Reklamı Kapat

Ayasofya’nın Karamanlı imamları

Ayasofya’nın romanı yazılmışsa hangi dönemi anlatılmıştır? Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Günümüzde Ayasofya romanı yazmak isteyen çıkarsa karakter olarak iki Karamanlıyı anlatmasını öneririm.

Haber albümü için resme tıklayın

Ayasofya’nın iki Karaman’lı imamı olmuş, biri, Ayasofya’nın bir köşesinde cami olarak açılan yerde görev yapmış. Diğeri, milyonların sabırla beklediği tarihi günde namaz kıldırarak göreve başlayan Ayasofya’nın baş imamı. İkisinin ortak yanı çok olmakla birlikte benim dikkat çekmek istediğim husus, Karamanlı olmalarıdır.b“Ayasofya’nın İmamları” adıyla yayımlanacak roman, nefes kesici ve soluksuz okunacak bir eser olacak zengin malzemeyi okuyucuya aktarabilir. Bir dönem romanı olarak, Türkiye’deki değişimi ve gelişimi ortaya koyacak olmasıyla da önemli bir işlev görecektir. Sadece oturup yazmak gerekir. Kurgusu, yazarın becerisine kalmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi adıyla, kiliseden camiye dönüştürdüğü Ayasofya’nın, müze olduğu dönemdeki ilk imamı Karamanlıdır. Ayasofya’nın baş imamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, 23 Temmuz 2020’de başladığı görevinden ayrıldığını açıkladı. Ayasofya’da henüz dokuz ayını bile doldurmamıştı. Gidişi çok hızlı oldu. Sayın Boynukalın da Karamanlıydı, hemşehrimizdi. Sayın Boynukalın’ın beklenmedik bir anda, Ramazan’a sayılı günler kala Ayasofya’dan gidişi üzerine uzun bir yazı yazmayı gerekli gördüm.

“AYASOFYA’NIN İLK İMAMI”

Ayasofya, dünyanın gözbebeği, mimarlık şaheseri. Sembolik yanıyla da İslâm aleminin en önemli yapısı. Ayasofya, 1931’de kapatıldı, 1935 yılında müzeye dönüştürüldü. Türkiye’de halkın büyük bölümünün, yıllar boyunca, ibadete açılması için dua ettiği, yazılar yazdığı, eylemler yaptığı Ayasofya, hep ülkenin gündeminde oldu. Uzun uzun bunları anlatacak değilim. Ben, Ayasofya üzerinden Karamanlı iki imamı yazmaya ve onları tanıtmaya çalışacağım. ANAP döneminde “Ayasofya ibadete açılıyor” haberleri günlerce manşetleri süsledi. Ayasofya’nın, müze dışındaki bir bölümünde düzenleme yapıldı. Burası cami olarak ibadete açıldı. Bu caminin ilk imamı, Mahmut Toptaş hocaydı. Mahmut Hocam, o yıllarda da aktifti, doğru bildiğini söylerdi. Mahmut Toptaş Hocam Karamanlıydı. İmamlığa ilk başladığı yer Karaman’dı. Greko-Romen Milli Takımının 48 kilo güreşçisi, Dikbasan Camii’nin hiperaktif imamı Muzaffer Can hocamızın hem arkadaşı hem eniştesiydi.

DERGÂH EHLİ MAHMUT HOCA

Mahmut Hoca, Aktekke Camii’nin yanındaki parkı dergâha çeviren 20’li yaşlarında bir gençti. Park Kahvesi’nde lise öğrencilerini etrafında toplayan, çay ikram eden ve onlara ağabeylik yapan bir kutuptu. Mahmut Toptaş Hocam, Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğrencilik yaptı, imamlık görevini de sürdürdü. Mezuniyetten sonra Ereğli, Mut, Balıkesir gibi bazı şehirleri dolaştıktan sonra İstanbul’a geldi. İstanbul’da, Karaman Park Kahvesi ile başlayan ders ve sohbet halkasını çok çok genişletti. Hocamın dersine katılan ve daha sonra devlette önemli görevler üstlenen kişilerin sayısı binleri aştı. “ANAP’ın Ayasofya’yı ibadete açtık” dediği caminin ilk imamlığı da Mahmut Toptaş Hocama nasip olmuştu.

