Reklamı Kapat

Nakış nakış, adım adım İstanbul

Nakış nakış, adım adım İstanbul

Vatanım da vatanım... İstanbul, İstanbul..."

Necip Fazıl, böyle anlatmış İstanbul a hissettiği yakınlığı. İstanbul söz konusu olunca, her insan benzer hisler taşıyabilir ve şiirdeki zamirin yerine kendini koyabilir. Tıpkı şair gibi İstanbul a ebedî bir vatan nazarıyla bakabilir ve kendisini İstanbul da, İstanbul u kendisinde bulabilir.

 "İstanbul bizim daüssılamızdı. Daüssılamız, yani iştiyak-ı vatan hissiyle hasretini çektiğimiz şehir" diyen İslâm Yaşar da onu yapmış Nesil Yayınları ndan (0 212 551 32 25) çıkan "Adım Adım İstanbul" adlı eserinde. Eser her hâli ile İstanbul a duyulan sevginin tezahürü. ?İstanbullulara hitaptan sonra ?İstanbul ve ?İstanbul u Sevmek yazılarında, olandan ziyade olması gereken sevgi işlenmiş.

Seyahatname üslubuyla yazılmış müstakil denemelerden müteşekkil eserin kitaba isim olan bölümünde, İstanbul un çekirdeği mesabesindeki sitâne, yani tarihi yarımada, gerçekten de Sarayburnu ndan Edirnekapı ya kadar adım adım gezilmiş.

Edebiyatımızda çok işlenen ?Fatih, Harbiye mukayesesine kısaca atıfta bulunulduktan sonra şehrin mazisi ve hâli mukayese edilirken, mütecessis bir nazarla muhayyel İstanbul manzaraları ?Temaşa edilmiş. Bu yapılırken Anadolu dan gelen gençle Balkan muhaciri olan ihtiyarın şahsında yaşanan meziyetlere, zaaflara, tenakuzlara, tereddütlere, hasletlere, hasretlere ve hicranlara dikkat çekilmiş.

Eserde zaman zaman fetih öncesi tarihe atıfta bulunulsa da genellikle İslâm medeniyeti ve Osmanlı insanı işlenmiş. ?Sekizinci Tepe de, ?sitâne de, ?Tek Şehir de hasreti çekilen tarihî tablolar canlandırılırken; ?Acı Ama Gerçek te, ?Gecikmiş Bir Tahassür de, ?Son Seda da İstanbul insanının mazi ile hâl arasında yaşadığı tereddütler sergilenmiş.

İstanbul anlatılırken sanat ciheti de ihmal edilmemiş. ?Bir Semt-i Meçhul de, Çay Sohbeti nde, ?İstanbul un En Yüksek Tepesi nde, ?Ramazan Manzaraları nda, ?Gravürlerde İstanbul da ve diğer yazılarda camilerde, çeşmelerde, hazirelerde, gravürlerde, meydanlarda hayat bulan ama zamanla unutulan pek çok sanat türü, bütün teferruatı ile tasvir edilerek zihinlere nakşedilmeye çalışılmış. 

Takdirin de, tenkidin de makul ölçülerde yapıldığı eserde ?saf zihinleri idlal etmemek için batıl fazla tasvir edilmezken güzel hâl ve hasletler örnek alınacak şekilde anlatılmış. İslâm Yaşar, İstanbullu olmayı bir mazhariyet sayarken yalnız İstanbul da yaşayanların değil, orada doğmayanların, yaşamayanların, hatta İstanbul u hiç görmeyenlerin de İstanbul da tecelli eden manayı sevdikleri ve yaşadıkları nispette İstanbullu olabileceklerini hatırlatarak ?bu manada herkesin biraz İstanbullu olduğunu söylemiş. Zira ona göre "Fetih ruhunu yaşayıp yaşatmaları hasebiyle, İstanbul u alanlar kadar İstanbullu olanlar ve kendini İstanbullu sayanlar da İnşallah Peygamberimizin (asm) ?güzel tavsifini taşımaya mazhar olacaklardır." Zaten İstanbul u candan aziz bilmenin, ebedî vatan telakki etmenin ve Tebşir-i Nebeviye nail olmanın başka yolu da yoktur.

03 Aralık 2006 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?