Nagehan Alçı’dan Babacan yazısı… Kendi mahallesinin kapısını çalıyor

Gazeteci yazar Nagehan Alçı, DEVA Partisi Ali Babacan'ın partisinin ilçe binasını açılışına katıldı. Alçı, programda konuşan Babacan'ın sözlerine ilişkin dikkat çeken yorumlarda bulundu.

Büyütmek için resme tıklayın

Habertürk yazarı Nagehan Alçı bugünkü yazısında, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın İstanbul’da programlarını takip ettiğini söyleyerek değerlendirmelerini paylaştı.

Nagehan Alçı, Babacan’ın partisinin Avcılar ilçe binası açılışında yaptığı “Ülkemizi rövanştan beslenen azgın bir azınlığa bırakmamakta kararlıyız. İktidar değiştikten sonra böyle bir şeye izin vermeyiz. Bakıyoruz neredeyse her milli bayramımızda Türkiye’nin dindar insanları adeta bir sınava çekiliyor.” şeklindeki ifadelerine ilişkin, “Babacan’ın bu sözleri konuşmanın en çarpıcı kısmıydı. Kimi ya da kimleri kast etti? Ben hem bu sözlerden hem de konuşmanın genelinden şu sonucu çıkardım: Ali Babacan yola çıkarken AK Parti’nin karşısında konumlanan yüzde 50’den oy almayı önceliyordu. Tüm bunlar neticesinde zaman içinde Babacan ‘karşı mahalle’ yerine hedef kitleyi içinden geldiği AK Parti’nin tabanına çevirmiş görünüyor.” yorumunda bulundu.

Alçı’nın yazısındaki bir bölüm şöyle:

“Gelelim konuşmasına...

Önce şu notumu paylaşayım: Beklediğimden çok daha uzundu. Ben ilçe binası açılışında 15-20 dakikalık bir hitap beklerken Babacan kongre havasında uzun bir konuşma yaptı.

Orada çok vurucu, bence DEVA’nın değişen yol haritasını ve bundan sonra yeniden muhafazakar taban üzerinde yürütecek stratejisini de özetleyen bir şey söyledi:

“Ülkemizi rövanştan beslenen azgın bir azınlığa bırakmamakta kararlıyız. İktidar değiştikten sonra böyle bir şeye izin vermeyiz. Bakıyoruz neredeyse her milli bayramımızda Türkiye’nin dindar insanları adeta bir sınava çekiliyor. Gözümüzden kaçmıyor. Biliyorsunuz, laiklik ilkesini yıllarca çarpıtan zihniyet, hak ve özgürlükler üzerinde kurduğu baskıyla laiklik kavramını lekeledi. Temel hak ve özgürlükleri kısıtlayanlar yanlış anladıkları laiklik kavramının arkasına yıllarca saklandılar. Şimdi görüyoruz ki aynı zihniyet arada sırada inançlı vatandaşlarımıza da göndermeler yapıyor. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Kimse kusura bakmasın, milli günlerimiz üzerinden bu ülkenin dindar vatandaşlarına göndermeler yapılmasına izin vermeyiz.”

Babacan’ın bu sözleri konuşmanın en çarpıcı kısmıydı.

Kimi ya da kimleri kast etti?

Herkesin aklına ulusalcı/laikçi kesim geldi. Nitekim insanlar birbirine alanda bunu fısıldıyordu. Babacan’ın bu sert mesajı orada “Erdoğan sonrası dönemde de o kesimin yeniden iktidar olmasına izin vermeyiz” olarak okundu. Babacan adını koymadan o kesime meydan okuyor gibiydi. “Dindarları kimse milli bayramlar üzerinden azgın azınlık sınava çekemez” ne demek?

Nitekim konuşmadan sonra İndependent Türkçe’den genç meslektaşım Derin Koçer ile birlikte Sayın Babacan ile sohbet imkanı bulduğumuzda kendisine bunu sorduk.

Bir parti ya da isim vermekten kaçındı. Üstelediğimizde ise şunu ifade etti:

“Bir partiye ya da spesifik bir olaya işaret etmiyorum ama son dönemde muhafazakar kesimi rahatsız edecek sosyal medya başta olmak üzere birçok platformda paylaşımlar yapılıyor Nagehan Hanım. Bu kesim kazanımlarını kaybetme endişesi içine giriyor.”

