Depremi unutmayalım!

Türkiye, son dönemde orman yangınları ve seller gibi doğal afetlerle mücadele ediyor… Uzmanlar ise “kapıdaki” bir diğer afet olan depremi hatırlatıyor…

Furkan Erten
Furkan Erten Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

22 yıl önce meydana gelen 7,4’lük Marmara Depremi 18 bin 373 cana mal olmuş, 600 bin kişi evsiz kalmış, milyarlarca liralık ekonomik kayıp meydana gelmişti. “Doğal afetler” gerçeği önümüzde dururken, beklenen İstanbul depremi de bu vesileyle yeniden akıllara geldi. Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Doç. Dr. Bülent Özmen, Marmara’da deprem tehlikesinin hâlâ devam ettiğinin altını çizerek, “Son 255 yıldır hareketsiz olan Silivri açıklarındaki faylar, 7 ve üzerinde büyüklükte bir deprem meydana getirebilir.” dedi.

“YERKABUĞU GERİLİM BİRİKTİRİYOR”

Marmara Depremi’nin yıl dönümünde Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde görevli Doç. Dr. Bülent Özmen, Millî Gazete’ye depremle ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye’de bine yakın deprem üretme potansiyeli olan fay bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Bülent Özmen, verilere göre ortalamanın altında deprem olduğunu belirtti. Özmen, “Ortalama olarak her altı yılda bir yediden büyük bir deprem meydana geldiği gerçeğine baktığımızda bu sayının 8’i bulması gerektiği, yani 7 ve daha büyük depremlerin sayısının ortalamanın altında kaldığı görülmektedir. Bu veriler bize yerkabuğunun gerilim biriktirmeye devam ettiğini ve yerkabuğunun kırılma direnci aşıldığı anda da büyük bir deprem olarak acımasız yüzünü gösterme olasılığının her geçen yıl biraz daha arttığını göstermektedir.” ifadelerini kullandı.

“255 YILLIK SESSİZLİK BÜYÜK BİR DEPREM GETİREBİLİR”

Özmen, “17 Ağustos depremi ile birlikte Marmara Denizi’nde pek çok çalışma yapıldı. Bu çalışmaların tamamına yakını da Marmara’nın deprem açısından oldukça tehlikeli olduğunu, deniz tabanında 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeline sahip fay kırıkları olduğunu gösterdi. Tarihi kayıtlar da bize Marmara’nın çok aktif olduğunu gösteriyor.” dedi.

Özmen, “Bizi asıl korkutan ise 1766’da yaşanan depremlerden bu yana Silivri açıklarından geçen fay kırıklarının 255 yıldır süren sessizliğini 26 Eylül ve 11 Ocak depremlerinin bozmasıdır. Çalışmaların bize gösterdiği 7 ve üzeri, 7,5 hatta Ana Marmara Fayı üzerinde 7,7’ye kadar çıkabilecek bir fay hareketliliğinin mevcut olduğunu çeşitli çalışmalarda görüyoruz. Son 255 yıldır hareketsiz olan Silivri açıklarındaki faylar, 7 ve üzerinde bir deprem meydana getirebilir” ifadelerini kullandı.

“17 AĞUSTOS’TA ÇOK CAN YİTİRDİK”

Türkiye’yi yasa boğan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 22 yıl geçti. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Sakarya, Yalova, Zonguldak’ı da etkileyen 7,4 büyüklüğündeki deprem, yerel saat ile gece 03.02’de olmuş ve 45 saniye sürmüştü. 17 Ağustos depreminde Meclis araştırmaları raporuna göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybederken, 48 bin 901 kişi yaralandı ve 505 kişi sakat kaldı. 285 bin 211 ev ve 42 bin 902 iş yeri hasar gördü. Marmara Depremi’nde 133 bin 683 bina çöktü ve yaklaşık olarak 600 bin kişi evsiz kaldı.

