halkın elinde olmaz. Bizim Refahyol hükümetinde uyguladığımız ekonomi politikaları paranın halkın elinde olması yönündeydi. O dönem ortaya çıkan tepkiler de paranın halkın eline geçirilmesini istemeyen kesimler tarafından çıkarılmıştır. O nedenle krizin mahiyetini anlamak istiyorsak, paranın yönünü bilmemiz lazım. Mesela siz sene başında arabanızın deposunu 300 TL’ye doldurduysanız ve şimdide 500 hatta 600 TL’ye dolduruyorsanız şunu sormanız lazım, ‘Aradaki 300 TL fark nereye gitti? Kim verdi?’ Biz bunu sormak mecburiyetindeyiz. Tüm bunlarla birlikte para bir hak ölçütüdür. O yüzden paranın hak ölçütü olduğu bir para sistemine ihtiyacımız vardır” açıklamalarında bulundu.

“DEZENFORMASYONLAR TEMELİNDE PARANIN HASTA OLMASI VARDIR”

Sabri Tekir, “Para sistemi insan bedenindeki kan dolaşımına benzer. Eğer para toplumun tüm kılcal damarlarına kadar dağılıyorsa o beden sağlıklıdır ve üretim yapılabilir. Ancak para toplumun tüm kesimlerine eşit ve adil bir şekilde dağılmıyorsa o ülkede üretim olmaz. Anemi rahatsızlıkları gibi enflasyon da, kur farkı da para sistemindeki rahatsızlıktır. Bugün tartıştığımız ekonomik sorunlar, para sistemindeki rahatsızlıklardan kaynaklanmaktadır. Ekonomik sıkıntılarla gelecek başka problemler de vardır. Ekonomik sorunlar her zaman siyasi kargaşayı da beraberinde getirmiştir. Ekonomik sorunlar sosyal alan da birtakım sorunları da beraberinde getirir. Yani bütün ahlaksızlıkların getirdiği dezenformasyonlar temelinde paranın hasta olması vardır” dedi.

“EĞER BAŞARACAKSAK BU BİZİM GAYRETİMİZE BAĞLIDIR” 

Ömer Faruk Yazıcı, Millî Görüş Hareketi’nin değerini işaret ederek, “Toprağın altındaki hazine toprağın üstündekilere bir fayda sağlamıyorsa, sadece bir grup insanın tanıdığı, inandığı Millî Görüş’ün topluma bir faydası olmaz. O yüzden Saadet Partililer olarak, Millî Görüşçüler olarak üzerimize düşen sorumluluk bir hayli fazla. Biz bir insana dahi ulaşmasak, davamız bir insana ulaşmamış olur. Eğer başaracaksak bu bizim gayretimize bağlıdır. İnsanımızın arayışı şudur; söylediğiyle eğlediği bir olan Saadet kadrolarının iktidarıdır” şeklinde konuştu.

“İSTANBUL, TÜRKİYE’NİN YÜZDE 20’Sİ DEMEKTİR”

Divan toplantısında konuşan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı ise teşkilat mensuplarına sorumluluklarını hatırlatarak, “Türkiye siyasetinin gelmiş olduğu nokta, toplumsal olarak insanımızın gelmiş olduğu nokta Saadet Partisi olarak bizlerin daha etkin, daha görünür ve daha aktif bir çalışma ortaya koyma sorumluluğumuzu her geçen gün artırmaktadır. Her zaman söylediğimiz gibi Türkiye’de bir başarıya ulaşacaksak bunu ancak ve ancak İstanbul’da başarı yakalayarak sağlayabiliriz. Çünkü İstanbul Türkiye’nin yüzde 20’si demektir. O yüzden insanımızın bir arayış içerisinde olduğu bir dönemde bizim daha etkin ve aktif bir çalışma ortaya koymamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

29 Kas 2021 - 04:30 - Gündem

Muhabir  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

567 - hadi bakalım 3. ittifakı kurun milliyetçi muhafazakar ümmetçi dünya mazlumları ittifakı bir alternatif olun

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 11:21
01

Hasan Ipek - Her Bakanlık kendi denk bütçesini hazırlasın

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 09:01