Reklamı Kapat

“Kudüs, İslâm’ın kutsal şehridir”

ESAM İstanbul Şubesi “Huzura Açılan Kapı: Kudüs” konulu bir panel düzenledi. Online gerçekleşen panelde Kudüs ve Mescid-i Aksa mücadelesine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı.

Abdussamet Karataş
Abdussamet Karataş Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) İstanbul Şubesi’nin e-paneller serisinin bu haftaki konusu Kudüs oldu. Bu yıl Miraç Kandili’nin denk geldiği hafta “Uluslararası Kudüs Haftası” ilan edilmişti. Bu anlamlı ilana katkı sağlamak isteyen ESAM da halkın gündemine Kudüs’ü taşımak için “Huzura Açılan Kapı: Kudüs” konulu panel düzenledi. Gazeteci-yazar Halis Mutlu’nun moderatörlüğünü yaptığı panele Prof. Dr. Mustafa Güler, Doç. Dr. Eldar Hasanoğlu ve araştırmacı yazar Ali Yelgün konuşmacı olarak katıldılar.

“KUDÜS, İSMİYLE MÜSEMMA BİR ŞEHİRDİR”

Panelin ‘Kudüs nasıl kutsallık kazandı’ bölümünde söz alan Doç. Dr. Eldar Hasanoğlu “Kudüs’ün kelime anlamı kutsallıktan gelir. İsmiyle müsemma bir şehirdir. Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesidir ve yeryüzünde yapılmış ikinci mabettir. Mübarek Aksa, Peygamber Efendimiz henüz hayattayken kutsallık kazanmış bir mabettir. Tarih boyunca Kudüs’ün kıymetini bilmeyen Yahudiler için Kudüs’ün kutsallık kazanması Babil sürgününde başlar. 1800’lü yıllardan itibaren Yahudilerin Kudüs üzerinde planlara başladığını görüyoruz. Cennetmekân Abdülhamit Han bu girişimlere karşı engelleme çabalarında bulundu. Yahudiler, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki siyasi ortamı değerlendirerek İngilizlerin himayesinde Kudüs’ü işgal ettiler” şeklinde konuştu.

“VAKIFLAR, FİLİSTİN VE MESCİD-İ AKSA DAVASININ EN TEMEL DİREKLERİ”

‘Vakıflar ve Kudüs’ konusunu açıklayan Prof. Dr. Mustafa Güler, “Vakıflar hem UNESCO tarafından hem Birleşmiş Milletler tarafından hem de bizim hukukumuza göre asla vazgeçilmeyecek şeylerdir. Öte yandan Filistin ve Kudüs, vakıflar konusunda başka bir yere konumlandırılması gereken hususlardan birisidir. Vakıflar, Filistin ve Mescid-i Aksa davasının en temel direklerindendir. Bu husustaki gelişmelerle birlikte ortaya çıkan bilgi ve belgeler Filistin davasını devam ettiren kardeşlerimiz için ciddi bir alt yapı oluşturdu. Fakat her mücadelenin farklı ayakları var. Sadece vakıflar üzerinden Kudüs meselesi ‘hallolur’ demek de yanlış olur. Vakıflar konusuyla birlikte konunun diğer yönleri de güçlenirse, Kudüs ve Mescid-i Aksa bizim için acılı bir gurbet olmaktan çıkar” ifadelerini kullandı

“KUDÜS’TE HAYAT MİLATTAN ÖNCE 3 BİNLİ YILLARDA BAŞLIYOR”

Araştırmacı Yazar Ali Yelgün ise ‘Tarih boyunca Kudüs’ün el değiştirmeleri’ konusunu işleyerek, “Kudüs’te hayat milattan önce 3 binli yıllarda başlıyor. Hz. Musa ve Hz. Yusuf peygamberlerden Resulullah Efendimize kadar olan dönemde Kudüs birçok olaya ev sahipliği yapıyor. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) miracıyla birlikte Kudüs İslamlaşma yoluna girmiş oluyor. Peygamber Efendimizin hadis-i şerifinden yola çıkarak âlimler ve ulema, ya Kudüs’e hâkim olacak ya da elindeyse sahip çıkacaksın hükmünde karar kılıyorlar. Hz. Ömer döneminde Kudüs’ten önce Şam fethediliyor. Sonra Kudüs fethediliyor” dedi.

“BURAK DUVARI OSMANLI TARAFINDAN YAHUDİLERE VAKFEDİLMİŞTİ”

Mustafa Güler, Osmanlı’nın Filistin’deki vakıf arşivlerini işaret ederek, “Hafıza yoksa mücadele alt yapınız da yoktur. Kudüs’teki vakıflar konusunda arşiv yönünden bizim sağlam bir alt yapımız var. Büyük oranda hayrat dediğimiz vakıf malları Filistin’de ayakta duruyor. Örnek vermek gerekirse, her ne kadar bir kısmı işgal altında olsa da Halîlürrahman Külliyesi bir hayrat olarak ayakta duruyor. Mescid-i Aksa’nın da bütün vakıf takipleri, vakıf tescilleri, vakıf görevleri, vakıf intikalleri çok sağlam bir şekilde devam ediyor. İsrailliler ne kadar uğraşsa da bu vakıf yönü sayesinde Mescid-i Aksa’ya ulaşamıyorlar. Kaldı ki bugün onların ibadet ettiği önemli yerlerden birisi olan Burak Duvarı da Osmanlı tarafından Yahudilere vakfedilmişti” açıklamalarında bulundu.

“KUDÜS’Ü GERİ ALMAMIZ GEREK”

Yelgün, “Müslümanların eline geçen Kudüs, Hıristiyanlara da nefes aldırdı. Hıristiyanlar şu an Hz. Ömer’e (R.A.) bir sempati besliyorsa bu o gün onlara adaletli davranılmasından dolayıdır. Daha sonra Haçlı Seferleri’yle tekrar Hıristiyanların eline geçen Kudüs bu sefer de Selahaddin Eyyubi tarafından fethediliyor. Sonrası da Osmanlı, Filistin devleti ve işgalci İsrail. Şimdi tekrardan bizim Kudüs’ü geri almamız gerek. Kudüs gidilecek, görülecek ve üstünde düşünülerek bir araya gelinecek bir yerdir. Allah’ın izniyle Kudüs tekrar geri alınacaktır” diyerek Kudüs davası için samimiyet ve mücadele gerektiğinin altını çizdi.

15 Mar 2021 - 04:30 - Gündem

Muhabirler : Abdussamet Karataş , Onur Şehmus Şahin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?