İyi film yapmak lazım arkadaş!

İyi film yapmak lazım arkadaş!

Söyleşi: İslam ARSLAN

Lafı uzatmayayım 6 adet "kötü" kısa film çekmiş ve yapabildiği tek iş olarak gazeteciliği görüp sinemaya çizgiler çekmiş olan "ben", Kartal Anadolu İmam-Hatip Lisesi nden, Asım Gültekin in öğrencisi, "Bu Çocuk" karşısında saygıyla eğildim. "Anlat, Yasir?" dedim. Yasir anlattı, ben de anlattım.

Benim gibi sinemayı ve sonrasında kendini "Kaybeden", Dananın Kuyruğu hakkındaki "Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi nden cengaver ruhlu sinema meraklısı birkaç genç tarafından geçen yazın sonunda çekilen ve ancak şimdi gösterime girme imkanını bulan "Dananın Kuyruğu" adlı ortalama 28 dakikalık "yatılı öğrenci filminin" gösterimi ile birlikte kısa film çekmenin önemine ve bu alanda karşılaşılan zorluklara dair..." şeklinde devam eden tanıtım yazısını okuyunca fevkalade rahatlıyor. Terakki diyoruz buna? İlerleme? Ve küresel huzur konusunda istediğimiz kadar çıkarım yapabileceğimiz bir okyanusa dalabiliyoruz böylece? Her karesini önemsiyoruz bu "yatılı öğrenci filminin." Tabi M. Yasir Düzcan a destek veren ve yapılan "mütevazı galaya" katılan ve birer sohbet gerçekleştiren Eski Ünlü Yönetmen ve Sinema Yazarı Salih Diriklik ile Sinema Yazarı Ali Murat Güven e de teşekkürü borç biliyoruz.

Kısacası geçtiğimiz günlerde Kartal da, Kartal Yaşam Kalitesini Yükseltme Merkezi nde gerçekleştirilen galada ilk gösterimi yapılan filmin 17 yaşındaki yönetmeni Muhammed Yasir Düzcan a, "Sen yürü Düzcan, biz buradayız? Yanında?" diyoruz ve yeni filmler beklediğimizi de ekliyoruz?

Yeni filmler beklediğimiz M. Yasir Düzcan, sorduğumuz sorulara o kadar net cevaplar verdi ki şapkayı çıkarıp kendisine takdim ettik. Neşeli çocuk "Bizim Yasir", bizden biri?

Anlat Yasir? Filmin konusu ne? Yarım saat boyunca ne anlattın?

Dananın Kuyruğu, üç aylak, tembel öğrencinin sene sonu yaklaşılırken oldukça vahim durumdaki ders notları ve devamsızlıklarını kolay yoldan düzeltmek için gecenin bir yarısı, gizlice, okuldaki ana bilgisayara girme planları yapmaları üzerine kurulu bir film.

En çok hangi aşamada zorlandın?

Filmde basit bir hikaye üzerinden sinemasal işlenişi, akışı ve sinema dili denilen hadiseyi en iyi şekilde sağlamak için uğraştık. İlk planda bizim için bu önemliydi, çünkü zaten filmi çekmemizdeki temel amaç sinemanın dilini daha yakından, içten ve iyi bir şekilde öğrenmekti. Hangi sahne nereye konulacak, ritim, akış ne şekilde sağlanacak, filme benzeyecek mi bakalım diye giriştik işe. Atmosfer nasıl oluşturulacak gibi konular üzerine yoğunlaştık. Bizim için görüntüler, kamera açıları ikinci plandaydı.

Kameran var mıydı?

Amcaoğlunun mini DV sini emanet aldık. Kamerasının sınırlarını bilerek elimizden geldiğince iyi görüntü almaya dikkat ettik, her ne kadar doğru dürüst ışık yoksa da gece çekimleri çok zorlasa da "Biz kamera açılarını akışa uygun, güzelce alalım da teknik sonra nasıl olsa olur" diye düşündük. 

Çekimlerde senaryo dışına çıktın mı? Hikaye ne durumdan ne duruma geldi?

Bizim için hikaye 3. planda geliyordu. Senaryonun bu şekilde olmasını şekillendiren en önemli mevzu "yokluk" idi. Yani senaryoyu çıkarırken şunları düşündüm: "Oyuncu yok", "zor kamera hareketleri yok", "figüran, kalabalık hiç yok", "kalabalık sahne yok", "para gerektirecek bir sahne yok", vs? İşte bütün bunlar neticesinde film, sürekli 3 karakter üzerinde ilerlemesi ve sadece okulda öğrencilerin olmadığı yerde geçen sahneleriyle oldukça dar bir alana adeta hapsedilmiş oldu. Film çekilirken mevsimlerden yazdı ve okulda bir tek öğrenci yoktu. Üstüne üstlük yoğun bir tadilat vardı ve henüz yıkılmamış, sağlam duvarlı yerlerde çekiyorduk filmi.  

