“Erbakan Hoca hem teorisyen hem de pratik adamıydı”

ESAM öncülüğünde, Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Itri Konferans salonunda düzenlenen 4’üncü Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumu tamamlandı.

Mehmet Fahri Özkan
Mehmet Fahri Özkan Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

ESAM öncülüğünde, Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Itri Konferans salonunda düzenlenen 4’üncü Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumunun iki günlük süresi boyunca 9 oturumda hem fiziki hem de online düzenlenen oturumlarda birçok akademisyen konuşma gerçekleştirdi. 

Erbakan Hoca ile ilgili İstanbul Teknik Üniversitesinin arşivlerinde araştırma yaptığını vurgulayan Prof. Dr. Alaittin Arpacı, “Bilim ve Sanayiyi Buluşturan İnsan: Prof. Dr. Necmettin Erbakan” başlığı altında Erbakan Hoca’nın eğitim hayatı ile ilgili bir konuşma gerçekleştirdi. Arpacı, “Merhum Erbakan’ı tanıdım ama dekanlığına yetişemedim. Erbakan, lisede başarılı bir öğrenci olmasına rağmen sınava girerek 2 bin öğrenci içinde ilk 10’a girmeyi başarmıştır. Onun inanç dünyasına yabancı olanlar bile zeka ve çalışkanlığından kaçamadı. İTÜ’de asistan olmasına rağmen, özel izinle derslere girerek çalışmalarına devam ediyordu. Sadece 27 yaşındayken bütün engellemelere rağmen, Türkiye’nin en genç doçenti olmuştu. Genelde insanlar tek bir konuda uzmanlaşmış olsa da Erbakan, birçok konuda uzmanlaşmıştır. Erbakan Hoca, hem teori hem de pratik adamıydı” dedi.

“ERBAKAN HOCA, AŞAĞILIK KOMPLEKSİNİ YIKTI”

Orman ve Su İşleri eski Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, ‘Türkiye’de Sanayinin Kalkınmasında Necmettin Erbakan’ın Rolü’ başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Eroğlu, “Erbakan Hoca Türkiye için en önemli bilim adamlarından birisidir. Özellikle ikinci dünya savaşının ardından Almanya, Erbakan Hoca’mıza çalışma yapması talebinde bulunmuştu. Erbakan Hoca’nın yaptığı çalışma Almanya’da bilim çevrelerinde büyük ses getirmişti. Erbakan Hoca’mızın profesör olmaması için çok büyük çaba sarf edildi. Erbakan Hoca’mız Türkiye’de otomobil fikrini ilk ortaya atan kişi oldu. Türkiye’de bir aşağılık kompleksi vardı. Bu anlayışı Erbakan Hoca yıkmıştır. Bugün Türkiye’de olan sanayi hamlelerinde Erbakan Hoca’nın emeği çoktur. Kıbrıs’ın fethinde direten kişi rahmetli Erbakan’dır, bu yüzden Kıbrıs’ın fatihi Erbakan Hoca’dır. Hoca’mız çok renkli bir kişiliğe sahipti. Bazen mizahi üslubu, çalışkanlığı, uzlaşmalı tavrı ile yakın siyasi tarihinde adı her yerde geçmektedir. Siyasi hayatı boyunca 4 partisi kapatılmış, hapis yatmış ama buna rağmen ömrünün sonuna kadar çalışmaya devam etmiştir.” ifadelerini kullandı.

“MİLLÎ GÖRÜŞ İKTİDARLARI 200’DEN FAZLA FABRİKANIN TEMELİNİ ATTI”

