Reklamı Kapat

“Çözüm, güçlü bir devlet olmaktan geçiyor”

Türkiye’nin aleyhine ittifakların kurulduğu ve uluslararası hukuka aykırı adımların atıldığı Doğu Akdeniz’de tavizsiz bir duruş şart…

Bekir Şirin
Bekir Şirin Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Prof. Dr. Ata Atun, dünya üzerindeki enerji mevcudiyetinin azımsanamayacak bir kısmını barındıran Doğu Akdeniz bölgesindeki mücadeleyi Millî Gazete’ye anlattı. Türkiye karşıtı aktörlerin atmış olduğu hukuksuz adımların önünü kesmenin yolunun güçlü bir devlet olmaktan geçtiğini kaydeden Ata Atun, bölgemizde yaşananların Türkiye’yi güçlü olmaya zorladığını ve savunma sanayi ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin daha da güçlendirilmesi gerektiğinin önemini vurguladı. Atun, Türkiye ile Mısır arasındaki olası bir normalleşmenin de her iki ülkenin yararına olduğunu söyledi.

KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı, KKTC eski Başbakan Yardımcısı, eski Milletvekili ve Kıbrıs İlim Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ata Atun, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşım mücadelesine ilişkin olarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Millî Gazete’ye özel açıklamalarda bulunan Atun, “Türkiye, savunma sanayiini ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni daha da güçlendirerek, bölgedeki varlığını ve gücünü tartışmasız hale getirme politikasını uygulamaya koymalıdır.” ifadelerini kullandı.

“YUNANİSTAN VE GKRY, MÜCADELE EDEMEYECEKLERİNİN FARKINDA”

Atun, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye ile tek başlarına mücadele edemeyeceklerinin farkında olduğunu ve bu nedenle yanlarına İsrail, Fransa, AB, ABD ve Mısır gibi destekçileri alarak bölgeden pay kopartmanın peşine düştüklerini söyledi. Doğu Akdeniz’e kıyıdaş olmayan ülkelerin bölgeye ilgisinin ve Yunanistan’ın boyundan büyük taleplerinin Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasının temel taşlarını oluşturduğunu kaydeden Atun, “Doğu Akdeniz, günümüzde, kıyıları ve deniz yatağındaki hidrokarbon yatakları nedeni ile çok önemli bir bölge haline gelmiştir. Doğu Akdeniz bölgesi ile ilgilenen devletler sadece kıyıdaş ülkeler ile sınırlı değil zira enerjiye muhtaç İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya gibi AB ülkeleri ve kendi petrolü ile doğalgazını üreten Rusya, ABD, Suudi Arabistan, BAE ve İran da bölgeye yoğun ilgi göstermektedir.” ifadelerini kullandı.

DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE KARŞITI CEPHE

Prof. Dr. Ata Atun, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşım mücadelesinde gelinen noktayı gazetemize değerlendirdi. Türkiye’nin haklılığının çok iyi bilinmesine karşın kendilerine “Batı Bloku” adını vermiş olan ülkelerin Türkiye’nin daha da büyümesini önleyebilmek ve Türkiye’yi durdurmak için ittifak içine girdiğini ve Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı bir cephe oluşturduğunu dile getirdi. Atun, sözlerinin devamında, “Türkiye’nin stratejik konumu, İsrail ve Mısır’ın doğalgaz konusunda Türkiye’ye muhtaç durumda olmaları, bu cephenin bölgede aktif olarak değil, sadece kâğıt üstünde varlığını sürdürmesine neden olacaktır” diye konuştu.

“SAVUNMA SANAYİİ VE TSK DAHA DA GÜÇLENDİRİLMELİ”

Atun, Türkiye’nin 2021 yılı içinde savunma sanayini ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni daha da güçlendirerek, bölgedeki varlığını ve gücünü tartışmasız hale getirme politikasını uygulamaya koymasının şart olduğunu belirtti. Deniz hukukuna göre adaların deniz yetki alanlarının sınırlı olacağına dair çok sayıdaki uluslararası yargı kararının bulunmasının ve yürürlükte olmasının, Türkiye’nin elini güçlendirdiğini de aktaran Ata Atun, Türkiye’nin bu kararları ve uygulama örneklerini kendi lehine kullanma yoluna gitmesi gerektiğini de söyledi. Türkiye’nin kendi kıta sahanlığı içerisinde gördüğü bölgelerde sismik araştırma ve sondaj gemileriyle petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine devam etmesi gerektiğini de kaydeden Atun, “Güvenlik gibi önemli bir gerekçeyle bölgeyi kontrol altında tutması elzem olan Türkiye, 2021 yılında Türkiye; Libya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile imzalanan deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmaları içeriğince bölgede kendi kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarını belirlemiş olduğundan, başka ülkelerin kendi bölgesi içinde faaliyet göstermesini engellemeye ve kendi yetki alanlarının sınırlarını garanti altına almaya çalışacak.” dedi.

“TÜRKİYE İLE MISIR YAKINLAŞMASI HER İKİ ÜLKEYE ENERJİ KAZANIMLARI SAĞLAYACAKTIR”

Akademisyen Prof. Dr. Ata Atun, Mısır’ın geçtiğimiz süreçte Türkiye ile yaşadığı siyasi sorunlar nedeni ile “Düşmanınım düşmanı dostumdur” felsefesi ile Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’deki maksimalist taleplerini kabul ettiğini ve 45 bin kilometrekarelik bir alanı kendilerine kaptırdığını söyledi. Mısır’ın uğradığı kaybın farkına Türkiye sayesinde vardığını dile getiren Atun, “Özellikle de 2019 yılında Türkiye’nin Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Anlaşması’ndan sonra, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaptığı anlaşmaların bir hayal olduğunun ve enerji çıkış yolunun da Türkiye’den geçtiğini farkına varmıştır. Türkiye ile Mısır yakınlaşması, bölgenin güvenliğinin müştereken daha iyi koşullarda sağlanacağına ilaveten her iki ülkeye enerji kazanımları sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. Atun, Doğu Akdeniz’deki mevcut koşulların Mısır’ı Türkiye ile işbirliği yapmaya mecbur kıldığını da belirtti.

