Karamollaoğlu'ndan Varlık Barışı tepkisi: Kara para aklama düzenlemesi

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, yurt dışından getirilen dövizler hakkında çıkarılan Varlık Barışı'na tepki göstererek, "Bu resmen kara para aklamaya fırsat vermek anlamına gelir." dedi.

İnternet Haber Merkezi
İnternet Haber Merkezi Tüm Haberleri
Karamollaoğlu'ndan Varlık Barışı tepkisi: Kara para aklama düzenlemesi
Video için play'e tıklayın

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Varlık Barışı'na tepki gösteren Karamollaoğlu, "Bugüne kadar para bulmakta zorlandığında iktidar, birden bire bir kanun çıkarıyor 'şu kadar döviz getirdiğiniz takdirde bu dövizin hesabı sizden sorulmayacak. Bu 7 kere çıkarıldı. Bu ne demek? Bu resmen kara para aklamaya fırsat vermek anlamına gelir." dedi.

Saadet lideri Karamollaoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

2021'in ilk 6 ayında ülkemizin gündemi epey yoğun geçti. Sabahtan öğlene, öğlenden akşama sürekli değişen bir gündem var.

Diyarbakır'da yapmış olduğumuz ziyaretlerde gördük ki Güneydoğu'nun en büyük ili büyük sıkıntılara maruz bırakılmış. Diyarbakır’ın problemleri ile süratle ilgilenilmelidir. Diyarbakır, yıllardır mahalli idarelere seçilenlerle değil de birileri tarafından tayin edilenlerle idare ediliyor. Bu, seçildikten sonra şahıslara karşı yapılan bir tavır değil, halkın tercihine bir ket vurmak demektir. Eğer aday gösterilenlerin bir problemleri varsa başta aday gösterilmesine engel olmak gerekir. Seçimden sonra görevden almak esas itibariyle halkın tercihlerine ket vurmak anlamına gelir. Ayrışma, kutuplaşma meydana gelir.

Türkiye’deki imtihan sistemi herhalde dünyanın en beceriksiz ve en kalitesiz imtihan sistemi. Bu sınav sistemlerinin yeniden düzenlemesi gerekiyor. Ben İngilizce bildiğimi düşünüyorum ama emin olun, İngilizce sorularına bakınca şaşırıyorum. Bu kadar ince ayar sorularla bir öğrencinin İngilizce seviyesini ölçemezsiniz.

Bingöl ve Marmaris başta olmak üzere ülkemizin çeşitli yerlerinde çıkan yangınlardan etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yazın başlamasıyla birlikte bu tür hadiselere karşı herkesin dikkatli olması ve tedbir alması gerekir.

Her geçen gün adalet kurumu ve adalete olan güven duygusu biraz daha örselenmektedir. Mafya-siyaset-medya üçgeninde ortaya atılan iddialar hukuksuz ve karanlık işler, güç ve suç ortaklıkları artık mide bulandırıcı bir hal almaktadır.

Esas endişe verici ve üzücü olan bu kadar kirli ortaklıkların ortalığa saçıldığı halde kimsenin kılının kıpırdamamasıdır. Yönetim, adalet mekanizması ve tüm kurumlarıyla bunların üzerine gitmek zorundadır. Bu sessizlik ve görmezden gelme hali, sorumlu olan herkesi dolaylı olarak suça iştirak etmiş sayabilir. Bu ağır iddialar karşısında iktidar suspus, savcı ve hakimlerin eli kolu bağlı, medya da bu konularla alakalı yazmamakta kararlı.

Saadet Partisi olarak uzunca bir süredir altını çizdiğimiz adalet ile ilgili hususların şimdi bir de AYM Başkanı tarafından dile getirilmesini önemli bir gelişme olarak görüyoruz. Sadece sözde kalmamasını temenni ediyoruz. George Orwell'e bir atıf yapmak istiyorum. 1984 romanında diyor ki "Aslında hiçbir şey yasa dışı değildi çünkü artık yasa diye bir şey yoktu. Kanunların bu kadar sık değiştiği bir ülkede siz adaleti sağlam temellere oturtamazsınız. Yasa diye bir şey bugün var yasa dışılığa adapte ediliyor. Kanunlar sürekli değiştiriliyor. Bu kötü gidişata artık bir son vermek gerekiyor. Bu artık ihtiyaç değil, zarurettir. Saadet Partisi olarak biz, bu zaruretin yerine getirilmesi için ısrarlı tutumumuzu devam ettirmekte kararlıyız. Bizim prensiplerimizin içinde adaletle, liyakatle ve şefkatle birlikte bir de ahlak ve insaf prensibi vardır. Eğer biz insafı bir kenara bırakırsak devlet zulüm mekanizması haline gelebilir. 

Evinin balkonundan polise seslenen ve "Bomba atıyorsunuz, çocuklar korkuyor burada." diyen vatandaş, polis tarafından anında gözaltına alınıyor. Ağlayalım mı gülelim mi? Bu nasıl suç oluyor ya. İnsanlar durduk yere hakarete uğruyor, "ağzını açan herkes" tehdit ediliyor veya gözaltına alınıyor! Gücü eline geçirenler, hukuku çiğneyerek her istediğini yapacağını zannediyor şimdi.

