Reklamı Kapat

6 kere zam aldım ama maaşım yarı yarıya indi

Saadet Partisi tarafından organize edilen İşçi Kongresi’nde çalışanların dile getirdikleri sorunlar dikkat çekti.

Mehmet Fahri Özkan
Mehmet Fahri Özkan Tüm Haberleri
6 kere zam aldım ama maaşım yarı yarıya indi
6 kere zam aldım ama maaşım yarı yarıya indi
Haber albümü için resme tıklayın

Saadet Partisi “Geçim İttifakı” kampanyası kapsamında düzenlenen ve büyük bir ilgi ile takip edilen “Esnaf Kongresi” ve “Çiftçi Kongresi”nin ardından önceki gün düzenlenen “İşçi Kongresi” ile işçilerin sorunlarına kulak verildi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, işçilerin sorunlarını dinledi. Kongrenin ardından İşçi Kongresi sonuç bildirgesi yayınlandı.

Kongreye katılan çalışanlar, döviz kurundaki artıştan dolayı alım güçlerinin sürekli erimesi başta olmak üzere, pandemi döneminde yaşanan işten çıkarmalara, geçici işçilerin kadro sorununa, inşaat sektöründeki kayıt dışılığa ve asgari ücret üzerinden ödenen ücretlerle geçinemediklerine dikkat çektiler.

“ASGARİ ÜCRETTEN ALINAN VERGİLER KALDIRILMALI”

Kongrede işçilerin dertlerini dinledikten sonra konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, uygulanan vergi mevzuatından dolayı asgari ücretlilerin maaşlarının eridiğini ifade ederek, “Bugünkü vergi mevzuatından dolayı yılbaşında elinize geçen ücret yıl sonunda düşüyor. Çünkü vergiler sizi bir üst sınıfa taşımış oluyor, burada bir mantık yok. Bunun düzeltilmesi icap eder. Bazı arkadaşlarımızın enflasyonu dikkate alarak fiyatlardaki artışın aslında bu rakamları dile getiren kurumlar tarafından ihmal edildiğini gündeme getirmesi önemliydi. Enflasyon yüzde 6’ymış deniyor, size verilen zamlar yüzde 6 olsun deniyor. Ama siz mutfağa döndüğünüz zaman yüzde 6’yla, 8’le, 10’la bunun alakası yok. Yüzde 30’lar, 40’lar gündeme geliyor. Bundan dolayı da mutfak masrafları da cidden çok ama çok büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

“HER İŞÇİNİN HAKKI VERİLMELİ”

Türkiye’de her işe girildiği zaman sigortanın zorunlu olduğunu ancak inşaat gibi sektörlerde bunun uygulanmadığını, bu yüzden de çalışanlara haksızlık yapıldığını ifade eden Karamollaoğlu, “Bunların çözümü, hep söylüyoruz; üretime dayalı sisteme geçilmeden bizim işsizlik problemimiz çözülemez. Tabii bazı noktalarda gündeme getirilen konular özellikle önemli, inşaat sektöründe çalışan arkadaşlarımız yapı ile alakalı olarak genelde geçici olarak çalışıyor ve bazı haklardan mahrum kalıyor. Halbuki sizin hangi sektörde isterse bir aylığına isterse 50 günlüğüne çalışın, mutlaka sigortalanmanız ve mutlaka devlet tarafından kayda geçmesi gerekir. Tabii bu da hayal gibi. Mevsimlik işçi olarak çalışan arkadaşlarımız mecburen çalıştığı iş yerini bile terk ediyor. Mevsimlik işçi olarak çalıştığı zaman ücreti biraz daha iyi bir noktaya geliyor, sırf bunun için işlerinden ayrılıyor” şeklinde konuştu.

Saadet Partisi “Geçim İttifakı” kampanyası kapsamında düzenlediği üçüncü kongresinde işçilerin sorunlarını ele aldı. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen ve toplumun her kesimi tarafından ilgi ile takip edilen “Esnaf Kongresi” ile “Çiftçi Kongresi”nin ardından önceki gün de “İşçi Kongresi” ile işçilerin problemleri dinlenildi. Türkiye’nin 81 ilinden binlerce işçi katıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Maalesef ülkemizde toplu sözleşmeliler de dahil olmak üzere daima görüşmeler yapılırken rakamlar açlık sınırından tutuluyor” dedi.

