Reklamı Kapat

İş gücünün yarısı âtıl

TÜİK tarafından ilk kez açıklanan “atıl iş gücü” oranı Ocak ayında yüzde 29,1 oldu.

Furkan Erten
Furkan Erten Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

BM Kalkınma Programı eski Müdürü ekonomist Bartu Soral, Türkiye’nin bir an evvel üreten sanayi ve tarım yatırımlarını hayata geçirmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bizde işsizlik kelimesi ile anılmayan bambaşka bir konu var; iş gücüne katılım oranı. Türkiye’de bu oran yüzde 50. Yani bizim nüfusumuz içinde çalışmaya hazır nüfusun yarısı çalışıyor, yarısı atıl yani kullanılmayan kaynak demek. Yarısı atıl dediğimiz, 31 milyon kişi” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin kanayan yarası işsizlik tablosu, rakamların ilk kez doğru açıklanmasıyla birlikte gün yüzüne çıktı. TÜİK’in doğru açıklamadığı verilerden dolayı tartışmalara sebep olan ve açıklanan rakamların çok üzerinde olduğu tahmin edilen işsizlik rakamları, “atıl iş gücü” rakamlarının açıklanmasıyla gerçek rakam ortaya çıktı. Ocak 2019’da yüzde 19.6 olan geniş tanımlı işsizlik oranı Ocak 2021’de yüzde 29.1’e yükseldi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı eski Müdürü Ekonomist Bartu Soral, gazetemize önemli açıklamalarda bulunarak işsizlik rakamlarını ve işsizliğe karşı çözümleri anlattı.

Türkiye’de işsizlik ile alakalı büyük bir karmaşa var. Ülkemizin işsizlik karnesi için ne söylersiniz?

İşsizlik sadece çalışmayan insan anlamına gelmez. Üretime dâhil olamayan, hayatta kurduğu hedeflere, hayallere ulaşamayan insan psikolojisi bozulan insandır. Umutsuz, mutsuz, hayatın anlamını yitirdiğini düşünen insandır. İşsizliği sadece parasızlık olarak görmeyelim. Parası olan zengin aile çocukları üretime katılamayınca türlü psikolojik sorunlar yaşıyorlar, sapkın ve bağımlılık noktasına gelebiliyorlar. Bu sebeple işsizlik dediğimiz konu fiziken ve kafaca çalışmaya hazır insanın iş gücünden uzak kalması, atıl olmasıdır, psikolojisinin bozulması, toplumdan uzaklaşması, ailesini yaralamasıdır. Gerçekten herkesin sabahtan akşama tartışması, çözüm yolları araması gereken bir konudur.

TÜİK rakamları her zaman tartışma konusu… Ocak ayında ilk kez atıl iş gücü açıklandı. Bu konuda yorumunuz nedir?

Bugüne kadar niye açıklanmadı bilemem ama açıklanması doğru olmuş. Zaten siz açıklamasanız da Türkiye’de önemli bir işsizlik sorunu olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Esas bizde işsizlik kelimesi ile anılmayan bambaşka bir konu var; iş gücüne katılım oranı. Bir ülkede çalışmaya fiziken ve kafaca hazır nüfusun yüzde kaçı işgücüne yani üretime katılmış, onu inceleyen bir veri. Türkiye’de bu oran yüzde 50. Yani bizim nüfusumuz içinde çalışmaya hazır nüfusun yarısı çalışıyor, yarısı atıl yani kullanılmayan kaynak demek. Yarısı atıl dediğimiz, 31 milyon kişi. Çoğu iş aramıyor bile, zaten mesleki becerileri de yok. Bu veride dünya ortalaması yüzde 61. Üreten ülkelerde iş gücüne katılım daha da yüksek, yüzde 65 civarında. Bu bize üretimin önemini gösteriyor.

“TÜRKİYE AB’DEN VAZGEÇİP KENDİ KALKINMA PROGRAMINI YAPMALI”

Atıl iş gücünün açıklanmasıyla birlikte işsizlik yüzdesi iki katına çıktı. Yeni açıklanmasının durumu ve yorumunuz nedir?

TÜİK’in açıkladığı atıl işsizlik dediği bir zamanlar iş arayıp sonra vazgeçenler, çalışmaya hazır, mesleki becerisi olanlar dâhil rakam. Bu rakam şu anda yüzde 29, yani 8 milyonun üstünde vatandaşımız işsiz. Çok yüksek. Tabii dünyada pandemi gibi bir olay da var. Her tarafta büyük istihdam kayıpları yaşandı. Bu arada dikkat etmemiz gereken konulardan birisi de AB’deki işsizlik oranları. Almanya gibi bir üretim devi hariç, Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerde de işsizlik oranları yüksek. Yani Türkiye artık AB’ye kapağı atıp zenginleşirim hayallerini bırakıp, kendi kalkınma programını, üretim planlamasını ciddi biçimde ele alıp hayata geçirmek zorunda.

SİSTEM ÖNCE KENDİNE MUHTAÇ EDİYOR SONRA FAİZLE SÖMÜRÜYOR

İşsizlik problemini çözmek için en belli başlı çözüm elbette istihdam. İstihdam için üretim ve kalkınma planları da oldukça önemli. Bu konuda neler söylersiniz? Türkiye işsizlik problemi için ne yapmalı?

Bakın dünya bu küreselleşme, finansal piyasalar üzerinden zenginlik oluşturan neo-liberal sisteme 1980’lerde geçti. Türkiye’de çok hevesle girdi bu işe. 1980 24 Ocak kararları, 1989, 32 sayılı kanunda değişiklik ve en son 2001, IMF imzalı-Kemal Derviş sunumlu “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” bu sisteme iliklerimize kadar battık. Bu sistem sülüktür. Patronu Atlantik ötesi sermaye sınıfıdır. Faizle beslenir. Önce elini sonra kolunu alır. Özelleştirmelerle kamunun varlıklarına el koyar. Devletin ekonomide bırakın üretici olmasını, piyasaların denetlenmesini, düzenlenmesini bile istemez. Bu uluslararası bankaların ve şirketlerin kesin hâkimiyetine dayanan bir sistem. Sistem sizi önce kendisine muhtaç etmeye sonra faiz ile sömürmeye dayanır.

SİSTEMİ KIRMANIN YOLU DAHA ÇOK ÜRETMEKTİR

Bunu kırmanın yolu daha çok üretmek, dış ticaret açığından doğan döviz ihtiyacını kırmaktır. Bu ihtiyaç kırılamadığı müddetçe, siz yapılan her hamlede uluslararası finansman kazanır. Türkiye yeni bir ekonomik modele, yani planlı kalkınma modeline geçmek zorunda. Kamu piyasaları, denetlemeli ve düzenlemeli. Türkiye’ye sanayi ve tarımda beş yıllık yatırım planı getirmeli. Bu konuda özel sektör ve kamu beraber çalışmalı. Özelin yatırımları için teşvik hazırlanırken, bazı alanlarda kamu kendisi yatırım yapmalı. Türkiye ölü alt yapı yatırımı değil üreten sanayi ve tarım yatırımlarını süratle hayata geçirmeli. Başka türlü işsizliği yenemezsiniz.

26 Mar 2021 - 04:30 - Ekonomi

Muhabir Furkan Erten


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?