Reklamı Kapat

Hüznü nefes edinenler duyar sesimi

Hüznü nefes edinenler duyar sesimi

Ben dede sevgisi görmedim. İki dedem de vefat etmiş ben küçükken. Büyüklerimin çok anlatmasından, Fatih Sultan Muhammed Han ı tanıdım. Çok sevdim ve ?Fatih dedem dedim.

Abi sevgisi de görmedim. Doğduktan üç ay sonra ölmüş. Metin Yüksel i tanıttılar, hayran oldum fikirlerine ve abim dedim ona.

Fahrettin Paşaları tanıdım, Medine nin gerçek hizmetkarı, öyle ki "çekil emri" gelince paşa lık kimliğinden sıyrılıp, varlığının yegane sahibi peygamberinin türbesine sığınıyor ve diyor ki: "Ömrümün sonuna kadar burada kalıyorum."

Sultan Abdülaziz i tanıdım. Hasta yatağında yatarken, Medine den gelen dilekçeyi duyunca "Beni ayağa kaldırınız, Allah ın (c.c) Habibinin (s.a.v) şehrinden gönderilen bir dilekçeyi yatarak dinleyemem." diyen.

Kendisine Hakim-ül Haremeyn (Mekke ve Medine nin hakimi) sözünü yakıştırmayıp, Hadim-ül Haremeyn (Mekke ve Medine nin hizmetçisi) lakabını taktırtan Yavuz Sultan ı tanıdım.

El işlerini sattırarak parasıyla kandil yağı aldırıp, Peygamber efendimizin türbesine hediye gönderen 2. Beyazıd ı tanıdım.

Kudüsü İslam a açamamanın hüznüyle onyedi yıl gülmeyi unutmuş ve sarayları terk edip, bahçe çadırında fetih planları yapan Selahattin-i Eyyubi yi tanıdım. Demiştir ki: "Allah Resulü nün (s.a.v) Miraç a yükseldiği mescid, İslam ın kutsal Kudüs ü haçlı çizmesi altındayken, ben saraylarda yatarsam, bunun hesabını ahirette nasıl veririm Alemlerin Rabbine (c.c) ne derim?"

Küçükken sormuşlar öğretmenlerim "ne olmak istersin" diye. "öğretmen" demişim. Mus ab bin Ümeyr i okudum. Hedefim, onun gibi İslam ın muallimesi olmaktı.

Büyüklerim ve çevrem, İslam kültürü, peygamberimizin (s.a.v) ahlakı ve Kur an ın şeriatı ile yoğurdu beni. Okudum, çalıştım ve büyüdüm. Büyüklerimin dua ettiği gibi, Devletime faydalı bir ferd olcaktım. Olduğumu söylediler ama Mevlam ne diyecekti! Mezun olduğum sene doğu illerimden biryerleri tercih etme hakkım oldu. Annem uzak diye göndermeyecekti. Babam kız evladı olduğum için bırakmayacaktı. Ve çevrem desteklemedi. Bana el uzatacaklara da ben haber ulaştıramadım.

Ama Fatih dedeme dualar ettim. Metin Yüksel ağabeyime fatihalar gönderdim. Mus ab bin Ümeyr in izini tuttum. Selahattin-i Eyyubi nin yüreği oldum. Dershaneye gittiğim yıl, başörtümün mücadelesi başladı. Ben buna "örtü cihadı" adını vermiştim. Yarın ahirette sancağım olacak örtümü istediler. Vermedim. Bir insan istikbalini uçuruma atar mıydı? İstikbal ebed de idi. Dershaneyi o gün bıraktım. Devletimin benden vazgeçtiğine çok üzüldüm. Ama ben devletimden vazgeçmeyecektim. Bu devlet bana dedemin mirasıydı. Sonra Fatih dedem, yakama yapışıp hesap sorarsa, ben ne yapardım. Alnımın nuruyla karşılaşmalıydım, okumalıydım, tanıdığım ve hayranı olduğum şahsiyetler gibi İslam ı yüceltmek için fetihler kazanmalıydım. Bana kapanan kapılarda hikmetler vardı. Resmi okumayacaktım. Diplomam olmayacaktı. Ama Mus ab ın da yoktu. O nun diploması, ayağına uzanmayan kefeniydi. Belki ben de ölünce, kefenimi peygamberim elleyecekti. Ben öğretmen olmalıydım.

