Refah Faciası nedir? 185 şehit verdiğimiz Refah şilebini kim batırdı?

Birleşik Krallık'a sipariş edilmiş olan denizaltıları ve uçak filosunu teslim almakla görevli olan personeli taşıyan "Refah" şilebi kimliği belirsiz bir denizaltı tarafından 1941'de batırıldı.

Haber albümü için resme tıklayın

Refah Faciası İkinci Dünya Savaşı'nda batırılan bir türk gemisi nedeniyle meydana geldi.

Türkiye, II. Dünya Savaşı öncesi İngiltere’ye dört denizaltı ve 4 muhrip gemisi sipariş etti. Gemilerin yapımı tamamlandı ancak II. Dünya Savaşının patlak vermesi bahane eden İngilizler gemileri teslim etmemek için türlü bahaneler uydurdu.

Ancak ilginç bir şekilde İngiltere bir anda kararını değiştirir ve Haziran 1941’de Ankara Büyükelçisi Sir Huggesson aracılığıyla, Türk Hükümeti’ne yazılı bir mesaj ilettir.

Sir Huggesson mesajda ‘’Reis‘’ sınıfı gemilerden Burak Reis, Murat Reis, Oruç Reis ve Uluç Reis denizaltılarının teslimine hazır olduklarını, teslim alınması için bir ekibin gönderilmesini ister.

Denizaltıları teslim alacak mürettebatın, en geç 25 Haziran 1941 günü Mısır’ın Port Said Limanı’nda olması istenir. Ekip Quenn Mary transatlantiği  koruması altında İngiltere’ye gidecektir.

Ulaştırma Bakanlığı Milli Savunma Bakanı Saffet Arıkan'ın tebliği ile dikkat çekmeyecek bir gemi olan sivil Refah şilebini gönderir.

Sahipleri İstanbullu Musevi iki aile olan Şilep, 1901 yılında İngiltere’de Sunderland’da yapılmış, 102 metre 20 santim boyunda, 14 metre 80 santim eninde, 7 metre su çekerinde bir tekneydi.

‘Yalnız ve yalnız yük taşıyabilir, insan taşımaya uygun değildir‘’ denilmesine rağmen Deniz Yarbay Zeki Işın  başkanlığındaki 20 Deniz Subayı, 63 Deniz Astsubayı, 68 Deniz Eri ile birlikte  yeni asteğmenlerden oluşan toplam 21 havacının yanı sıra 28 kişilik gemi mürettebatı ile şilebe katılacakların sayısı 200'ü bulmuştu.

Şilepte ayrıca uzun süredir staj yapmak için İngiltere’ye gitmeyi bekleyen havacılar da bulunuyordu.

GEMİDE ESRARENGİZ İNGİLİZ SUBAYI 

Ancak tuhaf şekilde gemiye bir İngiliz subay dahil edildi. Kafileye neden katıldığı, katılma emrini kimin verdiği hala bilinemeyen İngiliz sürekli üzerinde özel yapım şişme bir can yeleği ile dolaşmasıyla dikkat çekiyordu.

Seyahat sözde gizli tutuluyordu, ancak İstanbul’dan itibaren bir İngiliz subayı kafile içinde yer almıştı.

28 KİŞİ ALACAK ŞİLEBE 201 KİŞİ BİNDİRİLDİ

 200 kişilik kafileden haberi olmayan kişilerden biri de Mersin Liman Başkanı Zihni Koçak’tı. Son ana kadar Krom yüklenmesi beklenen Refah Şilebinin insan taşıyacağı Zihni Koçak’a bildirilince Koçak hayretler içinde kalmıştı. 

Refah’ın kapasitesinin 28 kişilik olduğunu söyleyerek tepki gösteren Koçak, seferi  Mersin limanında gemi süvarisi İzzet Dalgakıran'dan öğrenecektir.

