Rüşvet ve şantaj skandalının merkezindeki kişi Bakan Soylu mu?

Sedar Peker'in açıklaması sonrasında çıkar amaçlı organize suç örgütleri-siyaset-medya üzerinden ortaya çıkan skandal ilişkiler kamuoyunda sert tartışmalara neden oluyor.

Büyütmek için resme tıklayın

Türkiye'de çıkar amaçlı organize suç örgütleri-siyaset ilişkisine dair skandallar, medya gündemini meşgul etmeye devam ederken kara para aklamak suçundan firari olan Sezgin Baran Korkmaz hakkındaki iddialar derinlemesine tartışılıyor.

Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, Sezgin Baran Korkmaz'ın “10 milyon euro iş bağlama” iddiası ile 45 milyon dolar alacağının silinmesi olaylarılarına dair önemli bir yazı kaleme aldı.

Sezgin Baran Korkmaz'in rüşvet vermek ve 45 milyon euro alacağının silinmesi iddiaları üzerinden hedefteki kişinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olduğuna işaret eden Öztürk, "Eğer gündeme getirilen bu iddialar yalan olsaydı İçişleri Bakanı yeri göğü inletir, bunu yazanların, söyleyenlerin nasıl 'Namussuzca' hareket ettiğini, olayları “saygısız gazetecilerin” nasıl çarptırdığını söylerdi. Yıllardır izlediğim İçişleri Bakanlığı'nda ilk kez bakanın, gazetecilere hakaret ettiğine de tanık olduğumu belirtmiş olayım." dedi.

KONUYLA İLGİLİ SORUŞTURMA NEDEN AÇILMIYOR?

Yaşanan skandallara karşı yargının gösterdiği tavrı da irdeleyen Öztürk, şöyle devam etti:

"Son olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet savcıları mafya-siyaset başta olmak üzere ortaya dökülen kirliliklerle ilgili soruşturma açmadı ama bu açılmayacağı anlamına gelmemeli. Olayların geçtiği il ya da ilçelerin Cumhuriyet savcıları biliniz ki bu konularda bilgi ve belgelere, yayınlara karşı ilgisiz değil. Bunlar derlenip, toparlanıyor. Yani olaya savcıların tamamen kayıtsız kaldığını kimse düşünmesin.

Önce şunu belirtelim, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, eleştirilere saygılı, işini sessizce yapan, yargı önündeki engelleri aşmak için çabalayan bir isim. Bakanın, Cumhuriyet savcısına, “Şu olayla ilgili soruşturma başlatın” deme yetkisi yok. Geçmişte Adalet Bakanı'nın böyle bir yetkisi varken 2005 yılında düzenlenen CMK'dan bu yetki çıkarıldı."

SAVCILAR NEDEN HAREKETE GEÇMİYOR?

Yargının kamuoyunda harekete geçmemesinin tepkilere yol açtığını kaydeden Öztürk, şu şekilde devam etti:

"Sıkça şu soruluyor: Cumhuriyet savcıları niçin harekete geçmiyor? Ülkemizde 6 bin 873 Cumhuriyet savcısı görev yapıyor. Bir Cumhuriyet savcısının harekete geçebilmesi için öncelikle görevli ve yetkili olması gerekir. İddia konularının geçtiği yerler Ankara, İstanbul olduğuna göre bu durumda  iki ilin başsavcılıkları soruşturma emri verecek. Yoksa, Yozgat'ta, Çorum'da, Batman'da görevli savcının soruşturma başlatma gibi bir yetkisi yok.
Milletvekili, eski ya da halen görevde olan bakanlarla ilgili “Bakanlık dönemi”ni kapsayan suç iddiası varsa bunun için fezleke hazırlama görevi 2017 yılında yapılan yasal düzenlemeyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenterler Bürosu'na verildi.
Gündemde, Sezgin Baran Korkmaz ile televizyon spiker ve programcısı Veyis Ateş arasında Ankara'da yapıldığı belirtilen telefon konuşması, Korkmaz'ın bakanlık makamında yaptığı öne sürülen konuşmaları Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın görev alanına giriyor. Savcılık ses, kamera, banka hesapları ve para hareketleri kayıtlarını isteyebilir. Konunun içinde bakan varsa, dokunulmazlığının kaldırılması için TBMM Başkanlığı'na fezleke gönderilebilir."

"SAVCILAR KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMİYOR"

Rüşvet ve santaj skandalı üzerinden Anayasa değişikliğinden sonra Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) Hakimler ve Savcılar Kurulu haline geldiğini ifade ederek yargıdaki bozulma ve bağımlılığa vurgu yapan Öztürk, yazısının son bölümde ise şu ifadelere yer verdi:

"Anayasa değişikliğinden sonra ise kısa adı HSK olan kurulun yapısı da, üye seçimi de değişti ve daha çok iktidara bağımlı hale geldi.

Başsavcıları da HSK atıyor. İşte o atanan başsavcıların kendilerini güvencede görmeden soruşturma emri vermesi de zor. O yüzden asıl sorun HSK'nın yapısından kaynaklanıyor. Sonuçta, Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları talimat vermeden, bu illerde herhangi bir savcının kendiliğinden soruşturma başlatması beklenmemeli. Ama o talimat gelecekmiş gibi hazırlık yapan savcıların da olduğunu biliniz.

Onca iddia, günlerdir konuşulmasına rağmen savcılığın “Soruşturma başlatmaması” kaygı yaratıyor."

20 Haz 2021 - 11:49 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?