Reklamı Kapat

"Hesap soramazsan hesabı verirsin..."

Karar Gazetesi'nin ekonomi yazarı İbrahim Kahveci bugünkü köşe yazısında, AKP iktidarının içine düştüğü durumu ve milletten nasıl uzaklaştığı ile ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı.

"Hangimiz Hazine garantili müteahhitlerin sözleşmelerini biliyoruz? Ticari sır diye Millete açıklanmayan sözleşmeler nasıl yenileniyor?" diyen Karar Gazetesi yazarı İbrahim Kahveci, 'Acaba!' başlıklı bugünkü yazısında gündeme dair değerlendirmede bulundu. 

İşte Kahveci'nin 'Acaba!' başlıklı yazısı:

Hesap soramazsan hesabı verirsin...

Hangimiz Hazine garantili müteahhitlerin sözleşmelerini biliyoruz? Ticari sır diye Millete açıklanmayan sözleşmeler nasıl yenileniyor?

Mesela, sözleşme yenilenerek işletme süreleri nasıl artırılıyor? Ya da işletmeci Hazine garantili müteahhide sonradan nasıl ek kaynaklar sağlanıyor?

Nerede ise hiçbirini bilmiyoruz.

Millet sadece ödeyici konumunda. Geçmediği yolun parasını ödüyor, yemediği yemeğin parasını ödüyor...

***

Milletin Hazineye ödediği para nerede ise her yıl hedeflenen bütçenin üzerinde oldu. Hatta 2020 yılında bile henüz pandemi yokken hedeflenen paradan tam 73 milyar lira daha fazla para topladı devlet...


Devlet derken burada Merkezi Yönetimi yani Ankara’yı kast ediyoruz.

Pandemi yılında dahi hedeflediği para toplamanın 73 milyar lirasını aşan devletin, sadece bu parayı millete geri dağıtmasını beklerdiniz. Oysa pandemide Merkezi Yönetimin Millete kendi bütçesinden dağıttığı para sadece 8 milyar lira. Onun da 2 milyar lirasını IBAN vererek yeniden Milletten topladı...

***

Ankara çok şişmanladı diye yıllardır yazarım. Ankara şişmanlayınca, yani devlet sürekli fazla para toplayınca ortaya savurgan ve israfçı bir devlet çıktı.

Bunun olacağı da çok belliydi.

Türk tipi Başkanlık Sistemi 2017’de gerçekleşince artık güçlü devlet = zayıf millet dengesine varmış olduk.

Lüks makam araçları, gösterişli makam odaları sadece birer yansıma. Üstten bakan devlet ve altta hesabı ödeyen Millet.

Bu tablo bizi toplum olarak “Arka ayaklarını indir”meye elbette getirir.

Bu bir sonuçtur.

Bu sonucu doğuran süreci analiz etmezseniz sadece bir sonucu yadırgarsınız ama sonra bir başka sonuç ortaya çıkar ve sonuçlar çıkmaya devam eder.

Mesela Parti Devleti görüntüsünde kongreye giderken maskesiz ve tıklım tıklım otobüste oynayan hanfendi görüntüsü bir yerde durur... Onun karşısında ise para çeken babasını banka kapısında bekleyen çocuğa kamu görevlisi polisin; “babana söyle 900 lira daha fazla çeksin” dediğini duyarsınız. Hatta o görevli polisin kaş/göz işareti ile soğuktan ellerini cebine sokmuş çocuğun ellerini cebinden çıkartmasını da görebilirsiniz.

Evlatları/torunları için temizliğe gitmeye mecbur olan yaşlı teyze zorla otobüsten indirilmeye çalışılırken, parti kongresine giden hanfendi gayet şen şakrak oynayabilir.

Bu tezatlar birer aykırı örnek değildir. Kurduğumuz sistemin sonuçlarıdır bunlar.