“ALDIĞINIZ ÜCRETLER TÜM İHTİYAÇLARINIZI KARŞILAYABİLMELİ”

İşçi Kongresi’nin açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, kongrede işçilerin sorunlarını kendilerinden dinlemeyi önemsediklerini ifade ederek, dünyada çalışan insanların en büyük kesim olduğunu hatırlattı. Karamollaoğlu, “Sizler emeğinizle gerek fabrikalarda gerekse hizmet sektöründe birtakım görevleri yerine getiriyorsunuz, bunun karşılığında da bir ücret alıyorsunuz. Tabii beklenti bizler için de şöyle; mademki çalışıyorsunuz mademki bir hizmet alıyorsunuz, bu ücret sizin bütün ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeli ama maalesef ülkemizde toplu sözleşmeliler de dahil olmak üzere daima görüşmeler yapılırken rakamlar açlık sınırından tutuluyor” dedi.

“ÜRETİME YÖNELİK YATIRIMLAR ARTIRILMALI”

Türkiye’de var olan bir işsizlik sorunu olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, çalışan insanların da bundan dolayı şartlara razı olmak mecburiyetinde kaldığını ifade ederek, “Hükümetler bu probleme bir çözüm bulma mecburiyetinde, yani çalışan insan kendisinin bütün ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayabilmeli. Çalışamayanlara, iş bulamayanlara da yeni iş alanları sağlanmalı. Bunun bir tane yolu var. Üretime yönelik yatırımları artırmak. Yani yeni tesisler kurulacak, yeni fabrikalar kurulacak, yeni müesseseler kurulacak ve sizler orada kendi geçiminizi sağlayacak kadar çalışacaksınız” ifadelerini kullandı.

“ASGARİ ÜCRET KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL”

Çalışanlara verilen asgari ücretin kabul edilebilir rakamlar olmadığını ifade eden Karamollaoğlu, işçilerin de verilen maaşları mecburi olarak kabul ettiğini belirterek, “Hepiniz şu anda asgari ücrete AGİ dahil baktığımızda 2 bin 825 TL. Açlık sınırı ise 2 bin 830 lira. Elbette bu kabul edilebilir bir rakam değil, buna razı olmamız mümkün değil. Sizlerin de bu rakamları mecburiyetten kabul ettiğinizi biliyoruz. Bazı kesimler biraz daha yüksek rakamlar alıyor; 2 bin 800 değil de 3 bin 800 lira alabiliyor. Ama 3 bin 800 bir insanın rahat bir şekilde geçinmesi için mümkün değil. Tabii sendikalar sizin için pazarlıklar yapacaklar, bunu da biliyoruz ancak onların da eli kolu bağlı. Onlar da sizlerin temsilcisi ancak sizler arkasında durduğunuz kadar onlar da toplu sözleşme görüşmesine daha dirayetli olarak girecekler. Bunun için esas itibarıyla arzu ediyorum ama tekraren bu vurguyu yapmadan edemiyorum. Gerek ülkemizde gerekse bütün dünyada istihdam üretime dönük yatırımların artması ile sağlanabilir. Tabii herkes üretimde çalışmayacak. Siz üretimde çalışan insanımızın dışında hizmet sektöründe de belki üretimde çalışanını iki misli insan çalışıyor. Bütün bunlar da istihdam getiriyor ancak bunlar üretimde çalışan insanların talebine göre ortaya çıkıyor. Bundan dolayı genel politikalar bütün çalışanları yakından etkiliyor. Elbette toplu sözleşmelerin yanında kıdem tazminatlarınız, emeklilikleriniz buna paralel olarak ele alınmalı” diye konuştu. Karamollaoğlu’nun ardından sırasıyla birçok ilden işçiler, sorunlarını dile getirmek amacıyla birer konuşma gerçekleştirdiler.

