Reklamı Kapat

Ramazan’da muhasebe yapmalıyız, Rabbimizi hatırlamalıyız

Psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı Hocamızla Ramazan’ın psikolojik boyutunu konuştuk

Haber albümü için resme tıklayın

Gözle görülmeyen, mikroskobun altında bile zor görülen bir virüs insanlığı perişan etmiş durumda. Dediğiniz gibi bir özeleştiri yapmamız lazım. Muhasebe yapmamız lazım. İnsanoğlunun kibirli olmaması lazım. Hatta kendisini haşa Tanrı zanneden, yanlarından gururundan ve kibrinden geçilmeyen insanlar bugün can çekişiyorlar. İbret almamız lazım, aç insanları, muhtaç insanları empati yapıp onlara yardımcı olmamız lazım. Ve kesinlikle haddimizi bilmemiz lazım. Tekebbür etmememiz, Rabbimizi hatırlamamız lazım. Ramazan’da bu havanın 12 ay boyunca da devam etmesi lazımdır diye düşünüyorum.

Hayatın çok hızlı bir şekilde aktığı büyükşehirlerde Ramazan ayı mü’minlerin maneviyatında nasıl onarımlar yapar? Yaşadığımız modern sıkıntılara ilişkin Ramazan ayının sunduğu reçeteler nelerdir? Toplumsal hayat ve toplumsal psikolojimizde Ramazan’ın önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ramazan’ın insanlar üzerinde çok büyük olumlu etkileri olur. Birincisi sosyal faydaları. Bir kere insanlar yemek vaktini ayarlarlar, hep beraber geçerler sofra başına. Şimdi korona var, tabii toplu iftarlar olmasa da aile olarak yemekleri birlikte yerler. Şimdi büyükşehirlerde bir kargaşa ve kaos var tabii ki. İnsanlar işe gidiyorlar, trafik kaosu var. Yemekte bir arada buluşmaları söz konusu olmazken, Ramazan’da çocuklar büyükle hep birlikte sofra başında olurlar. Sofrada yemek yerken daha huzurlu olurlar. Yemek, insanlarda mutluluk hormonları salgılıyor. Dopamin salgılıyor, diğer mutluluk hormonlarını salgılıyor. İnsanlar daha mutlu oluyor. Dikkat ederseniz büyük ve önemli iş yemekleri bile hep sofra başında olur. Önemli anlaşma toplantıları, uluslararası falan. Yine Ramazan’da kılınan teravihler diğer kılınan namazlar insanlar Müslüman olduklarını, İslamiyet gibi yüce bir dinin, Allah (c.c.)’ünün kıyamete kadar baki kalacak dininin, dimdik ayakta olan bir dinin mensubu olduğu bilinci içinde kendilerini yalnız hissetmezler.

RAMAZAN, MANEVİ ONARIMLAR YAPAR

Yani manevi onarımlar yapar Ramazan...

Elbette... Manevi onarımlar yapar. Maddi onarımlar yapar. Bir topluluğuna ait olduğunu hisseder, kendine güvenini hisseder. Yapılan tüm istatistikler gösteriyor ki, Ramazan’da suç oranı düşer. Cinayet, yaralama düşer... Kazalar düşer. Alkol, uyuşturucu bağımlılıkları düşer. İnsanlar daha mutlu, daha huzurlu olurlar.

Psikiyatrik vakalar da düşer mi hocam?

Psikiyatrik vakalar da düşer tabii ki. Bir meşguliyet içerisinde, bir hedefe ulaşma içerisinde, anksiyete dediğimiz, panik dediğimiz, gerginlikler, sinirlilikler azalır. Toplum adeta bir mutluluğa ve huzura kavuşur. Ve insanlar Ramazan’da iletişimleri artar, daha güler yüzlü olurlar. Ramazan, topluma bir rahatlık verir.

Ramazan’ın timsali oruç, bazılarınca stres olarak görülmekte. Ama insanlarımız hoşgörü ve empati duygularıyla orucu tutuyorlar. Ramazan’a has bu tabloyu bir psikiyatrist olarak nasıl değerlendirirsiniz? Oruç hem bedeni hem de ruhani bir ibadet. Bedeni dinlendirdiği gibi nefis muhasebesi yapmamıza imkân vermekte. Bu yönüyle orucun önemini anlatır mısınız?