22 Haziran 1941, Pazar günü Yarbay Zeki Işın, Refah Şilebi’nin süvarisi İzzet Kaptan’ı davet etti ve ona durumu anlattı. Yarın yola çıkıp çıkamayacaklarını sorduğunda; Gemi Süvarisi ‘’ Bu köhne ve her türlü vasıtadan mahrum yük gemisi ile bu kadar insanı yola çıkartma sorumluluğunu kabul edemem, Akdeniz bir mayın tarlası halinde bu köhne tekne ile bunca memleket evladını göz göre göre felakete sürüklemeyiniz ‘’ dedi.

Yarbay Zeki Işın; Bakanlık sorumluluğu üzerine almıştır diye açıkladı. İzzet Kaptanın ısrarını sürdürmesi üzerine Işın:

İzzet Kaptan, ne yazık ki biraz daha ileri gitsem, beni ya korkaklıkla suçlayacaklar ya da vatan haini ilan edecekler. Ankara’da Amiral Mehmet Ali Ülgen’e Refah’la denize açılmanın bir intihar olacağını bile söyledim. Ancak beni nerede ise odasından kovacak hale geldi. Bizi felakete sürüklüyorlar. diyerek çaresizliğini haykırdı.

   II. Dünya Savaşı’nda Türkiye tarafsız olduğundan, Refah şilebi yolculuğuna, bordolarına ve güvertesine Türk sancağı bandajı yapıldı ve aydınlatıldı.[21] Yani geminin Türk gemisi olduğunu gösterir belirgin her türlü önlem alınmıştı. 23 Haziran 1941 Pazartesi günü 17: 30’da Mersin’den hareket edildi.

KİMLİĞİ BELİRSİZ BİR DENİZALTI TARAFINDAN BATIRILDI

    Refah şilebi, Mersin’den 50 mil kadar açılmıştı ki saatler 23.01’u gösterirken önce derinlerden bir inleme duyuldu, sonra gittikçe yaklaşan hışırtılı bir uğultu oldu. Ardından kulakları sağır eden korkunç bir patlama duyuldu. Şilep ani bir titreyişle sarsıldı.[23] Denizden gelen bir torpil şilebin bordasına isabet etmiş ve büyük bir gedik açılmıştı. Atılan torpil gemiyi neredeyse ikiye bölmüştü. Yer olmadığı için filikalarda uyuyan denizciler bu patlamayla havaya uçmuş ve filikalardan biri paramparça olmuştu. Ortalık kararmış kimin ne yaptığı ve nereye koştuklarından habersiz kurtulmaya çalışıyorlardı. Şilep yavaş yavaş sulara gömülüyordu. Elektrikler kesildiği için göz gözü görmüyordu. Elektriklerin olmaması telsizi de susturmuştu; yardımın gelmesi ise mümkün görünmüyordu. Bazı denizciler, kalan diğer filikayı bulmuş ve binmeye çalışıyorlardı. Gemi tam dört saat suyun yüzünde durmayı başardı. Ancak dördüncü saatin sonunda ikinci bir patlama ile gemi ikiye ayrıldı ve sulara gömüldü.

23 Haziran 1941'de Birleşik Krallık'a sipariş edilmiş olan denizaltıları ve uçak filosunu teslim almakla görevli olan personeli taşıyan "Refah" şilebi kimliği belirsiz bir denizaltı tarafından batırıldı.

Kazadan kurtulan ve o dönemde staj için İngiltere’ye giden, Hava Kurmay Albaylıktan emekli Haydar Gürsan; ‘’Bizden önce kömür taşınmıştı, vapurun her tarafında kömür tozu vardı. Oturmak için yer bile yoktu. Mecburen bindik. Vapurda söyledikleri gibi 185 kişi değil, 202 kişiydik. 16’ da üst rütbeli subay ve bir İngiliz subayı vardı. Bunlar gizli tutulmak istenmiş herhalde. Daha sonra ben İngiliz subayın eşiyleİngiltere’de görüştüm, olayı kendisine aynen anlattım‘’ şeklinde konuşmuştur.