AYASOFYA İÇİN SINAVA GİRİP KAZANDI

Mahmut Toptaş Hocam, Diyanet’teki görevinden 10.04.1984 tarihinde yayıncılık yapmak üzere istifa etti. Cantaş Yayınları’nın başına geçti. Daha sonra, Ayasofya Camii imamlığı için sınav açıldığını duyunca, faydalı olabileceği düşüncesiyle başvurdu. 26.08.1987’de sınavı kazandı. 18 Nisan 1988 tarihinde de Ayasofya Camii imamlığına atandı. Ayasofya Camii kapalı olduğu için vaiz olarak istihdam edildi. 10 Şubat 1991 yılında ANAP iktidarı döneminde caminin bir bölümü ibadete açıldı. “Sultanmahfili” denildi ama Sultanmahfili Ayasofya Camii’nin içindeydi. Oraya imam da cemaat de giremiyordu.

AYASOFYA’NIN İBADETE AÇILDIĞI GÜN

Türkiye’de “vefa” bir semt adıdır. Bir haslet olmaktan çıkalı çok olmuştur. İtirazı olanlara hatırlatmak isterim ki, Ayasofya’nın ibadete açıldığı gün, davetli listesinde adı olanlara baktım baktım baktım; “Vah” dedim, “Vahlar” dedim. Buraya yazamayacağım şeyler bile söyledim. Binlerce davetli arasında Mahmut Toptaş Hoca yoktu. “Unutmuşlar” diyemiyorum. Çünkü unutmak da bir vasıf. Mahmut Toptaş Hoca unutulmadı. Ayasofya’nın açılışına davet edilmedi. Allah bizleri vefa duygusundan mahrum etmesin. “Hatırın var olsun” kibarı kelamını unutturmasın.

ŞİMDİ HİKÂYEMİZ BAŞLIYOR

Sözü Mahmut Toptaş Hocamda, “Burada iki ay görev yaptım, 1991 yılında Ayasofya Camii’nin kıble tarafında Osmanlı döneminde yapılan yüz metrekarelik giriş bölümünde bir pazar günü öğle namazını kıldırarak ibadete açtım. İbadete açılan yer, Ayasofya değil. Halkın yüzde doksan sekizinin ağzını kapatmak için Osmanlı döneminde hiç namaz kılınmayan, padişahın at bağladığı ve Sermahfil’e geçiş yaptığı yer ibadete açıldı. İlk Cuma vaazımda, namaz kıldığımız yerin Ayasofya olmadığını anlattım.” Mahmut Hoca’nın o meşhur Cuma vaazı ayrı bir yazının konusu. Karamanlı Deli Said’in eşkıyalık günlerinden örnekler verdiği konuşması çok anlamlı. Mahmut Toptaş Hocamın bu konuşması birkaç gazetede manşet oldu, yarım sayfalık haberler çıktı. Hocamın, Cumhuriyet gazetesinde çıkan “Fatih Sultan Mehmet gelse Ayasofya’ya bilet almadan sokmazlar. Ama o bir fatihtir, Ayasofya’ya girmenin yolunu bulur” sözleri gündemi sarstı. Milliyet gazetesi de benzer haberi manşetten verdi. Diyanet İşleri Başkanlığı müfettiş gönderdi, soruşturma başlattı. Hocamın aldığı duyumlara göre, Ayasofya’dan alınması dönemin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in ısrarı ve takibi sonucu gerçekleşti. Mahmut Toptaş Hocam, dayatmalar ve baskılara rağmen uzun süre direndi. Ayasofya Camii imamlığından ayrılmadı. Sonra şu dilekçeyi vererek, Ayasofya’daki görevine veda etti.

