Reklamı Kapat

Yüzde 2 azınlık, dünya genelinde servetin yüzde 85 ine sahip

Yüzde 2 azınlık, dünya genelinde servetin yüzde 85'ine sahip

Yapılan bir istatistiğe göre, dünya nüfusunun % 2 oranındaki küçük bir azınlık, dünya genelindeki zenginliğin, % 85 ine sahip bulunuyormuş.Zenginlik oranında ABD zenginleri birinci sırada, Japon zenginleri ikinci sırada imiş.

İnsan bu durum karşısında inanmakta zorluk çekiyor. Bunun adı düpedüz zulüm ve düpedüz vahşi kapitalizmdir.

Demek ki, % 2 oranındaki bir mutlu azınlık, dünyayı insafsızca sömürüyor. Dünyanın bugünkü yapılanmasına, köle düzeni demek yerden göğe kadar haklı imiş. Paranın adeta putlaştırılması, faizin bir sömürü aracı olarak temel ekonomik politikaların vazgeçilmez unsuru sayılması, bu korkunç dengesizliğin itici faktörlerini teşkil ediyor.

Üstelik dünyanın giderek daha da fakirleşen ve köleleşen büyük çoğunluğunun, içerisinde bulunduğu tahammülü imkansız sıkıntıların hafifletilmesi dengelenmesi için alınan tedbirler son derece yetersiz.

Bu sebepten giderek dünyamız insanca yaşanacak bir gezegen olmaktan çıkıyor. Bu gelir grupları arasındaki uçurum ise terörün sürekli olarak yaygınlaşmasının en önemli sebebidir. Bu haksız yapılanma karşısında insanların isyan etmemesi ve teröre sapmaması psikolojik olarak çok zor.

Çünkü, her işin başı paradır diyen, materyalist felsefe, dünyadaki hüzur, sükûn ve barışın temeline yerleştirilmiş bir dinamit etkisi yapıyor.

Oysaki insanlığın bu çıkmaz yoldan kurtuluşunun reçetesini yüce kitabımız göstermiştir. Kur ân-ı Kerîm in 546 ıncı sahifesinde yer alan HAŞR suresinin 7 nci ayeti kerimesinde, mealen: "Ta ki mal sizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmasın" denilmektedir.

Tabii ki bu ayeti kerimenin hayata geçirilmesi için, insanların çoğunluğunun da Allah a iman etmesi ve Hak ve adaleti sistemleştiren diğer kuralların gözönünde tutulması icab eder.

Zira adalet mülkün temelidir. Adalet gözetilmezse, "Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar" atasözündeki karmaşa, kaos ve kavgalar kaçınılmaz olur.

Anayasamızda da "Türkiye sosyal bir devlettir" ilkesi mevcud. Ama gözüken odur ki, dünyada esmeye başlayan vahşi kapitalizmin kasırgası, göz gözü göstermez olmuş. Artık Anayasa hükümlerini bile kimse önemsemiyor.

Kuralların önemsenmesi için, insanların kişisel olarak kendi içlerinde de Hakka ve adalete inanması, bağlanması gerekir ki, o insanlar, adaletin hayata geçirilmesi için düzenlenmiş olan kurum ve kuruluşların kağıt üzerinde kalmasını önleyip, toplumdaki dengeleri sağlayabilsin.

Dünyamızda bunun tam tersi oluyor. Karteller, tröstler büyüdükçe büyüdü, devleşti. Bu yetmedi ABD ve AB gibi karakteri ve temeli ekonomik yapılaşma olan federasyonlar, konfederasyonlar, ekonomik topluluklar dünyayı kapladı.

Bu sebepten olmalı ki, bir zenginler kulübü olan AB, "Siz fakirsiniz diyerek, 47 senedir politikacılarımız, bu kuruluşu ağlama duvarı haline getirdikleri halde, bu duvarı aşamadılar.

Bu gerekçelere dayanarak diyoruz ki; Türkiye, kendi tarihine, karakterine ve kendi hak ve adalet anlayışına tarihi boyunca olduğu gibi, bundan sonra da sahip çıksın. Bundan sonra da gerek iç politikasında ve gerekse dış politikasında zalimlerden yana değil mazlumlardan yana, ezenlerden yana değil ezilenlerden yana hareket ederek, vahşi kapitalizmin herhangi bir fraksiyonuna, bu bir medeniyet projesidir diye iltifat etmesin.

06 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?