Dr. Ertan Yülek, ‘Bir Kalkınma Projesi Olarak Ağır Sanayi Hamlesi ve Erbakan’ başlığı altında bir konuşma gerçekleştirdi. Erbakan Hoca’nın Türkiye’de yapılan fabrika çalışmalarına dikkat çekerek, “Osmanlı döneminde bir takım fabrikalar yapılmış. Mesela ayakkabı fabrikası Beykoz’da şimdi orası film stüdyosu. Abdülhamid zamanında çok fazla sanayi yok ama sanayi mektepleri açılmış. Cumhuriyet döneminde bir iktisat kongresi var burada alınan kararlar ile Sümerbank, Etibank ve MTA kurulmuştur. Türkiye’de iki ciddi sanayi hamlesi vardır. Birincisi Sümerbank, Etibank ve MTA hamlesi. İkinci hamle ise Erbakan Hoca’nın yaptığı ağır sanayi hamlesidir. Erbakan Hoca bu dönemde CHP ile koalisyon ortağı olarak iktidar kurmuştur. Bu dönemde 300 yıldır toprak kaybeden Türkiye Kıbrıs’ı kazanmıştır. Bu hükümette ağır sanayi hamlesi başlamıştır. Milî Görüş iktidarları döneminde 200’den fazla fabrika temeli atılmıştır.” diye konuştu.

“MİLLÎ GÖRÜŞ, İYİLİK İÇİN ÇALIŞTI, KÖTÜYE ENGEL OLDU”

‘Necmettin Erbakan’ın Kavram Dünyasını Okuma: Hayra Motor, Şerre Fren Olma Kavramı Örneği’ başlığı altında bir konuşma gerçekleştiren Doç. Dr. Harun Bekiroğlu, Millî Görüş hareketinin iyilik için çalışma kötülük içinse engel olma fikri ile hareket ettiğine dikkat çekerek, “İslam düşüncesi bağlamında bizi, insanı en iyi tanımlama hususunun bir maddeyi tanımlama olduğunu belirtmek isterim. Millî Nizam Partisinin kapatılmasına sebep olan ve MSP tüzüğünde yer alan, ‘Allah’ın hakkı tutma iyiyi sağlama ve kötüyü men etme yolunda bulunmak üzere seçtiği mümtaz ve aziz milletimiz’ ifadesi Al-i İmran Suresi’nden alıntılanarak kullanılmıştır. Böylece MSP ile mesaj verilmiş oldu.” ifadelerini kullandı.

“ERBAKAN HOCA, BİRÇOK AYETİ  BAZ ALARAK MESAJLAR VERMİŞTİR”

Doç. Dr. Osman Kabakçılı, ‘Erbakan’ın Referans Gösterdiği Ayetlerin Verdiği Mesajlar’ başlığı altında bir konuşma gerçekleştirdi. Erbakan Hoca’nın birçok ayetten topluma mesajlar verdiğine dikkat çeken Kabakçılı, “İlk olarak ‘Hak Geldi Batıl Zil Oldu’ ayet-i celilesinde hak kavramından başlıyoruz, Taberi’ye göre Kur’an anlamına geldiğini söylüyor. Batıl ise şeytan diyor. Dolayısıyla Hz. Adem’den bu yana hak ve batıl mücadelesi devam etmekte ve kıyamete kadar devam edecektir denilmektedir. Erbakan’ın kullandığı en önemli ayetlerden birisi, ‘Şüphesiz Müslümanlar kardeştir’ ayeti. Müslümanlar kardeş olma şuurunda İslam milletlerinin birleşmesi, kardeşçe yaşaması bu ayeti celile ile amel etmesine bağlıdır. Erbakan Hoca, faiz konusunun üzerinde çok durmaktadır. Çünkü insanların cebindeki paralar alınmaktadır. Erbakan, faizin kaldırılması için önemli projeler sunmuştu. Özünü ise Kur’an’dan almaktadır. Erbakan Hoca manevi konuları daha çok önemsemiştir. Türkiye’de ve dünyada insanlığın saadeti için çalışmıştır.” diye konuştu.

“AHLâK, KARŞILIKLI OLMAYAN HER ŞEYDİR”

‘İmkân ve İmtihan Arasında Ahlak ve Maneviyat Siyaseti’ başlığı altında bir konuşma gerçekleştiren Dr. Abdullah Demir, “Ahlaklı olmak kurallara uygun hareket etmektir. Ahlak, insanın ilişkili olduğu nesne, olgu veya durumlardan türer. Ahlak davranışlardan çıkar. Karşılıklı olan şeyler sevgidir. Ahlak karşılıklı olmayandır. Ahlak, siz 100 kere sınanmış olsanız da 101’incisinin garantisi yok. Ahlakın felsefeden ve dinden türediğini söyleyen birçok bilim adamı var. Özgürlük olmaz ise ahlaktan bahsedilemez.” ifadelerini kullandı.