Ayşe Özdoğan bir dönem yurt yöneticiliği yaptığından dolayı 9 yıl 1 ay hapis cezası almış. Kendisi kanser hastası, eşi 2 yıldır hapiste ve bir çocuğu var. %72 engelli durumunda ve hapse girerse hayatını kaybedebilir. Çağrım şudur; adil ve vicdanlı olun. Bugün gücü elinde tutanlar kimsesiz ve mazlum olanlara bu muameleyi reva görürken bizzat bu yapıyı besleyerek bu ülkenin başına bela etmiş sorumluların görmezden gelinmesi vicdanları yaralamaktadır. Borsaların kurulduğu, parası olanların rüşvet vererek ceza almaktan kurtulduğu bir ülkede parası ve kimsesi olmayan gariban vatandaşlara reva görülenler kabul edilemez. Her ne olursa olsun Cumhurbaşkanının dahi altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet diye tanımladığı bir yapıda hiyerarşinin en altındaki kimsesiz garibanlara zulmedilmesi isabetli değildir. Mazlumun âhı, perişan eder şâhı. Unutmayınız ki Allah mühlet verir, ama ihmal etmez. Ayarı bozulan kantar bir gün gelir bozanları da tartar. 

Bugüne kadar para bulmakta zorlandığında iktidar, birden bire bir kanun çıkarıyor 'şu kadar döviz getirdiğiniz takdirde bu dövizin hesabı sizden sorulmayacak. Bu 7 kere çıkarıldı. Bu ne demek? Bu resmen kara para aklamaya fırsat vermek anlamına gelir. Demek ki bir yerlerde para var. O parayı hesabını sormadan getirin derseniz insanlar da getirmeye hazır. Bu hukuksuzluğun varlığının tescilidir bir bakıma.

Marmara Denizi müsilaj tehdidi ile karşı karşıyayken, iklim krizinin şiddetini artırdığı bir süreçten geçerken, daha da vahimi büyük İstanbul depremini beklerken iktidar Kalan İstanbul'u dert edinmek yerine Kanal İstanbul'a odaklanmış durumdadır. Şimdi geldiğimiz noktada bu hatalı ekonomi politikaları, borca, betona ve israfa dayalı yatırım anlayışı, Kanal İstanbul ihtirası ve inadı yüzünden ülkemizin ve insanımızın bir yüz yılı daha çalınmak isteniyor.

İktidara sesleniyorum, lütfen bütün politikalarınız tekrar gözden geçirin. Vatandaşın güveni azalınca iktidar, kendisini kurtarmak için bir çabanın içine girdi. Bu çabayı kendinizi değil, ülkeyi kurtarmak için göstermelisiniz.

Erdoğan açıklamasında Türkiye ile AK Parti'nin kaderi adeta bütünleşmiştir. Türkiye'yi seven AK Parti'yi seviyor, Türkiye'den nefret eden bizden de nefret ediyor. Bu nasıl bir ifade. Bu bir mantık kargaşasıdır. Türkiye’nin kaderi hiçbir zaman bir partinin ya da bir kişinin kaderi ile bütünleşmemiştir, bütünleşmeyecektir. Bir ülkenin kaderinin; bir kişinin veya bir partinin kaderiyle bütünleşmesi o ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerdendir. Bugün, yolsuzluk, rüşvet, rant, itibar uğruna israf etmek, adam kayırmak ve bir kişiye sorgusuz sualsiz itaat, Ak Parti’nin kaderi olabilir ama Türkiye’nin kaderi değildir.

Bugün, huzursuz bir toplum, mutlu bir azınlık oluşturmak, nefret tohumları ekerek, farklı düşünceleri hainlikle itham ederek siyasi ömrüne devam etmek Ak Parti’nin kaderi olabilir ama Türkiye’nin kaderi değildir. Ekonomi, eğitim, tarım, sağlık ve dış politika gibi konularda da büyük sıkıntılarla karşı karşıyayız. Ama biliyoruz ki tüm bu alanlarda yaşanan sıkıntıların ana müsebbibi yaşanan adaletsizliklerdir. Adalet mefhumu ülke yönetiminde gömleğin ilk düğmesi gibidir. O ilk düğme, tıpkı bugün olduğu gibi yanlış iliklenmiş ise tüm işler baştan aşağı yanlış ilerler ve sonunda içinden çıkılmaz bir hal alır.

Biz toplumun tüm kesimleri ile bir araya geliyor, dertlerini dinliyoruz. Kime dokunsak bin âh işitiyoruz. Geçim İttifakı çerçevesinde tüm kesimlerin derdini dinliyor, çözüm önerilerimizi anlatıyoruz. Esnafımızı, çiftçimizi, işçilerimizi dinledik; öğrencilerimizi, kadınlarımızı, emeklilerimizi, engellilerimizi ve mağdur bütün kesimleri de dinleyeceğiz. Yaşanan haksızlıklara, hukuksuzluklara, yolsuzluklara ve yanlış yönetim anlayışına itirazlarımızı dile getirmek ve insanımızın her birinin sesine ses olmakta kararlıyız.

Yarın Allah nasip eder de Saadet Partimiz, milletimiz tarafından iktidara getirilirse bütün problemlerimizin çözümüne dönük politikalarımız detayları ile hazırdır. İktidarın artık gerçekleri görme, muhalefeti bir düşman olarak algılamaktan uzaklaşma mecburiyeti var. Muhalefet düşman değil, iktidardan farklı düşünen ve ülkenin faydası için düşünceleri olan bir gruptur.

# TEMEL KARAMOLLAOĞLU İLE İLİŞKİLİ:

30 Haz 2021 - 12:20 - Siyaset

Muhabir İnternet Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Karasgulli - Varlık barışı kapsamında gelecek para İngiliz finans sistemine girip bize kredi olarak verilince sorun yok. Bu para bize direk gelirse kara para. Ve ülkesine para gelecek diye ağlayan muhalefet

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Haziran 22:55
02

Riyasız - Helal kazanandan söke söke riba vergi alınaaaa! kadın ticareti yapandan uyuşturucu satandan gasp edenden çökenden haramilerden haydutlardan hırsızlardan vergi zinhar alınmayaaaa, varlık barışı yapılaaaa,

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Haziran 17:00


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?