Pudra şekeri çeken partili üye ile Boğaziçili öğrenciler aslında aynı kanunla yönetiliyor. Ama Prof Dr İskender Öksüz deyimi ile izah edelim: Bu yönetim tarzına kanun hakimiyeti değil, KANUNLA HAKİMİYET deniliyor.

***

Şimdi gelelim işin son aşamasına.

Hesap sormazsan hesabı ödersin dedik ya...

Mesela  Merkez Bankası Berat Albayrak döneminde 128 milyar doları sattı. Hesabı veren oldu mu? Hatta bu satışa “en azından buna bir bakalım” dediği an Naci Ağbal’ın da koltuğu bir gece yarısı operasyonu ile bitivermedi mi?

Naci Ağbal geceyarısı kararnamesi ile gitmeden finansal piyasalarda kim bu bilgiye sahipti ve ona göre pozisyon aldı? Kim döviz aldı, kim borsada açığa sattı?

Hesap veren oldu mu?

Şeffaf devlet özellikle bu tür parasal ilişkileri gün be gün açıklar. Milleti üstün gören devlet Milletin parasını Millet adına yönettiğini bilir ve ona göre hesap verir.

Devam edelim...

***

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan Çin Dışişleri Bakanı ile görüşmesinde “çak işareti” ile poz verdiler.

Normalüstü mutluluk işareti içeren bu pozun arkasında acaba ne olabilir? Acaba Kanal İstanbul için Çin bizim için önemli mi? Kanal’ı Çinliler mi kazacak?

Zaten bu “çak işaretli” görüşmenin 2 gün sonrasında da Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum Kanal İstanbul imar planını onayladıklarını açıklamadı mı? Açıkladı...

İyi ama Çinlilerin yanında yer alacak yerli Hazine garantili müteahhitlerimizin kredi limitleri dolu. Sitem onlara yeni kredi limiti açamıyor.

Bir ay öncesi gibi Ulaştırma Bakanlığı bu müteahhitlerin kredilerine ek kefil olabilir diye kanun çıkartıldı mı? Çıkartıldı...

Ama Kanal İstanbul gibi 200 milyar dolarlık bir projede bu adımlar hala yetersiz...

***

Acaba!

2019 ve 2020 yılında aşırı parasal genişlemenin de mucidi Berat Albayrak ekibi yeniden sahnenin ön sıralarına geliyor mu?

İki hafta önce açıklanan ekonomi reform paketinin yürütmede başına “Başkan Yardımcısı” getirildi mi?

Reform paketinde ne diyor? Kurtarılması gereken şirketler kurtarılacak... (Not: 16 Mart tarihli “Bankaların batık kredileri!” yazısında bu konunun bir kısmını işledik)

Kim bu kredi sorunlarından kurtarılacak şirketler? Bunu elbette şu an istihdam ve katma değer yaratan şirketler olarak biliyoruz. Ama hangi gözle buna bakacağız?

Siyaset buna karar verirse... Ve Kanal İstanbul için kredi ihtiyacı hasıl olan Hazine garantili müteahhitler öne çıkarsa... 70 milyar dolarlık (veya bu civara yakın) banka kredileri kamulaşırsa ne olur?

1- Hazine garantili köprülerin, yolların fiyatları düşürülür ama bütün fatura da Millete yüklenilir.

2- Böylece bu müteahhitlerimiz tertemiz şekilde Kanal İstanbul işine adım atabilirler...

Tabii ki bu cümleler hep “Acaba!” içeriyor.

Gerçekleri nasıl öğreneceğiz ben de bilemiyorum. Ama umarım bu yazdıklarımın hepsi yanlış olur ve umarım ben yanılmış olurum. Amin...

29 Mar 2021 - 01:59 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Özay Görgün - 1959 lu yıllarda kongreye kamyon üstünde giden kadınlarda karne yok para çok diye göbek atıyorlardı! sonrası malum, bakalım göreceğiz neler olacak her şeyin bir sonu var.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Mart 11:19


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?