Reklamı Kapat

AB nin vizyon eksikliği

AB'nin vizyon eksikliği

Dışişleri Bakanımız Sayın Abdullah Gül e göre, tren kazasına AB nin vizyon eksikliği sebep olmuş.

SayınGül bu yüzden son derece üzgün. AB nin vizyon eksikliğini gidermek için elimizde bir çare yok. AB parlamenterlerini ve üst düzey yöneticilerini, bir yere toplayıp uzun süreli bir eğitimden geçirmemiz mümkün değil.

Chirac, ikide bir politika değiştiren iki yüzlü tipik bir Fransız. Airbus marka yolcu uçağı satışında Türkiye Fransızlara taviz verildiği halde huyundan vazgeçmedi. Merkel in de verdiği sözlere güvenmek mümkün değil. Almanya da başka, Türkiye de başka konuşuyor. "Önce Türkiye ye ancak imtiyazlı ortaklık verebiliriz" diyor, sonra mavi boncuk gösteriyor.

Kaldı ki iş bununla da kalmayacak. Fransa nın başına yakında militan bir Ermeni olan Sarkozy gelecek  yani gelen gidene rahmet okutacak.

ABliderlerinin vizyon eksikliği sadece özel hallerinden kaynaklanmıyor. Bunlar hâlâ bize karşı Haçlı içgüdüsüyle yaklaşıyorlar. "Nüfusunun yüzde 99 u Müslüman olan bir ülkeyi nasıl olur da içimize alırız? Üstelik pek yakında Türkiye nin nüfusu Almanya yı geçecek, Türkiye AB nin lideri konumuna gelecek, bu kabul edilemez" diyorlar.

Bunlar bizi istemiyorlar vesselâm. Zararın neresinden dönülse kârdır. Sayın Kutan ın dediğini yapalım onlar bırakmadan biz onları bırakalım. Ne halleri varsa görsünler.

"Tecrübe edilmişi, tecrübe etmek pişmanlık getirir" diye bir atasözü var. Başımıza gelenlerden ders alıp yeni yeni tecrübelere girişmeyelim. Nasreddin Hoca merhum, gelirken giderken, avluda gördüğü ineğin iki boynuzu arasında oturmaya imrenirmiş. Oturursam çok rahat ederim zannedermiş. Hoca sonunda merakını yenememiş ineğin boynuzunun ortasına oturmuş. Tabii hayvan onu sallamış 8-10 metre ileriye fırlatmasıyla kavuğu bir tarafa, kendisi bir tarafa savrulmuş, kolu, kaburgası kırılmış.

47 senedir bu denenmişi deniyoruz, hep benzeri neticelerle karşılaşıyoruz. Artık bunlarda bir vizyon eksikliği var diye hoşgörüyle karşılamaya kalkışmayalım. Zaten AB ömrünü tamamlamış, son demlerini yaşıyor. Türk halkına mali destek sağlayamayız diyorlar. İşçilerinize iş sahalarımızı açmayacağız, onların serbest dolaşmalarına izin veremeyiz diyorlar.

AB halkları içerisinde ahlâkî ve mânevî çürüme son haddine gelmiş. Aile hayatı dejenere olmuş. Zina, homoseksüellik, ahvali adiyeden sayılıyor. Alkol, uyuşturucu ve türlü çeşitli sapıklıklar ve iptilaların önü alınamaz hale gelmiş. Daha hâlâ bunların peşinden niçin gidiyoruz?

Onların maksatları bizim milletimizi de kendileri gibi dejenere etmektir. Zaten bu hastalıkları baskılar yaparak bize de aşıladılar. "Zinayı serbest bırakın dediler, homoseksüelliği serbest bırakın dediler istediklerini yaptırdılar. Sizin insanınızı Hıristiyanlaştıracağız" diye misyonerleriyle, vatan sathında hummalı bir kampanya başlattılar.

Hak hukuk tanımıyorlar. Sayın Erdoğan "bize yapılan haksızlıktır" diye şikayetçi oluyor. Mümkün olsa da Türkiye ye yapılan bir nevi aforoz uygulamasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne götürsek. Bu mahkeme dahi bizim aleyhimizde karar verecektir. Çünkü bir iki istisnası ile Türkiye yi AİHM sürekli tazminata mahkûm ediyor.

Lordlar Kamarası "Türkiye ye yapılan muamele bir hakarettir" diyor.

Doğrudur. Milletimizin büyük çoğunluğu da böyle düşünüyor. Milletin reddettiği, kabul etmediği karakterine ters düşen böyle bir kararı siz millete nasıl kabul ettireceksiniz? Zira işler bu derece zıvanadan çıkmıştır. Millete danışmadan, milleti bir oldu bittiye getirip biz AB ye girdik diyemezsiniz.

Kaldı ki madalyonun ters tarafı da olumsuz. Diyelim ki, Fransa, Almanya veya Avustralya, Türkiye nin bütün giriş işlemleri tamamlandığı halde, bizler bir de halkımıza danışalım diye konuyu referanduma sundular. Bakanlarınızı veya milletvekillerinizi, yabancı ülkelerin halklarını ikna edebilmek için şehir şehir, kasaba kasaba, köy köy propaganda kampanyasına mı göndereceksiniz?

Belki de giderek bu referandum bütün AB ülkelerine sirayet edecek. 450 milyonluk bir kıta halkından oy alabilmek için yine de girişimlerinize devam mı edeceksiniz? Ümidiniz, beklentiniz yine de devam mı edecek?

13 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?