Gerçekten oruç, bu yönüyle çok önemli. İnsanlar stres yapıyorum derler ama onlarınki şartlanmadır. Hele yaza gelen oruçlarda insanlar 16-17 saat aç kalırlar. Oruç bedensel ve ruhsal bir dinlenmedir. O dönemde insanlar oruçlu oldukları için daha rahat, daha hoşgörülü, empati duygularını ortaya koyarlar. İnsanlar bu durumda açlarla empati yaparlar. Diğer kardeşleriyle kardeşlik bağlarını hatırlarlar. Hep beraber oruçlu olmak, hep beraber Allah’a yönelmek insana bir bağlılık verir, birlik beraberlik verir. Bazıları sinir yapıyor derler ama bu, doğru değildir, bir şartlanmadır. Son zamanlarda beslenme, kilo almama veya kilo verme için yapılması gereken en önemli şey aralıklı oruç tutmaktır. Oruç diyeti nedir? Günde 16-17 saat bir şey yememek, yediklerimizi 5-6 saatte yoğunlaştırmak. Sabah 10’da kahvaltı ediyorsunuz, akşam 7 gibi yemeğinizi yiyorsunuz. Ondan sonra sabah 10’a kadar bir şey yememek. Bir nevi oruç diyeti. Oruçta gündüz aç kalınıyor. Ama burada işi ters yapmak. Bunun çok etkili olduğu görülüyor. Orucun mucizevi bir tedavi unsuru olduğu da anlaşıldı. Bu konuda araştırma yapan Japon bilim adamı bu çalışmasıyla Nobel kazandı biliyorsunuz. Burada da orucun bedenimizdeki ve organlarımızı yenilemesi dışında toksik maddeleri vücudumuzdan attığı ortaya konuldu. Oruç, bedenimizden zehirli maddeleri atıyor. Bu açıdan Ramazan orucu hem önemli bir ibadet hem de bizim için önemli bir fırsattır. İnşallah insanlarımız toplumumuzda daha yaygın ve daha geniş şekilde bu ibadetin şuuruna varırlar ve orucu tutmayı ihmal etmezler.

“İNSANOĞLU TEKEBBÜR ETMEMELİ”

Hem dünya hem Türkiye olarak çok sıkıntılı günlerden geçmekteyiz. Bu sıkıntılı günleri muhasebe imkânına, bir sıçrama tahtasına çevirmeliyiz, dersler çıkarmalıyız. Küçücük bir virüs bütün insanlığı dize getirdi. Biz çok tekebbür etsek de, kibirlensek de zayıf varlıklarız. Bu kibir iddialarından geri çekilmemiz, mütevazı olmamız, nefis muhasebesi yapmamız gerekiyor. Bu bağlamda insanın özne oluşu ve yüce Yaradan’ın varlığının kudretini hatırlamada Ramazan ayının önemini hatırlatır mısınız?

Gerçekten önemli bir nokta... Dünyada milyonlarca kişinin ölmesine neden olan, milyonlarca kişinin hastalanmasına, zor durumlar geçirmesine neden olan bir virüsle karşı karşıyayız. İnsanlık önleyemiyor bunu. Aşılar, ilaçlar... Yine de önleyemiyoruz. Mutasyona uğruyor... Dalga dalga yayılıyor... Bu musibetin daha ne kadar süreceği, bu yılın sonunda sona ereceğini de kestiremiyoruz. Dünyadaki tüm koronalı hastaların üzerindeki virüsleri toplasanız bir gram bile gelmiyor. Gözle görülmeyen, mikroskobun altında bile zor görülen bir virüs insanlığı perişan etmiş durumda. Dediğiniz gibi bir özeleştiri yapmamız lazım. Muhasebe yapmamız lazım. İnsanoğlunun kibirli olmaması lazım. Hatta kendisini haşa Tanrı zanneden, yanlarından gururundan ve kibrinden geçilmeyen insanlar bugün can çekişiyorlar. Bakın yanı başımızdaki mağdur ve mazlum Suriyelilerde korona çok düşük durumda. Bu da bunun ibret olduğunu gösteriyor. Koronadan sonra her şey eskisi gibi olmayacak. Koronadan daha önceki Ramazan’larda şirketler, dostlar iftarlar verilmekteydi. Oralarda çok büyük israflar görüyorduk maalesef. Binbir türlü yemeklerin yarısı çöpe atılıyordu. Bunların hepsi bize bir ibret vesikasıdır. Bakın geçen sene böyle bir şey yapılamadı, israflar olmadı. Toplu iftarlar yapılamadı. Bu sene de yapılıp yapılmayacağı da kuşkulu. İbret almamız lazım, aç insanları, muhtaç insanları empati yapıp onlara yardımcı olmamız lazım. Ve kesinlikle haddimizi bilmemiz lazım. Tekebbür etmememiz, Rabbimizi hatırlamamız lazım. Ramazan’da bu havanın 12 ay boyunca da devam etmesi lazımdır diye düşünüyorum.

19 Nis 2021 - 04:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mert - Kaç insanın hakkını yedik diye oturup Müslümanlığımızın muhasebesini yapmalıyız.

Kaç kişinin yuvasını yıktık.

Kaç kişinin ekmeğiyle oynadık.

Kaç kişiye iftira attkı.

Bunu böyle çoğaltabiliriz....

Sonucu toplarız iyi bir Müslüman olup olmadığımızı herkes sonuca göre bunu görecektir.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Nisan 06:13


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?