“CİHAT, MÜSLÜMANCA  YAŞAMAK İÇİN GEREKLİDİR”

‘Erbakan’ın ve Millî Görüş Hareketi’nin Cihat Düşüncesi Üzerine Bir Değerlendirme’ başlığı ile bir konuşma gerçekleştiren Dr. Ahmet Başaran Manav, Erbakan Hoca’nın cihat kavramı ile mücadelesine aksiyoner bir yapı kazandırdığına dikkat çekerek, “Hadis literatüründe cihat kavramı, nefis, savaş, anne babaya hizmet şeklinde ele alınmıştır. Ayrıca cihat dinin yaşanabilmesi için gerekli olan mücadeleye denir. Erbakan Hoca’ya göre Müslüman mücadele etmeli, dünyadaki zulmün sonu cihat ile gelir. Erbakan Hoca, teşkilatını bu hareketiyle daha aksiyoner bir yapıya dönüştürmüştür. Erbakan Hoca’ya göre Müslümanların tekrar cihat ruhuna sarılması gerekmektedir.” dedi.

“YENİ KURULAN HER PARTİNİN ADI BİRBİRİNİ TAMAMLAMAKTADIR”

‘Millî Görüş Hareketi’nin İsimlendirme ve Tanımlanma Süreci’ başlığı ile bir konuşma gerçekleştiren Prof. Dr. Muhittin Eliaçık, Millî Görüş Hareketi’nin siyaset sahnesinde birçok şeyi yaşadığına dikkat çekerek, “Millî Görüş Hareketi, Türkiye’de kalkınma ve ilerlemeyi barışık ve kaynaşık bir anlayışla ele alan bir hareket olmuş ve içinden evrilme ve çevrilme geçirerek çıkan grupları da görmüştür. Kendisini siyasi parti olarak ortaya koyan bu hareket belli dönemlerde koalisyonlarla da olsa yönetimde bulunarak görüş ve anlayışlarını uygulamaya çalışmış, ancak buna fazla fırsat bulamadan antidemokratik yollarla yönetimden uzaklaştırılmış veya kapatılmıştır. Bu hareket her kapatılmadan sonra yeni bir adla görüş ve anlayışlarını ifade etmiştir. Verilen her yeni ad incelendiğinde birbirini tamamlayan ve bütünleyen adlar olduğu ve bu uyuma özellikle dikkat edildiği görülmektedir. Ayrıca ‘Millî Görüş, Âdil Düzen’ gibi çatı adlandırmaların da kendi içinde uyum üzere olduğu dikkati çekmekte.” diye konuştu.

“ERBAKAN, TÜRK SİYASET TARİHİNDE ÖNEMLİ İZLER BIRAKMIŞTIR”

‘Postmodern Darbe Sonrası Türk Siyasetinde Necmettin Erbakan’ın Mirası ve Millî Görüş Hareketi’ başlığı ile bir konuşma gerçekleştiren Begüm Burak, Erbakan Hoca’nın vefat edene kadar Türk siyaset tarihinde önemli isimlerden biri olduğuna dikkat çekerek, “28 Şubat 1997 tarihli Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası istifaya zorlanan Refahyol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, 1970’lerden vefat ettiği 2011 yılına dek uzanan geniş bir zaman diliminde Türk siyasal ve ekonomik hayatına önemli etkileri olduğu bilinmektedir. Millî Görüş Hareketi’nin ve Adil Düzen anlayışının mimarı olan Erbakan’ın ‘Millî Görüş’ mirası ve kurumsal hafızası günümüz Türkiye’sinde de hala önemli bir yere sahiptir.” dedi.