İSTİFA DİLEKÇESİ

Mahmut Toptaş Hoca’nın Eminönü Müftülüğüne yazdığı karşılıklı yer değiştirmeye yönelik 6 Mayıs 1991 tarihli dilekçesi şöyledir: “10 Şubat 1991 tarihinde Büyük Ayasofya Camii’nin Sultan Mahfiline giriş bölümünün ibadete açılması nedeniyle bu giriş bölümünde fiilen namaz kıldırmaya başladım. Basının ilgisini çeken, bu camiye gelen muhabirlerin sorusuna “Ayasofya Camii 6 bin 644 metrekaredir. Açılan yer 150 metrekaredir. Müslümanların malından Müslümanlara verilen bölüm altmış altıda birdir. Geri kalan taraf Batılıların istekleri doğrultusunda hizmet görmektedir. İçinde, kilise müziği olan oratoryo icra edilmiştir.” diye cevap vermem neticesinde başkanlık müfettişleri tarafından teftiş geçirdim. Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in telefonla ısrarlı istekleri doğrultusunda Ayasofya’dan alınmam istendiğini öğrendim. On beş yıl hizmet verdiğim Diyanet camiasını bakan karşısında sıkıntıya düşürmemek için Mimar Hayrettin Camii imamı Osman Şen’le karşılıklı yer değiştirmeyi kabul ediyorum.” Eminönü Müftülüğü’ne verilen dilekçeyi dikkatli okumanızı rica ederim. Kişi gerçek karakterini ayrılık anında ortaya koyarmış. Bu dilekçe “Bir yiğit imamın dik duruşunun belgesidir. 1990’lı yıllardaki kudretini kaybettiğinden habersiz, hâlâ esip tozmaya çalışan bir bakanın yaptığı bir işi, tarih önünde kayıt altına aldırmanın en akıllıca yoludur. Bir imamın Ayasofya sevgisinin en canlı kanıtıdır.”

19 YAŞINDA İMAMLIĞA BAŞLAMIŞTIR

Mahmut Toptaş Hoca, 19 yaşında imamlığa başlamıştır. Ayasofya’da 10 Şubat’ta kıldırmaya başladığı namaz, 6 Mayıs 1991 tarihinde sonlandırılmıştır. Mahmut Toptaş Hoca, “Ayasofya’yı ibadete açtık” diye övünen bir iktidarın, en sivri dilli, vitrinde en çok görünen yüzü, kültürün emanet edildiği bakanının talebi doğrultusunda sadece iki ay fiilen imamlık yapabilmiştir. “İmamın dilsiz olanı, etliye sütlüye karışmayanı, mümkünse namaz sureleri ve duadan gayrı şeyler için ağzını açmayanı makbuldür” anlayışı dünün mirasıdır. Karaman’ın ilçe olduğu dönemde 15 imam birden yargılanmıştır. 15 imam, Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişlerinin teftişi ile değil, devletin mahkemesinde ifade vermişlerdir. Şikayetçiler kimler, hangi siyasi partinin fanatikleriydi derseniz, uzun hikayedir. Belki bir gün bir imam efendi yazar, bizler de okuruz. Türkiye’de bazı kesimlerin zihniyeti aynıdır. Ekonomik gelişmişlikle zihinsel kapasite aynı düzlemde ilerlemiyor maalesef… Mahmut Toptaş, 23 Mart 1995 yılında İstanbul Merkez Vaizliğine atandı, Ocak 1999’da resmi vaizlikten emekli oldu. “İmamın emeklisi olmaz” düsturunu, şimdilerde “İnsanın emeklisi olmaz” diyerek sürdürüyor. Mahmut Toptaş, Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerifî’nin açılmasında emeği olan kişilerin başında yer alır. Bu konudaki öykü de Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ından alınma gibidir. Ayasofya’nın ibadete açılmasında kelimenin gerçek anlamıyla rüyanın da payı vardır. O rüyanın baş rolünde yine Mahmut Toptaş Hoca vardır

Ahmet TEK

17 Nis 2021 - 04:30 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?