Oyuncular kimdi?

İtiraf etmeliyim ki oyunculuğa yine "yokluktan" dolayı pek önem vermemiştim. Ama beklentilerimin çok üstünde bir performans gösterdi oyuncu arkadaşlar. Onca sinir, stres, acemilik içinde şimdi baktıkça hayret ediyorum, gayet güzel bir oyunculuk sergilemişler. 

Işık ve ses kullandın mı?

Evet. Ses beklediğim gibi iyi olmadı, ışık da oldukça yetersizdi, fakat hiçbiri elhamdülillah o kadar göze batmadı, insanları filmin akışından koparmadı.

Filmini izleyenler nasıl tepki verdiler? Ne dediler?

Beklediğimizin çok çok üstünde olumlu ve iyiydi. Sağolsun ustalar sinemacı gözüyle incelediler ve takdir ettiler, acemiliğimizi yüzümüze vurmadılar, fakat "Şöyle olsa daha iyi olur, bir dahakine böyle denersin, bak bunlara dikkat et" türü tavsiyelerde bulundular.

Peki filmi kimlere, nerede izlettin?

Şu ana kadar iki gösterim yaptık. Birincisi Kartal Kurfalı‘da belediyenin kültür merkezinde oldu, Ali Murat Güven ve Salih Diriklik geldiler, çok güzel, yararlı ve verimli bir sohbet ettiler seyircilerle. Sinema üzerine çok yoğun ve verimli bir program oldu. İkincisi bizim Kartal Anadolu İmam Hatip‘te oldu. Salon oldukça kalabalıktı ve sanıyorum herkes filmi beğendi, film oynarken sık sık kahkaha ve alkış sesleri duydum. Ve doğrusunu söylemek gerekirse oldukça da mutlu oldum, onu da söyleyeyim. 

Elbette ki bu filmi çekmemizin bize yararı, aslında kendimizi şöyle bir görmemiz, ne yapılabilir ne edilebiliriz veya ne konularda kendimizi geliştirmeliyiz sorularını düşünmek oldu... Başlangıcım da tüm bunları konuşmamız ve biraz da aşka şevke gelmemiz şeklinde oldu. Benim sinemaya karşı sevgim ve ilgim vardı, ister istemez o büyülü dünyada bulunma isteği oluşuyordu. Bir de tabii, en iyi yapacağım iş budur herhalde, diye düşünüyordum. Oldukça fazla film izliyordum ve bir gün "Yaa, ben hep film izliyorum, biraz da çekeyim" dedim. Her standart Türk gibi izlediğim bir filmden sonra "Lan bunu ben de çekerim" dedim ve işte bu şekilde başladık.  Amacımız "iyi film yapmak." Bunun haricinde elbette vermek istediğim, insanlara yararı dokunabilecek bir şeyler de olmalı. Fakat Salih Diriklik‘in bir sohbet esnasında söylediği "insanlara bir şeyler söylemek istiyorsan önce konuşmayı öğrenmen lazım" sözü üzerine şu aşamada sinema dilini oluşturmak, etkili bir anlatım sağlayabilmek için gerek çekimler yaparak, gerekse de dergi, kitap falan okuyarak çalışıyoruz işte. 

Mesajın var mıydı filmde?

Bir film bence bir mesaj verme üzerine kurulmamalı, sadece bir hikaye anlatmalı, o hikayenin derinliklerinde, çağrıştırdıklarında bulunmalı (eğer varsa) mesaj. Hiç kimse Hıristiyan öğretilerini dinlemek için sinemaya gitmez, ama herkes Braveheart‘ı izleyebilir. Ben Hıristiyanlığın nasıl bir şey olduğunu filmlerde öğrendim, ama bunu öğrenmek için izlemedim filmi, William Wallace‘ı izledim sadece, onu sevdim ve onun dünyasını gördüm. İyi film yapmak lazım arkadaş.

Peki senin gibi arkadaşlara bir şey söylemek ister misin?

Eline her kamera alan sinemacı olmuyor tabii, bu yolda olanlar için kat edilecek çok mesafe var. Bir yerde haddini de bilmek lazım. Şimdi İslam abi sağol, konuşturuyorsun bizi ama bütün bunlar elbette artık bir yönetmen falan olup ermişliğimizden değil, sadece, bu tür işleri teşvik etmek ve gençleri de yüreklendirmek içindir herhalde. En azından bence öyle olmalı.

Öyle olsun Yasir? İstediğin gibi? Her şey öyle olsun? Yolun açık olsun? Çok teşekkürler?

Ben de Millî Gazete ye ve sana çok teşekkür ediyorum İslam abi ?

19 Haz 2006 - 07:13 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?