“YASAKLARA RAĞMEN KOD 29 İLE İŞTEN ÇIKARILMALAR DEVAM ETTİ”

Kongreye Adana’dan katılan Bayram Şahin, pandemi ile birçok kurumun küçülmeye gittiğini hatırlatarak, “Pandemi döneminde işlerin daralmasından dolayı kısıtlamaya gidildi. Hükümet işçilerin işten atılmasını zorlaştırmak için birtakım yasaklar koydu ama Kod 29 diye bir şey çıkardılar. İş ahlakına uymayan; ahlaksızlık, yolsuzluk yapan; yüz kızartıcı suç işleyen insanların iş akdi feshedilebilir gibi esnek bir yer bıraktılar. Bazı art niyetli iş verenler Kod 29’u çalışanın iş akdini feshetmede kullanır hale geldiler. Dolayısıyla Kod 29’dan dolayı işten atılan arkadaşlarımız daha sonra başka bir yerde iş bulamadıklarından dolayı ailesine ekmek götürmede sıkıntı yaşadılar. Her konuda olduğu gibi bu konuda da hukuk, adalet, vicdan insanlarda kalmamış” dedi.

“İŞÇİLER KENDİLERİNE BİR ŞEY VERMEYEN PARTİLERE YÖNELMEYE DEVAM EDİYOR”

Kongreye İstanbul’dan katılan ve 25 yıldır otomotiv sektöründe çalışan İshak Aydın, işçilerin sorunlarına karşın işçilerin hep aynı siyasilere yöneldiğini vurgulayarak, “Sosyal haklarımız çok düşük. Milli bayramlar, dini bayramlar hemen hemen hepsinde çalışıyoruz. Mesai yok, ücretler çok düşük. Biraz da şöyle düşünüyorum. İşçi kesimi en çok nerede yoğunluktaysa, kendilerine bu hakları vermeyecek partilere oy veriyorlar. Bursa’da, İzmit’te, İstanbul’da işçi çok. Bakıyorum, buralarda 20 yıldır aynı iktidar ama verdiği hiçbir şey yok” dedi.

“ŞANLIURFA’DA MEVSİMLİK İŞÇİLİKTEN DOLAYI PEK ÇOK İSTİFA İLE KARŞILAŞTIK”

Kongreye Şanlıurfa’dan katılan ve bir tekstil firmasında, insan kaynaklarında çalışan Neşe Tanal, işçiler gibi işverenlerin de sorunlar ile karşılaştığını kaydederek, “İşverenin de aslında problemleri var. Biz Urfa’da kalifiye eleman bulmakta zorlanıyoruz. Kadın istihdamına da önem veriyoruz. Urfa’da mevsimlik işçi çok fazla. Biz pandemi döneminde istifaları çok yaşadık. Çünkü insanlar ailece mevsimlik tarım işçiliğine gitti. Bu bizim için çok kötü bir durum. İnsanların sosyal statülerinden, sosyal haklarından vazgeçip 3 ay çadırda yaşamaları Urfa için çok kötü bir şey” diye konuştu.

“TAYYİP ERDOĞAN BİZİ YIKTI”

Kongreye Trabzon’dan katılan ÇAYKUR işçisi Soner Karaosman, “ÇAYKUR’da mevsimlik işçi olarak çalışmaktayım. ÇAYKUR mevsimlik işçileri olarak çok sorunlarımız var. Öncelikle kadro sıkıntımız var. Biz 6 ay çalışıyoruz, 6 ay boştayız. 2000 yılında çay eksperliği bölümünü bitirdim, 2007 yılında ÇAYKUR’a girdim. 15 yıldan beri burada çalışmaktayım. 6 ay bizi yıkıyor. 2007’de seçimlerde fabrikamıza AKP Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl gelmişti. ‘Sayın milletvekilim biz buraya girdik ama 6 ay sonra ne yapacağız?’ diye sormuştum. Kendileri bana ‘ÇAYKUR’a girerken bana mı sordun?’ diye cevap vermişti. Bu beni çok yıpratmıştı. Tayyip Erdoğan bizi yıktı” ifadelerini kullandı.