Türkiye’yi yasa boğan Marmara Depremi’nin üzerinden 22 yıl geçti. 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiği, 48 bin 901 kişinin yaralandığı deprem 17 Ağustos 1999’da yerel saat ile 03.02’de gerçekleşmişti. 7,4 büyüklüğündeki deprem 45 saniye sürmüş ve İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Sakarya, Yalova, Zonguldak’ta da can kayıplarına sebep olmuştu. Binlerce binanın yıkıldığı, işyerlerinin kullanılamaz hâle geldiği depremin yıldönümünde Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde görevli Doç. Dr. Bülent Özmen ile Türkiye’nin deprem geçmişini ve her zaman gündemde olan İstanbul depremini konuştuk. Merkez üssü Kocaeli Gölcük olan ve Marmara Bölgesi’nin birçok şehrini etkileyen 7,4 büyüklüğündeki 17 Ağustos 1999 depremi, yerel saat ile gece 03.02’de, 45 saniye sürmüştü. 17 Ağustos depreminde Meclis araştırmaları raporuna göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybederken, 48 bin 901 kişi yaralandı ve 505 kişi sakat kaldı. 285 bin 211 ev ve 42 bin 902 iş yeri hasar gördü. Marmara Depremi’nde 133 bin 683 bina çöktü ve yaklaşık olarak 600 bin kişi evsiz kaldı. Meclis araştırmaları raporuna göre, 17 Ağustos Depremi’nde İstanbul’da 981, Bolu’da 720, Bursa’da 268, Eskişehir’de 86, Sakarya’da 3 bin 891, Yalova’da 2 bin 504, Zonguldak’ta ise 3 kişi hayatını kaybetti. Depremin merkez üssü olan Gölcük’ün bağlı bulunduğu Kocaeli şehrinde ise 9 bin 477 kişi vefat etti.

“BİNE YAKIN AKTİF FAY VAR”

Türkiye’de bine yakın deprem üretme potansiyeli olan fay bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Bülent Özmen, “Bu kadar çok sayıda aktif fayın olduğu bir ülkede çok sayıda depremin meydana gelmiş olması son derece normaldir. Türkiye için son 120 yıllık deprem istatistiğine baktığımızda 7 ve daha büyük depremlerin ortalama her 6 yılda bir kez meydana geldiği görülmektedir. Son 50 yıllık deprem verilerine baktığımızda ise 28 Mart 1970 tarihinde 7,2 büyüklüğünde Gediz depremi, 24 Kasım 1976 tarihinde 7,2 büyüklüğünde Çaldıran-Muradiye depremi, 17 Ağustos 1999 tarihinde 7,4 büyüklüğünde Marmara depremi, 12 Kasım 1999 tarihinde 7,2 büyüklüğünde Kaynaşlı-Düzce depremi ve 23 Ekim 2011 tarihinde 7,2 büyüklüğünde Erciş-Van depremi olmak üzere 5 tane 7’den büyük deprem meydana geldiği görülmüştür” dedi. Verilere göre ortalamanın altında deprem olduğunu belirten Özmen, “Ortalama olarak her altı yılda bir yediden büyük bir deprem meydana geldiği gerçeğine baktığımızda bu sayının 8’i bulması gerektiği yani 7 ve daha büyük depremlerin sayısının ortalamanın altında kaldığı görülmektedir. Bu veriler bize yerkabuğunun gerilim biriktirmeye devam ettiğini ve yerkabuğunun kırılma direnci aşıldığı anda da büyük bir deprem olarak acımasız yüzünü gösterme olasılığının her geçen yıl biraz daha arttığını göstermektedir” ifadelerini kullandı.

“DEPREM ŞÛRASININ YENİDEN TOPLANMASI YARARLI OLUR”

Özmen, “Mülga Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından 29 Eylül–1 Ekim 2004 tarihleri arasında İstanbul’da çok önemli bir deprem şûrası düzenlenmiş ve burada deprem konusu yedi farklı komisyon çalışması ile tüm boyutlarıyla ele alınmış, sorunlar ve çözüm yolları belirlenmişti. Deprem şûrasının üzerinden 17 yıl gibi uzunca bir süre geçmiştir. Deprem şûrasının yeni gelişmeler ışığı altında yeniden toplanarak mevcut durumun ortaya koyması, sorunları ve çözüm yollarını yeniden değerlendirilmesi ve deprem risklerinin azaltılması konusunda yeni bir yol haritasının belirleyebilmek için yeniden toplanması oldukça yararlı olacaktır” diye konuştu.