“SİYASİ, DİNİ VE İKTİSADİ AMAÇLARIN GENELİNE MİLLÎ GÖRÜŞ DENMEKTE”

Dr. Sefa Atik, ‘İslam Fıkhının Temel Kavramlarından Olan Vesail Makasıd Bağlamında Millî Görüş Davasına Genel Bir Bakış’ başlığı ile yaptığı konuşmada, “Necmettin Erbakan’ın şahsî hayatına yön veren siyasî, dinî ve iktisâdî amaçların geneline Millî Görüş düşüncesi denildiği bilinmektedir. Yine başlatmış olduğu hareketin hâlâ siyasi bir ekip tarafından sürdürülmesinin ve ayrıca kendi gövdesinden çıkarak halen iktidarda bulunan siyasi hareketin ise min veçhin atıf yapmış olduğu gerçeğin arkasındaki maksadın derinliği ortadadır.” ifadelerini kullandı.

“İSLAM’I ESAS ALAN SİYASİ YAPILAR ORTAYA ÇIKMIŞTIR”

Millî Görüş hareketlerinin İslami Siyaset Düşüncesi bağlamasındaki dinamikleri üzerine bir konuşma gerçekleştiren Fatıma Aksakal, “İslam’ın ilk döneminden günümüze kadar İslam esaslarına dayalı siyasi yapılar ortaya çıkmıştır. Millî Görüş kendini temel olarak Osmanlı’nın devamı olarak görerek, Refah, Nizam, Fazilet, Saadet, batılla mücadele, savaş değil barış, güçlü devlet güçlü ekonomi gibi söylemleri benimsemiştir. Millî Görüş hareketi Osmanlı’nın devamı olduğu iddiasının yanı sıra İslam alimlerinin de devamını sağlamıştır. Millî Görüş hareketi sosyal siyasal bazlı hareketler gibi kültürel hareketleri de vardır.” dedi.

“REFAH PARTİSİ İLE MÜSLÜMAN KADINLAR SİYASETE BAŞLADI”

‘Millî Görüş Siyasetinde Kadının Konumu’ başlıklı bir konuşma gerçekleştiren Nurgül Beytiye Ekinci, 1980 darbesi ile partilerin gençlik,  “12 Eylül darbesinden sonra partilerin kadın ve gençlik kolları kapatıldı. Refah Partisi kadınların siyasal çalışmalar yapmasının üzerine geçip Müslüman kadınların sosyal çalışmalar yapmasını sağladı. Türkiye’de kadınların genelde siyasete katılmaması konusunda nedenlerden bir tanesi, sadece insanların kıyafetleri ile yorumlanması, Müslüman Anadolu kadının önünün kesilmesine neden olmakta. 1989 yılında Refah Partisi tarafından gayri resmi olarak İstanbul Kadın Kollarının kurulması ile Müslüman kadınlar siyasete başladı.” ifadelerini kullandı.

“İSLAM ÜLKELERİNİN BİR ARAYA GELMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR GERÇEKLEŞTİRDİ”

Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, ‘Erbakan’ın İslam Birliği Anlayışı ve Suriye Politikası’ başlığı ile yaptığı konuşmada, Erbakan’ın siyasi hayatında izlediği yollara dikkat çekerek, “Millî Görüş Hareketi’nin kurucusu Prof. Dr. Necmettin Erbakan, projelerini ve icraatlarını ‘Yeniden Büyük Türkiye’ ve ‘Yeni Bir Dünya’ sloganıyla ifade ettiği iki temel gaye üzerine şekillendirir. Erbakan’a göre ilk hedefe ulaşmak için maddî ve manevi yönden kalkınmak, ikinci hedefe ulaşmak için ise İslam birliğini tesis etmek gerekir. Erbakan, Müslüman ülkelerin, emperyalizmin ve Siyonizm’in sömürü, baskı ve her türlü zulmünden kurtulmak için bir an evvel İslâm birliği etrafında bir araya gelmek gerektiğini sürekli savunmuştur. İktidarda olduğu dönemde başta İslam Birliği’nin nüvesi kabul edilen D-8 olmak üzere birçok icraata pratik olarak öncülük etmiştir. Erbakan’ın Suriye üzerinde ırkçı emperyalist güçlerin uygulamaya çalıştıkları stratejiler hakkında önceden uyarılarda bulunduğu ve bu uyarılarında haklı çıktığı gerçeği ortadadır.” diye konuştu.

