Reklamı Kapat

Bağdat ın yollarından tank kervanları geçer

Bağdat'ın yollarından tank kervanları geçer

Irak savaşı ile ilgili bir strateji raporu hazırlandı. Raporda, savaşın pek de iç açıcı olmadığı net bir şekilde ortaya kondu. Amerikalılar genelde olayları kısa klişelerle adlandırmaya bayılırlar. Bu sebeple rapor açıklanınca, raporu hazırlayanların Amerikanvari bir tarzda başkana üç teklif sundukları yorumu yapılmıştır.

"go short"- kısa dönem için devam et

"go long"- uzun dönem için plan yap ve devam et

"go home"- toparlan ve eve dön. Yani askerini acele çek .

Raporda önemli bir gözlem de bildirilmiştir. Bu da, "Filistin-İsrail çekişmesi bitmedikçe ve orada işler hakkaniyet esasına göre çözümlenmedikçe, Orta Doğu ya barış ve huzur gelemez."

Beyaz Saray dan gelen ilk tepki;  İsrail-Filistin olaylarının, Irak savaşı ile hiçbir ilişkisi olmadığı ve Irak savaşının ayrı bir konu olduğu yolundaki vurgulanması olmuştur. Ancak ondan sonra tavsiyelerden hangisinin daha uygun olacağı tartışılmıştır. Bu aşamada hem Demokratlar ve hem de Cumhuriyetçiler, Orta Doğu olaylarına daha çok kendilerine getireceği oy oranı veya seçim avantajı açısından bakarak değerlendirme yapmışlardır.

Bütün bu tartışmalardan ortaya çıkan sonuç şudur: Amerika nın eve dönmek gibi bir acelesi yoktur. Daha uzunca bir süre Irak ta kalacağı  intibaını vermektedir. Kuzey Irak a kaydırdığı asker sayısında da artış hissedilmektedir.  

Tüm gayretine rağmen ABD, Irak ta başarılı olamamaktadır. Irak ın başında  bulunan idare, ülkeyi  idare etmekten acizdir. Hiçbir şekilde düzen ve  emniyeti sağlamayı başaramamaktadır. Bu kadar şiddette, asker ve polisin varlığına rağmen, ABD güçleri Bağdat da bile duruma  hakim olamamaktadır.

Her ne kadar, Bağdat ın yollarında tank kervanları  devriye geziyorsa da, "Yalnız nişancının" korkusu da onlarla beraber kol geziyor.  Bu keskin nişancı devriyeleri tek tek vurmakta, bir de videolarını çektirmektedir. Sonra da bunlar yerel televizyonlarda gösterilmektedir. Yine Bağdat sokaklarında olaysız ve patlamasız tek gün geçmemektedir. Ülkenin her yerinde durum aynıdır.

ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powell ın önceki gün basına yansıyan bir konuşmasında "Irak politikasının ve uygulamasının yalnış olduğunu ve bu hatalarla bir yerlere varılamayacağını" ifade etmiştir. Powell gibi düşünen yetkililerin sayısı artmaktadır fakat henüz başkan Bush a bu durumu izah etmek mümkün görünmemektedir.

Diğer bir olay, Bağdat ta kadınların durumunun da son derece kritik bir hale gelmiş olduğudur. Korkudan, bazen iki ay evlerinden dışarı adım atmayan kadınların hiç bir emniyeti bulunmuyor. Kadınlar hiçbir işte çalışamamakta ve hiçbir gelir elde edememektedirler. Evlerinde çocukları ile korku içinde "hangi felaket haberini" alacaklarını düşünerek bir ölüm-kalım savaşı vermektedirler. Daha şimdiden bir çoğu, Saddam dönemini aramakta olduklarını belirtmekte ve daha sıkı bir şekilde "İslam a ve İslami tarz yaşama sarılmaktadırlar".

Geçtiğimiz hafta ABD nin önde gelen gazetelerinden The Washington Post ta yayınlanan mülakatlar "Irak kadını hergün daha derine batıyor" başlığı ile verilmiştir.

Hatırlanacak önemli bir nokta da, Irak ta bütün hızı ile sürüp giden "mezhep savaşı"dır. ABD ve Batı nın sürekli olarak körüklediği Sünni ve Şii çatışmaları da ülkede had safhadadır. Bir türlü bu çatışmaların önüne geçilememektedir. Bu çatışmalardan yararlanan Kuzey Irak Kürtleri de, ellerinden geldiği kadar bölgeyi, Türkmenler den arındırmakta ve tam anlamı ile bir "etnik temizlik" gerçekleştirmektedirler. Tabii, dünya bunu görmezlikten gelmektedir.

Amerika son dakikada aldığı bir kararla "Surge"( sürj diye okunur) uygulaması başlatmıştır. Yani, kısaca "hücuma kalkmak, yığınak yapmak, sayıları hızla arttırmak" anlamına gelen bir hareket. Mesela, son bir gol için tüm takımın bir oyuna veya bir alana yoğunlaşması gibi bir şey.

Amerikalılar, hiç olmazsa Bağdat ta tam bir kontrol kurabilmek  için asker yığınağına başlamışlardır. Arttırılacak asker sayısı 5000 kişilik bir güçtür. Bir kısım orada görev yapanların görev sürelerini uzatarak, bir kısım ise yeni askeri güçleri Irak a göndererek bu sayıyı tamamlamaya çalışmaktadır.  Tabii, Irak tan gitmek için gün sayan askerler açısından bu, son derece moral bozucu bir durum olmuştur.

Gözden kaçan Borular:

Irak ta bunlar olurken, Suriye, İran ve Lübnan kaynarken, tüm Orta Doğu, olay ve problemleri ile hiç ilişkisi olmadığı (!?!) söylenen İsrail, Avrupa Birliği ne giderek, onlardan, belli bir çalışmanın yapılması için gereken parayı çıkartmayı başarmıştır. Bu para bir Fizibilite Raporu nun  hazırlanması için kullanılacaktır. Fizibilite raporunun konusu: Türkiye nin yıllarca emek ve gayret sarfederek kazandığı Bakü-Ceyhan boru hattı ve oradan akacak petrollerle ilgili.

 Bir taraftan tam bu petrol ve doğalgaz Avrupa ya ve dünyaya dağıtılmak üzere iken, bu kaynakların bir kısmını İsrail in inşa edeceği borularla İsrail e aktarmak istemektedirler. Bu konuda Türkiye ye baskı yapmaktadırlar. Eğer bu boru hattı yapılırsa, böylece İsrail, kendi Aşkalon limanına gelecek olan petrolü gemilerle Asya ya dağıtacaktır. Türk  Enerji Bakanı nın 3-4 gün önceki İsrail ziyaretinin amaçlarından birisi de bu konuları konuşmaktı.  

Kısacası, dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

1- Petrol gelince, Rumlar ille de limanları açın diye dayatmaya başlıyorlar  ki, onların tankerleri iş yapıp, parsayı kapsın,

2- Petrol gelince Yunanlılar ve AB, Türklerin Kıbrıs tan çekilmesini istiyor ki, dağıtım yollarında konrol mekanizması Avrupalılar, İsrailliler ve Yunanlıların olsun,

3- Petrol gelince, hemen boruları döşeme teklifleri başlıyor ki, dağıtımın Asya ayağı İsrail eli ile gerçekleşsin.

Herkesin telaşını anlamak kolay da, Türkiye yi idare edenlerin bu konularda tam ne düşündüğünü ve neye hizmet etmeye çalıştığını anlamak oldukça zor.

İnsanın aklına hep bir soru takılıyor:

21 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?