Arapça okudum. Arapça kelamı. Fıkıh, hadis, tefsir, akaid ilimlerini tahsil ettim. Ve muallimesi oldum İslam ın. Ben de yüceltecektim dinimi. Ve ben böyle yükselecektim.

Devletim beni okutmadı ama ben devletime hayırlı fertler verecektim. Çalmayan, vermenin faziletini bilen nesil verecektim. Fatih dedemin İstanbul a vakfettiği Ayasofya ya hafız yetiştiriyorum şimdi. Kur an ın bir dönem kesiksiz okunduğu, bu sıraya padişahın bile katıldığı Ayasofya ya?

Kisveme bakıp, öcü diyorlar bana. Bilmiyorlar içimdeki baharı. Ve geçmişteki cedlerinin tarihini. Cahil sanıyorlar halimden dolayı. Yanlarında, asılı olan broşürdeki Arapça-İngilizce yazıyı okuyamadıklarını görünce, müdahale edip, tercüme ediyorum, şaşırıyorlar. Aldırmıyorum.

Uyutuldukları tuzaklara ısrarla sarılıyorlar. Gençlik nereye gittiğini hesaplamadan, boşluğa düşünce endişe ediyorlar.

- Hocam! diyorlar   sen konuş bir de, etkili olur sözün.

Zamanında dizinin dibine çöktürüp nasihat vermemiş, verdirtmemiş, şimdi tesiri az, bilemiyorlar.

4-7 yaş arası çocuklara temel dini bilgiler veriyorum. Kısa şiirler ezberletiyorum Mehmet Akif Ersoy dan, Nasrettin Hoca dan nükteler söyletiyorum, hallerine arz eden, hayran kalıyorlar. Çocukların meziyetlerini gördükçe keyifleniyorlar ama keşfedemiyorlar marifetlerini.

Bana "git" demiş birisi ülkemden. Ne çıkar, gocunmak şu yana dursun, cevap vermem bile. Yalnız dostlar bilsin ki;

"Ayasofya yı kiliseye çevirenler ve o zamanın  insanları bedbaht olsun" diyen Fatih Sultan Muhammed Han dedemin bedduasını almayacağım.

Vatanım için Metin Yükseller yetiştireceğim, Ayasofya ya hafızlar, İslam a Mus ab lar. Bu devlet beni okutmadı ama Fatih dedemin mirası  medreseleri tanıdım. Bana açık olan kapıları gördüm. Hiç bir yere gitmiyorum. Devletim benimle yaşıyor. Ben devletimle. Başörtümle savunacağım ülkemi. Kurşuna siper olacak. Tanklara, tüfeklere?

Kimse bilmeyecek, diz çöküp besmele çeken talebelerimle bu zaferi yaşayacağız.

Ben sevgilerin en güzeline tutuldum

Bu yüzden, düşmedim.

Bu yüzden düşmeyecek bu millet !

Hepsi biliyor.

Bir gün bir talebem olacak.

Adı; Fatih, Metin, Fahrettin, Abdulaziz, Yavuz, Beyazıd?

Bir gün bir oğlum olacak ;

Adı  SELAHATTİN?

Bir gün bir kızım olacak;

Adı; FİLİSTİN.

Adım bilinmesin?

Bir anneyim ben Ömerleri yeşerten

Bir muallim Talhaları büyüten

Bir şehid, Filistin de

Bir mücahid, Çeçenya da

Bir kız başörtüsünün cihadında?

Bir talebe, Hira günlerinde hafızlık yapan

Ne fark eder;

Yürekleri yürek olanlar adına

Yüreğini bulanlar

bir fakir?

Dua ile

Fazilet MUTLU

11 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?