Enes Malik Yılmaz,  ‘Refah Partisi’nin Yükselişinin Dış Yansımaları: Alan Maskovsky Örneği’ başlığı altında yaptığı konuşmasında Refah Partisinin girdiği her seçimde oyunu arttırdığına dikkat çekerek, “Siyasi hayata 1969 yılında bağımsız milletvekili olarak atılan Necmettin Erbakan’ın genel başkanlığını yaptığı Refah Partisi, 1995 genel seçimleri sonucunda birinci parti olmuştur. Refah Partisi, uzun bir siyasi belirsizlik sürecinin ardından 1996 yılında Doğru Yol Partisi ile koalisyon kurmuş ve Necmettin Erbakan başbakan olmuştur. Yaklaşık bir yıllık iktidar tecrübesinin ardından Refah-Yol Hükümeti, post-modern olarak nitelendirilen darbe ile iktidardan uzaklaştırılmıştır. Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, Alan Makovsky’nin, 28 Şubat sürecinde ciddi etkisi olduğunu ifade etmiştir. Makovsky’nin analizleri, 1993-1994 yıllarında ABD Dışişleri Bakanlığı İstihbarat ve Araştırma Bürosu’nda Ortadoğu danışmanı olarak görev almış olması açısından son derece önemlidir ve ABD’nin Refah-Yol Hükümeti’ne bakışına dair de ciddi ipuçları verebilir niteliktedir. Makovsky’nin analizleri üzerinde yapılan çalışmada, Makovsky’nin Necmettin Erbakan’ı bir ideolog ve pragmatist bir siyasetçi olarak tanımladığı, ABD ve İsrail çıkarları ile çatışan alternatif jeopolitik söyleme sahip bir lider olarak gördüğü ve Refah Partisi’nin yükselişinin altında yatan sebepleri, ‘yerel yönetimlerdeki başarıları’, ‘güçlü teşkilat yapısı’ ve ‘oy potansiyeli’ olarak tanımladığı belirlenmiştir.” dedi.

Arş. Gör. Hüseyin Arslan, ‘Milli Görüş ve Demokrasi’ başlığı ile yaptığı konuşmada, “Dünya genelinde liberal demokrasi anlayışının gitgide yaygınlaşmasının sebebi onun halihazırda en mükemmel sistem olarak kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır.  Ancak liberal demokrasiye geçiş süreci ve sonrası uygulamalarda önemli dikotomiler yaşandığı bilinmektedir. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri; ülkedeki siyasi partilerin istenilen demokrasi anlayışına sahip olamamasıdır. Bazı partiler, kurumlar arasındaki ilişkiyi yok sayarak sadece demokrasinin çoğunlukçu yönünü baz aldıklarından popüler demokrasi anlayışına sahip olabilmektedirler. Bu durum, demokrasinin çoğulculuk anlayışının yok sayılmasına neden olmaktadır. İslamcı ve muhafazakâr partiler de diğer partiler gibi bu dönemde ortaya çıkmaya başlamıştır. Ancak söz konusu partilerin demokrasi ile olan ilişkileri verili düzen tarafından sıklıkla sorgulanmıştır. Millî Görüş Hareketi’nin beş partisi sorgulanmaların merkezinde yer almıştır. Hareketin partileri ile ilgili bu konuda değerlendirmeler yapılırken doğrudan ‘yaftalar’ sonucunda hüküm verilme yoluna gidilmiştir.” diye konuştu.

“İNSANLAR MALLARINI VE CANLARINI KORUMAYA YÖNELMİŞTİR”