“ASGARİ ÜCRETTEN ALINAN VERGİLER KALDIRILMALI”

Kongrede işçilerin konuşmalarının ardından konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, uygulanan vergi mevzuatından dolayı asgari ücretlilerin maaşlarının eridiğini ifade ederek, “Bugünkü vergi mevzuatından dolayı yılbaşında elinize geçen ücret yıl sonunda düşüyor. Çünkü vergiler sizi bir üst sınıfa taşımış oluyor, burada bir mantık yok. Bunun düzeltilmesi icap eder. Bazı arkadaşlarımızın enflasyonu dikkate alarak fiyatlardaki artışın aslında bu rakamları dile getiren kurumlar tarafından ihmal edildiğini gündeme getirmesi önemliydi. Enflasyon yüzde 6’ymış deniyor, size verilen zamlar yüzde 6 olsun deniyor. Ama siz mutfağa döndüğünüz zaman yüzde 6’yla, 8’le, 10’la bunun alakası yok. Yüzde 30’lar, 40’lar gündeme geliyor. Bundan dolayı da mutfak masrafları da cidden çok ama çok büyük önem taşıyor. Zaten açlık sınırı dediğimiz sınır da o. Yani hiçbir çalışan kardeşimiz çocuklarıyla birlikte açlık sınırının altında bir ücret almamalı. Asgari ücret üzerindeki vergiler kaldırılsın, sizin ücretlerinizde müthiş bir artış meydana gelir. Bu aynı zamanda işveren için de önemlidir. Çünkü o vergiyi ödüyor ama o verginin ne kendisine ne de çalışana bir faydası yok” ifadelerini kullandı.

“HER İŞÇİNİN HAKKI VERİLMELİ”

Türkiye’de her işe girildiği zaman sigorta yapmanın zorunlu olduğunu ancak inşaat gibi sektörlerde bunun yapılmadığını, bu yüzden de çalışanlara haksızlık yapıldığını ifade eden Karamollaoğlu, “Bunların çözümü, hep söylüyoruz. Üretime dayalı sisteme geçilmeden bizim işsizlik problemimiz çözülemez. Tabii bazı noktalarda gündeme getirilen konular özellikle önemli inşaat sektöründe çalışan arkadaşlarımız yapı ile alakalı olarak genelde geçici olarak çalışıyor ve bazı haklardan mahrum kalıyor. Halbuki sizin hangi sektörde isterse bir aylığına isterse 50 günlüğüne çalışın mutlaka sigortalanmanız ve mutlaka devlet tarafından kayda geçmesi gerekir. Tabii bu da hayal gibi. Mevsimlik işçi olarak çalışan arkadaşlarımız mecburen çalıştığı iş yerini bile terk ediyor. Mevsimlik işçi olarak çalıştığı zaman ücreti biraz daha iyi bir noktaya geliyor, sırf bunun için işlerinden ayrılıyor” şeklinde konuştu.

“MAKİNE KİMYA’DA ÇALIŞAN İŞÇİLER İLE AYNI ENDİŞELERE SAHİBİZ”

Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun AŞ statüsü haline gelmesi hakkında işçilerin endişelerini aynı şekilde taşıdıklarını ifade eden Karamollaoğlu, “MKE’de çalışan kardeşimizin endişelerini biz de taşıyoruz. Kurumluktan AŞ statüsüne geçtiğinde özelleştirme imkânı artacak, bu bizi de endişeye sevk ediyor. Mutlaka bununla ilgili bir tedbirin alınmasına gerek var. Burada konuları dile getiren ÇAYKUR çalışanını için çayın problemi ayrı ele alınmalı. Ülkemizde bazı ürünler var ki, ayrı bir önem ifade ediyor. Çay en önemlilerinden bir tanesi. Dışardan siz kaçak çayı getirip içine biraz Rize çayı katıp satarsanız bu, çay üreticisine büyük ayıp olur. “İşçinin hakkını alın teri kurumadan ödeyin” buyuruyor Peygamber Efendimiz. İşçinin alın teri bize göre açlık sınırı değil, bizce yoksulluk sınırı olmalı. Çalışanlar için. Ama biz bundan bahsettiğimiz zaman hayal kuruyorsun diyorlar bize ama emin olun tedbirler alınsın, belli bir ücret artışı her sene özellikle asgari ücretle ilgili söylüyorum, her sene reel olarak yüzde 7 artsın ne olur biliyor musunuz, 10 senede maaşlar ikiye çıkar. 5 artırılırsa 15 senede çıkar. Reel bir zam ver enflasyonun üzerinde. O zaman var olan sıkıntıların büyük bir kısmı ortadan kalkar. Ben işverenlere de yeri geldiği zaman haksızlık edilmemesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü iş imkânını onlar sağlıyor fakat bunu işçinin sırtından sağlamaması gerek. Bunun tedbirini de devlet mutlaka almalı diye düşünüyorum” dedi.