Ben hem bu sözlerden hem de konuşmanın genelinden şu sonucu çıkardım:

Ali Babacan yola çıkarken AK Parti’nin karşısında konumlanan yüzde 50’den oy almayı önceliyordu.

Seküler kesime yönelik bir dil benimsemişti. Esasında muhafazakar kimliğe vurgusunu Ankara’daki ilk kongresine kadar hiç yapmadı.

O kongreye de davetliydim. Hatta o salonda o kongreyi takip eden çok az sayıda gazeteciden biriydim. Lafı 28 Şubat ve kardeşine yapılan başörtüsü zulmüne getirdiğinde çok duygusal anlar yaşandığını iyi hatırlıyorum.

Ancak ertesi gün seküler taban çevrelerinden “Aslında Babacan da değişmemiş” minvalinde olumsuz yorumlar geldi. Babacan’a o çevrelerden çok sert eleştiriler yöneltildi.

DEVA’yı destekleyen seküler kesimler dahil kimse 28 Şubat’ta yaşananları duymak istemiyordu. O çevrelerin Babacan’dan beklentisi sadece Erdoğan’a vurmasıydı. O vurguyu sevmediler. Sanırım Babacan bu hadiseden ciddi etkilendi.

Bana göre çok sert olan “azgın azınlık” vurgusunun arkasındaki duygusal arka plan da bu. Kendisi ne derse desin “azgın azınlık” deyince ulusalcı/laikçi kesimi kast ettiği çok açık.

HEDEF KİTLEDEKİ DEĞİŞİM

Tüm bunlar neticesinde zaman içinde Babacan ‘karşı mahalle’ yerine hedef kitleyi içinden geldiği AK Parti’nin tabanına çevirmiş görünüyor.

AK Parti’den memnun olmayan muhafazakar tabanın olası bir iktidar değişiminden korkup, kazanımları ellerinden gider korkusu ile şikayet ettikleri halde yine de Erdoğan’a oy verebileceğini söyleyip, o tabana "İnançlarınızın, yaşam tarzınızın, kazanımlarınızın güvencesi biziz, yeniden azgın azınlık iktidarı yaşanmaz” diyor.

Ancak Babacan’ın pozisyonu zor. Bir yandan CHP ile de ters düşmek istemiyor nitekim yeni sistemde yakın temasa ve blok içinde hareket etmeye ihtiyaç var.

O nedenle doğrudan ne vals gösterisini ne de CHP’yi hedef almıyor. Ama benim kanaatime göre Ekrem ve Dilek İmamoğlu’nun düzenlediği vals gösterisinden de hoşlanmamış Babacan. Artık o tabanı da kendi öncelikli hedef kitlesi olarak görmüyor.

İSTANBUL İL BAŞKANLIĞINDAKİ DEĞİŞİM DEVA'DAKİ DÖNÜŞÜMÜ ÖZETLİYOR

Aslında kendi mahallesine dönüş olarak okuyabiliriz bunu.

Parti kadrolarında yapılan kritik bir değişiklik bu dönüşümün bir özeti aslında.

Birkaç ay öncesine kadar Deva İstanbul İl Başkanlığı koltuğunda Atatürk heykelinin kulağına bir şeyler fısıldayan fotoğrafı ile gündeme gelen Gürol Ayan oturuyordu.

Kısa süre önce ise Ayan gitti, yerine 2004-2014 arası AK Parti’den Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı yapan Erhan Erol geldi. Erol dindar kesimi çok iyi bilen, o mahallede çevresi geniş olan bir siyasetçi.

Özetle Ali Babacan bir parti lideri olarak karşı mahallenin değil kendi mahallesinin kapısını çalmaya karar vermiş görünüyor.

Bu değişim bir yandan Babacan’ı doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a rakip hale getirdiği için zorlayıcı ama aynı zamanda muhafazakar mahalleye “Siz dindarlara karşı tehdit büyük” argümanını kuvvetlendirdiği için Tayyip Erdoğan bu söylemi kendi lehine de çevirebilir.”

06 Eyl 2021 - 13:43 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Sedat Kurt - Baştan demiştim zihniyetleri aynı deva da gelse meva da gelse değişen hiç bir şey olmayacak

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Eylül 17:35


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?