“HUKUKSUZLUĞUN ÖNÜNE GEÇEBİLMENİN YOLU GÜÇLÜ BİR DEVLET OLMAKTIR”

Yunanistan ve GKRY başta olmak üzere çeşitli aktörlerin Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuka aykırı adımlar attığını hatırlattığımız ve Türkiye’nin hukuksuz adımların önüne nasıl geçebileceğini sorduğumuz Atun, uluslararası hukuksuzluğun önüne geçebilmenin yolunun güçlü bir devlet olmaktan geçtiğini kaydederek, “Gerçekte dünyamız üzerinde uluslararası hukuk yoktur, güçlü devletlerin hukuka uydurulmuş talepleri vardır. Türkiye ne kadar güçlü olursa, siyasi, ekonomik, askeri ve bölgesel kazanımları da o denli büyük olacaktır.” diye konuştu. Atun, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 19. yüzyıldan beri arkalarına Avrupa devletlerini, ABD’yi ve Rusya’yı alarak uluslararası hukuka aykırı adımlar atmayı bir devlet ve varoluş stratejisi olarak benimsemiş olduğunu da sözlerine ekledi.

“YUNANİSTAN, ULUSLARARASI ADALET DİVANI’NA GİDİLMESİNE ENGEL OLUYOR”

Yunanistan’ın bölgedeki taleplerinin, egemenliğe ve hükümranlığa dayalı olmaktan ziyade, ABD ve AB’nin desteğine dayalı olduğunu, Yunanistan’ın son yüz kırk yılda topraklarını Avrupalı devletlerin desteği ile silah atmadan büyüttüğünü ve yine aynı yönteme sıkı sıkıya sarılarak hakkı olmayan maksimalist taleplerde bulunduğunu aktaran Ata Atun, Türkiye ile Yunanistan’ın başlatacağı bir diyaloğun sonuçsuz kalacağını tahmin ettiğini söyledi. Atun, Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlıkların çözülebilmesi adına Uluslararası Adalet Divanı’na gidilip gidilemeyeceğine ilişkin olarak da, “Türkiye’nin Ege’deki Münhasır Ekonomik Bölge ve Kıta Sahanlığı sorunlarını Uluslararası Adalet Divanı’na götürme taleplerini her seferinde, Yunanistan, Uluslararası Adalet Divanı’nın Fransa ile İngiltere arasındaki Kanal Adaları konusunda aldığı karar nedeni ile reddetmekte ve konunun Uluslararası Adalet Divanı’na gitmesine mani olmaktadır.” dedi.

TÜRKİYE İLE İSRAİL YAKINLAŞIR MI?

Prof. Dr. Ata Atun, işgalci İsrail rejiminin Doğu Akdeniz denklemindeki yerine ilişkin de dikkat çeken sözler sarf etti. İsrail’in Doğu Akdeniz’deki Tamar ve Leviathan bölgelerinden elde ettiği doğalgazı Avrupa’ya göndermesinin en ucuz yolunun, Türkiye’den geçen TANAP boru hattına bağlanmak olduğunun bilincinde olduğunu dile getiren Atun, Türkiye ile İsrail arasındaki yakınlaşma ve enerji işbirliği olasılığını çok yüksek bir ihtimal olarak gördüğünü söyledi.

“TATAR’IN SEÇİMİ KAZANMASI, TÜRKİYE-KKTC İLİŞKİLERİNİ OLUMLU ETKİLEDİ”

KKTC III. Cumhurbaşkanı Danışmanı Ata Atun, Kıbrıs adasındaki dengelerin Doğu Akdeniz denklemine yansımalarını da değerlendirdi. Ersin Tatar’ın KKTC cumhurbaşkanlığına seçilişinin ardından somut bir şekilde görülen Türkiye-KKTC işbirliğine dair konuşan Atun, “Türkiye ile KKTC’nin 21 Eylül 2011’de ‘Türkiye-KKTC Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması’nı imzalamaları her iki ülkenin Doğu Akdeniz bölgesindeki haklarının genişlemesini, yasallık kazanmasını ve kabul görmesini sağlamıştır. Aradan geçen 10 yılda Türkiye’nin bölgede askeri gücünü artırması, savunma sanayisini geliştirmesi ve Doğu Akdeniz politikasında taviz vermeyeceğini kesinleştirmesi nedeni ile 2021 yılında Doğu Akdeniz, günümüzden daha etkin bir şekilde Türkiye’nin hakimiyeti altına girmiştir. KKTC’de 18 Ekim 2020 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerini Sayın Ersin Tatar’ın kazanması, Türkiye-KKTC ilişkilerini çok olumlu etkilemiş, iki ülkenin birbirine yakınlaşmasını ve her konuda işbirliği yapmalarının önünü açmıştır. Bu durum Kıbrıs Türklerinin elinin de güçlenmesini sağlayacak, KKTC’nin statüsünü yükseltecek ve tanınmasının kapılarını aralayacaktır. KKTC ve Türkiye, Kıbrıs sorununu çözmek hedefli müzakerelerin artık, 53 yıldır bir sonuç vermemiş olan ‘federasyon kurulması’ temelinde değil, iki devlet temelinde devam etmesini istediklerini beyan etmişlerdir.” ifadelerini kullandı.

13 Nis 2021 - 04:30 - Gündem

Muhabir Bekir Şirin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?