“İŞÇİLERİN SORUNLARI SADECE PANDEMİDEN DEĞİL”

Bursa’dan kongreye katılan deri mont imalatçısı Bahadır Tulgar, işçilerin yaşadığı sorunların sadece pandemi ile alakalı olmadığını ifade ederek, “Ben çeşitli alanlarda çalıştım. Ticaret lisesi mezunuyum. 5 Nisan kararları ile bankacı olamayanlardanım. Şu anki işçinin sorunları sadece pandemi ile ilgili değil. Bir iş alanında çalışmak isterken yaşanan hadiselerden dolayı bir türlü istediğiniz mesleği yapamıyorsunuz. Son 1,5 seneyi baz alırsak ben çalıştığım iş yerine yeni girdiğim için kısa çalışma ödeneği değil de nakdi ücret yardımından faydalanarak son 3 aydır bin 500 TL ile geçinmeye çalışıyorum ve ne olacağımız belli değil. Bir kişinin kararına bağlı olduğumuz için yarınımızı bilmiyoruz” diye konuştu.

“2018’DEN BUGÜNE MAAŞIM YARI YARIYA DÜŞTÜ”

Kongreye Kocaeli’nden katılan ve bir plastik fabrikasında işçi olan İbrahim Kuzu, dolarda yaşanan artışlar ile maaşların yarı yarıya indiğini ifade ederek, “2018 yılından bugüne maaşımız dolar bazında yarı yarıya indi. Sendikalı bir iş yerinde çalışıyorum. Asgari ücretten biraz fazla maaş alıyorum. Kur bazında baktığınız zaman 2018 yılında 3,50 olan dolar kuru şu anda 9 liralara dayandı. Baktığımızda ayçiçeği yağı 75 lira olmuş. Ne oldu yani, ayçiçeği tarlaları mı kurudu? 2018’de 300 lira bile tutmayan mutfak masrafım, bugün bin 500 liraya dayandı. 2018’den bugüne 6 kere zam almışım ama baktığımızda maaşım yarı yarıya inmiş” ifadelerini kullandı.

“TAZMİNAT OLMAYAN TEK SEKTÖR İNŞAAT”

Denizli’de inşaat işçisi olarak çalışan Dursun Çavdar ise, “Emekliyim ama inşaatta çalışmaya devam ediyorum. Türkiye’de tazminat alamayan işçi sınıfı sadece inşaat sektörü. İnşaatta çalışan işçilerin hiçbiri bir kuruş tazminat alamıyor. İnşaatlar kısa sürüyor. Sigortada giriş çıkış yapıldığı için tazminat alma hakkımız olmuyor. Ben 45 yıl çalıştım, bir kuruş tazminat almadan emekli oldum” dedi.

“MKE İŞÇİLERİ GÖZDEN ÇIKARILIYOR”

Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nda işçi olarak çalışan Mücahit Kaya, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu hakkında verilen karar ile enstitü çalışanlarının gözden çıkarıldığını ifade ederek, “Bugün Savunma Sanayii’ne bir taslak sunuldu. Taslakta kamu işçisinin bile normal özel hukuk yasalarına bağlı işçi olarak çalıştırılmak isteniyoruz. Savunma sanayii gibi bir sektörde böyle bir taslağın yapılması hem bizi hem de çalışan arkadaşlarımızı derinden yaraladı. Taslak sunulmadan önce Afrin’de, Cerablus’ta, yurt içinde yurt dışında harekâtlarda da en üst seviyede çalıştık, azim gösterdik. Sadece bize teşekkür edilerek geçiştirildi. Bugün geldiğimiz noktada biz gözden çıkarılıyoruz gibi bir taslak önümüze sunuldu. Bu taslakta da işçiyi koruyan herhangi bir şey yok. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’ndan Makine Kimya AŞ’ye dönüştürülüyor. Belki ilerideki yıllarda özelleştirilip farklı kişilerin ellerine de geçebilir. Savunma Sanayii gibi bir sektörün özel kuruluşların eline geçmesi ne kadar doğrudur, sizlerin takdirine bırakıyorum. Saadet Partisi olarak bizlerin derdini gündem yapmanızı istiyorum” diye konuştu.

26 Haz 2021 - 04:30 - Gündem

Muhabir  Mehmet Fahri Özkan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.