İşte adil yöneticinin özellikleri

Milli Gazete yazarı İsmail Hakkı Akkiraz, adil bir yöneticinin özelliklerini kaleme aldı.

Büyütmek için resme tıklayın

Akkiraz, “Adil yönetici; yönetimindekileri adalet sınırları içinde sevk ve idare eden, hak ve görevlerini insaf ölçülerine uygun bir tarzda tatbik eden ve de, adalet sıfatı ile anılmayı hak eden kimsedir. Adil yönetici nazarında, bütün millet ve kadrolar; renk, soy-sop, dil, memleket ve ülke farkı olmaksızın, hukuk bakımından birbirine eşittir.” görüşlerini ifade etti.

İsmail Hakkı Akkiraz’ın yazısının bir bölümü şöyle:

“Bismillahirrahmanirrahim

lemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Adalet; hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermektir. Adalet; insan eşya ilişkilerini, insanların birbirleriyle olan münasebetlerini ve insanın devletle olan alakasını, Allah’ın indirdiği Kur’an’ın hükümlerine ve Peygamberimizin sünnetine göre düzenlemektir. Allah’ın emrini, emrettiği şekilde yerine getirmektir. Adaletsizlik ise, yerli yerince hareket etmemek, Allah ve Resulünün emrinin aksine işler yapmaktır ki bunun adı zulüm, haksızlık ve haddi aşmaktır.
İnsanlar arası ilişkileri tanzim etmede en çok üzerinde durulan kavram, adalet kavramıdır.

Hakkı teslim etmek ve hakka hukuka riayet etmek demek olan adalet, insanların haklarına riayet etmek, herkese layık olduğu ve hak ettiğinin karşılığını vermek gibi erdemleri içerir. Adalet; ahlaki, hukuki, siyasi, dini ve âlemşümul bir değerdir. Bu nedenle adalet, cemiyet hayatının esası ve mülkün temeli sayılmıştır. Günümüzde işler, iyi gitmiyor. İnsanlık, din ve ahlakta, ilimde, ekonomide, siyaset ve hukukta, eğitimde ve uluslararası ilişkilerde derin bir kriz yaşamaktadır. Bunun sebebi, İslam ile insan arasına örülen duvarlardır. Bunlar; inkârcılık, şirk ve münafıklık duvarlarıdır. Batıcılık, faizci kapitalist düzen, materyalist eğitim, müstemleke tipi kalkınma, ırkçılık, israf gibi tercihler; fert ve toplumlara arzu ettikleri saadeti sunmuyor. Çünkü Allah; Nisa 135’te, “Ey müminler, hak üzere durup adaleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyleyen şahitler olun. Velev ki şahitliğiniz, nefsinizin yahut ana ve babanızla yakın akrabanızın aleyhinde olsun, ister üzerine şahitlik yapılan kimseler zengin veya fakir bulunsun. Çünkü Allah, ikisine de; zengin ile fakire sizden daha yakındır.

Onun için siz, haktan yüz çevirip nefsin arzusuna uymayın. Eğer adalet üzere hüküm vermekten, şahitliğinizde doğru söylemekten dilinizi bükerseniz veya büsbütün ondan yüz çevirirseniz, şüphe yok ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır” buyurmaktadır. Her yerde olduğu gibi, “adil bir düzenin” kurulması için cihat eden bir topluluğun da aralarında adil olmaları gerekir. Peygamberimiz; “Hükmünde, yönetimi ve velayeti altındakiler hakkında adil davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır” müjdesini iş olsun diye vermiyor. Cihadı yöneten, adil cihat emirleri ve devlet başkanları, mahşer yerinde Allah’ın lütfuna ve himayesine nail olacakların öncüleridir. “İnanalar kardeştir” esası, sıradan bir hüküm değildir. Sözü edilen, ama uygulamaya yansıtılmayan adalet, ehliyet ve liyakat gibi kavramlar, anlamını yitirmiş olurlar…”

Yazının tamamı bu linkte…

10 Tem 2021 - 14:00 - Aile & Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.