  Bir adet tahliye filikasıyla facia sahasından ayrılan subay, talebe, astsubay ve er, toplam 28 kişi 36 saat sonra karaya çıkarak geminin battığını bildirdiler. Böylece otuz altı saat sonra faciadan haber alınabildi. Derhal kaza mahalline uçak uçuruldu, kurtarma gemileri çıkartıldı, aramalar yapıldı ise de yalnızca iki sal[25] görülebildi. Üç gün sal üzerinde olanlardan bir kişi kurtarılmış, olaydan 72 saat sonra görülmüş diğer sal üzerinde bulunan şahıslar gündüzün sıcağı, gecenin soğuğu açlık ve tahammülsüzlük neticesinde intihar etmişlerdi. Başka bir sal üzerinde de üç kişi görülerek kurtarılmıştı.

  Olaydan kurtulan o dönemde Yüzbaşı olan Muhittin Darga, ‘’… 25 Haziran günü artık kürek çekecek halimiz kalmamıştı. Filika su aldığından durmadan şapkalarla suyu boşaltmaya çalışıyorduk. İçimizde bir arkadaşımız yaralıydı. Gündüz üzerimizden geçen bir uçağa kendimizi fark ettirmek için çabaladık, fakat bizi görmeden geçip gitti. Saat 16.00 sularında Taşucu göründü; son gücümüzü kullanarak sahile vardığımızda herkes bitap bir haldeydi. Allahtan, sahile yakın mevkideki fenerci bizi görmüştü. Koşarak yanımıza geldi. Durumu anlayınca, bize yakında bir hava birliği alayı olduğunu söyleyerek gidip haber verdi. ‘’

  200 KİŞİDEN SADECE 32'Sİ KURTULDU

  Olay yerine gönderilen uçak ve yardım ekiplerinin ve kendi çabaları ile kurtulanların sayısı 32’dir. 4 Deniz Subayı, 1 Hava Subayı, 4 Hava Öğrencisi, 15 Deniz astsubayı, 5 Deniz Eri ile 3 gemi mürettebatı kurtulabilmişti.

Olaydan kurtulan İkmal Subayı Nevzat Erül ise ölenlerin ve denize atlayarak kurtulmaya çalışanları bekleyen tehlikeyi ise köpekbalıkları olarak anlatmaktadır. Erül, birçok arkadaşının, saldıran köpekbalıkları yüzünden bağırarak can verdiğini anlatmıştır.

ŞEHİTLERİMİZ

Şehitlerimiz: 1 Yarbay, 10 Yüzbaşı, 4 Üsteğmen olmak üzere 15 Deniz Subayı, 16 Hava Öğrencisi Asteğmen, 6 Başgedikli, 8 Kıdemli Başçavuş, 8 Kıdemli Üstçavuş, 22 Kıdemli Çavuş ve 4 Kıdemli Onbaşı olmak üzere 48 Deniz Astsubayı, 2 Çavuş, 2 Onbaşı ve 59 er olmak üzere 63 Deniz Eridir. Askeri kayıplarımızın toplamı 142’dir.         

Sivil Kayıplar: 1’i sivil kaptan olmak üzere 25 gemi mürettebatı bu facianın kurbanları olmuşlardı. Açıklanan resmi rakam 168’dir. Ancak gemide 201 kişi bulunduğu ve bunlardan birinin de İngiliz subayı olduğu yönünde kazazedelerden alınmış bilgiler vardır.

FACİA 4 GÜN SONRA DUYURULDU

Gazeteler faciayı, olaydan 4 gün sonra okuyucularına duyurabildiler. Gazetelerin manşetlerinde vapurun battığı ve 135 kişinin öldüğü haberi yer alıyordu. 

22 Haz 2021 - 13:37 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?