Yükseköğretim sistemimiz halen istenilen seviyede değil

Eğitim-Bir-Sen, üniversitelerin son durumunu, akademik gelişmişliği ve akademi dünyasında yaşanan sorunları ele aldığı raporu kamuoyuyla paylaştı.

Raporda, üniversitelerin nitelik ve içerik olarak halen istenilen düzeye ulaşmadığı kaydedildi.

Eğitim sistemimize ilişkin bir dizi raporu ara ara kamuoyuna duyuran Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) “Yükseköğretimde Değişim ve Dönüşüm Beklentiler-Öneriler” adlı raporunu açıkladı. Yükseköğretim sistemine ilişkin verilerin paylaşıldığı raporda, üniversitelerin istenilen seviyelere ulaşmadığı kaydedilirken, akademik personelin yaşadığı sorunlar da ele alındı.

“7,5 MİLYON ÖĞRENCİ EĞİTİM ALIYOR”

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (EBSAM) hazırladığı raporun detaylarını açıkladı. Yalçın, nitelikli bir eğitim için, eğitimin problemlerinin çözüme kavuşturulması ve buna imkân sağlayacak bir hukuki düzenlemenin yapılması gerektiğini dile getirdi. Yalçın, “2021 yılı itibarıyla Türkiye’de 129’u devlet üniversitesi,74’ü vakıf üniversitesi, 4’ü vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 207 yükseköğretim kurumu; bugün üniversitelerimizde 179 bin 685 öğretim elemanı ve sadece devlet üniversitelerinde 7 milyon 595 bin 918 üniversite öğrencisi bulunmaktadır” diyerek yükseköğretime ilişkin rakamları paylaştı. 

“ÜNİVERSİTELER İSTENİLEN SEVİYEDE DEĞİL”

Yalçın, açıklamasının devamında ise eğitim sisteminin geldiği noktayı ele alarak, “Bu anlamda özgün bilginin üretilmesi, yaygınlaştırılan bilginin geliştirilmesi, bunların küresel piyasaya arz edilmesi ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi önem arz etmektedir. Bugün yükseköğretim sistemimiz son yıllarda niceliksel anlamda gerçekleştirilen gelişmelere rağmen halen nitelik ve içerik yönüyle istenilen seviyede değildir” eleştirisini getirdi.

“AKADEMİK YÜKSELME OBJEKTİF KISTASLARDAN YOKSUN”

Yükseköğretim talebinin karşılanmasında yetersizliğin olduğunu da kaydeden Yalçın, “Yoğun ve süratle artan yükseköğretim talebinin karşılanmasında yükseköğretim hizmet arzının yetersiz kalması, üniversite çalışanlarının kaliteli hizmet sunabilmek için yeterli güvenceye sahip olamaması, üniversitelerin yönetiminde yetkilerin tek bir makamda temerküz etmesi ve temerküz etmiş bu yetkinin keyfî kullanımını önleyecek mekanizmanın mevcut olmaması, akademik yükseltme sisteminin objektif kıstaslardan yoksun, değişken ve keyfî tutumlara açık olması…” diyerek söz konusu eksiklikleri sıraladı.

“ÜNİVERSİTELER TOPLUMUN SORUNLARINA DUYARSIZ”

Rapordaki dikkat çeken bir detayı da açıklayan Ali Yalçın, “Araştırmacı ve öğretim üyesi yetiştirme sisteminin istenilen seviyeye çıkarılamaması, üniversitelerin çoğunlukla içinde bulundukları toplumdan kopuk, toplumun sorunlarına duyarsız olması ve toplumsal dinamikleri izleyememesi de büyük bir eksiklik” dedi.

“ÜNİVERSİTELERİN ÖZERKLİĞİ ARTIRILMALI”

Yükseköğretimin tek merkezden yönetilmesinin sorunları da beraberinde getirdiğini aktaran Yalçın, “Türkiye’deki üniversitelerin kalitesini artırmak için kaliteli uluslararası öğretim üyesi ve araştırmacı sayısı artırılmalıdır. Bu çerçevede, yükseköğretimde birlikte yönetim ilkesi benimsenmeli, üniversitelerin bilimsel ve akademik özerkliği artırılmalı, akademik özgürlükler genişletilmeli, öğretim elemanlarına iş güvencesi sağlanmalı, araştırma altyapısı güçlendirilmeli, uluslararası öğrenci ve araştırmacılar için cazip finansal şartlar oluşturulmalıdır” diye önerilerde bulundu.

“50/D’LİLER İŞ GÜVENCESİNE KAVUŞTURULMALI”

Açılamalarının son bölümünde ise adeta kanayan bir yara halini alan akademik camiadaki 50/d sorununa da değinen Yalçın, “2547 sayılı kanunun 33/a ve 55/d maddesi kapsamında çalışan araştırma görevlileri iş güvencesine kavuşturulmalı; doktora eğitimini tamamlayanlar doktor öğretim üyesi, doçent unvanını alanlar doçentlik kadrolarına atanmalıdır” dedi.

10 Haz 2021 - 04:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Ballı Maaşlılar - Demek ki seçim yaklaştı bu zat ortaya çıkıp memurun vatandaşın yanında görünmeye başladığına göre ufukta bir erken seçim görünüyor birileri talimatı vermiş demektir. Seçim geçtiği gün alır ballı maaşını kulağının üstüne yatmaya devam eder. Yıllardır yaptığı gibi. Memur düşmanı memur sendikası başkanı.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 10 Haziran 10:31
01

Etkisiz Sendika - Yetkili ve etkisiz sendikam sen önce temsil ettiğin memurunu maddi ve manevi olarak istenilen seviyeye çıkar.Memurlar çok zor durumda.Az kaldı nerdeyse maaşlar asgari ücret seviyesine gelecek.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 10 Haziran 09:20


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?