‘Adil Ekonomik Düzende Sosyal Güvenlik’ başlığı ile bir konuşma gerçekleştiren Prof. Dr. İlhami Söyler, İnsanların hayata başladıkları andan itibaren hayatlarını ve mallarını korumaya yönelik hareket ettiğine dikkat çekerek, “İnsanlar öteden beri beslenme, barınma ve diğer ihtiyaçlarını ve geleceklerini güvence altına almaya çalışmışlardır. Bunun için de canlarını ve mallarını muhtelif risklere karşı korumaya gayret göstermişlerdir. Bu gayretlerinin tabiî bir sonucu olarak tarihi süreç içinde önce bireysel sigortacılık, daha sonra da toplu sigortacılık anlayışı tezahür etmiştir. Sosyal güvenlik anlayışı, esasen bir toplu sigorta uygulamasıdır. İnsanın geleceğinin güven altına alınması ve onurunun korunması gibi önemli bir fonksiyonu olan sosyal güvenlik, farklı din ve medeniyetlerde değişik kapsam ve esaslar çerçevesinde uygulama alanı bulmaktadır. İslam’ın yasaklarına uygun olarak düzenlenen adil düzen görüşü tamamen görüşümüze uygun olarak ele alınmıştır.” ifadelerini kullandı.

‘Adil ekonomik düzen’de iktisadi gelişim seyri ve güncel ekonomik sorunlara yönelik öneriler’ başlığı altında bir konuşma gerçekleştiren Doç. Dr. Musa Öztürk, Adil Ekonomik Düzen teorisi ile sorunların üzerinden gelinebileceğini kaydederek, “Adil Ekonomik Düzen teorisi Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve arkadaşları tarafından şekillendirilmiş olan bir sosyoekonomik ve politik sistem önermesidir. Temelinde silm nizamı ve ortaklık ekonomisi olan teoriye göre günümüzdeki iktisadi sorunlar salt pozitivist akla dayandığını iddia eden çatışmacı, çarpık zihniyetin doğal sonuçlarıdır. Bu sorunların üstesinden gelebilmek ve kalıcı çözümlere ulaşabilmek için madde ve manayı bir arada ele alan yeni bir zemine ihtiyaç duyulmaktadır. Zihniyet farklılıkları ile başlayan bu zeminde dünya görüşleri; ilah, kâinat ve eşya, insan, birey ve toplum, tarih, devlet ve hak ve paylaşım anlayışları üzerinden ayrışmaktadır ve bu ayrışmalar tarihi gelişim seyri üzerinden incelenebilmektedir.” dedi.

Dr. Murat Yıldız, ‘Necmettin Erbakan’ın ağır sanayi hamleleri ve devletçiliğin yeniden yorumlanması’ başlığı ile yaptığı konuşmada, “26 Ocak 1974 tarihinde kurulan CHP, MSP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı olarak görev alan Erbakan, ilk kez iktidarın ortağı olarak göreve gelmiş ve ileri sürdüğü sanayileşme politikalarını gerçekleştirecek fırsatı yakalamıştır. Erbakan’a göre sanayileşme; siyasi, sosyal ve ekonomik meselelerin çözülmesi için zaruri bir girişim olmakla devlet politikalarının temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle Erbakan’a göre çözülmesi gereken ülke problemlerinin ilk sıralarında sanayileşme politikaları yer almıştır. Erbakan’ın ‘Ağır Sanayi Hamlesi’ olarak tanımladığı sanayileşme adımlarıyla İstanbul başta olmak üzere belirli il ve bölgelere sıkışan Türk sanayisinin, ülke geneline dengeli bir şekilde yayılarak, montaj sanayisinden sıyrılıp, ülke ihtiyaçlarını büyük oranda millî imkânlar ile üretebilen ve dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak bir mahiyette gelişmesi gerektiğini savunmuştur.” diye konuştu.

Dr. Öğr. Üyesi Sema Yaşar, ‘Adil Ekonomik Düzende Para Arzı Tanımı ve Para=Mal İlkesi’ başlığı ile yaptığı konuşmada, “Bugün neredeyse bütün ülkelerde paranın oluşturulmasına yönelik kabul gören sistem neo-klasik iktisadi yaklaşım tarafından geliştirilen kısmi rezerv bankacılığı sistemidir. Paranın merkez bankaları tarafından oluşturulup bankalar tarafından çoğaltıldığı bu sistemde, devletin kontrolü altında olmayan ve para arzının büyük bölümünü oluşturan kaydi para ve onun türevi olan faiz, gelir dağılımı adaletsizliği, enflasyon, reel yatırımların azalması, spekülatif yatırımların artması ve finansal istikrarsızlık gibi pek çok iktisadi sorunun kaynağı olmaktadır. Adil Ekonomik Düzen’de ise, bankalarda paradan para doğurulmasına şiddetle karşı çıkılmakta ve para=mal olması gerektiği vurgulanmaktadır. Para=mal ilkesi, özellikle devlet otoritesi tarafından ve üretim artı servet miktarına denk olacak miktarda para arz edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Para=mal ilkesi kısmi rezerv bankacılığı ile birlikte karşılıksız para basılmasına da karşı çıkan bir ilkedir.” ifadelerini kullandı.

