Abdurrahman Dilipak'tan tepki: Şu giderse ne olur? Ne olursa olsun

Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak, bugün kaleme aldığı yazısında uyarılara devam ederek dikkat çeken ifadeler kullandı. Dilipak, "Sakın şu kişiyi-bu kişiyi İlah ve Rab edinmeyelim." dedi.

Büyütmek için resme tıklayın

Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, bugünkü yazısında, “Kendimize bakalım bakalım, ne haldeyiz!? Hamd eden, şükreden, haksızlıklara, zulme, sömürüye karşı direnenlerden miyiz, yoksa haksızlıklar karşısında susanlardan mı?” diye sordu.

Abdurrahman Dilipak, “Bazı şeyleri yeniden düşünmek” başlıklı yazısında, “Şu gelirse, ne olur, şu giderse ne olur!? Ne olursa olsun, biz kurtuluşu hak eden bir halde ise kurtuluruz, değilse, çevresel şartlar ne olursa olsun helak oluruz.” diye yazdı.

Dilipak’ın yazısı şöyle:

“Hayatımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Biz kendimizi değiştireceksek, önce zihinsel bir devrim gerçekleştirmemiz gerek kendi içimizde. “Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal”.

Önce şunu kafamıza koyalım, “Biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek”. Bunu başaramaz isek, (haşa) babamız peygamber olup gelse bizi kurtaramaz! Ne Mesih, ne Mehdi kurtaramaz. Onların kurtarıcı gücü yok. Onlar kurtuluşa, yani Alla’ha, resulüne ve kitaba çağırırlar!

Şu gelirse, ne olur, şu giderse ne olur!? Ne olursa olsun, biz kurtuluşu hak eden bir halde ise kurtuluruz, değilse, çevresel şartlar ne olursa olsun helak oluruz. Hem değil mi ki, “Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz Allah bilir”. Allah’ın rızasına ulaşmak için ise,

1- Akıllı, dürüst ve cesur olalım.

2- İstişare ve şuradan ayrılmayalım. Kötü insanlardan uzaklaşıp iyileri dost edinelim. Merhametimiz gazabımızdan, sevgimiz nefretimizden büyük olsun. Zalim, dedikoducu, gıybet eden, müfteri, müfsit, münkir, münafık, müstekbir, muhtekir, kıskanç ve yalancılardan uzaklaşalım. Onlara yardım etmeyelim, çünkü o zaman ateş bize de dokunur.

3- İman edenlerden olalım, iyi şeyler yapalım, sabrı tavsiye edelim ve sabredenlerden olalım.

4- Şirkten, masiyetten yakamızı kurtaralım ve hatalarımızdan tevbe edelim.

5- Allah’a uzattığımız ellerin bir Yed-i Beyza’ya dönmesi için, içimizdeki ve dışımızdaki, maddi ve manevi haramlardan kurtulalım.

Sadece elimiz ve yüzümüz değil, aklımız ve kalbimizin de temiz olması gerekiyor. Aynı şekilde cüzdanımızın, o paralarla ya da meşru olmayan yollardan aldığımız, elde ettiğiniz her türlü edinim, makamın, malın, şöhretin fitnesinden yakamızı kurtarmamız gerekiyor.

Bizim (o biz her kimse, Müslüman, Türk, Kürt, devletin ali menfaati, hangi aidiyet sebebi ile olursa olsun) çıkarımıza göre bir din ve helal tanımı yapanların işleri sarp dağlara sardırılacak. Gelin biz Hakk’ın rızasını seçelim. Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olalım. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı olalım, zalim kim olursa olsun, mazlum kim olursa olsun. Biz “Müslümancı” da olamayız bu anlamda. Biz ancak Hakk’tan yana olabiliriz. Allah bizim adil şahitler olmamızı emrediyor. “Pragma putu”nun önünde eğilerek Allah’ın rızasına ulaşamayız. Meşru anlamda en büyük “fayda”, Allah’a kulluktur. İlahi rızadır. Evet, iman ettiğimiz kitap şöyle diyor: “Onlara ki, sözü dinler, sonra da en güzelini uygularlar. İşte onlar Allah’ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir, işte temiz akıllılar da onlardır.” (Zümer 18), Biz hakkı söylemeye devam edelim. Birilerinin kalbi mühürlenmişse, onların gözleri olacak görmeyecekler, kulakları olacak duymayacaklar, kalpleri var hissetmeyecekler. Biz onlara hakkı söylemeye devam etmeliyiz. Kalbinin kilitlenmiş olup-olmadığını bilmeyiz. Biz davetimizi sürdürürüz. Sonuçta biz yaptığımızın karşılığını göreceğiz. Birileri inadına bir şeyler yapıyorsa, onlar hakkında ayette mealen deniyor ki, “Hakkında azap hükmü kesinleşmiş kimseyi, sonuçta ateşi boylayacak olanı sen mi kurtaracaksın?”(Zümer 19). (Bakara 7) denildiği gibi “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.”

Bizim unuttuğumuz bir şey var: İmtihan oluyoruz. Allah (cc) bize haber vermedi mi? O bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir. Bu dünyada hiç kimse, hiçbir şey baki değildir. Başımızda kim olursa olsun, durum budur. İsrailoğullarının başında Hz. Musa, Hz. Harun, bir de Hz. Yuşa ile birlikte Hz. Asiye vardı. Denizi geçtiler ama Sina’da yollarını şaşırdılar. 10 günlük yolu 40 yılda kat ettiler. Lider, örgüt fetişizminden kurtulmak için, şeytanın en keskin hilelerinin başında olan, ilk haram olan ırkçılık fitnesinden yakamızı kurtarmamız gerek. Haramlar kronolojisinde ırkçılıktan sonra fahşa ve sonrasında katl vardır.