“MARMARA DEPREM AÇISINDAN OLDUKÇA TEHLİKELİ”

Özmen, “17 Ağustos 1999 depremi ile birlikte Marmara Denizi’nde pek çok çalışma yapıldı. Bu çalışmaların tamamına yakını da Marmara’nın deprem açısından oldukça tehlikeli olduğunu, deniz tabanında 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeline sahip fay kırıkları olduğunu gösterdi. Tarihsel süreçte Marmara Denizi’ne baktığımızda, 1509’da yaşanan Büyük İstanbul depremi ve öncesinde meydana gelen büyük ölçekli depremler var. Farklı tarihlerde 45-50 adet büyük depremin olduğu kayıtlara geçmiş. Bu depremlerin en önemlisi ve en büyüğü 1509 tarihli ‘Küçük Kıyamet’ adıyla anılan depremdir. Bu depremde, 13 bine yakın insan hayatın kaybetmiş. İstanbul’un büyük bir bölümü yıkılmıştır. Tsunamiye neden olmuştur. Yaşanan can kaybı, 16. asır İstanbul’u için ciddi bir rakamdır. Silivri açıklarında 3 buçuk ay arayla 1766 yılında iki ayrı deprem meydana gelmiştir. 1894’te, 1912’de, 1963’te meydana gelen depremler büyük hasara neden oldu” dedi.

“255 YILDIR SÜREN SESSİZLİK 7 ÜZERİNDE BÜYÜKLÜKTE DEPREM GETİREBİLİR”

Bütün bunların Marmara Denizi’nin çok aktif olduğunu gösterdiğini söyleyen Özmen, “Bizi asıl korkutan ise 1766’dan yaşanan depremlerden bu yana Silivri açıklarından geçen fay kırıklarının 255 yıldır süren sessizliğini 26 Eylül ve 11 Ocak depremlerinin bozmasıdır. Biz bu fayların uzunluğunu ve geçmiş dönemdeki depremlerin nasıl ve ne şekilde geliştiğine bakarak, olası depremin tahribatına dair fikir sahibi oluyoruz. Bu yönde yapılan çalışmaların bize gösterdiği 7 ve üzeri 7,5 hatta Ana Marmara Fayı üzerinde 7,7’ye kadar çıkabilecek bir fay hareketliliğin mevcut olduğunu çeşitli çalışmalarda görüyoruz. Marmara deniz tabanındaki fay kırıkları, dünyanın en faal fay hatlarından biri olan Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Marmara kıyılarına, İznik Körfezi’ne geldiğinde kuzey ve güney kolu olarak ikiye ayrılıyor.  Bu faylardan Ana Marmara Fayı olarak adlandırılan ve İstanbul’un güneyinden Marmara’nın kuzeyinden geçen fay beklenen büyük depreme neden olacağını düşündüğümüz bir enerji biriktirdi. Son sarsıntıların bize anlattığı şey tam olarak budur. Yani olan Kuzey Anadolu Fay Hattı bize diyor ki, ben uzun süredir hareketsizdim ve hareketsizliğimin sonucunda 7 ve üzerinde bir deprem üretme potansiyeline sahip oldum. Son 255 yıldır hareketsiz olan Silivri açıklarındaki faylar, 7 ve üzerinde büyüklükte bir deprem meydana getirebilir” ifadelerini kullandı.

18 Ağu 2021 - 04:30 - Aile & Yaşam

Muhabir  Furkan Erten


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

SERTUM - HAMDOLSUN AKP TOPLANMA YERLERİNİ AVM OLARAK İMARA AÇTI FELAKET GELİR ONDAN SONRA 3 BAKAN RAMA KURTARMA ŞOV BAŞLAR OLMADAN ÖNCE BİR TEDBİR VARMI VARMI VAR MÜLTECİYE MÜTAYİTE YANDAŞA Bİ ŞEY OLMASIN

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ağustos 12:25