Fotoğraftaki kadınlar

Fotoğraftaki kadınlar

Dünya kadınları ?sorunlarını konuşmak, tartışmak ve çözümlerini irdelemek için 1800 lü yıllardan beri mart ayında bir araya gelirken Türkiye de Kaynak Kitaplığı sessiz sedasız bir kitap yayımladı. Daha önce öykü kitaplarından tanıdığımız Osman Alagöz ün titiz çalışmasının ürünü olan bu kitap milli mücadele yıllarında hem kadın olarak vazifesini yerine getiren hem de erkeklerin yardımına koşan on iki kadın kahramanın öyküleştirilmiş mücadelesini anlatıyor.

GÖNÜL UTKU

Bir asır önce bu topraklarda ?Fatih ruhlu evlat yetiştirmek, anaların yegâne görevi idi. Bununla övünürdü kadınlar. Kocasını, ağabeyini, oğlunu, babasını vatan savunmasında önde görmek, cephede şehadete erdiklerinin haberini almak onlar için Yaradanın en büyük ikramıydı.

Anadolu kadınlarının; kocasının, babasının olmadığı yerde ise, kendi varlığını ortaya koyarak dimdik durduğunu görüyoruz.  Milli mücadele yılları bu duruşun hikâyeleriyle doludur.

Hikâyelerin dilden dile dolaşırken yazılı tarihle ilişkisi zaman zaman sekteye uğrar ve bu kırılma yerine rivayetin bir başka şekli ile karşılaşırız. Osman Alagöz, böyle bir kırılmanın özellikle genç nesilde oluşan gerçeklik anlayışındaki kırılma ile örtüştüğünü fark ettiğinde, bu konuda sözlü tarihin ve resmi kayıtların hikâye formatıyla yeniden genç nesillerin ruhlarında yaşatılması sorumluluğunu titizlikle üstlenmiş görünüyor. Alagöz, böyle bir endişeden yola çıkarak Kınalı Eller i okuyucuya sundu.

Alagöz, kitabı hazırlarken, dilden dile dolaşan kadın kahramanların kahramanlıklarını anlatmak yerine, tarihi dokuyu itina ile koruyarak yaşanmışları öyküleştiriyor. Bu yöntem, okuyucuyu tarihi kıssaları okuyormuş hissinden başarılı bir şekilde uzaklaştırıyor. Okuyucu, meşhur Nene Hatun un hikâyesini okurken onun, Erzurum Aziziye tabyasının işgali karşısında yüreğinin bir yarısının koptuğunu hisseder. Beşikteki yavrusunu, "Seni bana Allah verdi, ben de şimdi seni O na emanet ediyorum?" diyerek öylece bırakışı, inancın ve her şeyini feda etmenin bir göstergesidir.

Alagöz ün 12 kadın simgesi, öykü ve fotoğraflarıyla günümüz kadınına onun sosyal rolleri bağlamında ışık tutar. ?Bizi Beğenmediniz mi? başlığını taşıyan öyküde Ayşe Kadın ın oğlunu savaşa uğurlarken kumandan Abdülkadir Bey le yaptığı konuşma önemlidir. Ailesinde ve köyünde pek çok erkeğin savaşta şehit verildiğini söyleyen Ayşe Kadın a binbaşı şaşırarak sorar: ?Yoksa sizin köyde hiç erkek yok mu? Ayşe Kadın göğsünün gere gere cevap verir: ?Yoksa bizi beğenmediniz mi? Hiçbir işimiz geri kalmadı. Evvelce nasılsak gene öyleyiz. Bağrımıza kara taş bağladık, düşman mahvoluncaya kadar dayanacağız. Allah bana o günleri göstermeden canımı almasın. der.

Alagöz ün kitapta yer verdiği bir başka dokunaklı hikâye Gördesli Makbule Hanım a aittir. Hikâyenin başında yer alan Makbule hanıma ait fotoğraf, yazarın satırlarıyla canlanır. Günümüzdeki tüketici kadın imgesinin yanında mazlum, garip ama onurlu, gururlu bir edayla bize sitem eder adeta.

Makbule yeni evlidir ve eşini o da her kadın gibi cepheye gönderir. Faka içi içini yer. Geri kalmak istemez ve yollara düşer. Şaşırtıcı bir son beklemektedir Makbule yi. Yazar sonuca varan satırlarda her kadının içinde gizli duran Makbule yi de anlatır aslında.  Deli dolu hallerini günümüz kadınları gibi anlamsız serüvenlerde geçirmez Makbule. Onun bir hedefi, bir gayesi vardır. Vatan, içinden çıkılamaz günler yaşarken ?bir makbule olarak üzerine düşen vazifeyi yerine getirir.

En önemlisi, milli mücadelenin sembol fotoğraflarından olan, sırtından çocuğuyla cephane taşıyan Anadolu kadını imgesi Alagöz ün duygusal satırlarında; Kumandan Menil i zekâsıyla alt eden Hatice Kadın a, Halil Efe sinin ardından mavzerini kuşanan Gördesli Makbule Hanım a, Osmaniye de eşine az rastlanır bir mücadele örneği veren Rahime Onbaşı ya dönüşür. Bu bakımdan kitabın kahramanları Kurtuluş Savaşı arşivlerinde gördüğümüz ?cephane taşıyan kadın fotoğraflarının canlı örnekleri gibidir.

Kitabın sonuna eklenen resimli belgeler, milli mücadele yıllarında kadınların üstlendikleri rollerin ne derece ağır olduğunu gözler önüne seriyor. Arşivlerde kalmış en dikkat çeken fotoğraf ise meşhur Sultanahmet mitingi. Bu miting bize, toplumun inşasında kadının ne derece önemli olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Kadının simgesel kutlama günlerinde ?sorunları nı konuşmanın bir adım ötesine gitmesi temennisi, bu fotoğraflardaki kadınların temsil ettiği ruh ile yeniden diriltilebilir.

09 Mar 2006 - 00:03 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.