Dr. Fadime Tosik Dinç, ‘Necmettin Erbakan ve Kıbrıs Barış Harekâtı’ başlığı altında gerçekleştirdiği konuşmasında, CHP-MSP koalisyonunun kazanımı olan Kıbrıs’ın itici gücünün MSP olduğuna dikkat çekerek, “15 Temmuz 1974’teki Yunan cunta darbesinin ardından Ecevit hükümetinin Kıbrıs konusunda daha etkin bir politika izlemesini teşvik eden Erbakan böylelikle Kıbrıs’a Barış Harekâtı’nın düzenlenmesinin itici gücü olmuştur.” dedi.

Dr. Muhammed Musa Budak, D-8 ile ilgili gerçekleştirdiği konuşmasında, “İktidara geldiği dönemde sıra dışı bir dış politika atılımı olarak D-8 örgütünün kurulmasına öncülük etmiştir. Hedeflerine ulaşmada beklenen performansı gösteremeyen D-8, taşıdığı potansiyel bakımından halen önemli bir işbirliği platformu olma özelliğine haizdir.” ifadelerini kullandı.

Emre Aygünoğlu, yaptığı konuşmasında, “Dünyada değişen ekonomik ve siyasi dengeler ile birlikte, gerek mevcut pazarlarda yaşanan daralmalar gerekse de siyasi birtakım gerekçelerle taraf olunan entegrasyon hareketleri ile meydana gelen çıkmazlar, Türkiye için hem yeni pazarlara açılmak, hem de taraf olduğu entegrasyonlarla ilişkilerinde masaya daha güçlü oturmasını sağlayarak ilişkilerini sağlıklı bir zemine oturtulması amacıyla çok yönlü bir dış politika izleme ihtiyacı meydana getirmiştir. Bahse konu bu ihtiyacın karşılanması hususunda D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı her ne kadar 1997 yılında kurulmuş bir entegrasyon hareketi olsa da henüz entegrasyon aşamalarının neredeyse hiçbirinde bir ilerleme kaydedilmemiş ve hak ettiği ilgiyi görmemiş bir hareket olarak yeni bir vizyon olarak görülebilir.” dedi.

9 OTURUMDA BİRÇOK AKADEMİSYEN TEBLİĞ GERÇEKLEŞTİRDİ

4’üncü Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumu’nun kapanış konuşmasını gerçekleştiren ESAM Genel Sekreteri Atik Ağdağ, 9 oturumda yurtiçinden ve yurtdışından birçok akademisyenin tebliğ sunduğunu belirterek, programda emeği geçen tüm kişi ve kurumlara teşekkür etti. Akabinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın dile getirdiği Millî Görüş’ün 5 görevini hatırlatan Ağdağ, “Millî Görüş, milletimizi temsil etmiştir. Millî Görüş milletimizin aslı, özü, kendisi, ruh kökü, tarihi şahsiyeti demektir. Millî Görüş olmadan temsil olmaz. Milletimizin kurtuluş ilacını temsil etmiştir. Uygulamadaki gayri milli tahribatı engellemiştir. Hayım Nahum Doktrini ile Türkiye’nin İsrail’e vilayet yapılması planları engellenmiştir. Bir römorkör gibi Türkiye’yi aslına çekmiştir. ‘Herşey aslına rücu eder.’ Bundan sonraki vazifemiz 2 önemli görevi yapmaktır.  Yeniden büyük Türkiye’yi kuracağız. Yeni bir dünya kuracağız.” dedi.

24 Eki 2021 - 04:30 - Gündem

Muhabir Mehmet Fahri Özkan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?