Hz. Yusuf ilginç bir örnek mesela, Hz. Musa da öyle. Bu iki örnek kişiler. Bu peygamberler, Firavun sarayında Cebrail’le buluştular, ama Hz. Yusuf bir Peygamberin evinde kardeşleri tarafından kuyuya atıldı. Kuşkusuz ehlibeytten olmak şereftir, ama eğer Allah’ın ipine tutunmazsak, o şeref bizi koruyamayacağı gibi, gazaba bile sebep olabilir. Veresetül Enbiya ya da “yaşayan bir Kur’an” olmak gibi bir ahlaka sahip olmazsak işimiz sor.

Her türlü necasetten de arınacağız, Hades’ten de. Başka çıkış yolumuz yok.

Eskiden “saflarımızı sık ve doğru tutalım” diye uyarırdı imam, şimdi saf tutmanın yerini “sosyal mesafe” aldı. “Hannas’ın vesvesesi” kuşattı beynimizi. “Hased edicilerin kıralı” “Şeytanın adamları”nın insanlığa hasedi bitmiyor. “Hannas’ın vesvesesi”nden ve “Hased ediciler”in hasedinden Allah’a sığınalım.

Sahi, eskiden biri hapşırdığı zaman “Elhamdülillah” der, hamd ederdi. Orada bulunanlar da “Yerhamukumullah” derdi ve hapşıran kişi tekrar “Yehdina ve yehdikümüllah” derdi. Böyle diyerek ne demiş olurlardı. CoVID bu kuralı kaldırdı mı? Siz  “elhamdülillah” diyor musunuz, çevrenizdekiler ne yapıyor! 3 kere hapşırırsanız “sen şifayı kapmışsın” derlerdi. Ne demek oluyordu bütün bunlar! Şimdi yeniden düşünme zamanı!?

Kendimize bakalım bakalım, ne haldeyiz!? Hamd eden, şükreden, haksızlıklara, zulme, sömürüye karşı direnenlerden miyiz, yoksa haksızlıklar karşısında susanlardan mı? Dünyevi çıkar hesapları ile dinleri te’vil edenlerden mi! Biz bu “yeni normal” dönemin yeni yönelimleri ile kimin sünnetini taklit etmiş oluyoruz acaba!? Biliyorum bu söylediklerim “Bilimsel değil” ve bunları ne DSÖ ve ne de FDA onaylamaz. O zaman geçerliği de yoktur. “Yeni normal” dönemde birileri için sanki “Buhari” out, “M. Ceyhan “in”

Sakın şeytan bizi Allah’la kandırmasın. Sakın şu kişiyi-bu kişiyi İlah ve Rab edinmeyelim. Sakın cahillerden olmayalım. 

Selam ve dua ile.”

17 Eyl 2021 - 09:03 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

Kızıldağ - Rabbim sahip olduklarımızın kıymetini bilip onları muhafaza için çalışanlardan eylesin.Ummeti Muhammed e birlik beraberlik versin .Vedud ismiyle muamele etsin inşallah.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Eylül 11:28
04

Dürüst Vatandaş - Rahmetli Erbakan Müslüman ülkelere yöneldiydi. Bakara suresi'nin 120.nci Ayeti'nin meali: "Yahudiler ve Hıristiyanlar, sen onların milletlerine uymadıkça senden asla razı olmazlar. De ki: "Gerçek şu ki; doğru yol Allah'ın yoludur." Ve sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan; Allah'tan, sana ne bir veli ne bir yardımcı bulabilirsin." Bu ayetin mealini 1973 yılında okuduğumda "Böyle bir ayet var, Ortak Pazar'a (AB.nin adı o zaman Ortak Pazar'dı) giremezler" demiştim. Aradan 48 sene geçmiş hala girilememiş, Eti neymiş, budu neymiş Kıbrıs rum kesimi bile girmiş de bizimkiler Hala Ortak Pazar'a gireceğiz diye kafirin ayağına gidiyorlar. Allah'ın Ayeti'nin sırrı çoktan vuku buldu, "Allah emrinde Galiptir, lakin insanların ekserisi bunu bilmezler" diye de ayet var. Bu ayetlerin varlığını bile bile Kafirin içine gireceğiz diye bir sürü uyum kanunları çıkardıkları halde hala giremediler, giremezler de.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Eylül 05:59
03

Vatandaş - Aynen öyle sayın Dilipak sürekli kazandılar kazandıkça azdılar azdıkça nefislerini putlaştılar Allah ın emirlerini bırakıp nefislerine tapmaya başladılar, helalin haramın ölçüsünü saptırdılar işler öyle bir noktaya kadar geldi ki ilahlık taslamaya kadar götürüp işi milete zulmetme noktasına getirdiler her firavunun sonu farklı işte kacınılmaz sonlarıda hesap gününün yaklaştıgı gibi yaklaşmakta

Yanıtla . 2Beğen . 2Beğenme 17 Eylül 11:04
02

Misafir - Bolca doğruları olan, delillere dayanan sözler ama asıl amacı inanaların kafasını karıştırıp yanlışa saptırmak. Yoksa şeytan insanları nasıl saptırabilir ki ?

Anayasa Kuranı Kerim, kafirleri dost edinmeyin onlardan size dost olmaz. Olur diyenleri de iyi tanıyın.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 17 Eylül 11:02
01

Ben Bilmem - İlk defa bu kardeşin yazısını beğendim.Realiteyi ortaya koymuş.Allah de ve dosdoğru ol.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 17 Eylül 10:55


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?