Reklamı Kapat

Korkutan gerçek: Türkiye'deki oranı dünya ortalamasından yüksek!

Türkiye'deki genç nüfusun obezite oranı artarken, Türkiye'deki obezite oranı da dünya ortalamasından yüksek çıktı.

Büyütmek için resme tıklayın

Obezite hastalığını çağın vebası olarak nitelendiren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mazhar Müslüm Tuna, "Erişkin diyabetin yüzde 80'nin nedeni olan obezite, hipertansiyon, hiperlipidemi, kalp ve damar hastalıkları, polikistik over sendromu, eklem sorunları, safra kesesi hastalıkları, karaciğer yağlanması, ruhsal sorunlar ve ileri yaşlarda kanser hastalığına neden oluyor" dedi.

TÜİK'in 'İstatistiklerle Gençlik 2020' araştırmasına göre, 2016 yılında 15-24 yaş arası genç nüfusta obezite oranı yüzde 3,8 iken bu oran 2019 yılında yüzde 4,6 oldu. Türkiye, sağlık araştırması sonuçlarına göre boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde, 2016 yılında 15-24 yaş arası genç nüfusta obezite oranı yüzde 3,8 iken bu oran 2019 yılında yüzde 4,6’ya yükseldi. Genç nüfusun obezite oranı cinsiyete göre incelendiğinde ise erkeklerde 2016 yılında yüzde 3,5 iken bu oran 2019 yılında yüzde 4,8'e, kadınlarda da 2016 yılında yüzde 4,1 iken 2019 yılında yüzde 4,5'e yükseldi.

"Dünya ortalamasına göre Türkiye’deki obezite oranı daha fazla"

Obezitenin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de artmaya devam ettiğini belirten Doç. Dr. Tuna, "Dünya ortalamasına göre Türkiye’deki obezite oranı daha fazla. Türkiye, OECD ülkeleri arasında obezite sıklığı açısından üçüncü sıraya yükselmiş durumda. Obezite hem erişkinlerde hem de çocukluk çağında artıyor. Çocukluk çağı obezitesi erişkinlere göre daha riskli ve daha uzun yıllar obezitenin getirdiği sorunlarla ve obeziteyle mücadele etmek zorunda kalıyorlar" diye konuştu.

Obezitenin en önemli sebepleri beslenme bozuklukları ve hareketsizlik

Doç. Dr. Tuna şöyle devam etti: "Obezitenin en önemli sebepleri beslenme bozuklukları ve hareketsiz bir yaşam. Hastalıklara bağlı oluşan obeziteyi yüzde 1-2 civarında görüyoruz. Genel olarak, hastalarımızda gördüğümüz olay ekzojen obezite dediğimiz çok yemeye ve yediklerini yakmamaya bağlı olarak vücutta yağ miktarının artmasıdır. Son 20 yılda beslenme alışkanlıklarımız çok değişti, bununla birlikte daha hareketsiz bir yaşam tarzı başladı."

"Fast food tarzı beslenme, meyve suyu ve gazlı içecek tüketimi çok arttı"

Hazır gıda tüketiminde ciddi oranda artış olduğuna dikkati çeken Tuna, "Fast food tarzı beslenme çok arttı. Çocuklar erken saatlerde okula gittikleri için sabah kahvaltı etmiyorlar. Okulda çok fazla abur cubur gıdaları atıştırıyorlar. Anne ve baba çalıştığı için ev yemekleri yapılmamaya başlandı. Kalorisi yüksek, tatlandırılmış, katkı maddeli ve besleyici değeri düşük gıdalar çok fazla tüketilmeye başlandı. Karbonhidrat tüketimi ve bazı kimyasallarla zenginleştirilmiş gıdalar vücutta bazı hormonları aktive ederek mutluluk hissi veriyor. Bu his kişilerde aynı tarz gıdaları tüketmeye teşvik ediyor. Ayrıca karbonhidrat tüketimi ne kadar artarsa insülin direnci artıyor, açlık hisside o derece artıyor. Meyve suyu ve gazlı içecek tüketimlerinin çok arttığını görüyoruz" dedi.

"İki saatin üzerinde televizyon seyretmek obezite riskini artırıyor"

Çağın en önemli sorunlarından birinin hareketsizlik olduğunu vurgulayan Tuna, "Teknolojik aletlerinin karşısında çok fazla zaman geçiriliyor. Günde iki saatin üzerinde televizyon izlemek hem diyabet hem de obezite riskini belirgin olarak artırıyor. Öğün sırasında televizyon izlemekte bilhassa çocuk ve gençlerde sakıncalı. Günde sekiz saatin altında uyuyanlarda ve kalitesiz uyku uyuyanlarda obezite daha sık görülüyor" diye konuştu. 

"İlaç ve ameliyatla obeziteyle mücadele etmek mümkün değil"

Diyet ve egzersiz sorununu çözersek obezite ile mücadele edebileceğimizi söyleyen Doç. Dr. Mazhar Müslüm Tuna sözlerini şöyle sürdürdü: "Tek başına ilaç veya ameliyatla obeziteyle mücadele etmek mümkün değil. Tüm dünyada hasta sayısı katlanarak artıyor. Obez ailelerin çocuklarının obez olma ihtimali çok daha yüksek. Bu nedenle öncelikle sağlıklı bir çevre oluşturmamız gerekiyor. Bu yolda hem birey, hem aile, hem toplum, hem de belediye ve hükümetler gerekli önlemleri almalı. Yürüyüş yolları, egzersiz alanları, çocukların güvenle dışarıda oynayabilecekleri çevre oluşturmamız gerekiyor. Bunları yaparkende sağlıklı gıda tüketimi konusunda vatandaşlar bilinçlendirilmeli, gerekli yasal düzenlemeler ve denetimler daha sık yapılmalı."

Obez bireyler koronavirüsü çok daha ağır geçiriyor

Obez hastaların Koronavirüs'ü çok daha ağır geçirdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Mazhar Müslüm Tuna, "Yoğun bakıma yatış oranları, mekanik ventilasyon uygulamaları ve ölüm riski maalesef daha yüksek oluyor. Bu nedenle bu süreçte obez bireylerin maske, mesafe ve hijyen kurallarına daha fazla dikkat etmeleri ve aşı olmaları gerekiyor. Bu süreçte kilo vermeleri şiddetli enfeksiyon gelişme riskini de azaltacaktır" dedi.

Kaynak: DHA 

23 May 2021 - 16:24 - Aile & Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Sedat Peker'in Veyis Ateş ve Sezgin Baran Korkmaz iddiaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?